Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta

  • 22 Yanıt
  • 7933 Gösterim
*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1173
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #10 : 27 Haziran 2017, 01:00:54 »
Ellerine sağlık, her zamanki gibi çok güzel bir yazı olmuş zevkle okudum. Antik Mısır döneminin kesinleşmesiyle birlikte ben de senin önceki konularını da göz önünde bulundurarak Desmond hakkında bir şeylerden şüphelenmeye başlamıştım. Ancak elbette ki bu konudakiler kadar tutarlı ve detaylı şeyler düşünememiştim :D

Bu arada William ve Rebecca meselesine gelirsek... Rebecca sapasağlam onu belirtelim. Galina sayesinde Buckingham Sarayı'ndan kaçtıktan sonra Shaun ve Rebecca, Initiates dosyalarından tanıdığımız Eric Cooper tarafından Londra'dan gönderiliyorlar. Rebecca iyileştikten sonra Shaun'un Abstergo Madrid tesisinden çaldığı planlar sayesinde yeni bir Animus cihazı inşa ediyor. Hatta burada tanıştığı bir grup insan beraberinde Owen Meyers isimli bir gencin anılarını Animus ile tecrübe etmesini sağlıyorlar. Owen'ın Song Hanedanlığı Dönemi'ndeki Çin'de (13.yy'ın 2. yarısına denk geliyor) yaşayan atası Zhang Zhi'nin anılarını görüntülüyorlar. Bu anılar aracılığıyla da Büyük İskender'in kullandığı belirtilen Cennetin Üç Dişli Mızrağı'nı arıyorlar.

William konusunda çok bilgi olmasa da 2015 yılında tüm suikastçıların Mentor'u olduğu belirtiliyor. Bunun ardından da Doktor Gramatica'yı öldürüp Kefen'i geri almak için bir operasyon planlamaya başlıyor William.



Ayrıca Desmond'un oğlu, Bayek kimin atası falan demişken...



Resimde gördüğümüz kişi Assassin's Creed: Uprising çizgi romanında geçen bir karakter ve Desmond'un oğlu olması yüksek ihtimal. Kendisinin de ağzında yara olduğunu belirtmeden geçmeyelim.



Ayrıca bu çocuğun bir Sage olduğu atlanmamalı. Syndicate'da ortaya çıkan bir ses kaydını YouTube'a yüklemiştim. Linkini birazdan aşağı atarım. Ses kaydında Abstergo bu çocuktan bahsediyor, onu Animus'a koyup anılarını çözümlemeyi planlıyordu. kaskal'ın deyimiyle Origins ile birlikte her şeyin başladığı ilk bölüme dönülüyor. Öyleyse günümüz hikayesinde de her şeyi başlatan kişiye (Desmond'a) kısmı bir geri dönüş yaşanacak eğer günümüz karakterimiz bu çocuk olacaksa.


Daha değinmek istediğim çok şey var ancak acelem olduğu için pek azını buraya yazabildim. Uygun bir zamanda daha detaylı yazacağım.

Gökhan bunlar efsane. Gerçekten çok etkilendim. Uprising'i araştırmaya başlayacağım mutlaka bir iki detay vardır. Merakla bekliyorum yeni şeyler keşfetmeyi ve oyunu.
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”

Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #11 : 27 Haziran 2017, 04:01:15 »
Öncelikle konuyu çok beğendim. Benim için Assassin's Creed bu gönderide konuşulan, tartışılan konulardı. Her neyse öncelikle gönderide atmış olduğunuz video biraz eski olduğundan geçerliğini kaybetti.

Bu videoyu izlemenizi rica ediyorum önce
Burada "Beni karanlıkta bul." derken Animus'un karanlık odasından bahsediyor. Bu yüzden gelecekten kendine mesaj bırakan bir Desmond yok!

