Karanlığın Ötesinde

  • 38 Yanıt
  • 6978 Gösterim
*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #10 : 17 Ağustos 2014, 13:48:13 »
İyide daha 1. bölümü paylaşmışsın ve epeydir ortalarda yoksun. 1 bölüm daha yazıp buna karar ver bence ;)

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han

*

Çevrimdışı armutyus

  • *
  • 901
  • Kaç Saniyen Var?
    • Profili Görüntüle
    • Yohan Lorm
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #11 : 17 Ağustos 2014, 19:11:37 »
İstikrar başarıyı getirir. Yazmalısın sürekli ve bir süre sonra herkesin ilgisini çekecektir. Tek bölüm var ortada ve sen yenilemedikçe unutulup gider bu hikaye. Tek bölüm uzerinden karar veremeyiz ki iyi veya kötü diye.

Bunu hikaye yazan tüm arkadaşlara söylüyorum senin üzerinden. Aslında daha önce çok bahsettik bu konudan ama ara ara tekrarlamak gerekiyor :)

Xperia Z & Tapatalk


*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #12 : 19 Ağustos 2014, 03:28:23 »
Yazmaya devam edeceğim. Zaten işim gücüm de yok  :P Uyku tutmadı ne yapalım  8)

Spoiler: Bölüm 3 - Kabuslar • Göster
Purmas tüneli 566 kilometreydi. Bu modern teknolojinin gücüyle belki de bir günde geçilebilirdi. Ama nükleer güç, o teknolojiyi de alıp gitmişti. Bu yavaş ve küçük vagonda ne zaman ne de karanlık geçiyordu. Komutan günlerdir uyumamıştı, vagonun arka kısmında 2 tane yatak vardı. Belki de uyuyabilirdi, aslında canı uyumak istiyordu, ama uyuymamalıydı. Tzan ve bir tren dolusu insan. Ne olmuştu onlara? Bu soru 7-24 aklındaydı. Bunu çözmeden uyuyamazdı.

Raskof arkadan yaklaştı ve elinin komutanın omzuna attı. "Efendim. Biliyorum, Er Tzan sizin için çok önemliydi. Ancak efendim. Bu tünel sonsuza kadar gider. Günde 40 kilometreyi zor gidiyoruz. Bu da tam güçle oluyor. Dinlenmelisiniz. Henüz 150. kilometreye vardık. Karanlık da olsa tabelaları görebiliyoruz. Ancak genel tahminlere göre kaza 240. kilometreden önce olmadı. Bence birkaç saat uyuyun, yoksa dayanamayacaksınız." Komutan birkaç dakika öyle bekledikten sonra Raskof'un haklı olduğuna karar verdi ve koltuktan kalkarak yatağa doğru hareket etti. Vagonda çok ışık yoktu. Sadece el fenerleri ve bir de vagon lambası vardı. Ancak onları da enerjinin bitmesine karşın kullanmıyorlardı. Komutan düşünceli bir halde botlarını çıkardı ve yatağa uzandı. Raskof uzaktan ona gülümsedi ancak karanlıkta bu da belli olmadı. Bir dakika sonra yanına gittiğinde ise, çaresiz ve zayıf durumdaki komutan uykuya dalmıştı bile. Ancak daha sonra kontrole geldiğinde, kabuslarının onun peşini bırakmadığını gördü.

"Aleksey...Aleksey...Aleksey...benim...eski dostun...Vasily...hatırlıyor musun?" Aleksey boşluğun ortasında korkudan donakalmış bir halde gölge ruha ve ondan gelen korkunç sese bakıyordu. "Aleksey...Tzan nerede?...nerede?....OĞLUM NEREDE ALEKSEY?...SENDEN SON BİR İSTEĞİM VARDI...Oğlumu koru...Tzan'ı koru....Ona her zaman bak...Benim gibi o lanetlilerin elinde ölmesine izin verme demiştim...." Ve o anda Tzan'ın sesi de duyuldu. "Baba...Baba...Baba...kurtar beni baba...Kurtar..." Aleksey çığlıklar atmaya ve bağırmaya başladı. Ağlıyordu, burnu kanıyordu, anlamsızca bir korku vardı içinde.

