Assassin's Creed: Project Legacy - Divine Science: Bölüm 1 – Maria Amiel

  • 1 Yanıt
  • 3443 Gösterim
*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1172
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle
Abstergo Sanayi'nin projesi, Project Legacy'nin bir parçası olan Divine Science paketinin 1. Bölümü, Veri Dökümü Tarayıcısını içeriyor.


ANI DETAYLARI

Denek: Maria Amiel
Konum: Batı Avrupa
Zaman Periyodu: MS 1527

KEŞİF

Anneme ziyaretimi kısa kestim. Onu ve kardeşlerimi görmek beni mutlu etse de yeni kocası için aynısını söyleyemem. Ayrıca görevlerimi de uzun süredir ihmal etmiş durumdayım.

SIRLAR


Profesör von Hohenheim'in laboratuvarının kapısını açtım. "Maria!" Uzun boylu ve esmer tenli bir adam yanında dikiliyordu. Bana bakıyordu, ağzı bir karış açıktı.

- "Maria!"  Profesörün sesini neredeyse tanıyamayacaktım. "Seni böylesine yakın zamanda beklemiyordum!" Yabancı adam, ona göz atmamın üzerine gülümsedi.

- "Maria!" Bombastus telaş içinde önüne sayfalar yığıyordu. Bu sayfalar masasında kaba saba bir piramit halini almıştı. Acaba saklamaya çalıştığı şey ne?

- Profesör dudaklarını ıslattı, iri gözlerle odayı aradı. Bakışları nihayet dostuna yönelince kağıtlarla oynamayı bıraktı. 

- Profesör derin nefes aldı ve bana gülümsedi. Ters giden bir şeyler var. Bu şüphe götürmez bir gerçek!

- Bombastus, dostu Nepi Dükü Sinyor Giovanni Borgia'yı tanıttı. Dük başını eğdi ve yumuşak sesiyle
beni selamladı. Haliyle ben de konuğumuzu selamladım.

-Bombastus ellerini arkasında götürdüğü gibi sayfa yığınları yere düştü. Masadan bir şey aldı, bundan eminim. Seni yaşlı şeytan!

GİZLEYECEK BİR ŞEY YOK


Bombastus ellerini arkasında tutmayı sürdürdü. Solgun alnı terlemekten parlıyordu. Günlerdir uyumadığı pek belli.

- "Neler oluyor burada?" Sesimi biraz anneme benzettim ve bu kadar küstahça konuştuğum için hemen pişman oldum. Profesör harika bir insan.

- Bombastus'un gözleri o kadar iri ki yuvalarından fırlayacaklar diye korkuyorum. Dostuna dikkatle ve uzunca süre baktı. Ardından çirkin bir sesle konuştu, "Giovanni?"

- Yabancı profesörün bilgeliğinden faydalanmak için buraya geldiğini, profesöre bazı soruları olduğunu söyledi.

- Bombastus, Sinyor Borgia'nın sorularını cevaplamak için sabırsızlanıyordu ve konunun değişmesinden memnundu. Elleri belinin arkasından çıktı ve cebinde
bir şeyler ararcasına gezinmeye başladı.
ark etmemiş gibi davrandım.

- Konuğun tereddütünü fark eden profesör ben buradayken konuşmaktan çekinmediğini, onun en güvenilir yardımcısı olduğumu belirtti.

- Konuşmayı tamamen takip etmiyorum, Sinyor Borgia genellikle üstü kapalı konuştuğu için sadece profesör anlayabiliyor. Sessiz kalmayı sürdürüyorum. Hafif öne eğik duruyorum
 ve benden beklendiği zaman kibarca gülümsüyorum.

SORULAR


Sinyor Borgia'nın sesi ve öfkesi yükseliyor. Bombastus ise anlaşılması zor şeyler söylüyor. Borgia'nın ısrarına rağmen profesör tek bir soruyu bile yanıtlamadı.
Olağandışı bir şey değil.