Assassin's Creed Brotherhood sonunda Juno'nun Lucy'i öldürme nedeni, eğer Apple tapınakçıların eline geçerse Desmond Grand Temple'a giremez ve Juno serbest kalamazdı.
Fark ettiyseniz Apple Desmond'ın DNAsı ile atkif hale geliyordu ve Juno bizi geçici olarak kontrol etti. Juno Syndicate oyunundaki konuşmalarında kendi zihni ve kocasının zihnini makinelere aktardığını ve yine Cennetin parçaları olarak isimlendirilen cihazları Isu medeniyetinin tasarladığından bahsediyor. Peki Neden Desmond'ın DNAsı ?
Bu soruya cevap vermeden önce şunu belirtmek istiyorum ki Bayek için Ezio gibi üçleme çıkacağını biliyoruz. Bu üçleme sırasıyla Antik Mısır, Antik Yunanistan ve son olarak Antik Roma'da geçeceği söyleniyor.

Şimdi Tekrar Desmond'a dönüyorum. Assassin's Creed II nin sonunda Minerva doğrudan Desmond'a seslendi. Peki Minerva Ezio'nun oraya geleceğini ve Desmond'ın Animus sayesinde onu görebileceğini nereden biliyordu ? Aynı şekilde AC:III sonunda neden Desmond'ın Grand Temple'daki küreye dokunması dünyayı nasıl kurtardı ? Isu medeniyetinin çözüm bulamadığı ve yok olduğu güneş felaketini Desmond sadece küreye dokunarak nasıl durdurdu ? Ve neden Desmond durdurdu ?

Öncelikle benim düşüncem Felaket sonrasında Minerva ve bir grup Isu bu felaketin  ileride yaşanmaması için çözümünü buldular ve bunu Adem'in DNAsı ile mühürlediler. Desmond ve Clay'in doğrudan Adem'in soyundan olduğu biliniyor. İşte bu yüzden Desmond! Ayrıca bilinenler arasında Adem ve Havva'nın Isu insanları ile sıradan insanların birlikteliğinden dünyaya geldiğini de biliyoruz. Hatta bu yüzden bu ikisinin DNA yapısına en yakın olanların bazı özel yeteneklere sahip olduğunu da biliyoruz.
(Cennetin parçası gibi cihazlara direnç gösterebilmeleri vs.)

Hatırlarsanız Roma'da bir çok Vault adı verilen Isu medeniyetine ait kalıntılar var. Bayek'in roma seyahati Minerva'nın mesajını ve Apple üzerine olacaktır.
Çünkü tapınak Bayek'in soyundan olduğu düşünülen Desmond'a mesaj iletmek üzerine kuruldu.
Ayrıca özellikle Antik Mısır tanrılarının elinde görülen, ve seri içerisinde de adı geçen Ankh bu oyunda bulunacağından eminim. Desmond'ın oğlu dışında bir Sage daha göreceğiz.
(Daha fazla detay ekleyeceğim.)
« Son Düzenleme: 26 Şubat 2018, 21:18:23 Gönderen: kaskal »

*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1173
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #12 : 27 Haziran 2017, 12:43:09 »
Düşünceleriniz için çok teşekkür ediyorum önce site sonra kendi adıma.

Üçlemenin ben de Mısır, Yunanistan ve Roma olacağını düşünüyordum ta ki Origins videolarını izleyene kadar. Mısır'ın içine Yunanlıları ve Romalıları serpiştirdiklerini gördükten sonra Mısır, Kudüs fikri daha yakın geldi. Çünkü Mısır ile aşağı yukarı aynı topraklar. Oyunun modlanmış hali gibi sunulması Ubi'nin işine gelir. Zaten oyundaki kalkan ve silah birlikteliği de bunu destekliyor gibi duruyor. Yani Üçüncü oyun tekrar Haçlılara gidebilir. Belki Avrupanın kendi arasındaki savaşa. Çünkü tapınakçıların zirvede olduğu yıllarda kendi içlerinde de parçalanmalar olması kaçınılmaz. Unity'deki tapınakçıların konumu bu açıdan çok iyiydi.

