[İnceleme] Wolfenstein: The New Order

  • 5 Yanıt
  • 5543 Gösterim
*

Çevrimdışı Sagittarius

  • *
  • 223
  • Maybe your best course would be to tread lightly.
    • Profili Görüntüle
    • Elder Scrolls Türk
[İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« : 30 Haziran 2015, 18:27:07 »

Wolfenstein serisini bugüne kadar oynamadıysanız bile adını duymuşsunuzdur. Çünkü kendisi dünyada oldukça yaygın bir oyun türü olan FPS'nin atası, öncüsü. 1992 yılında çıkan Wolfenstein 3D sayesinde bugün Half-Life, Call of Duty, Medal of Honor, Doom gibi türün popüler oyunlarını oynama şansına sahibiz. O yüzden buradan bir kez daha şapka çıkaralım efsaneye.

Wolfenstein 3D ve Return to Castle Wolfenstein'ın yapımcısı olan id Software'i satın alan Bethesda, serinin yeni oyunu olan Wolfenstein: The New Order'ın yapımcı koltuğuna MachineGames'i oturtmuş. Yapımcı koltuğunda id Software'i görmediğim için üzülmeme rağmen, MachineGames'in de gerçekten saygı duyulacak bir eser ortaya koyduğunu söylemeliyim.

Hikayemizin kahramanı William"B.J."Blazkowicz, serinin her oyununda olduğu gibi bu oyunda da bizimle. Kendisi önceki oyunlara göre yaşlanmış ama çok daha tecrübe sahibi olmuş. 1946 yılında, II. Dünya Savaşı'nın bitmesine yakın bir zamanda, yaptığı deneyler ve geliştirdiği teknolojiler sayesinde Naziler'in büyük bir güç haline gelmesini sağlayan General Wilhelm Strasse'ın olduğu üsse çıkartma yapıyoruz. Öyle önemli bir çıkartma harekatı ki bu, eğer başarısız olunursa savaşı Naziler kazanacaktır. Ve gelişen belli olaylar neticesinde görev başarısız oluyor. Bunun neticesinde Almanya dünyanın büyük bir bölümüne hakim oluyor. Karakterimiz Blazkowicz, 14 senelik bir zaman dilimi süresince komada kalıyor ve uyandığında gördükleri karşısında şok oluyor. Bir an önce harekete geçmek isteyen karakterimiz, ordusunun da ''teslim bayrağını'' çekmiş olduğunu öğrenince, kendi gibi düşünen insanları bularak büyük bir direniş mücadelesine başlıyor.



Hikaye gayet basit bir intikam hikayesi gibi. Ama oyun bu olayları film tadında işliyor adeta. Karakterimizin komada kaldığı yıllar boyunca dünyada yaşananlar kendisine anlatıldığı andaki hareketleri, mimikleri, o gözlerinde çaresiz bakışları, umutsuzluğu, inanamadığı için belli bir müddet konuşamamasını öyle etkili biçimde gösteriyor ki, sanki olanlar size anlatılıyor da, siz duyduklarınıza inanamıyor gibi oluyorsunuz. Gerçekten böyle basit bir hikayenin, anlatımının bu kadar iyi olması sayesinde oynarken çok keyif alıyorsunuz.

Nazi yönetimi altındaki dünya, oyuna olabildiğince gerçekçi bir biçimde yansıtılmış. Askerlerin ''üstün'' Alman ırkından olmayanlara karşı tavırları, sıradan halkın Nazi zulmünden şikayetçi olması ama seslerini çıkaramamaları, ırkçılık gibi ayrıntılar sayesinde Naziler'in gücünü ve etkilerini çok daha şiddetli bir şekilde görebiliyoruz. Atmosferin böyle detaylarla dolu olması, sizi ister istemez o döneme götürüyor ve oyuna adapte olmanızı kolaylaştırıyor.

Wolfenstein: The New Order'da oyuna başlamadan önce zorluk seviyenizi seçerken oyun bir yandan gaza getirmek, diğer bir yandan ise aşağılamak istiyor sizi. Oyunda beş farklı zorluk seviyesi var. İlk iki zorluk seviyesinin açıklamasında yazanlar ve koyulan resimler sayesinde, kimsenin onları seçmek isteyeceğini düşünmüyorum. Genelde oyunları normal seviyede veya bir üstünde oynardım ama oyun beni resmen gaza getirip en zoru ''über'' seviyesini seçmeye zorladı. Bol bol öldüm, sinirden köpürdüğüm anlar da çok oldu ama oyundan gerçekten çok daha fazla zevk aldım.