- "Aradığımız cevaplar senin bu kitabında!" Sinyor Borgia, Bombastus'un kilitleyerek sakladığı ciltten bahsediyor olmalı. Üç yıldır asistanıyım ve hala bu cildi göremedim.

- "Kitap bir cevap değil. Kitap... değil..." Profesör alayla gülümsedi ve Sinyor Borgia'ya sırtını döndü. "Artık size yardım edemem!"

- "Bombastus!" Borgia bir elini profesörün omzuna koydu. Bombastus bu dokunuşla birlikte büzüldü ve dehşete düştü. "Sana ne verdiğimi hatırla."

- Borgia'nın sesi adeta buz kesiyor. Uzunca bir süre iki adam birbirlerine baktı. Sessizlik dayanılmazdı. Sinyor Borgia, Bombastus'a saldıracak diye endişe ediyorum.
Ancak şu an hareketsiz duruyor.

- Nihayet profesör inadı bıraktı. "Kitap tam değil." Sesi zor duyuluyordu. "Aradığın cevaplar için... diğer yarısı lazım."

- Bombastus kitabın diğer yarısını nasıl bulacağını bilmiyor. Yardım için fazlasıyla meşgul olduğunu söyledi ve önem vermiyor göründü.
Ancak Sinyor Borgia'ya benim yardımımı teklif etti.

CEVAPLAR


Üniversitenin kütüphanesinde bir hafta geçirdim. Ancak Bombastus'un, isminin "Kutsal Bilim" olduğuna inanılan cildinin diğer yarısı hakkında hiçbir şey bulamadım.

- Genellikle düşünceler arasında kaybolmuş gibi görünse de Giovanni nazik ve bilgili biri. Onunla çalışmak bir zevk ve bana saygılı davranıyor.

- Giovanni Bombastus'un gümüşü altına dönüştürdüğünü açıkladı. Giovanni formülü bizzat yazdı; Bombastus'un cildindeki boş bir sayfada bunun gerçeğe dönüştüğünü görmüş.

- "Belki de kayıp yarımın içeriği hakkında bir öngörü yaşamışsındır." diye belirttim. Giovanni'nin yüzü parladı. Artık neyin peşinde olduğumuzu biliyoruz!

- Kütüphanede dönüşüm hakkındaki tüm kitapları okuduk. İşte! Kurşunu altına dönüştürdüğü söylenen bir Fransız simyacının hayatını anlatan eski bir günlük.

- Araştırmayı sürdürdüm. Flamel isimli simyacının tarifi, Abraham Würzburg'un öğretilerini esas alıyormuş.

- Abraham'ın bilgi birikiminin iki farklı el yazmasına bölündüğünü öğrendim: "Gerçek Büyü" ve "Kutsal Bilim!" Flamel'in kullandığı kitabı bulmalıyız! Paris'e gitmeliyiz!

IŞIKLAR ŞEHRİ


Giovanni ve ben Paris'e yolculuğumuz için hazırlanıyoruz. Bekar bir kadın için yabancının tekiyle seyahat etmek pek münasip değil, tehlikeli olduğundan bahsetmeme
gerek bile yok. Ama yine de Fransa için çok heyecanlıyım.

PARİS'E YOLCULUK

Annem seyahat ayarlamalarımızı duysa dehşete kapılırdı, bu yüzden ona bir şey söylememeye karar verdim. Basel'e döndüğümüzde ona mektup yazacağım.

- Bombastus bize veda etmek için fazlasıyla meşguldü. Şaşırtıcı bir şey değil. Son iki haftada onu zar zor görebiliyordum. Bu yolculuğu onaylıyor mu merak içerisindeyim.

- At arabamız gösterişsiz ancak oldukça rahat. Annemin hoşuna giderdi. Sürücümüz sessiz, dişleri dökülmüş bir ihtiyar. Bu adam annemin hoşuna gitmezdi.