Sizin düşüncenizi de çok tuttum. Özellikle Desmond'un cennet parçalarına direnç gösterebilmesi kısmı ve "Çünkü tapınak Bayek'in soyundan olduğu düşünülen Desmond'a mesaj iletmek üzerine kuruldu." bölümü. Devamını merakla bekliyorum.
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”

*

Çevrimdışı SivaslıProphet

  • *
  • 89
  • !!!!!!!TERÖRÜ KINIYORUZ!!!!!!!
    • Profili Görüntüle
    • Assassin's Creed 1092 Türkiye Forumları
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #13 : 27 Haziran 2017, 13:06:34 »
Bayağı kalabalıklaştı burası :D :D
Bu arada yazı müthiş olmuş hiç okuyamadım çok uzun :D :D

Hellcase.com'da para kazanmak için bu kodu girebilirsiniz: 8787922

Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #14 : 27 Haziran 2017, 17:42:43 »
Biliyorsunuz son dönemde bir çok sızıntı yapıldı. Bunlardan birisi Assassin's Creed tanıtımında kullanılan hiyeroglifin içerisindeki Bayek'in ettiği dua

Mesajın Türkçe hali;
Bizler aydınlığa hizmet için karanlıkta çalışırız.
Hiçbir şey mutlak değildir. Her şey mümkündür.

Ra, beni koru ve bana zenginlik bahşet.
Bizim neslimizi devam ettirmemize yardım et ki,
Neslimiz bu zenginliği paylaşmaktan kaçınmasın.
Böylece sende sonsuza dek zafer kazanır ve ilerlersin.

Ama bir yandan işin gerçek dünya ile bağlantısı çünkü dediğiniz gibi Isa'nın doğumundan 49 yıl önce geçen bir dönem. Normalde o dönemde yaşayan insanlar için 60-70 yaşına ulaşmak neredeyse imkansız ama yine başka bir sızdırmada Animus'un 1.28 sürümünde Bayek'in anılarındaki Shroud'dan bahsediliyor. Bunu kullanlarak o döneme ulaşması gayet normal olacaktır. Hatta bununla ilgili İncil'de 21:37-38 bölümlerinde Mısırlı birisinin isyan ve karışıklık çıkartıp 4.000 suikastçıyı kontrol etmesinden bahsediliyor.

37. Pavlus kışlaya alınmadan önce komutana, "Sana bir şey söyleyebilir miyim?" dedi. O da, "Yunanca bilir misin?" diye sordu.
38. "Son günlerde ayaklanmaya önayak olup suikastçılardan dört bin adamı çöle yönelten Mısırlı sen değil misin?"

Burada bahsi geçen Pavlus bir misyonerdir. Kendisi aslen Tarsuslu bir Yahudidir. Suikastçıları örgütleyenin o olup olmadığı belli değil lakin o dönemde öyle bir olay olduğu kesin.

Bir çok dini ve mitolojik konuyla seriyi bağlayabilirler. Merak ettiğim Mitolojik tanrıların Isu insanları olduğunu biz biliyoruz. Bayek bu duayı ederken daha Isular ile tanışmamış mı ? Çünkü Ezio Minervayı tanrı zannettiğinde, Minerva sadece onlardan önce gelenler olduğunu söylemişti. Büyük ihtimal ki Minerva'yı bir çok düşmanı ile mücadele ederken göreceğiz. Çünkü bir yandan Aita'nın Reankarnasyonları Juno'yu serbest bırakmaya çalışıyor. Diğer yandan bir grup Isu tanrılık rolü oynamaya başlıyor. Bu kadar tanrılık olayı geçerken Isa'nın doğumu ve getireceği din seri ile nasıl bağdaşlaştırılacak buda merak konusu. Tahminimce Ubisoft bütün bu olayları oyunlar üzerinden devam ettirmeyecek çünkü çok geniş bir evren yarattı. En son filmde Alan Rikkin öldürüldü ve yerine kızı Sofia geçti. Suikastçılar büyük bir başarı elde ettiler çünkü en son böyle bir baskını ve operasyonu yetiştirilmiş en iyi suikastçı olan Desmond yapmıştı Italya'daki Abstergo üssünü basarak. William, Desmond'ın ölümü sonrasında Tüm suikastçıların lideri olmasına rağmen görevini bırakıp çekiliyordu. Torununun tespit edilmesi ve yaşanan bu olayların ardından geri dönme ihtimali var. Bütün bunlar yaşanırken Bayek'in hikayesinde öğreneceğimiz bilgiler sornasına bir çok Cennetin parçasının yeri öğrenilecek. Ama bunlar içinde en önemlisi Ankh çünkü ölüleri dirilte bildiğinden bahsediyor.

