Geride kalanlar (klasik)

  • 39 Yanıt
  • 11097 Gösterim
*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #30 : 11 Kasım 2014, 07:06:19 »
Cok ta yavas ilerlemesin sonra sıkıcı olur. Ama evet tempoyu yavaslatalim.
* mobilden girdim yazim hatalari olabilir

Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı SlimShady

  • *
  • 398
  • Squads and Quads
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #31 : 11 Kasım 2014, 22:53:39 »
Şunu söyleyeyim bu cumartesi'nden itibaren sınav haftası gerekcesiyle 28'ine kadar rp'de çok az aktif olabilecem (önceden belirteyim dedim :d ) en kötü ihtimalle 3 günde bir rp yazabilecem (büyük ihtimalle öyle olacak zaten). Hadi size iyi geceler yarın öğleden sonra yazarım rp.
Ölmeyen bir şeye canlı denilebilir mi?
A12 bak bakalım düzgün yazmış mıyım?

*

Çevrimdışı Kratos

  • YÖNETİCİ
  • *
  • 1597
  • BOY!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #32 : 12 Kasım 2014, 02:14:36 »
Spoiler: Göster
Bruce,Vieri'den ayrıldıktan sonra kalabalığın arasına karışmıştı. Artık onu kendisi istemezse başkası bulamayacağından emin olunca içinde kimsenin yaşamadığı ıssız bir evi kendine mesken edindi. Ev fazlasıyla yıkık dökük ve kapısı parçalara ayrılmış olmasına rağmen Bruce için ise son derece güvenli bir yerdi. Gece,bağımlısı olduğu haşhaşı her zamankinden daha fazla alınca onu karanlık rüyalar alemine sürükledi. Rüyasında her taraf kapkaranlıktı ancak hemen ilerisinde üzerinde ışık hüzmesi olan bir taht görünüyordu. Nereye gittiğini bilmeden tahta doğru yürümeye devam ederken alkış,coşku ve ağlama sesleri duymaya başladı. Tahta giderek yaklaşınca tahta oturan kişinin abisi Kratos olduğunu farketti. Dazlak kafası ve keçi sakalıyla aşırı derece gösterişli gözüküyordu. Üzerinde Tapınakçıların kırmızı haçı olan haşmetli bir zırh vardı. Tahtın hemen yanında kızıl postu siyah alacalı olan bir bozkurt uzanıyordu. Bruce bir anlık duraksama sonucu tahta doğru yürümeye devam etti. Bruce'u gören bozkurt yerinden kalkarak hırlamaya başladı. Kratos ise tepkisiz bir şekilde üvey kardeşini bekliyordu. Üvey kardeşi tahtın yanına gelince "Başarısız oldun Bruce ne intikamımı alabildin ne de yerimi alabildin! Haşhaş bağımlısı ve en önemlisi düşmanlarımızın yanındasın. Benim tek istediğim barıştı. Suikastçı,Reaya ve Tapınakçıları birleştirdim peki karşılığında ne aldım kardeşim? İhanet! En güvendiğim adamlarım tarafından hain bir reaya için öldürüldüm. Senden yerimi almanı ve sadece Tapınakçılar için yaşamanı istiyorum." dedi. Bruce ise "Yapamam... Benden şuan kardeş dediklerime ihanet etmemi istiyorsun peki ne için dediğin gibi öldürüldün? Peki ben niye yaşıyorum? Bunu hergün ama hergün kendime soruyorum üvey ağabeyim. Belki de Tanrı... Tanrı..." diyerek sözlerini bitiremeden karnına bıçak saplanmış gibi bir ağrı hissetti. Elini karnına götürdüğünde elinin tamamen kan olduğunu farketti. Son bir kez daha abisine baktığında Kratos'un duyduğu sözlerden hiç tatmin olmadığını anladı. Duyduğu acı yüzünden yere kapanmaktan başka çaresi kalmamıştı. Kan tükürerek ölümünü bekliyordu. Tam bu sırada rüyasından uyandı...
Artreus: What are we hunting?

Kratos: You are hunting deer.

Artreus: What direction?

