Karanlığın Ötesinde

  • 38 Yanıt
  • 6978 Gösterim
*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #30 : 25 Ağustos 2014, 23:08:55 »
:D Yardırdın gidiyorsun. Cidden hikaye orjinal, yorum yazmıyoruz diye de okunmuyor sanma, okuyoruz :) ^-^

Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #31 : 25 Ağustos 2014, 23:50:05 »
Spoiler: 10- Gölet ve Tünel • Göster
Zaman neredeyse hiç geçmiyordu. Tren rayları, tünelin neredeyse yanmayacak kadar az yanan ışıkları, ara sıra gelen camları buğulu ve gaz dolu kapıları, sert karanlık duvarları ve ara sıra bulunan konserveler. Aleksey hala gidiyordu. Fakat bu yol ne zaman bitecekti. O da bilmiyordu. Artık canı sıkılmıştı. Gerçektende. Görevini tamamlamıştı. Tzan'ı buldu, ölü dahi olsa. Şu anda kafasına sıkmasını engelleyen tek şey ölünce ne olacağı hakkında hiçbir fikri olmamasıydı. Yoluna devam ediyordu. Şu ana kadar herhalde 10 kilometre gelmişti. Fakat git git nereye gidecekti ki? Bu yol bomboştu. Asıl soru şuydu:Kazazedeler o kamp alanının yaklaşık 2 kilometre sonrası boyunca tel ve ayı tuzakları kurmuşlardı. Bunlar farkediliyordu. Ancak devamında ne bir kamp, ne başka bir iz ne de tuzak vardı. Fakat o bölgede tek çıkış kapısı gidip baktığıydı. Etrafta başka hiçbir şey yoktu. Bu insanlar neredeydiler? Nereye gitmişlerdi. Gerçekten akıl almıyordu.

Yine yürümeye devam ediyordu. Artık ilk kapıdan gireceğim diye mırıldanmaya başlamıştı. Sinirliydi. Bu tünel, boş hava, yalnızlık...onu sinirli bir adam yapmıştı. Bir an önce bir şeyler olsa iyi olacaktı. Derken...

Aklına bir şey geldi. Hemen çantasından bu tünel ve çevre kolonilerin haritasını çıkardı. Tam Purmas tünelinin 260. kilometresi civarındaydı. Buraya yakın 2 yeraltı şehri vardı. Fakat medeniyet el kitabında yazılanlara göre bu şehirlere ulaşım bir süre önce kesilmiş ve giden habercilerde tamamen yok olduklarına dair bilgiler getirmişlerdi. Buradan bir şey çıkmayacak gibiydi. Etrafta başka bir şey görünmüyordu. Yakında bu tünelden çıkacaktı. Burada bir gölet vardı. Tamda tünelin orada. Fakat sorun bu göletin normal bir gölet olmamasıydı. Bu tünel 2028'de inşa edilmişti. O zaman göletin uzağından geçiyordu. Sonra nükleer savaştan sonra ulaşımı sağlamak için yeni düzenlemeler yaptılar. 2046'da tünelin çoğu yeri yeni yerlerle değiştirildi. Çok yorucu ve masraflı da olsa bunun altından kalktılar ve tam ulaşım sağlandı. Ancak yaratıkların gelişiyle gölette asitlerle doldu ve tünelin o kısmına da yayıldı. Aslında oldukça genişledi. İşte bu gölet tüneli eritti ancak raylara zarar veremedi. Bu alan temizlenmeye çalışıldı ancak gönderilen birlikler etraftaki yaratıklar ve bitkiler tarafından öldürüldü.

Yani Aleksey muhtemelen buradan çıkacaktı. Ya da tekrar kısılı kalacaktı. Oraya çok az bir mesafesi vardı.