*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1173
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #15 : 27 Haziran 2017, 19:24:33 »
Hocam gene çok etkilendim. Özellikle 4.000 suikastçı bölümü beni mest etti. Daha önce Unity'nin trailerlarından birinde izlemiştim herkes suikastçılara katılıyordu onun gibi bir durum geldi aklıma. Çöllerde 4000 kişiden oluşan bir ordunun kuş bakışı sinematiği birden gözümün önünde belirdi. Son olarak sen söylediğinde aklıma geldi Sophia'yı filmde kendini ya da bir atasını Assassin olarak gördüğünü biliyoruz yani genlerinde Assassinler de var. Buradan da aslında kötü olan kişinin asıl anahtar olabileceği durumu doğabilir. Yani Sophia üzerinde Havva'nın DNA'larını taşıyor olabilir.
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”

Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #16 : 28 Haziran 2017, 02:31:52 »
Hocam gene çok etkilendim. Özellikle 4.000 suikastçı bölümü beni mest etti. Daha önce Unity'nin trailerlarından birinde izlemiştim herkes suikastçılara katılıyordu onun gibi bir durum geldi aklıma. Çöllerde 4000 kişiden oluşan bir ordunun kuş bakışı sinematiği birden gözümün önünde belirdi. Son olarak sen söylediğinde aklıma geldi Sophia'yı filmde kendini ya da bir atasını Assassin olarak gördüğünü biliyoruz yani genlerinde Assassinler de var. Buradan da aslında kötü olan kişinin asıl anahtar olabileceği durumu doğabilir. Yani Sophia üzerinde Havva'nın DNA'larını taşıyor olabilir.
O zaman işler çok değişir! Şahane yakalamışsınız :) Belkide Juno'yu durdurmak adına Suikastçılar ve Tapınakçılar, Connor döneminden sonra ilk defa ortak bir amaca hizmet edecekler  ::) Efsane bir final filmi veya oyununda bunu görmeyi çok isterdim doğrusu :) Sonuçta iki tarafta iyi veya kötü değiller. Sadece ideolojik bir savaş veriyorlar aynı Kapitalizm ve Sosyalizm gibi...

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Insieme per la vittoria!
  • *
  • 1676
  • Vittoria agli Assassini!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #17 : 29 Haziran 2017, 01:14:39 »
Yazıyı tekrar okurken aklıma bir iki şey geldi. Son açtığım konuda Bayek'in köyü olan Siwa'nın 300 yıl kadar önce Büyük İskender tarafından ziyaret edildiğini, Büyük İskender'in aynı zamanda Cennetin Üç Dişli Mızrağı'nı (Trident of Eden) elinde bulundurduğunu paylaşmıştım. Oyun yapımcılarının Siwa hakkında bilgi verirken Büyük İskender'e de değinmesi boş bir durum değil bence. Büyük İskender'in tarihi kaynaklarda Basra Körfezi kıyılarında uzun bir eğlencenin ardından gizemli bir şekilde öldüğü yazar. Ölüm sebebi için zehirlenme, alkol sebepli karaciğer rahatsızlığı, yüksek ateş gibi pek çok olasılık ortaya atılmıştır. Cenazesinin önce Memfis'e, sonradan da İskenderiye'ye götürüldüğü ve burada bir altın tabuta koyularak gömüldüğü aktarılmaktadır. Ayrıca mezarının yeri tam olarak bilinmemektedir. Bunun nedeni olarak gömüldüğü bölgeden fazla kişinin haberdar olmaması ve ilerleyen yıllarda cenazesinin başka yerlere götürülmesi gösterilmektedir. Memfis ve İskenderiye şehirlerinin oyun içerisinde bulunduğunu belirtmeden geçmeyelim.

