Orta Dünya Irkları

  • 0 Yanıt
  • 2404 Gösterim
*

Çevrimdışı Haytham Kenway

  • *
  • 42
  • The Enemy (TWT)
    • Profili Görüntüle
Orta Dünya Irkları
« : 27 Eylül 2014, 22:24:31 »
ORTA DÜNYA IRKLARI

Valar
Spoiler: Göster
Valar efendileri yedi tanedir; Valier, yani Valar Kraliçeliri de yedi tanedir.
Valar: Manwe, Ulmo, Aule, Orome, Mandor, Lorien ve Tulkas'tır.
Valier: Varda, Yavanna, Nienna, Este, Vaire, Vana ve Nessa'dır.
(Zamanla Melkor Valar arasında sayılmamıştır)


Manwe
Arda diyarının efendisidir: Lakabı Sulimo (Arda Soluğunun Efendisi). Manwë rüzgârlara, göklere, kuşlara ve göğe ait herşeye; yani Arda'nın sınırları içerisindeki her şeye hükmeder.
Varda
Manwe ile birlikte yaşar. Yıldızların Hanımı Varda diye anılır. Elfler arda üzerinde en çok Varda'ya hürmet ederler ona Elbereth diye seslenirler.

Ulmo
Suların efendisidir. Tek başınadır.Kudrette Manwe'ye denktir. Dünyadaki tüm su akıntılarında özgürce dolaşır. Ulmo hem elfleri hem insanları severdi. Vaların öfkesine rağmen onları hiç terk etmemiştir.

Aule
Egemenliği Arda'nın yapıldıgı tüm maddelerdedir. Ulmo'dan biraz daha az kudretlidir. Bir demircidir ve tüm zanaatlerin efendisidir. Melkor onu kıskanırdı çünkü düşüncede ve güçte ona denk gibiydi.
Yavanna
Aule'nin karısıdır. Adının anlamı Dogurgan olandır. Yeryüzünde yetişen herşeye sevgi duyar ve onları aklında tutar. Yavanna saygınlıkta Varda'dan sonra gelir. Eldar dilinde ona Yeryüzünün Kraliçesi, Kementari, denir.

Tulkas
Güç ve cesaret işlerinde en görkemli olanıdır. Lakabı yiğit (Astaldo)dur. Melkorla yapılan ilk savaşta Valar'a yardım için Arda'ya girmiştir. Güreşten ve güç gerektiren şeylerden zevk alır. At binmez çünkü ayakları üztünde giden herşeyden daha iyi koşar ve o yorulmaz.
Nessa
Tulkasın karısıdır.O'da kıvrak ve çabuk ayaklıdır. Geyikleri sever. Dans etmekten çok hoşlanır ve Valinor'un solmayan çayırlarında dans eder.

Orome
Kudretli efendidir. Tulkastan biraz daha az güçlüyse bile kızgınlıgı daha korkunçtur; oysa Tulkas savaşta ve sporda daima güler. Orome Orta Dünya topraklarını cok severdi. Valinor'a en son dönen o oldu. O; canavar ve kötü hayvanların avcısıdır. Atlardan ve tazılardan zevk alır. Ormanların efendisi Aldaron diye cağrılır. Atının ismi Nahar'dır. Bulutları ayıran ve şimşek gibi sesi olan borusunun adı Valaroma dır.
Orome'nin karısı Yavanna'nın küçük kardeşi Ebedi-genç Vana dır.


Namo&Irmo
Namo:
Kardeşlerin daha büyüğü olan Namo, Valinor'un batısında ki Mandos'ta oturur. O, ölüler evinin koruyucusu ve katledilenlerin birleştiricisidir. Hiç birşeyi unutmaz. Iluvatarın özgürlügü dışında sessizce bekleyen herşeyi bilir. Vaların hüküm verenidir. Manwe'nin emri üzerine söyler.

Vaire
Dokumacı olarak adlandırılır. Namo (Mandos'un) karısıdır. Zaman içinde olan herşeyi yani artık destanlaşmış olan ağları dokur ve çağlar boyunca genişleyen Mandos'un salonlarını süsler.