- Tek başımıza Besançon'a gidiyoruz. Giovanni'nin Yeni Dünya'daki maceralarını öğrenmek için sabırsızlanıyorum. Orada yamyamlarla karşılaşmış! Tüm gece bunu konuşacağız.

- Besançon'da Paris'e giden bir grup tüccarla karşılaştık. Onlarla seyahet etmek daha güven verici. Giovanni muhteşem beyefendiyi oynamaya devam ediyor.

- Giovanni ve ben pek çok konu hakkında fikir alışverişi yapıyoruz. Hızlı bir şekilde arkadaşlığımız ilerliyor. Ancak kendisi hedef durağımıza yaklaştıkça dalgınlaşıyor.

- Paris hayal ettiğimden çok daha büyüleyici. Burada kendimi kaybedebilirim! Burada olduğum için çok mutluyum!

KRALİYET KÜTÜPHANESİ


Şehri gezmeyi çok arzuluyorum ancak Giovanni, Flamel'ın kitabını bulma peşinde. Onun coşkusunu paylaşıyorum ancak takıntısını onaylamıyorum. O gezmiş görmüş bir kimse,
ben ise değilim.

- Flamel'ın kitabını bulmak kolay olmayacak. Şehrin turistik yerleri, sesleri ve kokuları beni afallattı. Odaklanmam gerek.

- Nasıl oldu bilmiyorum ama Giovanni Louvre'deki kraliyet kütüphanesine danışma izni aldı. Buna inanamıyorum!

- Kraliyet kütüphanesi sırlarla dolu. Nicolas Flamel'ın son dileği ve vasiyetini buldum. Karısının yeğeni eski bir kara büyü kitabını miras olarak almış.
Giovanni bunun aradığımız kitap olduğuna inanıyor.

- Giovanni ilginç dedikoduları günyüzüne çıkarıyor; görünüşü Flamel aile üyelerini andıran ve mucizeler gerçekleştiren insanların hikayeleri. Bu gerçek olabilir mi?
Hala hayatta olabilirler mi?

- Ne yazık ki Perenelle Flamel'ın yeğeni uzun süre önce ölmüş. Yaşayan akrabaları için araştırma yapmaya başlıyoruz. Kara büyü kitabı hakkında bir şey biliyor olabilirler.

- Birkaç gün süren bir çalışma sonucunda yeğenin soyundan birini bulmayı başardım. Giovanni adamın nerede olduğunu rahatlıkla öğrendi.
Günün ilk ışıklarıyla birlikte onu ziyaret etmemiz için ısrar ediyor.

HAYDUTLAR


Kraliyet kütüphanesinden çıktığımızda hava kararmıştı. Yorulmuştuk ancak konukevine döndüğümüzde Giovanni neşeli bir haldeydi.

- Yol boyunca gülüşüp fısıldaşarak Seine'ni kat ettik. Giovanni incelikle elimi tuttu. Ona izin verdim. Acaba annem ne düşünürdü? Sessizce yürümeye devam ettik.

- Şehrin derinliklerindeyiz. Giovanni birden durdu ve sessiz olmamı söyledi. Aklımı kaybederek bir elimi hemen hançerime götürdüm.

- Gölgelerin arasından çıkan haydutlar çevremizi sardı. Tuzağa düşmüştük!

- Liderleri göğüs bölgeme uzunca baktı. Adamlarına bugün eğleneceklerini söyledi. Giovanni'ye döndüm, onu gülerken görmek beni şaşırttı.

- Daha kendi hançerimi çekemeden Giovanni bir saldırganı silahsız bıraktı ve bir diğerini de göğsünden tekmeledi. Son derece hızlıydı! Ve inanılmaz derecede iyi!

- Kavga başlamadan bitmişti. Haydutlar yara bere içerisinde kaçıştılar. Koruyucum böyle dövüşmeyi Yeni Dünya'da öğrendiğini söyledi.

NESİLLER


Kahvaltıda Giovanni ile buluştuğum için mutluydum ancak dün gece tanık olduklarım aklımdan çıkmıyordu. Onun bu kadar iyi dövüşebileceğine ihtimal verir miydim?

