Geride kalanlar (klasik)

  • 39 Yanıt
  • 11098 Gösterim
*

Çevrimdışı Affedilmeyen

  • *
  • 786
  • Kisi Sevdigi ile Beraberdir.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #10 : 09 Kasım 2014, 00:24:55 »
Olaylar olaylar son zamanlarda bu sehire amma cok adam gelmeye basladi  diyerek samanlari toplamaya devam ettim. Askerlerin hana toplanmasi hic hayra alamet degildi yakinda  eski ve yeni dostlarida bu sehre gelicek demekti. Herkes bu sehri kendi tarafina cekmeye basliyordu. Acaba eski günlerine dönmeli ve yeniden durumu gözdenmi gecirmeliydi.
Ancak su hana yeni gelen genc adam pek dikkatini cekmisti.Cocugun tarafini merak etmeden duramamis olsa bile yinede.. eline aldigi tirmakla samanlari topladi bir köseye istifledi. Yukariya cikip hancinin vericegi günlügü almaya cikarken o ismi duydu Alferd.. Askerlerin ayaga kalkmasi. Bu adamin burada ne isi var diye söylendi ve yukari cikmaktan vazgecti.
Eli ile alninda olusan terleri sildi bu gece disarida bir tur atmasi sanki cok iyi olacakti.. olaylar beklediginden cok farkli gelistigini düsünmeye baslamisti.

------
Rp: Disi spoiler icine koymadim ama koymak gerekirmi?
Hayat Akip Giden Bir Nehirdir.. Yüzmesini Bilmiyorsan Su Üstünde kal..

*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #11 : 09 Kasım 2014, 01:07:56 »
Eh, geldim o halde?

Karakter adı ; Scarlet Bukowski
Karakterin eşyaları ; Uzun kılıç, Bıçak , Sis bombaları
Karakterin özellikleri ; Oldukça dayanıklıdır, hızdan ve güçten kaybettiğini zekası ve dayanıklılığı ile kapatır. Özellikle kılıç kullanımında oldukça iyidir.
Karakterin karakteristik özellikleri ;Hızlı düşünen alaycı biridir. Hırslıdır, önemsediği tek şey güçtür.
Karakterin resmi (zorunlu değil) veya görünüşünü anlatan metin ;
Spoiler: Göster


Tarafım; templar tabii ki.
« Son Düzenleme: 09 Kasım 2014, 01:12:11 Gönderen: BadWolf »

Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı SlimShady

  • *
  • 398
  • Squads and Quads
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #12 : 09 Kasım 2014, 10:32:57 »
Ben gelsem kabul eder misiniz ahali?

Karakter adı ; Joseph
Karakterin eşyaları ; Çift Elli Kılıç, Hançer
Karakterin özellikleri ; Savaş alanında zekasını çok iyi kullanır ancak geri kalan zamanlarda o performansını koruyamaz (aptal değil ancak). Çift elli kılıcı hızıno azaltsa da gücü ile bu oranı dengelemeyi başarmıştır.
Karakterin karakteristik özellikleri ; Hayalci olmasına karşın (planlar filan olarak) sakin ve cesurdur. Savaştığı ya da muhattap olduğu kişilere aşırı saygılı davranır. Savaşmadığı zamanlar, öldürdüğü kişilerin arkasından dua eder.
Karakterin resmi (zorunlu değil) veya görünüşünü anlatan metin ;
Spoiler: Göster
zırh hariç fiziksel özelliklere dikkat edin, zırhı klasik muhafız zırhı

Taraf: Reaya (65 akçe yollayabilirim :d )

Kısaca geçmiş:
Spoiler: Göster
kronolojik olarak:

-Kudüs'de muhafızlığa başladı

-Muhafız komutanlığına yükseldi

-Tapınakçıların bu şehri elinde bulundurmasına karşı olarak bir isyan girişimine başladı (zeki değil dedim)

-Daha bir kaç kişi toplamışken tapınakçılar tarafından yakalandı ve zar zor infazdan kaçtı (topladığı kişilerin tümü bu kaçma olayında öldü ya da yakalanıp infaz edildi)

-Ramah kentine yerleşti. Ve muhafızlığa tekrar başladı (Ramah'da 6 yıllık muhaz rp vaktinde)



Spoiler:  beni rp'ye almazsanız • Göster
Ölmeyen bir şeye canlı denilebilir mi?
A12 bak bakalım düzgün yazmış mıyım?