Oraya doğru ilerledi. Tünelin tavandan yarısı bile erimişti. Son gördüğünden bu yana bu gölet gerçekten çok büyümüştü. Ve gerçektende o yaratıklarla doluydu. Sudaki bitkiler, etraftaki yaratıklar, bu hiçde kolay olmayacaktı. Duvara yaslandı ve ileriye doğru baktı. Fark etmemiştiler. Yavaş yavaş duvara sürtüne sürtüne ilerledi. Hala fark etmemişlerdi. Pek de dikkat çekmiyordu. Şu anda tam da istediği gibi gidiyordu işler ki o anda... bir anda arkasından sanki birisi onu çekmişti. Ancak duvar, anlamadı ve bir anda kendini gözleri bağlanmış halde yerde buldu...
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #32 : 27 Ağustos 2014, 18:18:49 »
Spoiler: 11- Künyeler • Göster


Cris durumu henüz anlamamıştı. Komutan o kadar yorgundu ki, onu uyandırırsa birden vücudunda delikler açılacağını sanıyordu. Bu yüzden ona hiç dokunmadan kaçış yolu aramıştı. Ancak etrafta hiç bir şey bulamayınca mecbur o yaratık yuvasına girmesi gerekti. Zor ve sessiz bir görevden sonra terler içerisinde günler sonra geri gelmeyi başarmıştı. Aslında hiç de kolay olmamıştı. Yaratıkları ekmek vagonla bir yolculuğa dahi çıkması gerekmişti. Ancak sonunda tek bir çizik dahi almadan gelmeyi başarmıştı. Raskof'a yardımcı olmuştu. Yarasına bakmış. Bazı işlemler yaptıktan sonra güzelce bandajlamış ve her şeyden emin olduktan sonra komutanı aramaya çıkmıştı. Raskof hala baygın sayılırdı. Uyanıyor en fazla 2 dakika içinde tekrar gidiyordu. Royd 300 metre kadar ilerledikten sonra tünelde bağırmaya başladı. Muhtemelen gitmişti. Yani Royd'un ve Raskof'un öldüğünü düşününce gitmişti. Royd hızlı adımlarla Raskof'un yanına döndü. Koca adam hala yatıyordu. Bu şimdilik tıbbi olarak iyiydi. Nöbet yoktu, kriz yoktu, kanama yoktu, tansiyon ve nabız da yerindeydi. Raskof her an tamamen uyanabilirdi.

Onun uyanmasını beklerken sıkıldı, eşyaları kontrol etmeye karar verdi. Çantalardaki her şeyi yere döktü. İşte o anda çok büyük bir sorun ortaya çıktı. Yemek...Yemek yoktu. Yani vardı ama sadece kendi çantasında kalanlar ki o da çok fazla değildi. Royd yemek yemeyi çok severdi ve bolca yerdi. Bunun olacağını hiç düşünmemişti. Aslında bu görev merkezinin hatasıydı. Onlara yeterince gıda vermemişti. Onların görevine uygun vermişti. Herhangi bir sorun için ek gıda yoktu. Sadece gidin, treni kontrol edin ve geri gelin. Bu kadar basit. Fakat o durum çok karışmıştı. Öyle kolay değildi artık. Royd nasıl yapacağını bilmiyordu ama dayanmak zorundaydı. Mecburdu. Yoksa da açlıktan ölecekti. Raskof hala uykudaydı. Çabuk uyansa ve çabuk yola çıksalar hiç fena olmayacaktı. Eşyaları kontrol etti, gaz maskeleri, filtreler, cephane, fenerler, piller, tıbbi malzemeler ve diğer şeyler. Yemek hariç sorun yoktu. Ve yakında bu sorunlara su da eklenecekti. Pek olmayacak gibi dursa da elbette bir yerden sonra olacaktı. Ancak Royd kafasını başka konulara sürükleyerek kendini rahatlattı.

Birden aklına Ryan'a ne olduğu geldi. Hemen dışarı çıktı. Ve tahmin ettiği şeyi gördü. Yani hemen yanında silah arkadaşını bacaklarından 2 saniyede çekerek almışlardı. Yapacağı bir şey yoktu bu doğruydu ama o mezarları görünce yine de kötü oldu. Ryan'ın künyesini aldı, mırıldanmaya başladı, "Mekanikçi Teğmen Ryan Joseph Philus, Doğum Tarihi, 2046, Moskova, Sığınak Topluluğu, Kuzey Rus Birliği ve Yeni Rus Cumhuriyeti, Bölük, 3. Mekanik Bölüğü, Görev Yeri, Azackhlov Hattı, Moskova," ve bir çok ona saçma gelen şeyler. İyi bir askerdi Ryan, gerçekten iyi. Kimvurduya gitse dahi öyleydi.