Assassin's Creed tarihinde ise Büyük İskender'in ölümünden (ki Suikastçılar tarafından öldürüldüğü belirtilir.) sonra Üç Dişli Mızrak'ın bu dişlerinin farklı farklı yerlerde kaybolduğu söylenmekte. Ayrıca her birer dişin/çatalın farklı bir etkisi mevcut:
Faith (İnanç): Kimin üzerinde kullanılırsa körü körüne itaat etmeyi sağlar.
Korku: Kimin üzerinde kullanılırsa müthiş bir korku yaratır.
Teslimiyet: Kimin üzerinde kullanılırsa karşı konulamaz fedakarlık ve teslimiyet hissi yaratır.

Bu dişlerden biri Büyük İskender öldükten sonra bir ihtimal Siwa yakınlarında konumlanmış olabilir. Bayek'in son derece trajik bir olay sonucunda memleketi olan Siwa'dan ayrılmak zorunda kaldığı açıklanmıştı. Belki bu trajik olay da bu silahın da bir payı vardır, kim bilebilir.

Ayrıca Animus 1.28 ve Kefen olayının kaynağı olan resim sahte çıktı. Ancak Kefen'in Üç Dişli Mızrak beraberinde (belki yanlarına Ankh da katılabilir.) oyunda karşımıza çıkacağını düşünüyorum.


I have lived my life as best I could, not knowing its purpose, but drawn forward like a moth to a distant moon; and here at last, I discover a strange truth. That I am only a conduit, for a message that eludes my understanding.

*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1173
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #18 : 29 Haziran 2017, 03:28:14 »
Taşıdığı kalkan da İskender'e ait sonuçta. Siwa'ya geldiğinde gücünü kaybetmesi ve araçlarının Bayek'e geçmesi durumu pek sırıtmazdı. Oyunun başlangıcı İskender'in ölümüyle başlayıp (Unity gibi) iki yüz yıl sonrasına gidilebilir. Memfis ve İskenderiye de günümüz bölümüyle sonlanır gibime(böyle bir kelime var mı?) geliyor. Tabi bunun için Animus içinde de bir bağlantı gerekli. Siwa'nın tarihini ya da efsaneyi bilen Bayek de mızrağın parçalarından birinin peşine düşer ki ilki inanç olur diye düşünüyorum. Ama sonucu Sezar ile Antonius'a bağlanacaktır bence. Kleopatra ve İskender birlikte seçilmiş sonuçta. Altı büyük suikastçıdan ikisinin öldürdüğü ikili. Üç Dişli Mızrağın parçalarının Asya, Mısır ve Makedonya ile bağlantısı olabilir deniyordu AC wikia'de. Bu durumda diğer oyunlar için Asya'da ikinci dişi ararken Qulan Gal ile Wei Yu'yu üçüncü oyunda da Darius ile Leonius'u görebiliriz. Roma'nın Jül Sezar'ı ile başlayıp Roma'nın Caligula'sı ile bitebilir. Hatta tapınakçıların çok tanrılı inanca yani paganlara karşı çıkıp tek tanrılı inanca geçişleri iyi bir strateji olarak verilebilir. Kaldı ki İsa da hikayenin bir yerine serpiştirilirse yeme de yanında yat. Roma Katolik kilisesinin oluşmasıyla Tapınakçıların gücünün artması da sağlanır. Böylece çağlar boyunca Sezarlar, Borgialar, Habsburglar ve Papalar; templarların İtalya ile ilişkisinin neden bu kadar iyi olduğu açıklanabilir. Katolik kilisesinin gücü ile tabi ki.
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”

*

Çevrimdışı orduluaslan

  • *
  • 77
  • Tarafını seç!
    • Profili Görüntüle
Ynt: Assassin's Creed Origins İle Serinin Kesiştiği Nokta
« Yanıtla #19 : 09 Temmuz 2017, 20:30:15 »
teoriler falan havada uçuşmuş ama asıl olayı kaçırmışsınız. bundan sonrası spoiler ama şunu söylemek lazım serinin modern zaman hikayesi çizgi romanlar üzerinden devam ediyor. assassin's creed: assassins, assassin's creed: templars ve assassin's creed uprising. bu çizgi romanlar tamamen ana hikaye dahilinde ve geçerli. okumanız iyi olur. ayrıca yaşanan son gelişmeler origins'in hikayesine de ışık tutacaktır. yazacaklarım çok genel ve ayrıntıya girmeden olacak, işin içinde pieces of edenlar da var ama onlaran pek bahsetmeyeceğim.

