Karanlığın Ötesinde

  • 38 Yanıt
  • 6989 Gösterim
*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #20 : 19 Ağustos 2014, 23:14:25 »
Bu ne hız dostum. :D

Dün hallettiğim için bugün pek bir işim yoktu.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Affedilmeyen

  • *
  • 786
  • Kisi Sevdigi ile Beraberdir.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #21 : 20 Ağustos 2014, 04:34:48 »
ardı ardına gelen bölümler iyi güzel devam etmelisin istersen bölümleri biraz daha uzun tutabilirsin
Hayat Akip Giden Bir Nehirdir.. Yüzmesini Bilmiyorsan Su Üstünde kal..

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #22 : 20 Ağustos 2014, 08:20:41 »
ardı ardına gelen bölümler iyi güzel devam etmelisin istersen bölümleri biraz daha uzun tutabilirsin

Açıkçası daha da uzun olmasını bende isterim ama öyle yapınca, hem ben batırıyorum hem de güzel durmuyor, hiç değilse bana göre.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #23 : 20 Ağustos 2014, 14:20:09 »
Spoiler: Bölüm 7 - Hayal Kırıklığı • Göster
İfadesinin değişimiyle elindeki silahını ateşlemeye başlaması bir olan komutan birden küfürler yağdırmaya başladı. Kötü ve korkutucu bir andı. Raskof bile bir anlığına bakakalmıştı. Hemen sonra o da komutanına katıldı ve ateş etmeye başladı. Birkaç tanesi öldüğü sırada diğerleride hızlı bir şekilde koşarak saldırıya geçti. İşte şimdi biraz eşitlik olmuştu. Yaratıklar koşarken hala ateş ediyorlardı. Her atışlarında bir tanesi daha yere iniyordu ancak sayıları fazla ve yakınlardı. Raskof öne doğru çıktı ve bağırarak taarruza geçti. Önüne geçen yaratıkların hepsinin kafasına kafasına vuruyordu. Komutan ise bu anı şaşkınlıkla izliyordu. Bir anda o da taarruza geçti ve elindeki tüfeği ile onlara koşarken ateş etmeye başladı...

Bir dakika sonra her şey bitmişti. Yerde yirmiden fazla yaratık cesedi, karnında yaralı bir asker ve yere oturup neler olduğunu anlamaya çalışan bir komutan vardı. Durumlar artık karışıyordu. Komutan hemen Royd'u çağırdı. Royd birkaç dakika sonra anca gelebilmişti. İçeri girdiğinde manzarayı görünce, yüz ifadesi daha da korktuğunu belli etti. O kadar korkmuştu ki sadece bakıyordu. Gerçekten böyle bir korkağı orduya almak aptallıktı.

Kendine geldiğinde hemen Komutanın yanına koştu ve yere çöktü, "Efendim, iyi misiniz? Neler oldu?" diye sormaya başladı. Komutan da ona bir tokat attı, "Kendine gel artık asker. Burada oyun oynamıyoruz. Ben iyiyim. Sadece fazla gerildim ve yoruldum. Git Raskof'a bak. Sağlıkçı olan sensin." Royd yüzündeki utanç ifadesiyle ayağa kalktı ve Raskof'un yanına koştu. Bu iskeletimsiler hakkında söylenen şeyler gerçekten de doğruydu. Uzaktan tehlikeli görünmeselerde elleriyle karın deşebilirlerdi ve az kalsın Raskof'un karnını da deşeceklerdi. Royd birkaç dakika yarayı inceledi ve elleriyle ne durumda olduğuna baktı. Raskof bu arada kendinden geçmişti. Komutan'a dönerek, "Efendim, durumu ciddi. Ameliyat etmeliyim. Muhtemelen organlarına zarar verilmiş. Daha sonra da dikmem gerekiyor." Komutan anladım işareti yaptı, "O halde yap. Kurtar onu. Bir kez bir işe yara." Royd "Bunu başaracağım" demek istiyordu, ama yapamayacağını düşünüyordu.

