"Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]

  • 13 Yanıt
  • 6679 Gösterim
*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!

1910 yılları...

Osmanlı Devleti her taraftan kırpılmış. Yabancılar, devlet içinde devlet olmuşlar.
En şımarıkları da Rusya... Rus Sefiri’nin iki dudağı arasından çıkan her kelime, Osmanlı yönetimini hop oturtup, hop kaldırır.
Osmanlı Hükümeti bıkkın, lâkin derdini kime yanmalı?
Gücünün zirvesinde olduğu yıllarda yaltaklanan Rus, en zayıf anında Osmanlı’yı yüreğinden vurmak için fırsat gözler, durur... Osmanlı devlet ricali de bu fırsatı Rus’a vermemek için aşırı temkinli davranır, bu uğurda devlet ricali bazen dokuz takla atar.
Babıâli’nin kapalı kapıları arkasında en çok duyulan cümle şudur:
“Aman aradığı bahaneyi Moskof’a vermeyelim!”
Eski Erzurum Valisi Tahsin Bey, o sıralar Beyoğlu Mutasarrıfı... Hayırlı bir işe teşebbüs edip Beyoğlu’ndan Büyükdere’ye telefon hattı çektirir...
Lâkin aksilik bu ya, telefon direklerinden birkaçı Rus Sefareti’nin önüne rastlamıştır…
Rus Sefiri hemen ültimatomu Babıâli’ye (hükümete) dayar:
“Ya bu direkler kaldırılır veya...”
Gerisi bir sürü tehdit, tazyik vesaire...
Babıâli yine çaresizdir. Kendi topraklarına diktiği birkaç telefon direğini korumak gücünden mahrum görüntüsünden kendisi bile ürker. Zira saldırmak için Rusya’nın bahane aradığını bilmekte, bu bahaneyi vermemek için tedbirli ve temkinli davranmaktadır...
Hatta zaman zaman bunu oldukça abartmaktadır.
Beyoğlu Mutasarrıfı Tahsin Bey, Babıâli’ye (hükümete) çağırılır:
“Vaziyet çok nazik, Tahsin Bey... Rus sefiri, sefaret önüne diktirdiğimiz telefon direklerinin kaldırılmasını istiyor.”
Tahsin Bey vakur ve ciddi, eski zaman paşalarını andıran bir azametle dim dik ayakta. Yüzü gölgeli... “Yüreklerine bayrak dikebilecekken, dikmemenin bedelidir bu!” diye düşündüğü o kadar belli ki, Sadrazam ürkerek susar.
Sadrazam susunca, Tahsin Bey tane tane konuşarak Sadrazam’a sorar:
“Merakımı mazur görün ama birkaç telefon direğini korumaktan âciz hallere düşmüş bir devlet, lüzum hâsıl oldukta kendini nasıl koruyacaktır?”
Fakat Sadrazam Paşa böyle bir suale cevap verecek durumda değildir, işi tatlıya bağlamaya çalışır:
“Canım, böyle basit bir meseleyi büyütüp Rusya ile bozuşmayalım. Sefirle görüş, direkleri kaldırtacağını söyle, mesele kapansın gitsin.”
Tahsin Bey’in bakışları donar, yüzü tastamam kararır:
“Benden cidden istenen bu mudur Sadrazam Hazretleri?”
“Beli, budur. Çok kolay değil mi?”
Tahsin Bey’in başı âdeta önüne düşer. Bunu kafa sallama olarak algılayan Sadrazam yarı zorla Tahsin Bey’in elini sıkıp görevine uğurlar.
Tahsin Bey ise bir enkaza dönmüştür. Bacaklarına ağır gelen bedenini âdeta sürükleyerek Sadaretten (Başbakanlıktan) çıkar. Kendisini tanıyıp selam verenleri görmeden Sarayburnu’na yürür.
“İnsanların neden kendilerini öldürdüklerini anlayabiliyorum” diye mırıldana mırıldana saatlerce denize bakar:
“Hey koca Osmanlı, bu hallerini de mi görecektim!”

