Sultan Abdülhamid ve Denizaltılarımız.

  • 2 Yanıt
  • 3356 Gösterim
*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Sultan Abdülhamid ve Denizaltılarımız.
« : 05 Temmuz 2014, 17:04:06 »
Abdülhamid adlı denizaltımız

Ben doğrusu Padişahımıza hayret ediyorum.Bilmece gibi bir adam...Hem de çözülmesi çok zor olan bir bilmece!...
Bagnam Paşa

Her alanda geri kaldığımızı söyler dururuz.Uygarlık trenini kaçırdığımızı, Batıya kapandığımızı, dünyadaki gelişmelere gözlerimizi kapattığımız için bugün bu karanlıklar içerisinde yaşamak zorunda kaldığımızı, medeniyet trenini kaçırdığımızı söylemek ve kapitalizm köyümüze uğramadığı için yakınmak en hoşumuza giden Mazoşistçe muhabbet konularımızdan biridir.Rahmetli Ayhan Songar bir zamanlar acı biber yiyenleri, bedenlerine acı çektirdikleri için mazoşist ilan etmişti.Biz de nicedir kendi tarihimizin bakmış bitmişliğini anlata anlata bitiremediğimiz için Mazoşist bir tarih anlayışına kilitlenip kalmış olduğumuz söylenebilir.Sözünü ettiğim Mazoşizmi ise denizaltıcılık tarihimizin şafağındaki gelişmelerden daha iyi belgelenemezdi herhalde.

  İlginçtir,Türk denizaltıcılığının doğuşu, dünya denizaltıcılık tarihinin şafağına rast gelir.Daha doğrusu, dünyada denizaltı olarak üretilen savaş gemilerinin ilki olmasa bile,ikinci ve üçüncüsünün siparişini biz vermiştik.Özellikle de 'Dünya filanca gelişmeleri yaşıyorken Osmanlı mışıl mışıl uyuyordu' denen bir zamanda.

Denizaltıların tarihine kısa bir yolculuk
  Denizaltıların tarihi Büyük İskender'e kadar çıkartanlar da var, Leonardo Da Vinci'ye bağlayanlar da var.Hatta Seyyid Vehbi Efendi'nin Surname'sinde Sultan III.Ahmed'in oğullarının sünnet düğünleri münasebetiyle düzenlediği şenlik kapsamında Tersane mimarı İbrahim Efendi'nin yaptığı "eni 3 çifte piyade muadil" bir timsahtan bahsedilmektedir.Aslında o yıllarda Hollanda ve İngiltere'de deniz altında gidecek tekne yapma girişimlerinin varlığı Surname'deki anlatıda hatrı sayılır bir gerçeklik payı olabileceğini göstermektedir bize.

 
Surname'ye göre, bu ilk denizaltımız denilmesinde sakınca olmayan mekanik timsah,Haliç'teki Tersane koyundan çıkarak Tersane bahçesinde otağını kurmuş olan Padişah'ın önüne kadar gelerek suya dalmış.Timsahın üzerinde birbirine mükemmel bir şekilde raptedilmiş ve içleri kalafat edilmiş bir borunun ucu (Yani bir nevi periskop!) dahi bulunuyormuş.Bir müddet suyun altında kaldıktan sonra yukarıya çıkan timsahın ağzından, "sanki deniz üzerinde bir mutfakmış ve içinde zerde pilav pişiriliyormuş gibi, beş kişi, arkalarında ve başlarında pilav zerde tepsileri ile birer birer" dışarıya çıkmışlar.

Bu timsah teması,yani denizaltıların bir deniz hayvanına benzetilmesi alışkanlığı,III.Ahmed'in Şenliğinden yaklaşık yarım asır sonra Amerika'da David Bushnell tarafından geliştirilen ilk denizaltıya Kaplumbağa adının verilmesiyle devam etmiş görünüyor.1801 yılında Nautilus adlı denizaltı gemisi,bir ara Napolyon'un da dikkatini çekmişse de,Fransa'dan yeterli desteği görmeyen Robert Fulton Amerika'ya çekip gitmiş,çalışmalarına orada devam etmiştir.Ne var ki,bu girişimde Fulton'un ölümüyle yarıda kalacaktır.1849'da William Bauer'in Plongeur Marine'i, 1864'de ise "Akıllı Balina" adlı denemelerden sonra 1875 tarihinde bugünküne en yakın denizaltı örneğiyle karşılaşırız.John P. Holland tarafından geliştirilen Plunger'ın su üstünde stim, su altında ise batarya ile seyrettiğini biliyoruz.