Komutanına dönerek, "Efendim. Bir sorun var. Tıbbi malzeme çantam burada değil. Vagonda kaldı." Bunları söyledikten sonra Aleksey onu boğmak istedi. Gerçekten boğmak istedi. Ancak o kadar bile gücü yoktu. Az kalsın Raskof gibi o da deşilecekti. Royd'a döndü ve konuşmaya başladı, "Bugün 3. askerimi de kaybetmek istemiyorum. Ama bunu sen istedin. Royd...Royd...yola çıktığımızdan beri beni hayal kırıklığına uğrattın. Seni askere almak bir hataydı. Hatta evinden dışarı adım atmak dahi hata. Ama en büyük hata ne biliyor musun? Seni bir hayal kırıklığısın, yüz karasısın. En büyük hata ailenin seni yapması. Ölü doğum olmalı veya düşük olmalıydın Royd. Şimdi sana yol göstereceğim. Bir şansın kaldı. Son şans. Oraya gidecek ve o lanet çantayı getireceksin. Eğer yapmazsan, gitmezsen, seni ben vururum. Vururum. Bunu kesinlikle yaparım. Ya orada ölürsün, ya da burada Royd. Seçim senin." Royd bu andan sonra ne durumda olduğunu anlıyordu. Hayatı bitmişti. O çantayı neden almamıştı ki sanki? Ben Aptalım diye içinden geçiriyordu. Bu doğruydu...Ancak oracıkta ölemezdi. Ve o korku yuvasına da giremezdi. Sadece yürüdü ve vagondan çıktı. Komutan gözlerini kapattı ve biraz kafasını dinledi. Birkaç dakikalığına da olsa, bu lanet yerden uzaklaşmıştı.

Aslında uykuya dalmıştı. Gözlerini açtığında kendini yine o boşlukta buldu. Fakat bu sefer etrafta kimse yoktu. Kafasını ellerini de hareket ettirebiliyordu, fakat hareket etmiyordu. Bacakları sabitti. Ve dengesi de bozulmuyordu. Neler olduğunu anlamamıştı. Biraz şaşırmıştı. O gölgenin (Vasily) gelip ona tekrar işkence etmesinden korkuyordu. Belki de öyle olacaktı. Bir anda karşısında bir çember göründü. Bu modern çağ bilim kurgu filimlerindeki portallara benziyordu. İçinden Tzan çıkmıştı. Komutan şimdi neler olacağını bilmiyordu. En son Tzan'ı bu boşlukta gördüğünde o da kızgın ve üzgündü. Tzan komutana doğru yaklaştı. "Komutanım...Bana çok yaklaştınız. Beni bulun. Cesedimi bulun. Bulmak zorundasınız. Bu sizin vazifeniz. Babamın yanına gitmem gerekiyor. Beni ona götürün. Götürmelisiniz. Götüreceksiniz. Böyle bitmek zorunda." dedi ve bir anda komutan gözlerini açtı.

Gözlerini açtığında etrafına bir göz attı. Royd ortalarda yoktu ve yanında Raskof acılar içerisinde baygın bir haldeydi. Ayağa kalktı ve genel olarak bir kez daha etrafa baktı. Raskof'un durumuna baktı. Yarası artık kanamıyordu ancak çok kan kaybettiği belliydi. Daha sonra ise nabzını ve boğazını kontrol etti. Nefes alıyor, kalbi atıyordu. Henüz ölmemişti ama içinden en fazla birkaç saati vardır diye düşündü. Onu orada bırakıp diğer vagona geçti. Royd burada da yoktu. Daha sonra da dışarı çıktı. Tünelin ağzına kadar geldi. Aslında genel olarak baktığında Royd'dan hiçbir iz yoktu. Muhtemelen tünelin diğer ucundan koşarak kaçtı diye düşündü. Daha sonra ise vagona geri döndü. Yerdeki eşyaları toparlayıp çantasına koydu ve vagonun diğer ucundan çıktı. Ancak işte o an kalbi vuruldu....
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #24 : 22 Ağustos 2014, 19:00:53 »
Arkadaşlar, ard arda ileti atmak gibi olmasın ama 2 gündür gelmiyor yeni bölüm bir açıklama yapayım :)

Şimdi çeviri işleriyle uğraşıyorum son 4 gündür burada kafam hep inşallah yarına kadar o iş bitecek. Onun dışında Dishonored geldi Steam'e ücretsiz PC'ye geçtiğim gibi oradayım. Muhtemelen Pazartesi son hız devam edeceğiz. :) Böyle olmasını istemezdim ama maalesef böyle oldu umarım durumu anlıyorsunuzdur. Bu arada hikayeyi bir de Wattpad'e ekledim. Orada buraya göre daha geriden yayınlayacağım. 3 bölüm falan fark olacak hep. Takip etmek isterseniz oradan da bakabilirsiniz,

http://www.wattpad.com/story/21837342-karanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n-%C3%B6tesinde

Okuduğunuz ve dikkate aldığınız için teşekkürler.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı rahman17

  • Originz
  • *
  • 3380
  • Hayatı satın alamazsınız.
    • ICQ Messenger - 10000001
    • MSN Messenger - archdevil19@outlook.com
    • AOL Instant Messenger - kerem_ayvaz@aol.com
    • Yahoo Instant Messenger  - kerem_ayvaz@yahoo.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #25 : 22 Ağustos 2014, 19:01:56 »
@Boxtroll
Hayırdır ne çevirisi?