- Giovanni ile aradığımız adamın evine gittik. Yaşlı adam bizi şüpheyle karşıladı, hatta başlarda konuşmayı bile reddetti. Ancak Giovanni ısrarlı ve etkileyici biri.

- Nihayetinde yaşlı adam bize kuzeni Jacques Henri'den bahsetti. Jacques başka kişisel eşyalar beraberinde Flamel'ın kara büyü kitabını miras olarak almış.

- Henri ile tanıştık ve simyacının mirasını hiç de umursamadığını öğrendik. Birkaç altın karşılığında elindeki her şeyi bize vermeyi kabul etti.

- Kara büyü kitabı artık bizde!  Konukevine geri döndük, kalbim yerinden çıkacak gibi çarpıyordu. Kitabı Giovanni'nin odasındaki masaya koydum.

- Kara büyü kitabını dikkatle okuyoruz. Eski ve anlaşılması zor uygulamalardan bahsediyor ve içinde pek çok garip sembol ve sayılar var.
Bu bana Pisagor'un öğretilerini hatırlatıyor.

- Giovanni benim coşkumu paylaşmıyor. "İnsanlar tarafından çevrilmiş" diyor ve asıl elyazmasının işlevini göremeyeceğini iddia ediyor.

MASUMLAR


Masumlar Mezarlığı rahatsız edici bir yer. Bu gece etrafı kalın bir sis kaplıyor ve ruhlar rüzgarla birlikte fısıldaşıyor. Paltoma sıkı sıkı sarılıyorum.

- Giovanni'ye bunu neden yaptığımızı soruyorum. "Bir söylentiyi doğrulamak veya yalanlamak için" diye yanıtlıyor.

- Giovanni demir bir çubuk yardımıyla mahzenin kapısını açıyor. Kapıdan buna karşılık olarak korkunç bir gıcırtı yükseliyor. Annemi düşünüyorum.

- Bunu yapmamamız lazım. Kutsallığa karşı bir küfür. Tereddütümü sezen Giovanni uzunca bir süre bana bakıp konuşmaya başladı.
"Bunu tek başıma da yapabilirim, eğer isteğin bu yöndeyse."

- "Hayır." titreşen sesimle konuştum. "Bu işte beraberiz." Başıyla beni onaylayıp işine tekrardan koyuldu. Dar kapının içerisine yan yana zor sığıyorduk.

- Giovanni mezarın üstündeki kapağı ustalıkla kaldırdı. Üzerinde "Nicolas Flamel" yazıyordu. Kapak büyük bir gürültüyle yere düştü.

- Mezarın içi boş! Karısı da aynı şekilde. Sırtımda bir ürperti hissediyorum. Söylentiler doğru mu? Nicolas ve Perenelle hala aramızda mı?

ŞER YUVASI

Flamel'in kara büyü kitabını bulmamıza rağmen Giovanni'nin görevinin yeni başladığından endişe ediyorum. Onu tatmin edebilecek tek şey Abraham'ın esas el yazması.
İyi veya kötü, ona yardım etmeye kararlıyım.

SIKINTILI


Giovanni Basel'e dönmeye hazırlandığımız sıralar sessizliğini koruyor. Ama dönüş yolunda Troyes'e uğramamız konusunda ısrar ediyor.

- Neden oraya gitmek istiyor bilmiyorum, ama son derece kararlı görünüyor. Aradığımız kitapla ilgisi olabilir, ancak emin değilim.

- Şehre yaklaşırken Giovanni düşüncelere dalarak samimiyetten uzaklaşıyor. Troyes'de neyi bulmayı hedefliyor?

- Giovanni'nin ruh hali daha da karartıcı oluyor. Troyes'e girdiğimiz zaman buraya "Şer Yuvası" dedi. Ona soru sormaya cesaret edemedim.