  Nihayet 1878 yılında ingiliz mühendisi G.W.Garett, elle çalıştırılan 14 kadem (ayak) uzunluğunda bir denizaltı gemisini su altında yüzdürmeyi başarmıştır.Bir yıl sonra da bu defa 45 kadem uzunluğunda yeni bir denizaltı gemisi inşa etmiş ama bu gemi,Galler yakınlarında vuku bulan bir kaza sonucunda batmıştır.

Deniz altıların tarihine bundan sonra İsveçli Bir silah üreticisinin, Thorsten Nordenfelt'in girdiğini ve onun müteşebbis elinin değmesiyle birlikte denizaltıcılığın hızla geliştiğini görüyoruz.1885'de Garett ve Nordenfelt el ele vererek Stocholm'de ilk ortak gemilerini inşa edecekler ve bu geminin adı, Nordenfelt I olacak ve tarihin sayfalarına 'ilk denizaltı gemi' olarak geçecektir.64 kadem uzunluğunda olan gemide bir baş torpido kovanı ile bir de Nordenfelt topu mevcuttu.Bu savaş denizaltısı Yunan hükümeti tarafından 9 bin sterline satın alınmıştır.

İlk Denizaltılarımız Geliyor
25 Temmuz 1885 tarihinde Londra'dan Osmanlı Bahriye Nezareti'ne bir mektup postaya verilir.Mektubu gönderen kişi, ünlü silah üreticisi Nordenfelt'dir.Mektupta inşa ettiği denizaltının Kopenhag yakınlarında bir dizi resmi deneylerinin yapılacağını ve eğer Bahriye Nezareti'nden bir görevli bu denemelerde hazır bulunmayı arzu ederse, denemelerin zamanının ona göre ayarlanacağı belirtilmektedir.Hazır olabildiği takdirde denizaltının denemelerinin Ağustos'un ilk veya ikinci haftasına yetişeceği de kaydedilmiştir.
 
  Denemeler ancak Ekim ayında yapılabilmiştir ama yine de çok üst düzeyde bir katılım olmuştur.Rus Çarı ve Çariçesi, Danimarka Kralı ve Kraliçesi, Galler Prensi ve Prensesi... Japonya'dan Brezilya'ya kadar hemen her ülkeden askeri temsilcilerin katıldığı denemelerde Osmanlı Devleti'nin eski Berlin deniz ataşesi Binbaşı Halil Bey Osmanlı Devleti'ni temsil etmiştir.Bu denemeler sonucu satın alınan bir numaralı denizaltı Yunan Hükümeti'ne nasip olmuştur.Halil Bey'in İstanbul'a gönderdiği raporda ise denizaltı gemisinin şu haliyle kullanılmasının maksada kafi olmadığını, tadile muhtaç bulunduğunu, sürati artılır, gerekli torpidolarla donatılır, satın alınan devlet tarafından eksikleri tamamlanırsa, dahası, pek çok tecrübeden geçirildikten sonra ancak bu şartlar altında kullanıma uygun hale geleceğini belirtmiştir.

  Ne var ki, İstanbul'da denizaltılara fena halde merak salmış zat, Sultan II.Abdülhamid'dir ve ne yapıp edip bu yeni icadı Osmanlı donanmasına kazandırmakta kararlıdır.Kararlıdır çünkü Abdülhamid'in tehdit algılamasına göre, o yıllarda ilişkilerin gergin olduğu Yunanlıların bu ilk denizaltı gemisini satın almaları, Osmanlı ticaret ve savaş gemileri için potansiyel bir tehlike anlamına gelmektedir.Onlara bir gözdağı vermek şart olmuştur.