O sırada çığlık atarak uyandı. Ryan hemen yanına koştu. "Komutanım, iyi misiniz?" Raskof ve Cris'de hemen geldiler. Raskof durumu anlamıştı. Komutan bu kabuslar yüzünden uyumak istemiyordu. İçinde kötü bir his oluştu. Ancak aradan 8 saat geçmişti. Aleksey 8 saat boyunca o boşlukta kalmış ve dayanmıştı. Hemen botlarını giydi, bir bardak su içti ve yerine geçti.
« Son Düzenleme: 19 Ağustos 2014, 15:30:54 Gönderen: Boxtroll »
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Bat of Gotham
  • *
  • 1670
  • You are not brave. Men are brave.
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #13 : 19 Ağustos 2014, 03:34:20 »
Eline sağlık, güzel bir bölüm olmuş. Sen yazmaya devam et, biz okuyoruz :)

I bet your parents taught you that you mean something, that you're here for a reason. My parents taught me a different lesson, dying in the gutter for no reason at all... They taught me the world only makes sense if you force it to.

*

Çevrimdışı SlimShady

  • *
  • 397
  • Squads and Quads
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #14 : 19 Ağustos 2014, 06:48:44 »
Takipteyim. Eline sağlık
Ölmeyen bir şeye canlı denilebilir mi?
A12 bak bakalım düzgün yazmış mıyım?

*

Çevrimdışı Eren001

  • *
  • 2323
  • fuck you all
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #15 : 19 Ağustos 2014, 08:24:58 »
Sağlam hikaye gibi görünüyor, takipteyim.
Let The Good Times ROCK!

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #16 : 19 Ağustos 2014, 12:18:07 »
Spoiler: Bölüm 4 - Plan • Göster
Artık kaza noktasına çok yakın olduklarını hissediyorlardı. Yolda günler, boş ve sıkıcı geçmişti. Ancak bundan sonrası da kolay olmayacaktı. Büyük bir tren, yıkılmış bir tünel, belki bir yangın ve koca bir sürü mutant bekliyorlardı. Onlarsa 4 kişiydi. Ancak neler olduğunu öğrenmek için araştırmaları da gerekiyordu. Yani hızlı olursalar bulamayacaklardı. Komutan olay yerine iyice yaklaştıklarını hissetti. Bir plan yapmaya karar verdiler, artık ölüm kalım anına gelmişler sayılırdı. Tüm ışıkları yaktılar ve masada her şeyi konuştular. Ancak karşılarına ne çıkacağı konusu gerçekten çok ama çok zordu. İki planda karar kıldılar, önemli olan şu anda sayılardı ve onların sayısı sadece 4 idi.

1) Eğer çok büyük bir sürü ile karşılaşırsalar sessiz ve çok yavaş bir şekilden aralarından geçip gitmeye karar verdiler. Farkedildikleri zaman kaza alanına kadar savaşarak gidecekler daha sonra ise kötü de olsa bir araştırma yapacaklar.

2) Eğer fazla yaratık yoksa hepsini temizleyecek ve bölgeye ulaşacaklar. Sonra ise etrafın güvenli olduğuna karar verdiklerinde ayrıntılı bir araştırma başlatacaklar.

Fakat nasıl döneceklerini bilmiyorlardı. Sonunda bu konuda da duruma göre doğaçlama yapmaya karar verdiler. Durumları kritikti. Bir hata hepsine ölüme sürükleyebilirdi. Ancak öyle veya böyle. Birileri de onları aramaya gelecekti.

Komutan artık 230. kilometreye kadar geldiklerini farketti. Hepsiyle konuşarak vagonu durdurdu ve uyumalarını istedi. Kabuslarla dolu da olsa, güçlü kalmak, savaşmak için bu uykuya ihtiyacı vardı. Gözlerini kapadı ve...