- Şehrin çoğunluğu yangınla birlikte kül olmuş, ama şehir sakinleri sadece üç yılda tekrardan inşa etmeyi başarmışlar. Tekinsiz bir hana giren Giovanni'yi takip ediyorum.
Han sahibi pasaklı ve kaba bir tip. Paris'i o kadar çok özledim ki!

- Giovanni tek bir oda tutuyor. "Güvenliğini sağlamak için," diye özür dilercesine açıklıyor. Önemsemiyorum. O eski halinden eser yok, ancak ona hayatım pahasına güveniyorum.

- Giovanni uyumuyor, camın dibinde dışarıyı izlemeye devam ediyor. Dünden beri tek kelime etmedi. Canını ne sıkıyor merak ediyorum.

ANİ ÖLÜM


Giovanni bu sabah daha iyi bir durumda ve şehir turu yapmak için bana ısrar ediyor. Pazar yolunda yeni inşa edilmiş, yarı ahşap pek çok evin yanından geçiyoruz.

- Troyes Katedrali yakınında biraz vakit geçiriyoruz. Aziz Peter Kulesi'ne hayranlıkla bakındığım sırada Giovanni dikkatle bölgeyi inceliyor ve tüm detayları not ediyor.

- Market oldukça yoğun. Yerli bir kumaşçının işçiliğini incelerken birden Giovanni'yi gözden kaybediyorum.

- Bir yabancı beni selamlıyor. Sıradan bir kızıl haç, solgun ceketinin üzerinde duruyor. Kim olduğumu biliyormuşçasına özel sorular soruyor.

- Giovanni birden yabancı adamın arkasında görünüyor. Değişmeyen alışkanlığı gereğince bana bakmıyor.

- Karşımda konuşan adam birden cümlesine ara veriyor. Bana bakmayı bırakan gözleri hiçliğe yöneliyor. Birden yere kapaklanıyor! Yakınlardaki bir kadın çığlık atıyor.

- Kalabalık birden etrafa dağılıyor. Giovanni kolumdan tutup çekiyor. Parmakları derime adeta batıyor. Hissiz bir şekilde onu takip ediyorum.

SUÇLAMALAR


Giovanni beni labirent gibi sokaklardan geçiriyor. Hızlıca ilerliyoruz ve onu izlemekte zorlanıyorum. Kolumu tutması canımı yakıyor.
Buna karşı koymak için fazla sersemlemiş haldeyim.

- Tamamiyle kendimi kaybedene dek Giovanni'nin beni götürmesine izin veriyorum. Çılgın koşturmamız sona erdi ancak Giovanni beni bırakmadı. Sinirden köpürmüş adeta!

- Neler oluyor? Giovanni kıskanç biri mi? Birden panikliyorum. Benimle konuşan adamın ani ölümünden o mu sorumlu?

- Adam yere düştüğü gibi Giovanni tam arkasında belirdi. İmkanı yok! Ancak...

- Giovanni beni bir duvara itiyor ve bileğinin altından ince bir bıçak çıkıyor. Bıçakla birlikte boynumda soğukluk hissediyorum. Ancak Giovanni'nin bakışı bundan da beter.

- "Neden Engerek'le birlikte komplo kurdun?" sesinin tonu bıçağından bile soğuk.  Gözyaşlarıma daha fazla hakim olamıyorum.

- Uzunca bir süre Giovanni gözlerime bakıyor. Öfkesi nihayet çözülmeye başlıyor. Beni güçlüce tutmaya devam ediyor ancak titremem kesiliyor.
Birden tutkuyla öpüşmeye başlıyoruz.

AÇIKLAMALAR


Kucaklaşmamız sonsuza dek sürebilir, ancak ebediyet ziyadesiyle kısa. Giovanni aniden yanımdan ayrılıyor "Şehri terk etmemiz gerek. Hemen!"

- Hayatımda hiç birine böylesine tutkuyla bağlanmamıştım. Bu adamı cehenneme dek takip edebilirim! Gülümseyerek Giovanni'ye başımı sallıyorum ve yolu göstermesini bekliyorum.