Irmo:
Görünün ve düşlerin efendisidir.Lorien'de yaşar.
Este
Irmo'nun karısıdır. Nazik Este olarak bilinir. Yaraların ve yorgunlugun iyileştiricisidir. Lorellin gölünde bir adada uyur. Valinorda oturan herkes Irmo ve Este'nın ırmaklarında canlılık kazanır.

Nienna
Esteden daha güçlüdür. Feanturi'nin kız kardeşidir tek başına yaşar. Kederi ve Melkorun bozması yüzünden Arda'nın acı çektigi her yara içi yas tutmasıyla bilinir. Ama kendisi için ağlamaz onu dinleyenler merhameti ve sabrı öğrenir.


Maiar
Spoiler: Göster
Aydınlık Maiar
Eönwë, Maiarın en güçlüsü Manwë'nin Maiasıydı. Eönwë bir Vala kadar güçlü idi ve Melkor'a karşı verilen savaşlarda bir Vala kadar iyi savaştı. Kollarındaki gücü hiç kimse geçemezdi ve Manwë'nin sancaktarıydı. Ilmare, Varda'nın hizmetçisiydi ve güzelliği dillere destandı. Varda'nın yanından hiç ayrılmadı. Salmar hakkında çok fazla şey bilinmeyen ama Ulmo'nun ünlü borusunu deniz kabuklarından yaptığı söylenen ve Ulmo'nun yanından hiç ayrılmayan Ulmo'nun Maiasıydı. Arien ve Tilion insanların tanıdıkları Maiardı. Arien Güneş'i yönlendiriyordu, Tilion ise Ay'ı. Tilion genelde istikrarsızdı ve hızı hiç belli olmuyordu. Arien ise istikrarlı ve yavaştı. Arien eskiden Vana'nın Maiasıydı ve Tilion ise Orome'nin avcılarından biriydi. Ossë (Denizlerin Efendisi) ve Uinen (Denizlerin Hanımı) denizcilerin yakından tanıdıkları Vala Ulmo'nun yardımcılarıydı. Ossë dalgaların efendisi idi ve her denizci ondan çok korkardı. Uinen ise durgun ve sakin havanın Maiasıydı ve bu yüzden denizciler tarafından sevilirdi. Osse başta Melkor'un tarafına geçmişti ve dalgaları öfkeyle kullanarak toprakları dövüyordu. Bu yüzden Aulë Uinen'e rica etti ve Uinen Osse'ye yalvararak onu iyi tarafa çekti. Ama yine de Osse içindeki kızgın ruhu hiç atamadı. Eldarın Teleri kolu ölümsüz diyara giderken onların bir kısımını Orta Dünya'da tutmayı başardı ve gemiyapımcısı elflere uzun süre eğitim verdi. Bu elfler, Falas kıyılarında yaşayan Círdan'ın emrindeydiler.
En ünlü Maia ise kuşkusuz Melian’dı. Valinor'da hem Vàna hem de Estë'nin emrinde olan Melian, Orta Dünya'nın karanlığa büründüğü Ağaçların Çağı'nda Orta Dünya'ya gelmiş ve burda ormanlar arasında şarkı söylerken ve gezerken Elf Kralı Elwë Thingol ile evlenmişti. Lúthien adını verdikleri bir kızları oldu. Melian ve kocası Thingol, Doriath ormanında bir krallık kurdular. Bu krallığın halkı, Elwe'yi arayan Sindar elflerinden Avar elflerinden oluşuyordu. Melian, bu krallığı Melian Kuşağı ile çevirmişti. Elwë'ye de gücünün bir kısmını aktardı.