"Aleksey....neden kaçtın benden?....neden kaçtın?...en son bağırıyordun...ancak kaçmana gerek yoktu...Aleksey...Aleksey..." komutan gerçekten de korkuyordu. Hareket edemiyordu, sadece gözlerini oynatabiliyordu ve o gölge ruh sanki onu tamamen bitirmek için oradaydı. "Tzan...canım oğlum...ben öldüğümde henüz bir çocuktu...senden son ricam...son ricam...sondu....onu koru....benim gibi ölmesin...iyi bir hayat sürsün...daha iyi demiştim...Ama sen bana ihanet ettin...oğlumu o 5 aptalın eline verdin...doğudaki sömürgecilerin eline verdin...o bir vezir veya şah niteliğindeydi....sen onu bir piyona çevirdin...sen onu bitirdin....onun katili sensin...sensin!!!!SENSİN!!!" Aleksey bu haykırışlara dayanamıyordu. Vasily onun gücünü emercesine işkence ediyordu. Daha sonra yaklaştı. "Aleksey...sana güvenmekle hata ettim...beni hayal kırıklığına uğrattın...can almak....ne kadar büyük zalimliktir ki...bunu sende yaptın....keşke senin gibi bir çaylağı kurtarmasaydım." Bu sözlerin ardından Aleksey'in gözlerinden yaşlar gelmeye başladı. İçindeki korku iyice büyüdü. Vasily ile tam karşı karşıya geldiler. "Aleksey...onu bulamayacaksın...oğlumu bulamayacaksın...cesedi senin yüzünden o lanetlilere akşam yemeği oldu...orada öleceksin...bunun için elimden geleni yapacağım." dedikten hemen sonra gölge gibi olan elini Aleksey'in kalbine soktu. Alekseyin canı çok fena yandı. "Bu yaptığın şeylerin bedeli. Ölümün. Kalbin karanlık artık. Aynen olması gerektiği gibi. Bu senin sonun. Yavaş yavaş tüm vücuduna yayılacak. Tüm fonksiyonların yavaş yavaş gidecek...ve...sonunda...kaderin...GERÇEKLEŞECEK!"

Komutan birden uyandı. Her yerinden ter akıyordu. Çok korkmuştu. Ve hemen göğsünü açarak kalbinin üstüne baktı. Bir karartı gerçekten de vardı. İşte şimdi gerçekten korkmaya değerdi...
« Son Düzenleme: 19 Ağustos 2014, 15:31:14 Gönderen: Boxtroll »
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #17 : 19 Ağustos 2014, 15:28:14 »
Spoiler: Bölüm 5 - Çatışma • Göster
Artık gelmişlerdi. Son birkaç dakika idi. Vagonun etrafında birkaç yaratık da görmüşlerdi. Gerçekten de kötü bir kaza, belki bir pusuydu. Kimse bilmiyordu. Vagondaki tüm ışıklar söndürüldü ve iyice yavaşlandı. Herkes hazırlandı. Silahlar, gece görüş gözlükleri ve buna benzer ekipmanlarda tamamdı. Etrafa bakıyorlardı. Yaratıklar aylak aylak geziniyordu. Bazıları hala cesetlerden yiyordu. Ve işte trenin bir ucu görünmüştü. Yıkılan vagonlar. Etraf tamamen kan ile doluydu. Her yerde cesetler. Yaratıklar. Bazıları savaşmıştı. Silahlar, zırhlar...çok kötü bir manzara vardı. Ancak büyük bir sürü olmalıydı. Fakat etrafta çok fazla yaratık yoktu. 15 vagonluk trenin henüz ortasına geliyorlardı ki tren bir yerden sonra fena raydan çıkmıştı. Yangın da çıkmıştı ki izleri de hala buradaydı. Hala yanan yerler vardı. Bir vagonda çok fena çıkmış olmalı ki tüneli kırıp geçmiş, dışarıya bir yol yapmıştı. Ve dışarıda ölü bir şehir daha görülebiliyordu. Yaratıklar belki de buradan çıkmışlardı. Dışarıda dolaşan yaratık sayısı da epey fazlaydı. Ve sonunda en büyük problemlerden birisi görüldü. Yol kapalıydı. Hem tünelin yıkılan tavanı, hemde birbirinin üstüne kadar çıkan 3-4 vagon yolu kapatmıştı. Bu kötüydü. Mecburen inmek zorunda, devam edip, savaşmak zorundaydılar.