Daha sonra ise künyeyi bıraktı ve hemen yanındaki mezara geçti, bunun kime ait olduğunu bilmiyordu, belki bir kurtulan belki de aradıkları ekipten birisi, ancak bu mezar sanki daha değişikti. Daha yoğundu. Anlamamıştı. Kafası bir anda dağıldı. Bunun da künyesini aldı, "Mekanikçi Çavuş Tzan Petrik Vasilyov, Doğum Tarihi, 2068, Moskova, Kuzey Rus Birliğine Bağlı Sığınak Hattı, Bölük, 2. Mekanik Bölüğü, Görev Yeri, Geri Rostrovska (Sığınağın Özel Adı) Girişi, Moskova." Bu isim onu kötü etkilemişti. Aradıkları Tzan buydu. Vasily'nin oğlu. Royd'un duyduklarına göre Vasily 2068'de ki Sığınak Kuşatması'nda oğlunu korurken evinde ölmüştü. O gün Fin ordusu büyük bir mağlubiyet almıştı. Ancak Sığınağın yarısı katledilmişti. Ve sonrası daha kötüydü, yıllardır Kuzey Rus Birliği'nin ambargo ve sabotajlarına karşı gelen Sığınak askeri gücünü yitirince tamamen yok olmamak için bağlılığı kabul etmişti, o günden beridir bu sömürgeci ulusa adam ve işçi gönderiyorlardı.

Daha sonra bir künye daha gördü, bu kimindi? İki mezar 3 künye. Künyeye bakınca anladı, bu da Tzan'ın babasının künyesiydi. Muhtemelen ya Komutanda ya da Tzan'daydı. Babasını hiç görmemişti ama bakmak istiyordu, "Korucu Komutanı Vasily Rarek Vasilyov, Doğum Tarihi, 2038, Falencharsks, Yeni Rus Cumhuriyeti, Ölüm Tarihi, 2068, Rostrovksa, Sığınak Topluluğu, Rostrovska Korucu ve Askeri Birlik Komutanlığı, Görev Yeri, Azackhlov Hattı, Moskova, Yerine Gelen, Aleksey Risic" Yani Komutan daha sonra komutan olmuştu. Bunu bilmiyordu. Yani Vasily'nin komutan olduğunu, ve ondan sonra yerine geçecek Aleksey'di. Bu belliydi. Aleksey'in liderliği alışından sonra Kuzey Rus Birliğine teslim olmuştu, işte bu yüzden halk tarafından sevilmiyor ve korkak olarak biliniyordu.

Bu künyeyi de bırakarak geri vagona döndü. Üzgündü. Kapıyı açınca ayağa kalkmaya çalışan Raskof'u gördü, ayağa kalkmaya çalışıyordu...
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı kratos

  • Son Of Krypton
  • *
  • 1581
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #33 : 27 Ağustos 2014, 19:20:39 »
Ellerine sağlık. Hikayen bitince okumayı düşünüyorum. :P Kolay gelsin bu arada.

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #34 : 03 Eylül 2014, 02:54:24 »
Spoiler: Özel Bölüm - Toplantı • Göster
Kazazedelerimiz hayatta kalmaya çalışırken, devrin liderleri de barışı ve dünyanın son durumunu görüşeceklerdi. Ortamlar son derece gergindi. Japon Konsülü Ichu Tumi'nin daveti üzerine Alaska ile Rusya ortasındaki Belrog adasında bir toplantı düzenlendi. Fakat bu toplantı da duyacaklarını hiçbir lider beklemiyordu, dünyanın kaderi son bir kez değişme noktasına gelmişti.

Japon Konsülü yuvarlak masanın etrafındaki liderlere bakarak konuşmasına başladı. "Barış ve dünyamızın son durumunu görüşmek üzere yolladığım daveti kabul ettiğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Dünyamız, sizlerin de bilgisi üzerine, neredeyse 40 yıldır istila altında. Evet, biraz sonra söyleyeceklerimden sonra bunun bir istila olduğunu hepiniz göreceksiniz. Fakat biz bu istilacı yaratıklarla savaşmak yerine yine birbirimizi yiyorduk ki bunun sonucu 2068'de ki Moskovayı ele geçirmek için verilen mücadele de görülmüştü. Bunun dışında Finler hala Ruslarla savaşırken, Amerikan Kolonileri ve Doğu Rusya ve Japonya ile harp halinde. Ancak birazdan söyleyeceğim şeyler üzerine sizlerde bunu sonlandıracaksınız...en azından bunu umuyorum. Tek yapabileceğim bu." Bu sözlerin ardından odadakiler gerçekten de meraklarını ve gerginliklerini belli etmeye başladılar.