Kratos: In the direction of deer.

*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #33 : 12 Kasım 2014, 11:41:19 »
Spoiler: Göster
 Suikastçiyi öldürememiş olmak canımı sıkıyordu.En azından yaralanmıştı. (bıçağı vieri ye atmıştım)  Yine de, o adam işime karışmanın bedelini ödeyecekti. Çatıdan atlayarak aşağıda bekleyen atımın yanına indim. Alfred ortalıkta görünmüyordu. Üssümüz buradan çok ta uzakta değildi, bende bacaklarım açılsın diye yürümeyi tercih etmiştim. Atım tam da eğitimini aldığı gibi beni takip ediyordu. Hayvanın burnunu okşayarak onu teselli ettim.
"Merak etme oğlum, bu iş bittiğinde istediğin kadar elma yiyebilirsin."  Yol üzerinde bir demirciye uğrayarak kendime yeni bir bıçak aldım. Suikastçiye hediye ettiğim, paslı bıçağın aksine bu, yepyeniydi. Silahımı kınına yerleştirdikten sonra üsse döndüm. Atı ahıra bırakıp odama çıktım. Hava yakında kararacaktı. O zaman suikastçileri görmek zorlaşacak, onlar avantajlı hale gelecekti.
Yarın ilk işim reayalar ile görüşmek olacaktı. Ve tabii suikastçiyi bulup bıçağımı geri almak.. Yatağıma uzandım ve uyudum.

Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı SlimShady

  • *
  • 398
  • Squads and Quads
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #34 : 12 Kasım 2014, 21:19:29 »
Spoiler: Göster
"Benim çok zeki biri olduğum söylenemez Bay Lancelot ancak bildiğim bir şey varsa ani davranmanın zararlı olduğudur." hala dalgın görünüyordu.
      "Haklısın..."  Lancelot sözüne devam edemeden:
      "Joseph! Burada ne halt oldu böyle?" muhafızlardan Richard sözünü kesmişti.
      "Açıklaması zor bir kapışma, Azizim. Tapınakçı, suikastçi, reaya yani aklına kimler gelirse buradaydılar." diye olayı açıklamaya çalışmıştım. Lancelot hala kaybettiği arkadaşlarına bakıyordu:
       "Hepsi benim suçum." Bunu söylemesi Richard'ın dikkatini çekmişti:
       "Sizi tanıştırmayı unuttum, Azizim. Bay Lancelot'la bugün tanıştık. Kendisi gerçekten iyi bir savaşçı." Lancelot'a döndüm "Sizi meslektaşımla tanıştırayım Bay Lancelot. Richard gerçektende iyi bir dosttur."
        "Peki bu arkadaşının bu olaylarla alakası var mı?" Richard her zaman şüpheci biriydi ancak bana güvenirdi:
         "Ona kefilim, buradakiler bize saldıranların peşindeydi."
         "O zaman yardım et de etrafı temizleyelim. Sonra ben arkadaşından olay hakkında bilgileri alırken sen de evine dinlenmeye gidersin." Richard sözünü bitirir bitirmez işe koyulmuştu. Lancelot ve ben de yardıma başlamıştık.

İşimiz bir saate bitmişti. Richard beni orada istemediğini anlatan bir bakış atmıştı.
         "Talihsizliğe bakın Bay Lancelot, size bir türlü içki ısmarlayamadım. Richard, Azizim, kolay gelsin. İyi günler." evime doğru ilerlemeye başladım. Richard iyi huylu olsa da bilgi almaya çalışırken karşısındakini zorlardı. Bu huyu yararıma olabilirdi. Zırhımı ve eşyalarımı değiştirdim ve bugün olanları düşünmeye başladım. Talihsiz bir gündü. Birçok iyi adamı kaybetmiştik, onları anmak gerekiyordu. Ancak öncesinde yapmam gereken işler vardı. Yanıma akçe kesemi alıp pazara çıktım. Demirciden almam gereken bir kılıcım vardı. Pazarda ilerlerken tanıdık bir yüz dikkatimi çekti. Kim olduğunu anlamak için yüzüne bakarken beni farketti Sinsi bakışlarından kim olduğunu hatırladım. Vaktinde bizi infaz etmeye çalışan tapınakçılardan biriydi. Sanki arkasındaki adama bakıyormuş gibi davrandım. Her ne kadar bunu yutmadığını anlasam da yoluma devam ettim.
Ölmeyen bir şeye canlı denilebilir mi?
A12 bak bakalım düzgün yazmış mıyım?