Trenden ilk inen Komutan oldu. Diğerlerinde olduğu gibi onda da susturucu vardı. Elindeki saldırı silahı ile (Assault Rifle diye geçen türden. Sondaki NOT'u okuyun lütfen) sessizce ilerlemeye başladı. Hemen ardından Ryan elindeki palası ile geliyordu. Ardından Royd korkmuş halde ilerliyordu ve elinde bir tabanca vardı. En arkada ise dikkatle etrafı gözleyen Raskof vardı, onda da bir pompalı vardı.

İlk birkaç metredeki yaratıkları bıçak ve pala ile sessizce arkadan öldürerek ilerlediler. Ancak bir sorunları vardı. Taze kan. Yaratıkların da kanları insan kanı gibi olduğundan hemen kokusunu alıp koşanlar, dolayısıyla onları farkedenler de oldu. Bu sıkıntı çıkardı. Bir dakika içerisindeyse bağrışlar duyuldu. Yaratıklar haber veriyorlardı. Bunun üzerine silahlarla ateş etmeye başladılar. O vagon duvarının oraya doğru gidiyorlardı. Komutan direk kafalarına nişan alarak indiriyor ve hızlıca ilerliyordu, hemen arkasından gelen Ryan'da koşarak çeşitli hareketler ve palasıyla yaratıkların kafalarını kesiyordu. Royd ise tırsak bir şekilde oraya buraya ateş ediyordu ancak hedefleri sürekli ıskalıyordu. Daha sonra gelen Raskof ise sağ tarafı tutmuş kimseyi geçirmiyordu. Tam hedefleri tutturuyor ve küfürler ederek eğleniyordu.

Kısa sürede vagon duvarına ulaştılar ve geçmenin yollarını aradılar. Ancak kolay olmadı. Neredeyse kapanmıştı. Yerdeki taşları kaldırıp attıkları da çoktu. Fakat orayı açana kadar cephaneleri yetecek miydi? Akıllarında korku dolu düşüncelerle ellerinden geleni yaptılar. Zorlanarak da olsa. Küçük bir yol açmayı başardılar. Raskof ve Komutan onları korurken Royd ve Ryan'da yolu açıyordu. Fakat artık evrimleşmiş kurtlara benzeyen 2 metre boyundaki yaratıkların sesi de duyulmuştu. Bu yaratıklardan 100 tanesi 500 kişilik bir savunma hattını 4 dakika da yok etmişti. Komutan o günleri çok iyi hatırlıyordu.

Savaşmaya devam ediyorlardı. Ryan arkadan tüneli açtıklarını söyledi. O sırada açtıkları o tünelden geçen bir tane mutant hemen bacağından tuttu ve onu çekti. Bir anda çığlıklar içerisinde kayboldu. Royd bir anda korkuyu her yanında hissetti ve elindeki her şeyi bırakarak yere düştü. Tanrıya yalvarmaya başladı. Raskof geriye dönüp olanlara bir göz attı. Ryan ortada yoktu. Royd ise ölüme teslim olmak üzereydi. Raskof küfrederek Royd'u kolundan tuttu ve ayağa kaldırdı. O sırada kurtların sesi daha da yaklaştı. Komutana baktıklarında etraftaki son yaratıkları da temizliyordu. Raskof aceleyle Komutana haber verdi ve tünelden önce o geçti. Hemen arkasından kafası hala ölüm korkusuyla dolu Royd ve en sonda etrafa bir bakarak oh çeken Komutan geçti.


NOT: Ben silahlardan çok anlamadığım için direk türler olarak geçecek, ayrı ayrı silah adı vermeyeceğim yani. Belki arada karışanlar olur ama öyle genel olarak yapmayacağım.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #18 : 19 Ağustos 2014, 19:34:49 »
Spoiler: Bölüm 6 Korkak • Göster
Zor bir çatışmanın ardından, Aleksey, Raskof ve Royd  tünelden geçmişlerdi. Tünelin öbür tarafında bir sürü yaratık tekrar doluşmuştu ancak o kadar körlerdi ki o tüneli görmemişlerdi. Tünelin bu tarafında ise 2 vagon vardı. Bu vagonları arayabilirlerdi. Rahatsız edilmeyeceklerdi. Ancak önemli bir soru vardı kafalarında...Ryan'a ne oldu? Ryan nerede? Ryan ÖLDÜ MÜ??? İşte ilk amaçları bu soruların cevaplarını bulmaktı.

