11 Yaşındaki Yemenli Kız Zorla Evlendirilmek İstendiği İçin Evden Kaçtı Öldürldü

  • 21 Yanıt
  • 5558 Gösterim
*

Çevrimdışı Aleyna Sevid

  • *
  • 910
  • Suikastçi
    • MSN Messenger - aleyna.sevid@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
O kırmızı yazıyı neden silmediğimi söyliyim.Amerikanın senaryoları seğil ama bazen bu senaryoları yapıp irana falan saldırıp eski modern haline getirse.Arkadaşım islam ülkelerinde kadınlarìn sz hakkı yok seçim hakkı yok her islam ülkesinde kadınlara özel  yasak var.Ya telefondan yazmak çok zor yarina kadar kitlenmezse sana güzelce bir yanit vereceğm(kòtü davraniş anlamda demiyorum güzelce açıklıcam iki medeni insan gibi anlatıcam demek istedim söylediğimi açıklamak zorunda biraktiniz çünkü söylediğim herseyden kötü anlam çikariyorsunuz)

*

Çevrimdışı Dagger

  • *
  • 1117
  • No one can escape fate.
    • Profili Görüntüle
Konu kilitlenirse de özel mesaj yoluyla istediğin mesajı verebilirsin. Üslubuna dikkat edersen böyle sorun çıkmaz. Çünkü bakarsan ''sana güzel bir yanıt vereceğim'' cümlesine bakınca ''Ağzının payını vereceğim'' anlamı çıkıyor. Bunun yerine ''Sana detaylı bir yanıt vereceğim'' diyebilirdin.

Biraz iki düşünüp bir söyleme meselesi, konuşurken sorun olabilir ama yazarken daha fazla düşünme ve yazdığını silme seçeneğin var.
I have lived my life, to the best of my ability but I have not been able to escape fate, anger or pain...
Bring me the answer's and the road that lead's to truth. Reveal to me once and for all how all of this will end.

*

Çevrimdışı ersin96

  • *
  • 112
  • Bir Gece Ansızın Gelebilirim
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İslam ülkelerine bir şey diyemem ama Araplar biraz "kirli" insanlar. En çok peygamberin onlara gönderilmesi de bunun kanıtı. Aralarında iyi insanlar da olabilir pekala, ama bunun gibi aileler göz önüne alınırsa...

En çok Peygamber Araplara değil İsrailoğullarına gönderilmiştir. Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail Arapların, Hz.İshak da İsrailoğullarının babası sayılır. (İSrail oğulları isimlerini Hz. Yakup'tan almıştır ama ataları Hz. İshak'tır.) Hz.İsa'ya kadar olan çoğu peygamber İSrailoğullarına, Hz.Muhammet Araplara gönderilmiştir.

Hrıstiyanların iki büyük düşmanı vardır: Papalık ve Türkler.
Martin Luther

Bir sevdamız var, Orta Asya'dan başlayan, anadoluda Osmanlı adı altında zirveye ulaşan ve hiç durmadan ilerlemeye devam eden...

*

Çevrimdışı Şahkulu

  • değil, Allah'ın Kulu
  • *
  • 2406
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İslam kadına en çok değer veren dindir. Bunu ayet ve hadislerle açıklayacağım

"Üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını." (Ibn Mâce, edep 3)

Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş, haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın (asm) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır. Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar.

Erkeğin hiç bir bahaneyle kadını dövme hakkı bulunmaz.

Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

"Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır." (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil )

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir.

Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.

Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır.

Bir seçim söz konusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu Islâm bilginleri söylemişlerdir.

Görüldüğü gibi islam hukukumda kadın geçim konusunda hiçbir derdi ve endişesi olmayan, yani alabildiğine sosyal güvenliği bulunan bir insandır. Ve bütün bunlar bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî haklardır. Yoksa Islâm'da karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Bunların hepsi peygamberimiz tarafından belirlenmiş peygamberin yolunda giden müslümanların uygulaması gereken kurallardır. Eğer uygulamazsa burada sorumluluk bireye aittir ve kadın ahirette bundan dolayı hakkını isteyebilir.

İnşallah bunu okursun ve İslam'ın bu konudaki çizgisini anlarsın burada kadına herhangi bir haksızlık varsa bireylerdedir. Bunun nedeni ise bilgi eksikliğidir. Selametle...

İslam kadına en çok değer veren dindir. Bunu ayet ve hadislerle açıklayacağım

"Üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını." (Ibn Mâce, edep 3)

Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş, haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın (asm) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır. Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar.

Erkeğin hiç bir bahaneyle kadını dövme hakkı bulunmaz.

Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

"Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır." (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil )

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir.

Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.

Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır.

Bir seçim söz konusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu Islâm bilginleri söylemişlerdir.