*

Çevrimdışı Night Stalker

  • *
  • 449
  • Ne Mutlu Türk'üm Diyene !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #13 : 09 Kasım 2014, 10:42:30 »
Geçmişi yazayım ben unutmuşum  :D


Spoiler: Göster
Kardeşliğin emri ile bilgi toplamak için Kudüs'e sızdı, fakat görev başarısız oldu diğer tüm arkadaşları öldürüldü ve Tapınakçılar tarafından diğer suikastçilerin onu alması için tutsak edildi. Reayaların isyanında kargaşadan yararlanıp kaçtı ve yeni bir görev için Ramah'a yollandı.
Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü
Tutturmuş Bir kürdistan Türküsü
Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa Örtüsü
Satsan Beş Para Etmez Ne Dirisi Ne De Ölüsü
Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine
İte itlik Yapıp Kafa Tutma Beyine
Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline
Duy Ulan Soysuz Ne Mutlu Türk'üm Diyene !

*

Çevrimdışı Michael Scofield

  • ikbal
  • *
  • 1845
  • i want to see rome.
    • Profili Görüntüle
    • Spatial Liberado
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #14 : 09 Kasım 2014, 11:16:25 »
Spoiler: Göster
Lancelot ile fazla konuşmadan ilerlemişti, handa herkesin ayağa kalkmasıyla hiç ilgilenmeden hancının yanına doğru ilerledi Alfred. Hancı bile ürkmüş gibiydi biraz, hemen ona her zaman içtiğinden getirmişti. Buz gibi bir bira vermişti, hem de büyük bir bardakta. Yeni planını uygulamak için burası çok iyi bir yerdi. Alfred tam birasından bir yudum aldıktan hemen sonra, hızlıca yere doğru yıkılmıştı.

Herkesin bakışları yine yere bir anda öylece düşmüş olan Alfred'e doğru çevrildi. Alfred'e ne olmuş olabilirdi ki. Yoksa suikastçıların yeni bir oyunu muydu ya da başka bir şey mi?

*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #15 : 09 Kasım 2014, 23:13:05 »
Rp dışı: Mesajlar spoiler içine alınır ise daha az yer harcanır. En azından bence daha mantıklı :) Birde tapınakçı lideri kim olacak?

Spoiler: Göster
 Oturduğum yerde doğrularak dirseklerimi masaya dayadım ve şaşkınlık içinde Alfred'e baktım. Bu adamın ne planladığını kestirebilmek mümkün değildi. Kim bilir, belki de gerçekten ölmüştü? Keyifle biramdan yudum alarak parmağımdaki yüzüğümü çevirdim. Belgurean bizim olacaktı. Ramah ve Alamut ta öyle. Kim önümüze çıkabilirdi ki. Biramdan bir yudum daha aldım. Alfred denen şu heriften hiç mi hiç hoşlanmıyordum. O yüzden handaki herkes hala ona bakıyor olsa dahi onu umursamadım. Benim asıl dikkatimi çeken hana az önce gelmiş olan aşırı uzun saçlı cılız çocuktu. Dostum Anton'a kendini "Lancelot" olarak tanıtmıştı cılız çocuk. Onunla ilgili kesinlikle yanlış olan bir şeyler vardı. Diğer elimi bıçağımın kınından çekmeden etrafıma bakındım. 


*eh bir yerden konuya girmek lazımdı..


Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı EspanolAuditore

  • Ruhumun alevi asla sönmeyecek !
  • *
  • 1601
  • Shieyueng
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #16 : 10 Kasım 2014, 01:44:06 »
Dostlarım RolePlay'ın zevki ne kadar fazla olursak o kadar iyi çıkar hepinize kapım sonuna kadar açık hepinizi kabul ederim hikaye ilerlese bile gelmekten çekinmeyin lütfen ;D ha bu arada iletilerinize karışmak istemiyorum fakat spoiler içine almanız fazla yer kaplamaması bakımından iyi olur ;) yani önemli bir etken değil fazla takılmayın yeni gelenlerde yavaştan hikayeye dahil olursalar sevinirim. Ben elimden geldiğince sizi toplamaya çalışacağım ::)