Günümüz FPS oyunlarındaki ''kendi kendine can yenilenme'' sistemi bu oyunda yok. Normalde bu sisteme sahip olan FPS oyunlarında düşmanlarınızdan büyük hasarlar alsanız bile, belli bir süre dinlenirseniz canınız eski haline dönüyordu. Ama Wolfenstein'da aldığınız hasara bağlı olarak canınız azalıyor. Ve belli bir kısımdan sonra yenilenmiyor. Mesela canınız 4'e düştüyse, kendi kendine en fazla 20'ye tamamlanıyor. Gerisini çatışmadan sağ kurtulup, can paketleri arayarak arttırmalısınız. Bu özelliği çok beğendim gerçekten.

Wolfenstein: The New Order'da perk sistemi bulunuyor. Bunlar stealth (gizlilik), tactical (taktiksel), assault (saldırı) ve demolition (yıkım) olmak üzere dörde ayrılıyor. Perkler oyunu oynayış biçiminize göre gelişiyor ve o perklerde ilerledikçe belli özellikler kazanıyorsunuz. Mesela belli sayıdaki düşmanları gizlilikle öldürürseniz bıçak fırlatma yeteneğini veya saldırı tüfeği ile öldürürseniz silahın şarjör kapasitesini geliştirebiliyorsunuz. Etrafı sessizce temizlemek veya düşmanlarınızı parçalara ayırmak tamamıyla size kalmış.

Silahlarımızın çeşitleri biraz az. Ama bunu her silaha ikinci bir mod yükleyerek düzeltmeye çalışmış yapımcılar. Ayrıca belli bir noktadan sonra LaserKraftWerk isimli silaha sahip oluyoruz. Bu silahla ilk başta sadece telleri ve belli demir yapıları kesebilirken, bulduğumuz geliştirmeler sayesinde mükemmel bir katliam silahına dönüştürebiliyoruz.



Yapay zekadan pek memnun kaldığımı söyleyemeyeceğim. Yine en zor seviyede sizi çok zorlasalar bile, belli saçmalıklara sahipler. Bir bölgede 3-4 kişilik bir düşman grubu içerisinden birini gizlilikte öldürüp saklanırsanız, askerler yerde yatan arkadaşlarını görmezden geliyor resmen. Onun dışında düşmanlarımız çok çeşitli olmasa bile, Naziler'in yapay zekayla geliştirdiği robotlar bize çok zor anlar yaşatıyor. Kimi zaman hiç ummadığınız bir anda yıkılmış duvarların arasından çıkarak sizi aşırı geriyorlar. Karakterimiz Blazkowicz bile oyun içinde sitem ediyor bu duruma; ''Eskiden daha kolay olurdu. Böyle devasa robotlar yoktu. Ve tabi benim bir ordum vardı.''

Oyundaki grafikler gayet güzel gözükmesine rağmen, geç gelen kaplamalar ve yakınınızdaki düşük çözünürlüklü objeler canınızı sıkabiliyor. Sistemim gayet yeterli olmasına rağmen takılmalar yaşadım oyunda. Bazı ara sahnelerde ses kayması da yaşanıyor. Kesinlikle oynanmayacak derecede değil ama belli bir optimizasyon sıkıntısı var.

Oyundaki seslendirmeler gayet güzel olmuş. Ses kaymaları olmasaydı daha iyi de diyebilirdik belki. Müzikler ise gerçekten mükemmel. Arkaplanda çalan müzikler sayesinde aksiyon sahnelerinde iyice gaza geliyorsunuz, hüzünlü anlarda ise gözünüzdeki yaşları siliyorsunuz.

Son sözlerimi yazayım artık. Wolfenstein, The New Order mükemmel hikaye anlatımı, harika müzikleri, size savaşı yaşatan atmosferi, kaplama hatalarına rağmen güzel olan grafikleri sayesinde çok güzel bir yapım olmuş. Eleştirdiğim kısımlara biraz daha özen gösterilebilseydi, daha iyi bir puanı hak ederdi diye düşünüyorum. Oynamanızı şiddetle öneriyorum. Sizi pişman etmeyeceğine emin olabilirsiniz.