*

Çevrimdışı Affedilmeyen

  • *
  • 786
  • Kisi Sevdigi ile Beraberdir.
    • Profili Görüntüle
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #35 : 12 Kasım 2014, 23:44:21 »
Herkes sehirdeki gürültü ile ugrasirken neden insanlar sehir dislarina odaklanmaz resmen burasi hirsiz kayniyor diye söyleniyorken kendime en uygun yeri ariyordum. Cünkü basimdaki insan sayisi cogalmaya basliyordu buda yakinda soyguna ugrayacagim hissini nedense zihnimi mesgul ediyordu..
Son günlerde olanlar birden bire bu sehir üzerinde herkesin  saldirmasi ancak gözüne karsida olan yikik dökük eve giren birisini gördügüne onun yarali oldugunu fark etmisti ve eminim o suikastciydi saniyorum su anda yapmam gerekeni bulmustum ancak önce hirsizlardan kurtulmali sonrada o adama ulasmaliydim köseyi dönünde saklandim yerden aldigim tas ile beklemeye basladim..
Bekleyisim fazla uzun sürmedi hirsiz beni kaybettigini düsündügü icin hizlica köseyi dönünde kafasina tasi yedi belinden aldigim hancerle digerini hallettim

Sonra evime gidip giyindim eskisi gibi elbisenin bana geldigine sasirmistim.. kiyafetimi giydim ancak tapinakcilardan oldugumu gösteren haci cebime koydum hic takasim yoktu ne yapmaliydim bilmiyordum ancak o adamin yardima ihtiyaci vardi.
Hayat Akip Giden Bir Nehirdir.. Yüzmesini Bilmiyorsan Su Üstünde kal..

*

Çevrimdışı EspanolAuditore

  • Ruhumun alevi asla sönmeyecek !
  • *
  • 1601
  • Shieyueng
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #36 : 12 Kasım 2014, 23:57:37 »
Spoiler: Göster
İşleri yoluna koyduktan sonra Richard ile vedalaşıp hana dönmüştüm. Han herzamankinden farklı sessizti. Herkes odasına çekilmiş bir kıvılcım için bekliyormuş gibi görünüyordu. Ve benim bu kıvılcıma kurban verecek askerim yoktu. İnsanları kurban etmeyi göze alamazdım. "Buradan gitmeliyim." diyerek iç çekmiştim. Yavaş adımlarla odama dönmüş ve odamdaki çantamı -yırtık, pırtık bir çuval gibi bir şey- alıp ahıra gitmiştim. Sabahki güzel atlar yoktu. Kendi atıma binip yola çıkmıştım. Alamuta gitmeli ve bu hareketliliğin nedenini erdemli suikastçı gennadius'tan öğrenmeliydim. Bana hidden blade'ı veren ve kullanmayıda öğreten oydu zaten. Ve benim ikinci bir hidden blade'ye ihtiyacım vardı. Atımla sessiz bir şekilde çarşıya doğru gittim çarşıdaki Kadir isimli gence gerekli talimatları vererek Ramah'tan ayrılmıştım.