Spoiler: Göster
Hancının dediği odaya geldiğimde sanki beni başından savmak için böyle bir yer verdiğini düşünmüştüm. Fakat arkamdan bakan gözleri düşününce tekrardan o hana girip hancıya küfürler savurmak istemediğimi hatırlamıştım. Nede olsa o hancıya kanım ısınmıştı hanını pis tapınakçı kanı ile kirletmeyi göze alamazdım eski bez parçasına sarıp belimde taşıdığım çantamı indirip kalın kılıcımı elime alıp akşam çökünceye kadar antreman yapmıştım. Bu eski oda fazlasıyla genişti. Fakat benim için çok nazikti kılıcımın dokunduğu her kalas parçası çürüdüğü için gıcırdıyarak yarılıyor ve arkasında talaş bırakıyordu. "İronik" diye bir ses duyduğumu işitmiştim sanki. Kapımdan geliyordu bu ses. "Geride kalanların o çizikleri sonsuza dek taşıması gerekirken asıl savaşçıların ortadan kaybolması ironik, öyle değilmi ?" sesten tiksinip kılıcımı çantama kaldırmıştım. Yavaşça dışarıya çıkıp kapıdan bakmıştım yere bağdaş çöküp oturmuş ninja tipli siyah saçlarını geriye atmış "havalı" denilebilecek biriydi. Pazubendinden ise bir suikastçı silahı olan hidden blade'ı taşıdığı belli oluyordu. "Merhaba dostum !" diyerek selam vermişti. "Sen, niye benim odamın önündesin." sesim bir kılıç gibi tiz çıkmıştı bu adamı gözüm ısırır gibi oluyordu. Ramah'ta büyük savaş sonrası kratos'un cesetinin önünde ağlayan çocuktu bu ! cidden çok değişmişti. Kalıplanmış ve güçlenmiş gibiydi. Benim aksime güç yolundan gittiği belli oluyordu. Fakat neden o neden bir suikastçıydı ? -handan bağırma sesleri gelir- handan gelen bağırma sesleri beni düşüncelerimden çekip çıkartmıştı arkamı dönüp kılıcımı kaptığım gibi hana doğru koşmuştum. Kılıcımı almak için dönmeme rağmen benimle aynı hızda koşabilen biriydi. "Şaşırtıcı." diye düşünerek kapıyı tek omuz darbesinde açmıştım. "Ne oluyor !" diyerek kargaşanın ortasına atlamıştım. Aniden arkamda kalın olmayan bir el hissetmiştim ki hissetmem ve kılıcımı elin sahibinin şakağına dayamam bir olmuştu "Sen ne halt yediğini zannediyorsun suikastçı !" diyerek bağırmıştım. Bruce ise daha sakin bir dil ile "Adamı rahat bırak eski dostum o vieri. Sadece benimle beraber dolaşan birisi. Kan dökmeye gerek yok helede böyle bir yerde." kafamı yana yatırarak kılıcımı yerine sokmuştum. Vieri ise şapkasını eline alarak önümde eğilmişti "Merhaba, saldırgan dostum. Sezgilerin ve içgüdün iyi fakat bunu daha iyi yerlere saklamanı öneririm böyle bir yerde böyle bir hareket çok tehlikeli olabilir." tek kaşımı kaldırıp etrafıma bakmıştım. yere yığılmış bir Alfred korkunç bakışlara sahip bir kadın tapınakçı ve tapınakçı birliğinin ortasında bir suikastçı öldürmek veya suikastçı tarafından öldürülmek iyi karşılanacak bir davranış değildi. Gülümsemiştim fakat Vieri gülümsememe takılmamış gibi gözükmüş ve anında duvardan duvara sekerek gözden kaybolmuştu. "Lanet olsun size... HEPİNİZE !" diye bir ses gelmişti arkadan konuşan Alfred idi. "Ne oluyor ona ?" tapınakçılardan teki önüme dikilmiş gözlerimin içine bakıyordu. Bruce ise hidden blade'ına sahip çıkarmışcasına yumruğunu sıkıyor avını başka bir avcıya kaptırmamaya kararlı bir aslan gibi tapınakçıya bakıyordu "Kapa çeneni köylü. Dostumuz biraz sarhoş bu alt tabakanın işi değil." kafamı sallayıp tapınakçıya en sakin bakışımı atıp geriye adım atarak handan çıkmıştım. Bruce ise orada kalmayı seçmişti. Kim bilir Bruce'un aklından neler geçiyordu.