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #26 : 23 Ağustos 2014, 14:34:23 »
Spoiler: Bölüm 8 - 4 Adam • Göster
Komutanın gözlerinden bir anda yaşlar gelmeye başladı. Kendi kendine özür diliyor ve mırıldanıyordu. Bir anda yıkıldı ve diz çöktü. Başarısızlığının cezasını çekmeye başladı. Vagonun üst çıkıntısından bacağının birinden yere asılı şekilde ölü duran Tzan'ı gördü. Tren kazasının kurbanlarından birisi daha. Yüreği bu ana dayanamıyordu. Ölmek istiyordu. Tzan bunu haketmemişti. Bu kaza onun suçu değildi. O ölmüştü. Rüyasına giren o çocuk yaşıyordu ancak bu çocuk ölmüştü. Bu berbattı. Ne yapacağını bilemeyen komutan onun yaratıklara yem olan omuzlarına ve gövdesine bakakalmıştı. Yüzünün bir kısmı hala normaldi. Cesedi kokmuştu. Ve etrafı sineklerle doluydu. Bu saf çocuk bu sonu asla haketmemişti. Gerçekten de haketmemişti. Fakat bu şeyler onun başına gelmişti. Hemen vagonun birkaç metre ilerisinde ise Ryan'ın cesedi duruyordu. Şu anda komutan ne yapacağını gerçekten bilemiyordu.

Elinde 3 adam vardı ve birisi ölü, birisi ölmek üzere ve birisi de kayıptı. Aradığı altı adamdan birisi ölü geri kalanı da kayıptı. Ortada ne yapacağını bilemezce oturuyordu. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu onun mağlubiyetiydi. Vicdanı şu anda onu kemiriyordu. Bu acıya nasıl dayanacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Tzan'ı oradan indirdi ve yere yığdı. Künyesini alarak çantasına attı. Aynı şekilde Ryan'ın da künyesini aldı. Daha sonra  vagona geri dönüp, Raskof'un bedenine baktı. Tekrar nabzını ve boğazını kontrol etti. Bu sefer daha soğuktu ve daha yavaş bir kalp atışı vardı. Hemen sonra ise duvara gitti ve delikten öbür tarafa baktı. Royd'a dair hiçbir iz yoktu. O da en iyi bilebileceği şeyi yaptı. Oturdu ve düşüncelere daldı. Yanında sevdiği bir asker olan Raskof vardı. Yapabileceği pek bir şey yoktu. Bir iğne, ip ve sargı bezine ihtiyacı vardı. Yaklaşık 10 dakika kadar daha oturdu. Daha sonra ayağa kalktı ve vagondaki valizleri, çantaları...işte ne varsa aramaya başladı. İplik ve bezleri topladı daha sonra bir de iğneye ihtiyacı vardı. Fakat iğnesi yoktu. Hiçbir yerde iğne yoktu. Küfürler etmeye başladı. Sonra Raskof'un yanına gitti ve tekrar kontrol etti. Sona yaklaşıyordu ancak hala biraz zamanı vardı. Kemerini çıkardı ve kemer ucunu aldı. Bıçağıyla onu keskin ve inceleştirdi. Bir iğne gibi düşündü. Daha sonra temiz suyla yarayı yıkadı. Dikti. Ve en sonda bezleri de birbirine dikerek bandajladı. Muhtemelen geç kalmıştı. Bu yıkık yerde yara çoktan enfeksiyon kapmış olmalıydı. O saatleri orada geçirdi. Sürekli Raskof'u kontrol ediyordu. Pek bir değişiklik olmasa da Raskof yaşayacaktı. Belki de son anda kurtulmuştu ama Komutan sonunda iyi bir şey diye içinden geçirdi. Daha sonra dışarı çıkıp Royd'u aramaya başladı. Royd diye bağırsada bir cevap bulamadı. O korkak ya yol üzerinden uzaklaşmış ya da öbür tarafta ölmüştü. Bunu haketmişti.