Osmanlı Denizaltılara Doğru Uzanırken
 
Nihayet ilk türk denizaltısı Taşkızak tershanesinde tamamlandığında tarihler 6 Eylül 1886'yı göstermekteydi.1887 Şubatı'nda denize indirilen ilk denizaltımıza Abdülhamid ismi verilmişti.İlk testler Haliç'te gerçekleştirildi.Denizaltı, su yüzeyinin hemen altında çalışıyor ve suya tamamiyle batamıyordu.Ama hızlı ve iyi idare edilmeye müsait idi.Yine de bu dünyadaki ikinci denizaltı botu, tam olarak isteneni verememişti.Padişah bu kadar para ödediği bu teknoloji harikasından beklediğini bulamamıştı.Bunun üzerine Garett apar topar İstanbul'a çağrıldı ve kendisine, Abdülhamid'in Nordenfelt adlı silah fabrikatörü tarafından aldatılmadığından emin olmak istedi.Padişah, kendisinde dünyanın en mükemmel denizaltı torpido botunun olmasını arzu etmekteydi.

  Ağustos 1887'de tamamlanan ve Ocak 1888'de denize indirilen Abdülmecid adlı ikinci denizaltısı yeniden teste tabi tutuldu.Abdülmecid denizaltısı, Haliç'ten çıkmış,İzmit'e götürülmüş, gerek seyir, gerek dalma ve torpido atma denemelerini tamamladıktan sonra iş sözleşmenin tamamlanmasına gelmişti.Böylece dünyada ilk torpido atan denizaltı ünvanı Abdülmecid'in olmuştur.

  Bu sözleşme öncesinde mühendis Garett, bundan böyle Osmanlı bahriyesinin hizmetinde olacağını ve herhangi bir ihtiyaç olduğu zaman karşılamaları için iki eğitilmiş elemanını Türkiye'de bırakacağını söyleyerek Bahriye Nazırı Hasan Paşa'yı ikna etmiş ve yeni bir sözleşme imzalamıştır.Böylece denizaltıların bakım ve onarımı için gereken servis sözleşmesi imzalanmış oluyordu.

  Gerçi Abdülhamid ve Abdülmecid adlarını taşıyan bu ilk denizaltılarımız dünya denizaltıcılığının öncülerindendi lakin ilk ve öncü olmaları acemiliklerini ve ilkelliklerini de beraberinde taşımaktaydılar.İlk torpido fırlatma denemelerinde hasar gördüler.Daha sonra bakım için Haliç'e çekildiler.Ne var ki, sadece Osmanlı donanmasında bulunmaları bile yeterliydi ve galiba alınmalarındaki asıl amaç da buydu: Yunanlılara ve dolayısıyla Ruslara ve İngilizlere aba altından sopa göstermek.
Abdülmecid denizaltısı

Kaynak:
  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı-Mustafa Armağan

Tarafımdan Düzenlenmiştir.İyi Okumalar...
« Son Düzenleme: 06 Temmuz 2014, 04:11:54 Gönderen: SüleymanEnes »

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Bat of Gotham
  • *
  • 1670
  • You are not brave. Men are brave.
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Sultan Abdülhamid ve Denizaltılarımız.
« Yanıtla #1 : 05 Temmuz 2014, 17:20:52 »
Ellerine sağlık, gene çok güzel bir konu olmuş :)

Ve de Sultan Abdülhamid bu denizaltılarının oldukça yüksek olan maliyetini tamamen kendi cebinden ödeyerek donanmaya bağışlamıştır.

I bet your parents taught you that you mean something, that you're here for a reason. My parents taught me a different lesson, dying in the gutter for no reason at all... They taught me the world only makes sense if you force it to.

*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Ynt: Sultan Abdülhamid ve Denizaltılarımız.
« Yanıtla #2 : 05 Temmuz 2014, 17:58:59 »
tanesi yaklaşık olarak 11.000 sterlin eklemeyi unutmuşum.

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han