Görüldüğü gibi islam hukukumda kadın geçim konusunda hiçbir derdi ve endişesi olmayan, yani alabildiğine sosyal güvenliği bulunan bir insandır. Ve bütün bunlar bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî haklardır. Yoksa Islâm'da karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Bunların hepsi peygamberimiz tarafından belirlenmiş peygamberin yolunda giden müslümanların uygulaması gereken kurallardır. Eğer uygulamazsa burada sorumluluk bireye aittir ve kadın ahirette bundan dolayı hakkını isteyebilir.

İnşallah bunu okursun ve İslam'ın bu konudaki çizgisini anlarsın burada kadına herhangi bir haksızlık varsa bireylerdedir. Bunun nedeni ise bilgi eksikliğidir. Selametle...

Nisâ suresinin 34. ayeti hakkında ne düşünüyorsun? Pek bilgili değilim bu konuda ama söylediklerinin bazılarıyla çelişen bazı şeyler yazıyor.
Spoiler: You couldn't kill me if you tried for a hundred years. • Göster

*

Çevrimdışı firenze

  • *
  • 241
  • Ve özgürlük hayali , özgürlüğe galip geldi !!
    • MSN Messenger - osmanmurat.96@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Şahkulu haklı bireylerin suçları kitlelere yükseltgenemez . Böyle olursa tartışmanın sonu gelmez . Bir müslüman şunu yaptı hıristiyan onu o bunu . Aleyna seninde bunu paylaşırken sadece kadın haklarını korumak istediğini düşünüyorum . Umarım öyledir . 

*

Çevrimdışı VcKy

  • *
  • 149
  • لا شيء غير الحق ، كل شيء ممكن
    • MSN Messenger - ahmet.altuntoprak@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İslam kadına en çok değer veren dindir. Bunu ayet ve hadislerle açıklayacağım

"Üç, iki, hattâ bir kız çocuğunu, haklarını koruyarak yetiştiren babanın, Cennette kendisiyle beraber olacağını." (Ibn Mâce, edep 3)

Kur'ân'da ve Sünnette ilme teşvik eden hiç bir nas, kadınları bundan ayırmaz. Tersine, ihmale uğrayacaklarını bildiği için, Peygamberimiz (asm) özellikle kadın eğitimini tavsiye etmiş, haklarının korunmasını emretmiştir. Onun devrinde "müctehid" olan kadınlar yetişmiştir. (Meselâ Resûlüllah'ın (asm) zevceleri Âişe validemiz bunlardan biridir.)

Kadın hiçbir konuda erkekten ayrı tutulmadan büyütülmüş ve yetiştirilmiş, sıra evlenmesine gelmiştir. Damat adayını görmesi bir hakkı ve aynı zamanda bir sünnettir. Beğenmezse reddeder, velîlerin ve damat adayının ısrarı hiçbir şeyi değiştirmez.

Evlenirken ağırlığını koyar, damat adayından istediği kadar "mihir" alır. Mihir onun Allah tarafından belirlenmiş en tabii hakkı ve hayat garantisidir. Harcama sahası, meşru çerçevede tamamen kendi iradesine bağlıdır. Mihrini, ya da varsa diğer mal varlığını, hayır yolunda harcayabileceği gibi ticarî işletmelerde kullanabilir, şirketler kurar, şirketlere hisse senetleriyle ortak olur, kazanır ve kazandığını da istediği yerde harcar.

Erkeğin hiç bir bahaneyle kadını dövme hakkı bulunmaz.

Erkek, elbiseni ya da süs malzemeni kendi kazancınla al, diyemez. Kendi varlığı ölçüsünde kadının nafakasını sağlamak zorundadır. Sağlayamayacaksa evlenemez. Evlendikten sonra sağlamazsa kadının boşanma talebi olumlu sonuçlanır.

"Erkeğin en hayırlısı, kadına en iyi davranandır." (bk. Buhâri, nikâh 43; Müslim, fedâil )

Kadının nafakası gibi, tedavisi ve ilâç harcamaları da kocaya aittir. Kadın ekmek yapamayan birisi ise, erkek hazır ekmek almak zorundadır. Süslenmesini istiyorsa, süs malzemeleri ve koku masrafi erkeğe aittir.

Durumuna göre kadın kocasından hizmetçi isteyebilir. Hizmetçinin ücreti kocasına aittir. Örfe göre kadınların yapmaması ayıplanan ev işleri dışında kadın, hiçbir iş yapmak zorunda değildir.

Kadın kocanın yakınlarını istemediği takdirde, kocası onu müstakil bir evde oturtmak zorundadır.

Bir seçim söz konusu olduğunda kadının seçme hakkının bulunduğunu çoğu Islâm bilginleri söylemişlerdir.