Karanlık Maiar
Ölümsüz Topraklar'da yaşayan Maiar, Arda'daki tek Maiar değildi. Kötü Vala Melkor'a hizmet eden birçok Maiar vardı.Kendisine ayarttığı Maiar korkunçtu ve bunlardan bir kısmı balrog olarak bilindi. Bun balrogların en dehşetlisi Gothmog’du. Efendisi Melkor için birçok kötülük yaptı.
Görüntü olarak örümcek formunu seçen Ungoliant, Ölümsüz Topraklar'ın en güneyindeki karanlık bir bölgede yaşardı ve kimseye itaat etmezdi. Kara Efendi Melkor, bu Maia'ya üstün gelemedi ve onunla işbirliği yapma yolunu seçti. Ungoliant bir örümcek şeklindedir ve görünmez ağları vardır. Ayrıca sürekli açtır. Yüzüklerin Efendisi’nin üçüncü bölümü Kralın Dönüşü’nde bahsedilen dişi örümcek Shelob, Ungoliant'ın yavrusudur.
Melkor tarafından nasıl türetildikleri belli olmayan vampir Thuringwethil ve kurtadam Draugluin birer Maiaydılar.
Melkor'un hizmetindeki en kötü ve en ünlü Maia ise Sauron’du. Kötülükte neredeyse Melkor'a denkti. Melkor'un bütün planlarında Sauron'un bir payı vardır. İlk başlarda Demirci Aulë'nin Maiası olan Sauron, sonradan taraf değiştirip Melkor'un yanına geçti. Birinci Çağ'ın sonunda Melkor, Valar tarafından başlatılan Öfke Savaşı'nda yenilerek Boşluk'a atıldığında, Sauron Orta Dünya'nın doğusuna kaçtı ve sonraki çağlarda kötülüklerin başı Kara Efendi olarak Aman dışındaki bütün dünyaya korku saçtı.


Kartallar
Spoiler: Göster
Kartallar
Arda'nın kanatlı yaratıklarının en soylusu olan Eagles (Kartallar), iki güçlü Valar, Havanın Efendisi Manwë ile Yeryüzünün Kraliçesi Yavanna tarafından yaratılmışlardır. Kartallar, en eski ve en bilge ırklar arasında sayılıyorlardı. Bu kuşlar her zaman Manwë'nin habercileri ve hizmetkarları oldular. Manwë'nin gözleri olarak deniz mavisi dünyanın üstünde uçtular ve düşmanlarının üzerine yıldırım gibi düştüler.
Güneşin İlk Çağında, bu ırkın güçlü bir türü Beleriand'da yaşıyordu. Çevreleyen Dağların Kartalları olarak bilinen bu grup, Crissaegrim olarak adlandırılan doruklardaki yüksek yuvalarda yaşıyorlardı. Bu Kartallar, Mücevherler Savaşında yaptıkları ile büyük ün kazandırlar. Efendileri olan Thorondor, tüm Kartalların en büyüğü ve en soylusu idi. Thorondor'un kanat açıklığı otuz kulaçtı ve bu kuşun hızı en hızlı rüzgarınkinden bile fazlaydı.

Thorondor ve ırkı en büyük zaferlerini Öfke Savaşında kazandılar. "Quenta Silmarillion", Büyük Savaşta Kartalların en korkunç kötülüğe - yani kanatlı Ateş Ejderlerine karşı nasıl zafer kazandıklarını anlatır. Güneşin Üçüncü Çağında, Orta Dünya Kartallarının hükümdarı Rüzgarların Efendisi Gwaihir idi. Büyüklüğü İlk Çağın Kartallarının en küçüğü kadar bile olmamakla birlikte, Üçüncü Çağın ölçütlerine göre döneminin en büyüğü idi. Gwaihir'in halkı yani Misty Mountains'in (Sisli Dağlar) Kartalları güçlü savaşçılar olduklarından, Karanlık Güçler onlardan pek korkuyordu.


Vampirler
Spoiler: Göster
Vampirler


Melkor'un yarattığı yaratıklar içerisinde özgür halklar arasında en fazla korku yaratanlardan biride zaman zaman kan içen yarasalar suretine bürünen tehlikeli ruhdu.
Bu aynı zamanda "gizli gölgenin kadını" adına alan Thuringwethil idi. Thuringwethil uzun yıllar boyunca Angband ile Sauron'un Werewolf (kurtadamlar) ordularının bulunduğu Tol-in-Gaurhoth arasında haberci görevi gördü. Denilirki Tol-in-Gaurhoth düştüğünde Sauron'da bir vampir kılığına bürünüp kaçabilmişti. Aslında Sauron'un da Thuringwethil'in de yarasa kılığına bürünmesini sağlayan büyülü bir pelerindi ve Sauron'un yok edilmesi ile bu pelerinde yok oldu.