Not ; tapınakçı liderini aranızda belirleyin bence :)

*

Çevrimdışı Kratos

  • YÖNETİCİ
  • *
  • 1597
  • BOY!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #17 : 10 Kasım 2014, 03:22:38 »
Spoiler: Göster
Lancelot handan çıktıktan sonra kendime bir bira söyledim. Biramı yudumlarken sıradaki hedefimi düşünerek etrafı gözlemlemeye başladım. Bu sırada Alfred'in ayılmaya başladığını farkettim ancak takmadım. Biraz daha zaman geçince etrafım tamamen Tapınakçılarla çevrilmişti. Öldürmeyeceklerini biliyor olsamda elimi yine de kılıcıma attım. Alfred'in hafif sinirli bir şekilde bana "Şuan burada ölmüyorsan bunun nedeni ağabeyindir. Onun hatrına yaşıyorsun!" demesiyle birlikte yerimden fırladım ve "Sanırım üvey ağabeyimden bahsediyorsun. Tek bir kere bile bana saygı göstermeyen ve bir tane ne olduğu belli olmayan hain reaya yenilen abim? İhanetler üzerine ihanetler yiyen ağabeyimden bahsediyorsun değil mi?" Biraz duraksadım ve "Haklısın beni öldürmeyeceksin çünkü hala Tapınakçı olabileceğimi sanıyorsunuz. Yanılıyorsunuz! Her neyse gidiyorum ben buradan."diyerek hancıya bira parasını verip handan hızlı adımlarla çıktım. Vieri'yle buluşmamız gereken yere gittim.
Artreus: What are we hunting?

Kratos: You are hunting deer.

Artreus: What direction?

Kratos: In the direction of deer.

*

Çevrimdışı EspanolAuditore

  • Ruhumun alevi asla sönmeyecek !
  • *
  • 1601
  • Shieyueng
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #18 : 10 Kasım 2014, 03:57:55 »
Spoiler: Göster
Handan çıkarak Ramah'ın eski çarşısına inmiştim. Karaçarşı'ya, burası eskiden reayaların üssü olarak kulllanırdı o nedenle reayaların büyük bağlantıları ve yüksek komuta sahipleri burada toplanırdı Alex'in kaybolmasından sonra bu çarşı tamamen yüksek komuta sahibi olanlara kalmıştı. Yüksek komuta sahipleri eski reaya askerlerini paralı asker olarak, eski reaya suikastçılarını ise hırsız olarak çalıştırıyordu. Paralı askerlerin çoğu görevlerde, hırsızlardan çoğu ise hapishanedeydi. Burası resmen tükenmişti. Çarşının kapısının önünde durup kaşlarımı çatıp içeri baktım. Herkes bana bakıyordu. Buralarda ismim "Suikastçı Lancy."'ye çıkmıştı. İsmimi Lancy sanıyorlardı ve bugün gerçek ismimi öğrenecekleri gündü. "Hey ! Reayalar ! Siz kendinizin efendisisiniz neden o aptallara bağlısınız ! Eğer o aptallar o kadar mükemmel ise benimle düelloya gelsinler bakalım !" boğazımı yırtarcasına bağırmıştım. Çarşının iç dönemeçlerinin birinden siyah giyimli baltalı biri geliyordu. Daha öndeki dükkandan ise çift kılıçlı biri. Bunlar eski savaşlarda halka ihanet ettiği söylenen Padişah ile Süpürgeydi. Bu ikili eski zamanlarda reayaları pis işler için yönetmiş ve tüm taraflara kötülük yaymıştı. Fakat buraya kadardı. Kılıcımı çekip çift el duruşuma geçmiştim Padişah ve Süpürge ise etrafımda volta atıyorlardı. Padişah sağ elindeki kılıcı ile göğsüme doğru atılmıştı hızlı bir refleks ile sıyrılıp kalın kılıcımla sol omzuna çizik atmayı başarmıştım. Fakat Süpürge boş durmuyordu baltasını direkmen üzerime geçirmişti. Hızlı bir öne doğru atılma ile onun baltasındanda sıyrılmıştım. Hidden blade'ımı açarak tek el duruşuna geçmiştim. Bu duruşumda sağ elimdeki hidden blade'mı arkama saklıyordum. Sol elimdeki kılıcım ile savunma yapıyordum. Kılıcımı ağır baltasını saplanan yerden çıkarmaya çalışan süpürgeye doğrultmuş bekliyordum. Padişah hızlı hareketlerle bana saldırmaya çalışıyordu kılıcımla sağ kılıcını engelleyip hidden blade'ımı boşta kalan göğsüne  hızlı hareketlerle sokuşturmuştum. Göğsünden fışkıran kan gözlerimi kapatmıştı buda büyük bir boşluktu. Baltası ile bana atlayan Süpürge'yi zar zor görebilmiştim fakat onunda sonu gelmişti. Padişahı, Süpürgenin üzerine atarak dengesini parçalamıştım ve daha ölmeyen padişah ise sol elindeki uzun kılıcı ile göğsüme düz ve uzun bir çizik atmıştı. Sinirden kudururmuş gibi olmuştum ama bu kadar reayanın içinde delirip onları parçalama riskini göze alamazdım hidden blade'ımı kapatıp kılıcımla Süpürgenin sonunu getirmiştim. Artık tek lider ben kalmıştım saygıyı kendi ellerimle almıştım. "Ey ahali ! şimdi yeni bir çağın başlama zamanı geldi ! Benim ile birlikte yeni günlere daha huzurlu günlere kapıyı açabiliriz ! sizde bıkmadınızmı etrafta volta atan sinirli tapınakçılardan ! veya her an ölecekmiş gibi hissettiren suikastçılardan ! bu böyle gidebilir veya cesaretinizi toplayıp onları kapı dışarı edersiniz !" tek bir alkış sesi duymuştum. Oda dışarıda oturanlardan en tecrübeli ve en disiplinli olanındandı. "Etkileyici bay ?" diyerek bana adımı sormuştu. "Lancelot, Lancelot Grave." diyerek elini sıkmıştım. "Ben Joseph, Sizinle beraber şu kanı bozuklara karşı savaşabilirim ve eminimki tüm reayalarda öyle düşünüyordur." içerden birden bire alkış ve tezahürat sesleri gelmeye başlamıştı. Artık Reayalar kalkınıyordu. "Zamanı gelmişti." diyerek gülümsemiştim. Joseph'te mutlu gözüküyordu. Yani öyle sanıyordum.