Görüldüğü gibi islam hukukumda kadın geçim konusunda hiçbir derdi ve endişesi olmayan, yani alabildiğine sosyal güvenliği bulunan bir insandır. Ve bütün bunlar bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda mahkeme kararı ile belirlenecek olan kanunî haklardır. Yoksa Islâm'da karı-koca birbirinden devamlı hak koparmak için çekişip duran iki düşman kutup değildirler. Bunların hepsi peygamberimiz tarafından belirlenmiş peygamberin yolunda giden müslümanların uygulaması gereken kurallardır. Eğer uygulamazsa burada sorumluluk bireye aittir ve kadın ahirette bundan dolayı hakkını isteyebilir.

İnşallah bunu okursun ve İslam'ın bu konudaki çizgisini anlarsın burada kadına herhangi bir haksızlık varsa bireylerdedir. Bunun nedeni ise bilgi eksikliğidir. Selametle...

Nisâ suresinin 34. ayeti hakkında ne düşünüyorsun? Pek bilgili değilim bu konuda ama söylediklerinin bazılarıyla çelişen bazı şeyler yazıyor.

Eve gelince hanımına selam verip hatırını sormalı, üzüntü ve sevincine ortak olmalıdır. Çünkü, o başkalarından ümitsiz ve yalnız kendisine alışmış bulunan dostu, dert ortağı, kendini neşelendiricisi, çocuklarının yetiştiricisi ve çeşitli ihtiyaçlarının gidericisidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Haksız olarak hanımını dövenin, Kıyamette hasmı ben olurum. Hanımını döven, Allah ve Resulüne asi olur.) [R.Nasıhin]
(Kadınlarınıza eziyet etmeyin! Onlar, Allahü teâlânın sizlere emanetidir. Onlara yumuşak olun, iyilik edin!) [Müslim]

@şahkulunun verdiği bilgilerde de "Erkeğin hiç bir bahaneyle kadını dövme hakkı bulunmaz." diyor.

*

Çevrimdışı Minus2L

  • -Mert A.-
  • *
  • 560
  • Mert <E>
    • MSN Messenger - rrr__mert@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İslam dininde bu tür bir şeye izin olmamasına rağmen çoğu İslam ülkesinde bu yapılmakta. Kendilerini dini bir insan olarak gören bu toplumların kadınlara yaptıkları akıl almaz olaylar var. Fakat buradaki konuyu dine çekmek çok saçma. Bu olaylar sadece bugün olmuyor. Örneğin Araplar kendileri dışındakileri Müslüman olarak bile görmüyor. Yoldan geçerken arabanın biri sana çarpıp öldürse, sana çarpan insan dikkatsiz olsa da suçsuzdur. Ölümün kaderde olduğuna bizde inanıyoruz fakat böyle bir değerlendirmeyi düşünebilir misiniz? Cinayet sayılabilecek olaylar, ölüm kaderde olduğu için cezasız kalıyor. Birçok örnek verilebilir fakat bu olanların hiçbiri İslam diniyle alakalı değil, onu yaşamayı bilmeyenlerle alakalı. Üzücü olan çoğu İslam ülkesinde bu yanlışların yapılması.

Yabancı haber sitesinden bana yetecek kadar ingilizce bildiğim için yabancı siteleride takip ediyorum yabancı haber siteleri türk haber sitelerinden daha hızlı son dakika haberleri

Bende baktım fakat öldüğüne dair bir haber göremedim.

*

Çevrimdışı SlimShady

  • *
  • 398
  • Squads and Quads
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
İslam ülkelerine bir şey diyemem ama Araplar biraz "kirli" insanlar. En çok peygamberin onlara gönderilmesi de bunun kanıtı. Aralarında iyi insanlar da olabilir pekala, ama bunun gibi aileler göz önüne alınırsa...

En çok Peygamber Araplara değil İsrailoğullarına gönderilmiştir. Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail Arapların, Hz.İshak da İsrailoğullarının babası sayılır. (İSrail oğulları isimlerini Hz. Yakup'tan almıştır ama ataları Hz. İshak'tır.) Hz.İsa'ya kadar olan çoğu peygamber İSrailoğullarına, Hz.Muhammet Araplara gönderilmiştir.
haklısınız ama Hz.Muhammed sadece Araplara değil tüm insana gönderilmiştir
Ölmeyen bir şeye canlı denilebilir mi?
A12 bak bakalım düzgün yazmış mıyım?

*

Çevrimdışı ersin96

  • *
  • 112
  • Bir Gece Ansızın Gelebilirim
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Orda kast ettiğim Araplardan çıkmış olmasıdır. Yoksa bunu bende biliyorum. :)

Hrıstiyanların iki büyük düşmanı vardır: Papalık ve Türkler.
Martin Luther

Bir sevdamız var, Orta Asya'dan başlayan, anadoluda Osmanlı adı altında zirveye ulaşan ve hiç durmadan ilerlemeye devam eden...