Fakat şu anda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Belki o da ölecekti. Yiyecek ve içecek bakımından çok stoğu kalmamıştı, ama nüfus %75 oranında düşünce çok da sıkıntı olmayacaktı...


NOT: Bu bölümü daha uzun tutacaktım. Yani diğer bölümler gibi olacaktı ama bundan sonra her karakter ayrı mekanlarda olacak beraber olmayacak, hiç değilse bir süreliğine. Şimdi tek karakter giderken bozmak istemedim. Öbür bölümden itibaren ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Eren001

  • *
  • 2323
  • fuck you all
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #27 : 25 Ağustos 2014, 15:50:08 »
Spoiler: Bölüm 8 - 4 Adam • Göster
Komutanın gözlerinden bir anda yaşlar gelmeye başladı. Kendi kendine özür diliyor ve mırıldanıyordu. Bir anda yıkıldı ve diz çöktü. Başarısızlığının cezasını çekmeye başladı. Vagonun üst çıkıntısından bacağının birinden yere asılı şekilde ölü duran Tzan'ı gördü. Tren kazasının kurbanlarından birisi daha. Yüreği bu ana dayanamıyordu. Ölmek istiyordu. Tzan bunu haketmemişti. Bu kaza onun suçu değildi. O ölmüştü. Rüyasına giren o çocuk yaşıyordu ancak bu çocuk ölmüştü. Bu berbattı. Ne yapacağını bilemeyen komutan onun yaratıklara yem olan omuzlarına ve gövdesine bakakalmıştı. Yüzünün bir kısmı hala normaldi. Cesedi kokmuştu. Ve etrafı sineklerle doluydu. Bu saf çocuk bu sonu asla haketmemişti. Gerçekten de haketmemişti. Fakat bu şeyler onun başına gelmişti. Hemen vagonun birkaç metre ilerisinde ise Ryan'ın cesedi duruyordu. Şu anda komutan ne yapacağını gerçekten bilemiyordu.

Elinde 3 adam vardı ve birisi ölü, birisi ölmek üzere ve birisi de kayıptı. Aradığı altı adamdan birisi ölü geri kalanı da kayıptı. Ortada ne yapacağını bilemezce oturuyordu. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu onun mağlubiyetiydi. Vicdanı şu anda onu kemiriyordu. Bu acıya nasıl dayanacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Tzan'ı oradan indirdi ve yere yığdı. Künyesini alarak çantasına attı. Aynı şekilde Ryan'ın da künyesini aldı. Daha sonra  vagona geri dönüp, Raskof'un bedenine baktı. Tekrar nabzını ve boğazını kontrol etti. Bu sefer daha soğuktu ve daha yavaş bir kalp atışı vardı. Hemen sonra ise duvara gitti ve delikten öbür tarafa baktı. Royd'a dair hiçbir iz yoktu. O da en iyi bilebileceği şeyi yaptı. Oturdu ve düşüncelere daldı. Yanında sevdiği bir asker olan Raskof vardı. Yapabileceği pek bir şey yoktu. Bir iğne, ip ve sargı bezine ihtiyacı vardı. Yaklaşık 10 dakika kadar daha oturdu. Daha sonra ayağa kalktı ve vagondaki valizleri, çantaları...işte ne varsa aramaya başladı. İplik ve bezleri topladı daha sonra bir de iğneye ihtiyacı vardı. Fakat iğnesi yoktu. Hiçbir yerde iğne yoktu. Küfürler etmeye başladı. Sonra Raskof'un yanına gitti ve tekrar kontrol etti. Sona yaklaşıyordu ancak hala biraz zamanı vardı. Kemerini çıkardı ve kemer ucunu aldı. Bıçağıyla onu keskin ve inceleştirdi. Bir iğne gibi düşündü. Daha sonra temiz suyla yarayı yıkadı. Dikti. Ve en sonda bezleri de birbirine dikerek bandajladı. Muhtemelen geç kalmıştı. Bu yıkık yerde yara çoktan enfeksiyon kapmış olmalıydı. O saatleri orada geçirdi. Sürekli Raskof'u kontrol ediyordu. Pek bir değişiklik olmasa da Raskof yaşayacaktı. Belki de son anda kurtulmuştu ama Komutan sonunda iyi bir şey diye içinden geçirdi. Daha sonra dışarı çıkıp Royd'u aramaya başladı. Royd diye bağırsada bir cevap bulamadı. O korkak ya yol üzerinden uzaklaşmış ya da öbür tarafta ölmüştü. Bunu haketmişti.