Ertesi gün, Tahsin Bey, karamsar, üzgün, bezgin, yorgun bir durumda Rus Sefareti’nin kapısındadır...
Öyle utanır ki, titremektedir.
Küçülmüş, bitmiştir sanki... Ayakta zor durur.
Kapıdaki görevliye maksadını söyleyip sefarete girdiği sırada, Rus sefiri merdivenlerde belirmiştir. Bir an bakışırlar:
“Kim bu adam?“ diye sorar Sefir, “Niçin geldi?”
Sefaret görevlisi Tahsin Bey’i tanıştırır:
“Kendileri Beyoğlu Mutasarrıfı Tahsin Bey’dir, şu telefon direkleri mevzuunu ekselanslarıyla görüşmeye geldiler.”
Ekselânslarının burnu Kaf Dağı’nda...
Gözleri küçümseyici, duruşu alaycı...
Mutasarrıf’ı bakışlarıyla kırbaçlar gibidir.
Ama asıl kırbaç şakırtısını kelimelere gömer:
“Bir mutasarrıfla görüşmem. Söyle ona, Sadrazam’ı gelip rica etsin.”
Hızla kapıdan çıkıp gider.
Tahsin Bey, olduğu yerde dona kalmıştır. Yer yarılsa seve seve içine girecek kadar bıkkın, bir anda buharlaşmayı isteyecek kadar yorgundur.
Derin bir utançla kızaran yüzünü indirir, ateş saçan gözlerini kısar, tırnakları avucuna batıp kanatıncaya kadar yumruklarını sıkar.
Dudaklarına çıkan yüzlerce kelimeyi güçlükle yutkunup tek cümle fısıldar:
“Aman Allah’ım, bu günleri de mi görecektim!..”
Sendeleyerek sefaretten çıkar.

Yıl 1918...

Rusya’da bir yıl önce gerçekleştirilen komünist ihtilâli yüzünden ülkelerini terk etmek zorunda kalan Beyaz Ruslardan bir grup İstanbul’a sığınmıştır...
Sefil, perişan, bir lokma ekmeğe muhtaçtırlar. Ancak hayırsever İstanbulluların yardımlarıyla hayatlarını devam ettirebilmektedirler.
Beyoğlu Mutasarrıfı Tahsin Bey yine sahnededir. Bu sefer Beyaz Rusların arasında dolaşmaktadır. Fransızca bilen bir Beyaz Rus bulup oğluna öğretmen tutacaktır.
Birini gözü ısırınca yaklaşır. Tanıdığında ise, irkilmekten kendini alamaz:
“Aman Allah’ım!”
Bu adam, vaktiyle kendisini küçümseyip sefaretten kovan Rus Sefiri’nden başkası değildir. Bir farkla ki, eski Sefir perişan haldedir. Üstündeki elbise çaput yumağına dönmüş, avurtları çökmüş, gözlerinin feri sönmüştür.
Tahsin Bey, adamı alıp evine gotürür.
Yedirir, giydirir.
Bir güzel ağırlar.
Cebine de hatırı sayılır miktarda para koyduktan sonra, eskiye dair tek kelime söylemeden adamı uğurlar.
Yıllar sonra Tahsin Bey, hadiseyi bir yakınına anlattığında, yakını, şu soruyu sormaktan kendini alamaz:
“Azizim, vaktiyle sana yaptıklarını niçin yüzüne vurmadın?”
Tahsin Bey’in dudaklarında acı bir tebessüm yalpalar:
“Biz Osmanlı terbiyesi almışız, düşene vurmayız!”

Kaynak:
  • Osmanlı Demokrasisinden Türkiye Cumhuriyetine - Yavuz Bahadıroğlu

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han

*

Çevrimdışı rahman17

  • Originz
  • *
  • 3380
  • Hayatı satın alamazsınız.
    • ICQ Messenger - 10000001
    • MSN Messenger - archdevil19@outlook.com
    • AOL Instant Messenger - kerem_ayvaz@aol.com
    • Yahoo Instant Messenger  - kerem_ayvaz@yahoo.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #1 : 16 Temmuz 2014, 13:56:21 »
Güzel,beğendim.Umarım devamını da yaparsın.