- Sessiz sokakları katediyoruz. Ben ona sormadan önce Giovanni pazardaki adamı öldürdüğünü itiraf ediyor.

- Ne şaşırıyorum, ne de korkmuş hissediyorum. Adam Giovanni'nin tarikatının düşmanı ve Basel'den dönen bir ulakmış. Giovanni bana bir mektup gösteriyor.

- Giovanni mektubu nasıl çaldı bilmiyorum. Mektup görevimiz ve ikimiz hakkında detaylı birer tanım içeriyor. Biri bize ihanet etmiş!

- Giovanni'nin düşmanları bize ulaşıncaya dek durmayacak. Troyes onların yuvası. Tarikatları asırlar önce orada halka açılmış.

- Ulak, Bombastus ile konuşmuş olmalı. Görevimizi başka bilen kimse yok. Profesör tehlikede olabilir. Belki de bize ihanet etmiştir.

ŞAHİNCİLER


Giovanni şehrin duvarlarına tırmanmama yardım ediyor. Troyes'ten kaçtık, ancak güvenli bölgeden fazlasıyla uzağız. Karanlığa doğru Giovanni'yi izliyorum.

- Öğleden önce yaklaşan at sesleri duyuyoruz. Atlılar yanımızdan geçip giderken kalın çalılıklar arasında saklanıyoruz.
"Haç'ın Yardakçıları" diye fısıldıyor Giovanni. Güvendeyiz... şimdilik.

- Bir kanaldan geçtiğimiz sırada atlı biri tarafından fark ediliyoruz. Nefesim tükenene dek ormanda koşturuyoruz. Hayır! Tepemizde bir şahin çığlıklar atıyor!

- Üç atlı peşimizde! Giovanni ağaçların arasından çıkıyor ve Tapınakçılar'dan birinin üzerine atlıyor. Metalin metale çarpma sesini işitiyorum.

- Atlıyı atından indiren Giovanni kurbanını öldürüyor. Ağaçları kullanarak düşmanlarının saldırılarını kolaylıkla savuşturuyor.

- Giovanni yakınındaki adamın suratına toprak atıyor. Düşmanı gözlerini silerek çığlığı bastı. Giovanni onu susturdu.

- Son adam Giovanni'yi yaraladı. Zorlukla darbeleri savuşturdu, ancak Giovanni boğazını bir bıçakla kesmeyi başardı. Savaş sona erdi.

KİMSEYE İZİN YOK

Basel'e dönüş yolumuzda sıklıkla kıyafet değişiyoruz ve refakatçilerle ilerliyoruz. Giovanni'nin kurnazlığı sayesinde önümüze çıkabilecek belalardan sakınıyoruz.

KİTAP KURDU



- Şehre girdiğimizde fark edilmemek için dikkat çekmemeye çalışıyoruz. Üniversiteye gidecek cüretimiz yok, bu sebeple Giovanni'yi güvendiğim bir
meslektaşımın evine getiriyorum.

- Ivan'ın karısı Lara neredeyse kocası kadar utangaç. Ivan henüz üniversiteden dönmemiş ancak Lara bizi içeri davet etti. Kocasını beklerken bize çay ikram etti.

- "Ma-ma-ma-Maria!" Ivan beni görünce neredeyse kitaplarını düşürüyordu. "Dö-dönmüşsün!" Göz temasından kaçınarak Giovanni'yi selamlıyor. Alışıldık bir şey.

- "Ivan kitaplarını kucaklıyor "Pro-profesör von Ho-ho-Hohenheim..." kötü bir şeyden endişe ederek "Ne oldu?" diye soruyorum.

- Ivan yere  bakıyor. "O aklı-aklını kaçırdı." diyor. "Ta-tamamen aklını kaçırdı!"

- Lara Profesör von Hohenheim'ın üniversitedeki tüm fizikçileri aşağıladığını belirtiyor. Hatta Doktor von Rothenburg ile kavga bile etmiş.