*

Çevrimdışı Kratos

  • YÖNETİCİ
  • *
  • 1597
  • BOY!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #19 : 10 Kasım 2014, 05:23:55 »
Vieri'yle çatıdan çatıya atlarken bir yandan sorularına cevap veriyordum. "Evet Vieri öldüreceğimiz kişi eski bir Tapınakçı. Neden öldüreceğimizi şuanlık sorma kardeşim."diyerek ona,Suikast yapma nedenimi açıklamadım. Tapınakçının evinin önüne geldiğimizde Vieri'ye dur talimatı verdim ve cebimden çıkardığım paketin içindeki haşhaşı burnuma çektim. Biraz sendeleyerekte olsa kapının önüne ulaşabildim. Kapıyı alıcı gibi art,arda vurarak kadının kapıyı açmasını bekledim. Kapı açıldığı gibi kadın telaşla benle Vieri'yi daha ne olduğunu anlamadan içeri almak zorunda kaldı çünkü haşhaş yüzünden aşırı derecede hasta gözüküyordum. İçeri girdiğim gibi kadının kapıyı kapatmasını bekledim. Bu sırada evi incelemeye başlamıştım ancak kadın kapıyı kapatıp telaşla yanıma gelince gizli bıçağımı kadının karnına batırdım. "Sen! Siz aptal Suikastçılar onun kim olduğunu biliyormusunuz?!" diyerek kadın yere yıkıldı. Biraz geçte olsa farkedebilmişti kim olduğumu. "Sanırım biliyorlar Ophelia. Üvey ağabeyime ihanetin cezasız mı kalacaktı? Her zaman üvey ağabeyime çok benzediğimi söylerdin. İkinizde ateş ancak babanız buz derdin ancak burada görüyoruz ki ben babama daha fazla benziyorum." Vieri'ye dönüp "Evi yakalım kardeşim dedim" ve evi orada yakıp uzaklaştık. Böylelikle intikam listemden Ophelia Eric eksilmişti ve bunu benim yaptığımı tek bilen Vieri'ydi...

« Son Düzenleme: 10 Kasım 2014, 05:28:21 Gönderen: kratos »
Artreus: What are we hunting?

Kratos: You are hunting deer.

Artreus: What direction?

Kratos: In the direction of deer.