*

Çevrimdışı furkanfg112

  • *
  • 230
  • Jackpot!
    • ICQ Messenger - 10000000
    • MSN Messenger - furkanfg112@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #2 : 16 Temmuz 2014, 16:58:12 »
Spoiler: Göster

(Bu ben değilim haa :D )


 
İm not locked up with you, you locked up with me!

*

Çevrimdışı Kratos

  • YÖNETİCİ
  • *
  • 1597
  • BOY!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #3 : 16 Temmuz 2014, 17:06:48 »
Atatürk Terbiyesi filan aldık diyen üyeler varsa buraya yazmasını değil düzgün bir yeni konu açmasını beklerim.


@SüleymanEnes
Güzel konu olmuş. ;)
Artreus: What are we hunting?

Kratos: You are hunting deer.

Artreus: What direction?

Kratos: In the direction of deer.

*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #4 : 16 Temmuz 2014, 17:10:04 »
Beyler iyi yorumlarınız için teşekkürler, ama lütfen olay çıkarmak isteyen arkadaşların kışkırtmasına gelmeyelim.Ayrıca şunuda belirteyim, Ne kadar Osmanlıcıysam okadar da Atatürkçüyüm.Herkes seviyesini bilsin...

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Insieme per la vittoria!
  • *
  • 1676
  • Vittoria agli Assassini!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #5 : 16 Temmuz 2014, 19:20:20 »
Tartışma içerikli yorumlar silinmiştir. Tartışma çıkarıp, bizi bu güzel konuyu kilitlemek zorunda bırakmayın lütfen...

I have lived my life as best I could, not knowing its purpose, but drawn forward like a moth to a distant moon; and here at last, I discover a strange truth. That I am only a conduit, for a message that eludes my understanding.

*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Tartışma içerikli yorumlar silinmiştir. Tartışma çıkarıp, bizi bu güzel konuyu kilitlemek zorunda bırakmayın lütfen...
Arkadaşlar dediğim gibi herkesin görüşüne saygım var.Beğenmeyen lütfen tartışma çıkarmasın.İyi forumlar...

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han

*

Çevrimdışı rahman17

  • Originz
  • *
  • 3380
  • Hayatı satın alamazsınız.
    • ICQ Messenger - 10000001
    • MSN Messenger - archdevil19@outlook.com
    • AOL Instant Messenger - kerem_ayvaz@aol.com
    • Yahoo Instant Messenger  - kerem_ayvaz@yahoo.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #7 : 16 Temmuz 2014, 19:40:42 »
Gökhan benim mesajı da uçurmuşsun hacı. :D Attığın resimlere feda olsun. 8)

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Insieme per la vittoria!
  • *
  • 1676
  • Vittoria agli Assassini!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #8 : 16 Temmuz 2014, 19:41:22 »
Gökhan benim mesajı da uçurmuşsun hacı. :D Attığın resimlere feda olsun. 8)
Düzenlerken senin mesajı yanlışlıkla silmişim. Hakkını helal et :D

I have lived my life as best I could, not knowing its purpose, but drawn forward like a moth to a distant moon; and here at last, I discover a strange truth. That I am only a conduit, for a message that eludes my understanding.

*

Çevrimdışı Mentor of Assassins

  • *
  • 1965
  • Klavye Suikastçısı
    • Profili Görüntüle
Ynt: "Biz Osmanlı Terbiyesi Aldık, Düşene Vurmayız!" [Hikaye]
« Yanıtla #9 : 16 Temmuz 2014, 23:37:29 »
Ben olsam tekme atıp yemek ve su verilmemesini emrederdim.

                                               "Zayıfa acımak doğaya ihanettir"

                                                                                 Adolf Hitler
Spoiler: Bi rahat bırakın • Göster

Spoiler: Game of Thrones Kardeşliği • Göster


Bazen sadece Microsoft'ta çalışmak istersin...