KİTAP DÜŞMANI


Biz yokken Profesör von Hohenheim halka açık bir şekilde geleneksel tıbbi tedavileri ve metotları açıkça reddetmiş.

- Profesör Krause, Bombastus'un 'kutsal olmayan' uygulamalarını bırakmaları için Basel'deki tüm doktorlara yalvardığını söyledi.
Sinirlendiği bir anda tıp kitaplarını diğer doktorlara fırlatmış!

- Bombastus küstah biri, ama otoriteye meydan okumaktan hep keyif duyduğunu düşünmüşümdür. Dersleri Latince vermeyi reddetmesi de buna örnek.
Ancak bu sefer fazla ileri gitti.

- Aziz John Günü Kutlamaları sırasında profesörün nerede olduğunu buldum. Ne yazık ki entelektüeller topluluğu önünde olay çıkarmasını önleyemedim.

- Bombastus, Münster'deki ateşin önünde pasaklı bir şekilde dikiliyor. Dans eden alevler görüntüsünü çarpıtıyor ve onu ele geçirilmiş gibi gösteriyor.

- Buna inanamıyorum! Bombastus kitaplarını yakıyor!

- Giovanni profesörü uzaklaştıyor. Bombastus buna meydan okurcasına bir kitap yığınını daha ateşe atıyor. "Kendine hakim olanın başkasına ait olmasına göz yummayın!"
diye sinirle haykırdı.

KİTAP KORUYUCUSU


Giovanni Bombastus'u ıssız bir sokağa sürükledi. Profesör karşı koymadı ancak çılgınca haykırmayı sürdürdü. Şimdi ne yapacağız?

- Giovanni beynimi okumuş gibi Bombastus'un ağzını tıkadı. "Ivan ve karısı ona göz kulak olabilir belki?" diye bir öneri ortaya attım.

- Lara mutlu olmadı ancak profesöre bakmayı kabul etti. Bir süre sonra profesörün söylediklerinin hiç mantıklı olmadığını fark ettik. Gerçek anlamda aklını kaçırmış!

- Ivan'ın çığlığı beni uyandırdı. Bombastus gitmiş! Ivan onu bulacağına yemin etti. Ancak Giovanni, profesör için yapılacak bir şey olmadığına ikna olmuştu.
Buna üzülerek katıldım.

- Basel'den ayrılmaya hazırız. Giovanni beni nereye götürecek bilmiyorum ama ona güveniyorum. Ancak ayrılmadan önce son bir yere daha uğramamız lazım.

- Bombastus'un laboratuvarına zorla girdik. Ortalık darmadağınık. Giovanni profesörün masasının altında gizli bir bölme buldu ve kolaylıkla açtı.

- Giovanni Bombastus'un gizemli kitabını aldı. Okumak istiyorum ancak Giovanni buna izin vermiyor. "Hayır! İçinde barındırdığı ilim - formüller - seni yozlaştırır."

GÖMÜLÜ TAPINAK

Şöminenin yanında oturmuş, Profesör von Hohenheim'ın "Die grosse Wundartznei" kitabını okuyordum. Ardından Giovanni hınçla odaya girdi. "Hemen gitmemiz lazım!"

SEYAHAT PLANLARI


"Yıllar önce, Tarikatım'dan bir üye Roma'da bir Antik Pisagor Tapınağı keşfetti. " Giovanni buruşuk bir haritayı gösterdi. "Ne söyleyeceğini biliyorum Maria, ama..."

- "Ama seninle tartışmamak gerektiğini biliyorum, kocacığım. Bir şeye karar verdiğin zaman..." ikimiz de güldük. Giovanni beni kolları arasına aldı.

- Basel'deki tanışmamızın üzerinden uzun yıllar geçti. Ancak Giovanni bana her dokunduğunda kalbim duracak gibi oluyor.