Ufuk belirmişti, sabah oluyordu. Alamut'un görkemli kalesini ve amatör suikastçıların kaledeki zorluklu tırmanma yerlerinde yaptığı antremanları görebiliyordum. "Gereksiz antreman" diye mırıldanarak Alamut'un içine daha sonrada suikastçı konsolosluğunun kapısına sürmüştüm. Büyük bir arenası olan konsolosluk çok görkemliydi ve herzamaki gibi  elinde kitapları sırtında kılıcı ile Gennadius karşımda duruyordu. Atımdan inip yırtıklarla dolu olan çarşafımı yere atmış, elimi kılıcıma atmıştım. Aynı şekilde Gennadius'ta elini kılıcına atmıştı. Atılır gibi olmuş sonra ise geri çekilip suratıma elindeki kalın kitapları atmıştı. Dirseğimle bloklayıp kılıcımın kabzasıyla Gennadius'a hamle yapmıştım fakat o büyük bir lokmaydı ve herzaman hazırlıklıydı, benim kılıcımın kabzası onun karnındayken, onun hidden blade'ı benim boynumdaydı. Ama bilirmisiniz bilmem doğada şöyle bir fenomen vardır. Ne ekersen onu biçersin derler. Benimde hidden blade'm onun atar damarına bakıyordu. "Hangimiz daha hızlı ?" diye sormadan edememiştim. Arkadan bir alkış sesi gelmişti, bu eski antreman arkadaşımız robert idi. Robert çok iyi gözlem yapan fakat bunları uygulayamayan biriydi. herhangi bir taraf tutmuyordu ve buda onu tehlikeli bir yılan haline getiriyordu. "Kesinlikle Lancy daha hızlıydı Gennadius. Alınma ama senin gücün daha çok stratejide. Büyük ihtimalle savaş alanında olsaydınız atardamarı delinip kanlar içinde yere düşen zavallı sen olacaktın" Ha birde görgüsüz, anlayışsız kalp kırıcının tekiydi Robert. Hiç kimse onu sevmiyordu ama o takmıyordu ve gözlemleriyle insanları ezmeye devam ediyordu. "Ama birde Lancy eğer savaş alanında olsaydınız büyük ihtimall Gennadius'a ulaşana kadar bitap düşmüş olacaktın. Senin hızın, çevikliğin ve çözüm yapın iyi fakat engel koyup insanları yormakta Gen. kadarını görmedim bu kadarını söyleyim." Evet benim hakkımdaki görüşleri hep doğru çıkardı. Bu  yüzden bu heriften nefret ederdim fakat bu herifi bir şekilde saklamam gerekiyordu ya tapınakçılar Robert gibi birine sahip olsaydı ?

*

Çevrimdışı BadWolf

  • *
  • 661
  • It's scary what a smile can hide..
    • MSN Messenger - zuerbamya@hotmai.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #37 : 14 Kasım 2014, 16:21:45 »
Abi neden sadece biz yazıyoruz.? katılan diğerleri nerede? :/

Don't know where I'm going,
Everybody's running,everybody's running...
Come back,after all is broken,
Everything is burning, no one is returning...




 
PJO'CULAR YÖNETİM:
Spoiler: PJOcular • Göster
    

*

Çevrimdışı Night Stalker

  • *
  • 449
  • Ne Mutlu Türk'üm Diyene !
    • Profili Görüntüle
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #38 : 14 Kasım 2014, 17:10:34 »
Abi neden sadece biz yazıyoruz.? katılan diğerleri nerede? :/


bu gece yazıcam son zamanlarda baya yoğundum
Dağda Üç Beş Domuz Sürüsü
Tutturmuş Bir kürdistan Türküsü
Eline Almış Bayrak Diye Bir Masa Örtüsü
Satsan Beş Para Etmez Ne Dirisi Ne De Ölüsü
Soyu Soysuz Olan Sensin Toprak Senin Neyine
İte itlik Yapıp Kafa Tutma Beyine
Anlasa Dediğimi Sokaktaki Köpek Ağlar Haline
Duy Ulan Soysuz Ne Mutlu Türk'üm Diyene !

*

Çevrimdışı Kratos

  • YÖNETİCİ
  • *
  • 1597
  • BOY!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Geride kalanlar (klasik)
« Yanıtla #39 : 22 Kasım 2014, 19:14:58 »
Herhalde sınav haftanıza filan denk gelmiş ki kimse RP yazmamış. Lütfen bu RP'yi devam ettirin. Diğer RP'ler gibi olmasın sonu. :)
Artreus: What are we hunting?

Kratos: You are hunting deer.

Artreus: What direction?

Kratos: In the direction of deer.