Fakat şu anda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Belki o da ölecekti. Yiyecek ve içecek bakımından çok stoğu kalmamıştı, ama nüfus %75 oranında düşünce çok da sıkıntı olmayacaktı...


NOT: Bu bölümü daha uzun tutacaktım. Yani diğer bölümler gibi olacaktı ama bundan sonra her karakter ayrı mekanlarda olacak beraber olmayacak, hiç değilse bir süreliğine. Şimdi tek karakter giderken bozmak istemedim. Öbür bölümden itibaren ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Bekliyoruz.
Let The Good Times ROCK!

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #28 : 25 Ağustos 2014, 15:54:45 »
Spoiler: Bölüm 8 - 4 Adam • Göster
Komutanın gözlerinden bir anda yaşlar gelmeye başladı. Kendi kendine özür diliyor ve mırıldanıyordu. Bir anda yıkıldı ve diz çöktü. Başarısızlığının cezasını çekmeye başladı. Vagonun üst çıkıntısından bacağının birinden yere asılı şekilde ölü duran Tzan'ı gördü. Tren kazasının kurbanlarından birisi daha. Yüreği bu ana dayanamıyordu. Ölmek istiyordu. Tzan bunu haketmemişti. Bu kaza onun suçu değildi. O ölmüştü. Rüyasına giren o çocuk yaşıyordu ancak bu çocuk ölmüştü. Bu berbattı. Ne yapacağını bilemeyen komutan onun yaratıklara yem olan omuzlarına ve gövdesine bakakalmıştı. Yüzünün bir kısmı hala normaldi. Cesedi kokmuştu. Ve etrafı sineklerle doluydu. Bu saf çocuk bu sonu asla haketmemişti. Gerçekten de haketmemişti. Fakat bu şeyler onun başına gelmişti. Hemen vagonun birkaç metre ilerisinde ise Ryan'ın cesedi duruyordu. Şu anda komutan ne yapacağını gerçekten bilemiyordu.

Elinde 3 adam vardı ve birisi ölü, birisi ölmek üzere ve birisi de kayıptı. Aradığı altı adamdan birisi ölü geri kalanı da kayıptı. Ortada ne yapacağını bilemezce oturuyordu. Hüngür hüngür ağlamaya başladı. Bu onun mağlubiyetiydi. Vicdanı şu anda onu kemiriyordu. Bu acıya nasıl dayanacağı hakkında hiçbir fikri yoktu. Tzan'ı oradan indirdi ve yere yığdı. Künyesini alarak çantasına attı. Aynı şekilde Ryan'ın da künyesini aldı. Daha sonra  vagona geri dönüp, Raskof'un bedenine baktı. Tekrar nabzını ve boğazını kontrol etti. Bu sefer daha soğuktu ve daha yavaş bir kalp atışı vardı. Hemen sonra ise duvara gitti ve delikten öbür tarafa baktı. Royd'a dair hiçbir iz yoktu. O da en iyi bilebileceği şeyi yaptı. Oturdu ve düşüncelere daldı. Yanında sevdiği bir asker olan Raskof vardı. Yapabileceği pek bir şey yoktu. Bir iğne, ip ve sargı bezine ihtiyacı vardı. Yaklaşık 10 dakika kadar daha oturdu. Daha sonra ayağa kalktı ve vagondaki valizleri, çantaları...işte ne varsa aramaya başladı. İplik ve bezleri topladı daha sonra bir de iğneye ihtiyacı vardı. Fakat iğnesi yoktu. Hiçbir yerde iğne yoktu. Küfürler etmeye başladı. Sonra Raskof'un yanına gitti ve tekrar kontrol etti. Sona yaklaşıyordu ancak hala biraz zamanı vardı. Kemerini çıkardı ve kemer ucunu aldı. Bıçağıyla onu keskin ve inceleştirdi. Bir iğne gibi düşündü. Daha sonra temiz suyla yarayı yıkadı. Dikti. Ve en sonda bezleri de birbirine dikerek bandajladı. Muhtemelen geç kalmıştı. Bu yıkık yerde yara çoktan enfeksiyon kapmış olmalıydı. O saatleri orada geçirdi. Sürekli Raskof'u kontrol ediyordu. Pek bir değişiklik olmasa da Raskof yaşayacaktı. Belki de son anda kurtulmuştu ama Komutan sonunda iyi bir şey diye içinden geçirdi. Daha sonra dışarı çıkıp Royd'u aramaya başladı. Royd diye bağırsada bir cevap bulamadı. O korkak ya yol üzerinden uzaklaşmış ya da öbür tarafta ölmüştü. Bunu haketmişti.

