Sultan II.Abdülhamid'e Suikast Girişimi

  • 0 Yanıt
  • 2713 Gösterim
*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Sultan II.Abdülhamid'e Suikast Girişimi
« : 17 Temmuz 2014, 16:48:25 »
...Müthiş bir infilak duyulmuş, insanlar, hayvanlar parça parça göğe fırlamış, ortalığı bir duman sarmış, yaverler kaçmış, devlet erkanı camie sığınmış, yerinde duran padişah...

Avlonyalı Ferid Paşa

 
Günlerden 21 Temmuz 1905'tir.II.Abdülhamid'in Cuma Selamlığındayız.Cuma namazı bitmiş, özellikle ecnebi meraklılar tarafından büyük bir heyecanla beklenen an gelmiştir.Sultan Abdülhamid caminin çıkış kapısına doğru ilerlerken bazı vekil ve vezirleriyle konuşmuş, onlara iltifatlarda bulunmuştur.Tam kapıdan çıkacakken bu defa da sevgili Şeyhülislamı Cemaleddin Efendi ile ayaküstü bir meseleyi konuşacağı tutmuştur.Dışarıda kendisini hangi korkunç sürprizin beklediğinin tabii ki farkında değildir o sırada.

  Bizzat suikastçılar Yıldız Camii'nin avlusunda padişah'ın dışarı çıkmasını beklemektedir.Gecikme, onları iyice meraklandırmıştır.Çünkü Cuma selamlıklarına defalarca gelip gitmişler ve Padişah'ın caminin dış kapısına 1 dakika 42 saniyede ulaştığına varıncaya kadar herşeyi inceden inceye hesaplamışlardır.Ne var ki, Sultan Abdülhamid'in tam kapıdan çıkarken Cemaleddin Efendi'yle yaptığı o ayaküstü sohbet, bütün planlarını altüst etmiştir.

  29 yaşındaki Belçikalı sosyalist Charles Edward Jorris, Fransa'daki eylemler sırasında bir takım Ermeni komitecileriyle tanışmış ve onların daveti üzerine Beyoğlu'nda bir apartman dairesine yerleşmiştir.İstanbul'da çeşitli bomba denemelerinde bulunmuş, Ardından Yıldız Sarayı güzergahıdna, padişahın geçeceği yol üzerinde bir ev kiralamışlar ve bir araba imal ettirerek aracın oturma yerinin altına gizli bir bölme yaparak bombayı yerleştirmişlerdir.

  Bu arabayı Yıldız Camii'nin avlusuna kadar sokmayı başaran (özel izinle alınan bu kısma koskoca arabanın nasıl girdiği bir muammadır.)suikastçılar, saatli bombayı padişah kapıda görünür görünmez harekete geçirmiş ama o "bir anlık gecikme" yi hesaplayamamışlardır.

  Ardından, Boğaz'ın Avrupa yakasını Fatih'e kadar sarsan ve Maçka, Nişantaşı gibi semtleri yerinden oynatan müthiş bir infilak sesi ile sarsılır İstanbul.Necip Fazıl şöyle anlatır patlamayı:

  Gündüzü geceye çeviren bir duman, baruttan yayılan ölüm kokusu ve hemen arkasından b,r harp sahnesi manzarası...Parçalanmış bir sürü insan, at ve araba... Camide ne cam ne pancur... Parmaklıklar üzerinde kopuk insan ve at uzuvları, yerlerde sahiplerini kaybetmiş sorguçlu kalpaklar, baltayla doğranmış ibi paramparça cesetler... Ve... Ve feci bir panik... Boğuşma halinde kaçışma... Ana-Baba günü...

Ya bu korkunç manzara karşısında adı "korkak"a çıkarılan Sultan Abdülhamid ne yaptı? Tam bir Osmanoğluna yaraşır bir şekilde, olayı soğukkanlı bir şekilde sükunetle izlemiş, telaşa ve paniğe kapılmış olan yetkilileri ise "Korkmayın!" diye yatıştırıp gerekli telkinleri verdikten sonra sert ve vakur adımlarla saltanat arabasına yönelmiş ürkmüş olan atlarının dizginlerini alarak Yıldız Sarayı'nın yolunu tutmuştur.Onun bu metanetine yerli ve yabancı seyirciler, bu arada Amerikalı Bahriye Generali Bagnam Paşa da hayran kalmış ve misafirler arasından "Yaşa Sultan!" sesleri yükselmiştir.

  Suikastı çok planlı hazırlayan Ermenilerin amacı şuydu; Suikast başarılı olsaydı, Beyoğlu'nda patlamalar birbirini takip edecek, kargaşa çıkartılacak, bunu dış güçlerin müdahelesi seyredecek ve Doğu'da bağımsız bir Ermeni devletinin kurulmasının ilk adımları böylece atılmış olacaktı.Lakin o birkaç dakikalık gecikme bütün planlarını suya düşürdü.

  Peki suikastçılara ne oldu? Abdülhamid, bir mahkeme kurdurmuş, mahkemenin tarafsızlığına şüphe düşürmemek için sorgu yargıçlığı azalarında Rum, Ermeni ve musevi hakimler bulundurulmasını irade etmiş ve yargılama sonunda Jorris'in de bulunduğu 11 kişi idama, 46 kişi de çeşitli cezalara çarptırılmıştır.

  Ya sonra?

 
Sonrası daha ilginç aslında, Sultan Abdülhamid'in insaf etmeyi seven bir 'sarraf' olduğunu bu olaydan da anlıyoruz.Diğerleri gibi, suikastın ele başısı olan sosyalist Jorris de affedilmiş, af ne kelime, cebine 500 altın koyarak bu defada Sultan Abdülhamid'in sadık bendelerinden biri olarak Avrupa'ya işbaşına gönderilmiştir! Bir suikastçı, belki de dünya tarihinde ilk defa, suikast düzenlediği kişi tarafından işe alınmakta ve ödüllendirilmektedir!

Kaynak:
  • Abdülhamid'in Kurtlarla Dansı - Mustafa Armağan
« Son Düzenleme: 17 Temmuz 2014, 20:11:18 Gönderen: SüleymanEnes »

33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han