"Öncelikle daha önceden tamamen yok olmuş dediğimiz Güney ve Orta Avrupa'da hayatta kalan toplulukların olduğunu ve Alplerde gelişmiş bir ulus kurduklarını öğrendik. İtalyan izcilerden Sayın Miserio, Venediğin tekrar ele geçirilmesinin ardından yaptığı gemi yolculuğu ile bunu bize ulaştırdı. Ve yanında getirdiği bilgiler de her şeyi değiştirecek. Alplerdeki Avrupa halkı büyük gelişme gösterdi, aynı Japonya'nın askeri ve sanayi anlamında tekrar gelişip Amerika'yı abluka altına alabilmesi gibi. Herneyse, İtalyanlar Venedik ve Floransa'da ki uydulara erişmeyi başardılar ve Trene'de zamanla büyüyen bir bilim laboratuvarı kurdular. Daha sonra ise uyduları da kontrole aldılar ve acı gerçeği gördüler. Evet sayın temsilciler, işte size istilanın kanıtları!" Hemen masada önündeki fotoğrafları alıp temsilcilere gösterdi. Bu fotoğraflarda uzay gemileri, uzaylılar ve daha fazlası vardı. "Ayrıca Trene'de eski kayıtlara da ulaşıldı. Daha sonra barışçıl bir şekilde İç Amerika'da ki koloni ile bağlantı kurup Houston ve NASA'ya ulaştılar. Bu benim her zaman rüyalarıma giren bir korku idi, uzaylılar gerçek, Amerika bunu daha önceden de biliyordu. UFO kayıtları ve diğer birçok şey gibi bu da gerçek. Ayrıca uzaylı denek ve örneklerin tutulduğu 52. Bölge'ye de ulaşmayı başardılar. Korkarız bu gerçek. Ancak şu anda savaşmak zorundayız. Uzaylılar milyonlarca yıldır bizleri izliyordu. Onlarda içlerinde savaşlar veriyorlardı. Fakat dünyanın hiç bu kadar savunmasız, sefil ve aptal olduğunu görmemişlerdi. Kendi ırkımızı acımadan yok ederken, onlara bir fırsat verdik. Kim bilir kaç galaksi öteden geldiler. Ve bunu neredeyse 10 yılda başardılar. Bizim oraya ulaşmamız ki önce bir rokete ihtiyacımız olduğunu da düşünürsek milyarlarca yıl sürecektir."

Bu konuşmanın ardından ortamdaki sessizlik bozuldu. Az da olsa gürültü çıktı. Ancak Konsül ses tonunu ayarlayarak konuşmasına devam etti, "Henüz bitirmedim, baylar. Henüz değil. Bu mutasyonla ortaya çıktığını sandığımız yaratıklar öyle değildi. Radyasyon onlara hayatlarını veriyor bu doğru. Bu yaratıklar yani uzaylı yaratıklar, dünya üzerinde gördüğümüz mutantlar aslında hepsi birer ırk, insanlar gibi. Farklı gezegenlerde yaşıyorlar ve bizi istila ettiler. İttifak gibi. Parçalanan dünya onlara boyun eğmek zorunda kaldı. Moskova saldırısı boş bir saldırı veya açlık sonucu olan bir şey değildi. Bu gerçek bir şeydi. Moskova dünyadaki son gelişmiş şehirler gibiydi. Orayı ele geçirip üs kurmaları gerekiyordu. Aynısını Şangay ve Pekin'e de denediler. Fakat güneydeki ormanlar, Orta Asya çölleri ve Himalayalar onları çok iyi engelledi. Ancak muhtemelen yine kanıt isteyeceksiniz. Nükleer Savaş sonrası dünyanın denizler hariç kalan kısmında radyasyon oranı %85 civarındaydı. Bunları ben değil laboratuvar sonuçları söylüyor. Ve tam olarak birkaç yıl sonra insanlar iyice tükenmeye başlayınca onlar geldi. Kolonilerini kurdular. Dünya için bizimle savaştılar. Fakat artık sonları geliyor. Geçen ay yapılan laboratuvar testi ve uydu sonuçlarıyla bu oranın %30a kadar düştüğünü gözlemledik. Bunun diğer bir kanıtı 30 yıl önce Finlerin ele geçirme politikası Danimarka'nın güneyine sert savunma nedeniyle asla inemedi. Orası onların orduları ile doluydu. Fakat bugünlerde Almanyanın ortalarına kadar rahatça geldiler. Ve Berlin'de büyük bir düşman üssü bulundu. Tamamen uzaylı yapısı ve teknolojisi, cesetler, onlar radyasyon gidince ölüyorlar.