Artıları
Müzikler
Eski usül FPS
Akıcı hikaye anlatımı
Savaşı adeta yaşatan atmosfer

Eksileri
Yapay zeka
Grafiklerdeki bazı rezalet kaplamalar, geç yüklenme sorunları

Puan: 8,5/10

« Son Düzenleme: 03 Temmuz 2015, 07:24:36 Gönderen: Sagittarius »


Evil is evil. Lesser, greater, middling…makes no difference. The degree is arbitrary. The definition’s blurred. If I’m to choose between one evil and another, I’d rather not choose at all.

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Insieme per la vittoria!
  • *
  • 1676
  • Vittoria agli Assassini!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: [İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« Yanıtla #1 : 30 Haziran 2015, 18:50:09 »
Ellerine sağlık (çok iyi bir inceleme olmuş demekten sıkıldım :D ) Grafikler gayet güzel görünüyor, benim PC'de kaldırabilir gibi. Bir de sen böyle övünce denemeden olmaz 8)

I have lived my life as best I could, not knowing its purpose, but drawn forward like a moth to a distant moon; and here at last, I discover a strange truth. That I am only a conduit, for a message that eludes my understanding.

*

Çevrimdışı assassin_alper

  • *
  • 1066
  • Nowhere left to run now
    • Profili Görüntüle
    • Facebook adresim budur.
    • E-Posta
Ynt: [İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« Yanıtla #2 : 30 Haziran 2015, 19:59:56 »
Vay be, Back to castle'ı hatırladım. Ne günlerdi :D Eline sağlık.

"Rien n'est vrai, tout est permis."

"Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf krallarına,

Yedisi taştan saraylarındaki Cüce hükümdarlara,

Dokuzu ölümlü insanlara, ölecekler ne yazık;

Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda,

Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi'ne.

Hepsine hükmedecek bir yüzük,Hepsini o bulacak,

Hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak

Gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda."

---------------------------------------------------

Bin ork akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin ork dev gibi bir orduyu yendik
                         

------------------------------------------------


                            

*

Çevrimdışı --Altair--Ezio--Connor--

  • *
  • 140
  • THE FIRE OF 1092
    • Profili Görüntüle
Ynt: [İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« Yanıtla #3 : 30 Haziran 2015, 20:28:54 »
Vay be, Back to castle'ı hatırladım. Ne günlerdi :D Eline sağlık.
Return to Castle Wolfenstein olmasın o :D

*

Çevrimdışı assassin_alper

  • *
  • 1066
  • Nowhere left to run now
    • Profili Görüntüle
    • Facebook adresim budur.
    • E-Posta
Ynt: [İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« Yanıtla #4 : 30 Haziran 2015, 21:01:31 »
Vay be, Back to castle'ı hatırladım. Ne günlerdi :D Eline sağlık.
Return to Castle Wolfenstein olmasın o :D

(çaktırma ;))

"Rien n'est vrai, tout est permis."

"Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf krallarına,

Yedisi taştan saraylarındaki Cüce hükümdarlara,

Dokuzu ölümlü insanlara, ölecekler ne yazık;

Bir Yüzük gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda,

Kara tahtında oturan Karanlıklar Efendisi'ne.

Hepsine hükmedecek bir yüzük,Hepsini o bulacak,

Hepsini bir araya getirip, karanlıkta birbirine bağlayacak

Gölgeler içindeki Mordor Diyarı'nda."

---------------------------------------------------

Bin ork akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin ork dev gibi bir orduyu yendik
                         

------------------------------------------------


                            

*

Çevrimdışı SüleymanEnes

  • *
  • 986
  • Devlet-i Ebed Müddet
    • Profili Görüntüle
Ynt: [İnceleme] Wolfenstein: The New Order
« Yanıtla #5 : 01 Temmuz 2015, 03:19:46 »
Uzun ve titiz bir çalışmanın mükemmel sonucu :) Ellerine sağlık dostum :)

VIA_V8C cihazımdan Tapatalk 2 ile gönderildi


33 sene milletim ve devletim için, memleketimin selameti için çalıştım. Elimden geldiği kadar hizmet ettim. Hakimim Allah ve beni muhakeme edecek de Resulullah'tır. Bu memleketi nasıl buldumsa öylece teslim ediyorum. Hiç kimseye bir karış toprak vermedim. Hizmetimi ancak Cenab-ı Hakkın takdirine bırakıyorum. Ne çare ki, düşmanlarım bütün hizmetime kara bir çarşaf çekmek istediler ve muvaffak da oldular.

Cennetmekan Sultan II. Abdülhamid Han