Assassin's Creed: Project Legacy - Divine Science: Bölüm 2 – Kiroslu Zarax

  • 3 Yanıt
  • 3466 Gösterim
*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1131
  • Karanlığa hizmet için de karanlık da çalışılır.
    • Profili Görüntüle
Abstergo Sanayi'nin projesi, Project Legacy'nin bir parçası olan Divine Science paketinin 2. Bölümü, Veri Dökümü Tarayıcısını içeriyor.


ANI DETAYLARI

Denek: Kiroslu Zarax
Konum: Antik Yunanistan
Zaman Periyodu: M.Ö. 6. Yüzyıl

HARMONİ

Samos'a bir şampiyon olarak döndüm. Halk başarımla gurur duyuyor, hatta onuru kendilerine bahşediyorlar. Ne kadar da kibarlar.

AĞIRLAŞMA


Ustam Pisagor şafaktan önce beni uyandırdı. Yorgunum ancak ona hizmet etmek beni mutlu ediyor. Elis'teki galibiyetlerimden itibaren hayatımdaki her şeyi ona borçluyum.

- Samos'un boş ve sessiz sokakları boyunca Pisagor'u izliyorum. Helios henüz cennetinde yükselmemiş ve sabah vaktinin soğuk havası hala hissediliyor.

- Ustamın dostlarından Ferekidis bizi selamlıyor. O da erkenci. Pisagor oyunlardaki performansımın olağanüstü olduğunu söylüyor. Gülümsüyorum.

- Ustam maceralarımı Elisli Coroebus ile kıyaslıyor. Coroebus! Bunu başka biri söylese gülerdim ama ustam Pisagor her konuda bilge bir insandır.

- Ferekidis beni tebrik ettiği sırada ellerinin yumuşak ve nemli olduğunu anlıyorum. Kendisi kültürlü bir insan, ancak ustamın yüksek ahlakı ve etik standartlarına uygun hareketler sergilemiyor.

- Ferekidis yanımızdan ayrılıyor. Diğer pek çok insan gibi o da riyazet ve perhizin özgürleştirici gücünü asla yaşamayacak. Gerçekten kutsandığımı hissediyorum.

- Yavaş adımlarla düşücelere dalmış şekilde yürümeye devam ediyoruz. İnsanlar yakında onların şampiyonu olduğumu unutacaklar. Ancak bunun bir önemi yok. Çünkü ben unutmayacağım.

HIZLANMA


Samos yavaşça uyandı. Meydanda sabahın ürpertici havası kaybolurken ufak bir kahvaltının tadını çıkarıyoruz - ekmek ve şarap - Yoğun bir gün olacak.

- Yerel demircinin yakınlarındayız. Pisagor birden durup gözlerini kapatıyor. Şehirdeki koşuşturma yüzünden dikkatini neyin çektiğini söyleyemiyorum.

- Pisagor hızlıca demirciye ilerliyor. İçeri girip havayı ciğerlerini dolduruyor ve demircilere işlerine devam etmelerini söylüyor.

- Ustamın tek tek demircileri gezerken ter yüzünden yüzü parlamaya başlıyor. Birden bir çekici kapıp örse vuruyor.

- Demirciler işlerini bırakıp Pisagor'un etrafında çember oluşturuyorlar. Ustam başka bir çekici alıyor. "İki kat ağır," diyor ve tekrardan vuruyor.

- "Dinleyin! Duyabiliyor musunuz?" Pisagor titrek sesiyle soruyor. "Farkı görüyor musunuz?" Demirciler şaşkına dönmüş bir şekilde ona bakıyorlar. Ben de aynı şekilde.

- Pisagor farklı boyutlardaki çekiçlerle vurmaya devam ediyor. Terden sırılsıklam oldu ancak yüzündeki büyük gülümseme, o alışıldık ciddi tavırlarını perdeliyor.

TEMPOLU


Demirciden on farklı boyda çekiç beraberinde ayrılıyoruz. Henüz gün ortası olmadı ancak hava tıpkı demircideki gibi katlanılmaz bir vaziyette.

- Taşıdığım yük vücudumdaki tüm kasları sızlatıyor. Ustamın evine ulaştığımızda sırtım adeta yanıyordu. Bu sıcağın bir işe yaradığı yok. Helios bugün öfkeden kudurmuş!

- Konağa varınca çekiçleri kapalı avludaki Hestia adak taşının yanına bırakıyorum. Sırtım daha sonra bana teşekkür edecek.

- Avludaki sıcaklık katlanılabilir seviyede, ancak ustamın yüzündeki ifadeyi hatırlıyorum. Bugün gün ortası öğünü olmayacak.

- Ustamın talimatları üzerine demircilerin konağa getirdikleri örsü avlunun ortasına yerleştiriyorum.

- Örse vuruyorum, tekrar ve tekrar. Bir çekiçle dört vuruş ve ardından iki katı ağırlıkta bir başkasıyla dört vuruş daha. Kolum uyuşuyor.

- Pisagor çekiçlerin çıkardığı sesi taklit ediyor. Sesi avluda yankılanıyor. Alacakaranlık olunca bana durmamı söylüyor. Çalışmamız her ne ise artık son buldu.