Ejderhalar
Spoiler: Göster
Ejderhalar

“Quenta Silmarillion”, Güneşin Birinci Çağı’nda Karanlık Düşman Morgoth’un nasıl Angband’ın Kuyularında saklanarak alevler ve büyü ile kötülük başyapıtlarını meydana getirdiğini anlatır. Morgoth’un dehasının karanlık mücevherleri, Ejderhalar olarak adlandırılan Büyük Solucanlar idi. Bunları üç tür olarak yaratmıştı: sürünen, yürüyen ve yarasalarınkilere benzer kanatları ile uçan büyük yılanlar. Her türün iki çeşidi vardı: tırnak ve pençeleri ile dövüşen Soğuk Ejderler ve alevden solukları ile yokeden mucizevi Urulóki Ateş Ejderleri. Bunların tümü, İnsanlar, Elfler ve Cücelerin en önemli başbelasını oluşturuyorlardı ve bu ırkların yokedilmesinde önemli rol oynadılar.
Sürüngenler, silah işlemeyen demirden pullar ile korunmuşlardı. Diş ve tırnakları mızrak ve kılıç gibiydi. Kanatlı Ejderhalar, uçarken altlarındaki toprakları kasırga rüzgarları ile süpürürler ve Ateş Ejderleri yeryüzünü yalayarak yollarına çıkan herşeyi yokeden kızıl ve yeşil alevler püskürtürlerdi. Gözleri, şahinlerinkinden daha keskindi ve gördükleri hiç bir şey onlardan kaçamazdı. En sessiz düşmanın en hafif nefes alışını bile duyabilecek kadar keskin kulakları ve etinin en hafif kokusundan her yaratığı tanıyacak kadar gelişmiş bir koku duyuları vardı. Zekaları ile ünlü olmakla birlikte, ihtiras, açgözlülük, yanıltıcılık ve öfke gibi zayıflıkları vardı. Çoğunlukla ateş ve büyü gücü ile yaratılmış olduklarından, su ve günışığından çekinirlerdi. Ejderha kanı, kara renkli ve ölümcül bir zehirdi ve solucan kokularının buharı yanan kükürt ve sümükten oluşmuştu.
Morgoth tarafından Angband’da yaratılan ilk Ateş Ejderi ya da Urulóki, Ejderhaların Babası Glaurung idi. Daha sonra ortaya çıkacak olan kanatlı ırktan olmamakla birlikte, Glaurung döneminin en büyük korkusuydu.
Fakat Dünyaya gelen en büyük Ejderha, Kara Ancalagon idi. Ancalagon, kanatlı Ateş Ejderlerinin ilkiydi ve o ve türünün diğer üyeleri Morgoth’un son savunmasında Angband’dan rüzgarlı ve alevli güçlü fırtına bulutları gibi fırladılar. Ancalagon düşürüldü ve diğer Ateş Ejderleri ya öldürüldü ya da kaçtı; Güneşin Üçüncü Çağı’nın sonlarına dek Orta Dünya tarihçelerinde bir daha onlardan bahsedilmedi. Bu dönemde Kuzeyde, Gri Dağların ardındaki boş bozkırlarda yaşadılar. Söylendiğine göre açgözlülükleri onları, Cücelerin Yedi Kralının birikmiş hazinesine çekti. Gri Dağların Ejderhalarının en güçlüsü Solucan Scatha idi.
Üçüncü Çağın yirmi sekizinci yüzyılında Çağın en büyük Ejderhası, Kuzeyden Cücelerin Erebor’daki krallığına geldi. Bu kanatlı Ateş Ejderinin adı, Altın Smaug idi. Smaug Cüce krallığını yoketti ve iki yüz yıl boyunca hiç bir meydan okuma ile karşılaşmadan Erebor’a hükmetti. Fakat 2941 yılında, on iki Cüce ile Bilbo Baggins adındaki bir Hobbitten oluşan bir grup maceracı dağa geldi. Onlar tarafından uyandırılan Smaug, ateşi ile çevreye zarar verdiyse de, Uzun Göldeki Esgaroth’da Kuzeyli Okçu Bard tarafından öldürüldü.
Söylencelere göre Ejderhalar yüz yıllar boyunca Gri Dağların ardındaki Boş Kuzey Bozkılarında yaşamaya devam ettilerse de, daha sonraki hiç bir hikayede bu kötü fakat olağanüstü yaratıklardan bahsedilmemektedir.