- "Peki Suikastçı o tapınakta ne bulmuş?" diye sordum. Giovanni beni bıraktı ve konuştu "Hiçbir şey." Gözlerimi devirdim. Neden şaşırmamıştım? "Ve sen de inanıyorsun ki..."

- "Evet!" Giovanni'nin gözleri parladı. "Oraya gitmemiz gerek Maria. Orada bir şey olduğunu biliyorum. Biliyorum! Güven bana!"

- "Hep güvendim." güldüm. "Ve bak da güvenim beni nerelere getirdi gör!"

- Roma yolculuğu olaysız geçti. Bizi Giovanni'nin unutulmuş tapınağına götürecek olan yeraltı mezarlarının girişine ilerledik.

YERALTI MEZARLARI


Giovanni ile mezarların derinliğine ilerledik. Buraya yıllardır kimsenin ayak basmadığına dair katı bir izlenim edindim. Burada ürkütücü bir şeyler var.

- Yeraltı mezarları karanlık, sisli ve rutubetli. Taşıdığım fener yolumuzu aydınlatıyor. Ancak kalbimi ısıtmak için pek de kullanışlı değil. Titriyorum.

- Lahitlerle dolu bir odanın yanından geçtik. "Seninle neden evlenmiştim hatırlat?" Neşeli görünmeye çalışıyorum, ancak Giovanni beni fazlasıyla iyi tanıyor.

- "Çünkü seni baştan aşağıya büyüledim ve yarı yolda bırakmadım." diye yanıtladı perişan olduğumu belli etmekten kaçınarak. Seni sinsi adam!

- Çoğu tünel toprağın kazılmasıyla yapılmış, ama bazı yerlerde tuğladan duvarlarla tavan güçlendirilmiş. Bir sıçan sürüsü koşturmaya başlayınca zıplıyorum.

- Buradaki duvarlar insan kafataslarıyla yapılmış. Duraksıyorum. "Neredeyse vardık!" diye cesaretlendirici bir şekilde konuşuyor Giovanni.

- Giovanni diğerlerinden daha farklı görünen bir duvarın önünde duruyor. "İşte geldik!" Geçen tüm o yılllara rağmen beni hayran bırakmayı hiç kesmiyor.

MABET


Giovanni birkaç tuğlayı itmesiyle duvarın büyük bir bölümü açılıyor. Dairesel bir odaya giriyoruz, ancak tapınağın göbeği olmadığı aşikar.

- Bitişik birkaç oda boyunca Giovanni'yi takip ediyorum. Geniş bir odanın ortasında bir kabı ateşe veriyor. "Neredeyse vardık..."

- Garip semboller buradaki duvara oyulmuş. Giovanni önceden buradaymış gibi tuğlaların bazılarının yerlerini değiştiriyor.

- Bir kapı açılıyor. "İşte bu!" Giovanni heyecanlı bir şekilde söyleniyor. Sıradaki odaya ilerliyoruz. Hayatımda gördüğüm en ilginç mekan.

- Duvarlar birden hayat buluyor. Parlak bir ışık çevrelerini sarıyor; ürkütücü desenler, numaralar ve glifler yüzeydeki boşlukları dolduruyor.

- Giovanni bayılıp yere düşüyor. Yanına eğiliyorum. Birden gözlerini açıyor. Ancak bana bakan yabancı biri. Giovanni'nin yüzü gözlerimin önünde değişiyor!

- "Ben Bilge Tanrı Consus," tanımadık, samimiyetsiz bir sesle konuşuyor. Bana hitap eden kocam değil. Çok daha yaşlı bir varlık!

Çeviri için Gökhan Uçar'a teşekkürler.
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”

*

Çevrimdışı assassinking12

  • яιη σкυмυяα
  • *
  • 2119
  • L-M$trato
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Çeviri ve düzenleme çok iyi, elinize sağlık. Bu projeyi zamanında tamamen oynayamadığım için çok yanıyorum. Keşke kaldırılmasaydı.
Yazmışsın. :D
Ekomar16'nın ileti sayısına hastayım