Komutan söze girişti, "Onlardan şimdilik kurtulduk, o ucubelerin buradan geçebileceğini sanmıyorum. Ancak Ryan'ı bu tarafa çeken biri vardı. Önce onu bulmalıyız. Royd...en son Ryan'ı sen gördün. Ona ne oldu?" Royd donuk bir şekilde bakmaya devam ediyordu. Gerçekten de korkmuştu. Hiçbir şey yapmadan Ryan'ın çekilmesine, belki de ölmesine izin vermişti. Hem vicdanı, hem de yüreği rahat değildi. Bu onun gibi bir çaylak için çok zordu. Komutan karşısına çöktü ve gözlerine baktı. İçinden geçirmekle kaldı, "Bu çocuk bir asker değil, hiçbir şey değil. Annesinin kucağından asla ayrılmaması gerekirdi. Aptalın teki." Son kelimeleri biraz sesli söyleyince Royd'un buzları eridi. "O...O...O...onu çekti..çekti...bir anda...ta-...ta...tam göremedim. Bir anda...bir anda...elleri....tutamadım...yıkıldım...ben-ben...ben...yapamadım...efendim. Onu aldılar....birden fazlaydılar...iskeletimsi olanlar...onlardı....elleri neredeyse tamemen kemikti....ama yüzü....göremedim...ne oldu sonra....bilmiyorum...ben...üzgünüm efendim."

Komutan ayağa kalkarak ne yapacağını düşündü. Raskof yanına geldi. "Efendim, onu aramalıyız. Bu olay kısa bir süre önce oldu. Bulabiliriz. Vagonlardadır muhtemelen. Bunu halledebiliriz." Komutanda aynı şekilde düşünüyordu. Ancak Royd'dan uzaklaştı ve elleriyle Raskof'a gelmesini işaret etti. Raskof yaklaşınca, "Peki bu aptal ne olacak? Onu bırakamayız. Annesine koşar gibi ortalığı yıkar." Raskof da bilmiyordu. "Onu getirmemeliydik, efendim. Başımıza bela olacak. Keşke Ryan yerine onu alsaydılar. Aptal herif." Birkaç dakika orada kaldılar ve konuştular...sonunda ise onu orada bırakmaya karar verdiler. Yanına döndüler. Komutan "Royd" diye seslendi. Kendine yeni gelen Royd hemen oraya döndü. "Senin burada kalmanı istiyoruz. Biliyorum korkuyorsun. Ancak bu gerekli. Öbür tarafta yaratıklar var. Bu tüneli henüz kapatamayız. Önce Ryan'ı bulacağız. Sonra da kurtulanları arayacağız. Burası açık kalmalı...şimdilik. Senden isteğimiz son birkaç haftadır ilk kez bir işe yarayıp burada oturman. Eğer gelen bir şey olursa acıma vur. Eğer altedemeyeceksen de bizi çağır." Royd anladım şeklinde bir hareket yaptı. Raskof içinden "Sonunda" diye geçirdi.

Komutan ve Raskof hemen ilk vagonun kapısını açtılar. Ellerinde silahlarıyla hazırdılar. Şanslarına içeride ışık da vardı. Aslında genel olarak baktıklarında tünelin diğer kısmına göre burası aydınlıktı. Tüneldeki ışıklar yanıyor, vagonlarda ki lambalar çalışıyor ve duvarda ise 2-3 yerdeki yangının ışığı hala vuruyordu. İçeride bir çok ölü, ceset ve yaratık ölüsü vardı. Ancak vagonun sonunda ise o yaratıklar bekliyordu. Royd'un dediği gibi. İskeletler... bunlar bir çeşit yaratıklardı. Sadece mutasyonun etkisi ile derilerinin büyük kısmı erimişti. Ancak bir köpek kadar tehlikeliydiler. Aleksey ve Raskof hemen kafalarından o ikiliyi indirdi. Birinin bedeni kapıya doğru yaslandı ve kapı açıldı. Sorun ise, öteki vagonda bunlardan 20 taneden fazla olmasıydı. Komutanın ifadesi bir anda değişti.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Eren001

  • *
  • 2323
  • fuck you all
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #19 : 19 Ağustos 2014, 23:08:45 »
Bu ne hız dostum. :D
Let The Good Times ROCK!