Fakat şu anda yapabileceği hiçbir şey yoktu. Belki o da ölecekti. Yiyecek ve içecek bakımından çok stoğu kalmamıştı, ama nüfus %75 oranında düşünce çok da sıkıntı olmayacaktı...


NOT: Bu bölümü daha uzun tutacaktım. Yani diğer bölümler gibi olacaktı ama bundan sonra her karakter ayrı mekanlarda olacak beraber olmayacak, hiç değilse bir süreliğine. Şimdi tek karakter giderken bozmak istemedim. Öbür bölümden itibaren ne demek istediğimi anlayacaksınız.
Bekliyoruz.

Yazacağım birazdan...
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #29 : 25 Ağustos 2014, 18:46:14 »
Spoiler: 9 • Göster


Aleksey birkaç gün daha bekledikten sonra vagon duvarı ve cesetlerin yanından ayrıldı. Bu kaza olalı 20 gün civarında olmuştu ancak toprak çok da kötü durumda değildi. Burada çok bir hareketlilik olmadığından yerde bazı ayak izleri hala görünüyordu. Onları takip ederek birkaç kilometre gitti. Bunların kurtulanların ayak izleri olduğunu sanıyordu. Aslında başka bir şey olma ihtimali yoktu. Sonunda bir kamp yerine ulaştı. Buradaki izleri ve kalıntıları inceledi; sönük bir ateş, kanlı bandajlar, ilaç kutuları, şişeler, boş konserveler, gerçekten de birileri vardı. Ve ayrıca insanlar hala çevreyi kirletiyorlardı. :) Komutan bölgedeki her şeye yavaş yavaş baktı. Hatta ileride bir de kapı vardı. İzleri iyice kontrol ettiğinde burada birkaç gün kalındığını kesinleştirdi. Farketmemişti ancak biraz gerisinde bir ayı tuzağı dahi vardı. Yani bu teoriyi de sağlamlaştırıyordu. Ancak soru şuydu: Burada kalanlar kimlerdi? O ekibin üyeleri mi? Yoksa başka kurtulanlar mı? Fakat Tzan'ın cesedinin bu taraftaki vagonlardan birinde olması bu ihtimali veriyordu. Yani kurtulmuşlardı fakat bir yere kadar. Orada bir ateş yapıp etrafı inceledi ve orada uyudu. Uyandığında aradan en az 12 saat geçmişti ve kendini dinlenmiş hissediyordu. Yani rüyasına ne Tzan ne de birbaşkası girmişti. Bu sefer rahat uyumuştu. Sorunsuz bir uyku. Birden içinde huzurlu bir his oluştu. Artık rahatladığını o da anlamıştı. Daha sonra ise etrafa birkez daha bakındı. Bir şeyi atlamak istemiyordu. Burada ortadaydı. Olabilecek her şeye, kanıtlara, ipuçlarına her şeye ihtiyacı vardı. Bu yüzden çok dikkatli bir biçimde ilerledi. Ancak yine hiçbir şey çıkmadı. O da daha sonra direk tüneldeki kapıya yöneldi. İçeriye bakmaya çalıştı ancak pek bir şey görünmüyordu. Fakat içerisinin gazla dolu olduğu belliydi. Yeterli ekipman olmadan hiç bulaşmamaya karar verdi ve tünelde yoluna devam etti.

Raskof yavaş yavaş gözlerini açıyordu. Etrafta ne olduğunu, neler yaşandığını kestiremiyordu ama tam karşısında Royd'u gördüğünü biliyordu. Royd onunla konuşmaya çalışıyordu. "Raskof, benim Royd. Komutan nerede? Ben malzemeleri alırken burada olması gerekiyordu. Ancak seni bırakıp gitmiş gibi görünüyor. Onu arayacağım. Sen burada kal ve dinlen." dedi ve gitti. Raskof ise hemen gözlerini kapattı.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]