İşte beyler size yaşama fırsatı. Bir olalım ve onları tamamen yok edelim. Daha sonra evimizi, gezegenimizi tekrar geri alabiliriz."

Konsülün konuşması oldukça iyi ve etkileyiciydi ki çoğu da buna katılıyordu ama eski intikam hırsı ve saflık onları mahvetti. Toplantı Japon-Amerikan ve Rus-Fin tartışması ile aniden sona erdi. Bu barış işe yaramamıştı.

Toplantıdan sonra Japon Konsülü Avrasya topluluklarındaki ittifaktan ayrıldığını ve savaşa olan tüm desteğini çektiğini açıkladı. Bunun üzerinde Pasifikte ittifakın gücü çekildi. Bir hafta sonra Amerikalılar Rusya'ya çıkarma yaptı...
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #35 : 05 Eylül 2014, 02:24:19 »
Spoiler: Bölüm 12 - Uyarı Tehdit Değildir • Göster
Her şey bir anda kararmıştı. Elleri ve bacaklarıyla kurtulmaya çalışıyordu ancak onu sımsıkı tutuyorlardı. Etrafından "Acele edin, çabuk! Bizi görmesinler. Kapıyı kapatın!" gibi sesler duyuyordu. Hiçbir şey anlamamıştı. Daha sonra bir anda gözleri karardı. Canı acıdı. Kafasına bir şeyle vurulmuştu...

Komutan uyandığında hala etraf karanlıktı. Kafasında bir çuval vardı. Hemen kafasını sallamaya ve bağırmaya başladı. Bunun üzerine bir ses duydu, "Eğer bağırmayı kesmezsen, bir saat daha uyuyacaksın!" Komutan şimdi daha rahattı. Hemen sorular sormaya başladı, "Kimsiniz, burası neresi, benden ne istiyorsunuz???" Ancak cevap alamadı. Birkaç kez daha sorduktan ve bağırdıktan sonra kapı açıldı. Ayak seslerinden 2 kişinin girdiğini anladı.