Spoiler: Göster
assassins ve templars çizgi romanları adı üstünde suikastçıları ve templarları anlatıyor. dikkat çekici olan nokta templarların black cross efsanesi varmış ve içindeki hainleri infaz eden bir karaktermiş ve genelde Master templarlar oluyor bu kişiler. son black cross da Otso Berg. templarlar içinde hainler var ve bunlar assassin de değil. suikastçılar tarafında ise potansiyel yeni oyun ana karakteri ile tanışıyoruz. Charlotte De La Cruz. Hikaye charlotte, syndicate'ten tanıdığımız galina ve bir kaç assassinin maceralarını anlatmaya başlıyor. charlotte'un defalarca animusa girdiği, kendini eğittiği bize anlatıldı. assassinler ve templarlar haricinde önceden gelenlere tapan isu'cular var, basit anlatımla juno'ya tapan ve evreni onun yönetmesi gerektiğini düşünenler topluluğu. işte bu isu fanatikleri assassin ve templarlar içine sızmış durumda ve juno için çalışıyorlar. Otso Berg templarlar içinde bir gariplik olduğunu farkediyor ve bu yüzden black cross luğa soyunup hainleri infaz ediyor ama olayın ciddiyetinin tam farkında değil. çünkü yanı başında olan ve belki de en çok güvendiği isim Violet da Costa isuculardan biri ve hepiniz syndicate sonundan bunu biliyorsunuz:) velhasıl assassins ve templars çizgi romanlarının çok kaba özeti bu.

asıl önemli olan nokta assassin's creed uprising çizgi romanında olan gelişmeler. şu an için devam eden ve günümüz hikayesinin ilerlediği çizgi roman bu. uprising ile isu taraftarlarının varlığı çok daha belli oluyor ve assassinler ve templarlar da bunun farkına vardı artık. isu taraftarları assassinler ve templarlara zarar verdiği gibi çizgi romandaki ana karakter diyeceğimiz kişilere de saldırdılar. tabi bu isucular içinde eskiden assassin olanlar da var. her neyse charlotte de la cruz yine animusa girdiği bir anda isucu olan animusla ilgilenen hacker hain onu animusta kitler ve charlotte'un karşısına juno çıkar. juno'nun amacı charlotte'un anılarından birisinden ihtiyacı olduğu bir bilgiyi almaktır. Bunun için kendi geçmişinden bir anı gösterir. Bu anıda önceden gelenlerin olduğu bir zamanda Juno'nun babası(ismi Satürn deniyor ama emin değilim) Juno ve Minerva'nın bulunduğu bir sahne mevcut. Bu sahneden Juno insanların yokedilmesi gerektiği düşüncesinde olsa da babası ve Minerva onlara özgürlüklerini verme düşüncesinde olduğu yani iyi niyetli oldukları gözüküyor. Juno'nun babasına hizmet eden "insanlardan biri" bu konuşma sırasında elinde sakladığı bıçağı Juno'nun babasının kafasına geçiriyor ve insanlığın isulardan kurtulacağını falan zırvalıyor. Babasının öldürüldüğünü gören Juno da Koh-i-noor'u kullanarak orada bulunan bütün insanları yok ediyor. Koh-i-noor'un ne kadar güçlü bir piece of eden olduğunu gösteren bir nokta bu. Anı bu noktada sona eriyor. Tüm bunlar yaşanırken Galina olanları görüyor ve Charlotte'u kilitleyen haini bir güzel pataklıyor. Charlotte juno ile olan karşılaşmasının sona ermesinden sonra uyanıyor ve Juno'nun koh-i-noor'un yerini öğrenmek için kendisi ile karşı karşıya geldiğini, Juno'nun çok tehlikeli olduğunu ve bunu Templarlara da bildirilmesi gerektiğini söylüyor. Böylelikle Koh-i-noor'un en son 1930 lu yıllarda İspanya'da görüldüğü bilgisini Juno ve Charlotte öğrenmiş oluyor. 