Sesler daha da artıyordu, adamlar yaklaşıyordu. Daha sonra kafasındaki çuvalı çıkardılar. İçinde sadece oturduğu sandalye olan bir odadaydı. Kapı demirden yapılmaydı. İçeride 4 adam vardı. Odaya giden adamı hemen anladı. Rütbeli veya yönetici olduğu tavırlarından ve kıyafetinden belli oluyordu. Hemen açıklama yapmaya başladı, "Dinleyin, sayın....adınızı bahşederseniz size öyle seslenmeyi düşünebilirim. Neyse eğer konumuza geçersek sizin kim olduğunuzu bilmiyorum...rütbeli olduğunuz belli ama bir çapulcu gibi duruyorsunuz. Ve Moskova'dan geliyorsunuz. Sığınakta havalar nasıl sayın... bak yine aynısını yaptın...neden konuşmuyorsun? Bana adını söyle seni lanet olası ölü adam!" Komutan kaşlarını çattı ve neredeyse ona kafa atacak olan adamın yüzüne tükürdü. "Sizin gibi lağam fareleri benim için hiçbir şey. Lanet olası pislik." diye aşağıladı. Rütbeli bunun üzerine cebindeki mendili çıkarıp yüzünü sildi ve komutana birkaç yumruk geçirdi. Sonuncusunu kasıklarının arasına atması pekde iyi olmadı. Komutan bir anlığına pişman olmuştu. Adam konuşmasına devam etti, "Bu saygısız ve aptalca hareketiniz umarım yaptığınız son şey olur, yoksa sonrakinde şu yanımda gördüğünüz baylar kafanızı patlatmaktan zevk alacak..." Bunun üzerine Aleksey gülmeye başladı. Adam sesiniz tazeleyerek devam etti, "Sanırım yanlış anladınız, kafa patlatmak derken kurşunlar ile olandan bahsediyordum." dedi ve güldü. "Sayın... bak ya...çok saygısızsınız...o kadar muhabbet ettik ama hala adınızı söylemediniz...sizin gibileri hemen öldürmemiz gerekli aslında." Aleksey gerçekten durumu anlayamıyordu. Ama sinirli ve kesindi. "Şimdi beni dinleyeceksin gerizekalı velet." diye sertçe konuşmaya başladı. "O aptal ölü Moskova'dan ikiyüz elli kilometre boyunca sizin gibi amelemsi yaratıklar tarafından aşağılanmak veya eğlendirilmek için gelmedim. Sana tavsiyem gerizekal. Beni hemen bırakman yoksa öleceksin." Karşıdaki adam arkasını döndü. "Bu bir tehdit mi?" diye sordu. Komutan çok daha sinirli bir şekilde "Hayır..." dedi ve bir anda sandalyeden fırladı. Elinde çakısı vardı ve ipini çoktan kesmeyi başarmıştı. Elindeki çakıyı hemen karşısında ona bakan silahlının kafasına attı. İki saniye sonra adam yere yığıldı. O anda ise hemen diğer taraftaki silahlının ağzına iki yumruk attı ve silahını kaptı, daha sonra da onu önüne koruma yaptı. Diğer ve son silahlı ise ateş ediyordu...ancak önünde o adam olduğu için bir anlığına korunmayı başarmıştı. Daha sonra ise o adamın yere yığılmasına izin vererek karşısındakine ateş etti. Onu da kafasına attığı iki mermi ile öldürmüştü. Daha sonra ise elindeki silahı rütbelinin kafasına dayadı ve tekrar etti. "Hayır...bu sadece bir uyarıydı..."
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #36 : 10 Eylül 2014, 13:31:19 »
Bu aralar okul öncesi son hafta çok işim var yoğunum. O yüzden Hikaye 15 Eylül Pazartesi'den sonra devam edecek. Bilginize.

Sabrınız için teşekkürler.
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]

*

Çevrimdışı Affedilmeyen

  • *
  • 786
  • Kisi Sevdigi ile Beraberdir.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #37 : 11 Eylül 2014, 02:58:51 »
son bölümden cok keyif aldim
aksiyon iyidir:)
Hayat Akip Giden Bir Nehirdir.. Yüzmesini Bilmiyorsan Su Üstünde kal..

*

Çevrimdışı Boxtroll

  • *
  • 411
  • Henry VIII
    • Profili Görüntüle
Ynt: Karanlığın Ötesinde
« Yanıtla #38 : 05 Ekim 2014, 12:00:26 »
Merhaba arkadaşlar, hikayeyi takip edenler uzun zamandır bölüm atmadığımın farkındadırlar. Sözde 15 Eylül'de devam ettirecektim. Aslında harbiden ettirecektim. Ayın 15'ine kadar her gün yazsam mı diye aklıma geldi, okullar açıldı, daha sonra ise ilk 19 Eylül'de "Eyvah! 4 gün önce hikaye yazacaktım!" diye hatırlayınca da kaldım öyle.

Neyse asıl konuya gelirsem Wattpad'de ki hikayeler bu aralar çok ilgimi çekiyor. Okuyorum oradan. Sonra bende gaza geldim. Bir tane başlattım. Karanlığın Ötesinde değil bu hikayem ama. 1722'de AC evreniyle bağlantılı bir hikaye olacak. Dün ilk bölümle start verdim.

Şimdi Karanlığın Ötesinde hakkında konuşursam eğer, buradan devam ettirecek miyim bilmiyorum. Peki neden? Hikayeye genel baktığımda düzenleme gereği duyduğum yerler var. Uzun yazacağım için. Böyle kısa kısa değil. Misal X ve Y bölümü sırayla geçiyor, hop birleştir düzenle hesabı. Muhtemelen elimdeki diğer hikaye (Bu arada adı Karanlık İnanç) biraz gidene kadar dokunmam. Sonra beraber gideceğim ikisini de.

Bu yüzden, isterseniz konuyu kilitleyebilirsiniz moderatör arkadaşlarım.

Bu arada reklam vs algılamazsanız diğer hikayemi ve Wattpad profilimi buraya linklemek istiyorum,

Karanlık İnanç Wattpad
Wattpad Profil
Spoiler: O Her yerde • Göster


Henry VIII
[/center]