Templar tarafında ise bahsettiğim gibi Otso Berg templarlar içinde hainler olduğu konusunda araştırmaları sıklaştırıyor. Assassinlere para akışı olduğunu tespit ediyor ve para akışının olduğu İsviçre'ye gidiyor. Orada assassin olan bir karakterin William Miles ile görüştüğünü ve para alışverişini de görüyor(William Miles'ın şu an ne yaptığı, parayı neden aldığı konuları meçhuldür, ama bir şeylerin peşinde olduğu kesin). Otso Berg o assassini rehin almışken isu taraftarları gelip kendisine saldırıyor. İçlerinden birinin eski suikastçılardan olduğunu da fark ediyor. Saldırıdan maksat kendilerine bir tehdit olan Berg'i ortadan kaldırmak gibi gözüküyordu. Ancak Otso Berg bu saldırıdan bir şekilde kurtuluyor.

Charlotte koh-i-noor ile ilgili Juno'nun planlarını öğrendiği sırada isviçredeki assassin otso berg'i suikastçıların İngilteredeki sığınağına getiriyor. isu fanatiklerine ve dolayısıyla Juno'ya karşı templar ve assassin ortaklığının temelleri atılmaya başlıyor gibi gözüküyor o andan itibaren. Şu an Juno'ya karşı Koh-i-noor'u almasını ve dünyaya hakim olmasını engellemek için Charlotte ve Galina'nın başını çektiği suikastçılar Otso Berg ile ortaklık kurmuş gibi gözüküyor. İki tarafta tehlikenin farkında ve aralarında bir nevi ateşkes yaptılar.

İşin Juno tarafında ise bilindiği gibi babasını öldüren insanlara karşı öfkesiyle insanlığı yok etmekte kararlı. Ac 3'ten beri Juno'nun bir beden bulup fiziksel bir varlığının olması yolunda hikaye kuruluyor. Ac 3'ten beri bütün oyunların esas rotası bu. Sage konusu, syndicate'deki kefen, çizgi romandaki ankh, Koh-i-noor vs gibi konular hep bununla bağlantılı. Koh-i-noor'un yerini öğrenmesi ile Juno taraftarlarına bu piece of eden'ı ele geçirmek için kullanacağı kesin. assassin ve templarlar da buna engel olmak için çalışıyor.

Tabi çizgi romanın son sayılarında desmond'un oğlu ile de görsel olarak tanışıyoruz ve kendisi şu an isu fanatiklerinin lideri :) Bilenler bilir desmond'un oğlu tespti edildi ve kendisi bir Sage. Yani Juno'nun kocası Aita'nın iradesine ve anılarına sahip. Aita şu an için çocuğu tam olarak kontrol edebilmiş değil. Violet Da Costa da bu konuda endişeli ve kendilerine ihanet edebileceğini düşünüyor. Desmond'un oğlunun Desmond'un anı hafızası havuzuna sahip olduğu ve bir sage olduğu düşünüldüğünde Önceden gelenler zamanındaki anılara ve atalarının pieces of eden ile ilgili hatıralarına ulaşabileceğini tahmin edebilirsiniz. Kısaca Desmond'ın bir üst versiyonu:) Subject 16'in "your son is too weak" şeklindeki söylemini de oğlunun sage olması ile alakalı olduğunu, sage'in çocuğunu tamamen ele geçirebileceğine yönelik bir atıf olabileceğini tahmin edebilirsiniz.

Bu gelişmeler ışığında yeni oyunun ana karakterinin Charlotte De La Cruz olabileceği, modern zamanda hikayenin gidiş rotasının ne olduğu az çok tahmin edilebilir. Tabi çizgi roman yeni oyun çıkışına kadar sürecek ve 3 sayısı falan kaldı. Bu kalan sayılardaki gelişmeler yeni oyunun hikayesini de görmemiz açısından dikkat çekici. Şu an için seriyi sadece oyunlar üzerinden takip edenler modern zaman hikayesinin ilerlemediğini düşünebilirler ama arka planda çizgi romanlar dahilinde hikaye ilerliyor ve fena da değil. Ha unutmadan Rebecca'nın da durumu iyi çizgi romanda iyi durumda olduğundan bahsettiler:)
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2017, 20:34:59 Gönderen: orduluaslan »