CANLANMA


Pisagor dizleri üzerinde avlunun kumlarına çizgiler çiziyor. Hiddetli bir şekilde ve hızda yazmaya devam ediyor. Ardından karalamalarının büyük bir kısmının üzerine kum fırlatıyor ve tekrardan bir yenisine başlıyor.

- Ustam dinlemenden saatler boyunca çizime devam ediyor. Karısı Theano'nun getirdiği yiyecek ve içecekleri reddediyor. Kısa süre sonra notlar ve şemalar avlunun tüm zeminini kaplıyor.

- Köleler fener getiriyor. Ustam notlarını birkaç kez inceliyor, ara sıra birkaç numara ekliyor. "Oranlar" ve "iki katlar" gibi sözler mırıldanıyor.

- Pisagor Theano'nun hazırladığı akşam yemeğinden az biraz alıyor. "Her şey bağlantılı," diyor. "Her şeyin bir anlamı var!"

- "İlk dört numara," diyor Pisagor. "Dört element... Yetkin sayı!" Birden bana bakıyor. "Şimdi anlıyorum! Bu tetraktis!"

- Ustam nihayet uyuyor. Bu sayede notlarına bakma şansı buluyorum. Bunu yapmamam gerek ancak o notları okumam de gerek!

- Pisagor'un kum üzerindeki notları dört sıralı bir üçgeni gösteriyor: küçük üçgenlerden oluşan bir büyük üçgen. Bu onun tetraktisi mi?

ÇABUCAK


Birkaç kişi ustamın konağında toplandı. Avluda tanınmış alimler, muhterem ihtiyarlar var. İçlerinden biri Hestia'nın adak taşına eğiliyor. Uzaklaşıncaya dek ona dik dik bakıyorum.

- Bu insanların çoğu Pisagor'un ruhun kaderi hakkındaki inançlarını paylaşıyor. Hatta birkaçı ustamın katı yaşam yöntemini takip ediyor. Ancak inanmayanlar da burada.

- Ustam teorisini açıkladığında kalabalık şüpheci yaklaştı. Ustamın "gökyüzünün müziği" veya tetraktisin neyi temsil ettiği üzerine söylediklerini anlamadılar.

- "Geometri vardır," Pisagor diyor, "dizelerin mırıldanmasında; müzik vardır, gökyüzünün boşluklarında!" Konukları sessiz bir şekilde ona bakıyor.

- "Müzik," Pisagor açıklamaya devam ediyor, "ilk dört rakamın sayısal oranları olarak ifade edilebilir, ki bu ilk dört rakam da tetraktisi oluşturur!" şüpheciler ayrılmaya başlıyor.

- Ancak konukların çoğu Pisagor'un hipotezini kavramışa benziyor. Onları kıskanıyorum. Pisagor'a soru soruyorlar ve böylece teorilerini daha iyi anlayabiliyorlar.

- Kültürlü bir matematikçi olan Orestes, ustamın onuruna kadeh kaldırıyor. "Tetraktis tüm bilgeliğin toplamıdır!" diyor. "Tebrikler Pisagor!"

YAPIT

Üç yılın ardından, ikinci kez dört festivalin de galibi Periodonikes olarak adlandırılmamın ardından Crotone'ye gittik. Pisagor bunu iyi bir işaret olarak görüyor.

BAŞLANGIÇ


Crotone boyut olarak Atina ile boy ölçüşemez, ve şehirdeki güçlendirme çalışmaları Pire ve Rodos'a kıyaslandığı zaman bir hiç. Ancak vatandaşlarının ünü de aynı zamanda rakipsiz.

- Gemimiz yaklaşırken şehir altın rengi bir ışıkla parıldıyor. Grubumuzdaki diğer herkes gibi gözlerimi Crotone'den alamıyorum. Sanki Siren'in şarkısını duymuş ve şehir de bizi çağırıyormuş gibiydi.

- Pisagor herkesin dalgınlığını kesip konuşan ilk kişi oldu. "Uzun bir yolculuğun ardından nihayet evimize döndük. Burada, Crotone'de başarılı olacağız!"

- Şehir boyunca rehberimizi takip ediyoruz. Helios ortadan kaybolmuş, ancak Crotone sakinleri henüz evlerine dönmemiş. Pisagor'un etrafında bir kalabalık toplanıyor.

- Ustama yakın kalarak kibar bir şekilde yolunda duran insanları ittiriyorum. Konsey evine doğru ilerlemeye devam ediyoruz.

- Konsey evinde Pisagor'u bekleyen daha çok insan var. Yüzlerce kişiler! Hayır, binlerce hatta!

TEKLİF


Konsey üyeleri Pisagor'un inançlarını paylaşıyor ve bilgeliğine değer veriyorlar. Onu şehrin genç kesimine konuşması için baskılıyorlar.

- Yüzlerce genç insan ustamın önünde, güreş okulunun önünde toplanıyor. Yaşlı insanlar da ustamın sözlerini işitmek için gelmişler.

- Kalabalığın büyük bir çoğunluğu Pisagor'un konuşmasını gözyaşlarıyla noktaladı. Ben de derinden duygulandım ancak sükunetimi korudum.

- Crotone halkı sevinçle bağırıyor! Şehirdeki tüm insanlar Pisagor'la konuşmak istiyor gibi. Ustamın bilgeliği ve hikmeti sanki bulaşıcıymış gibi ona dokunmak istiyorlar.

- Crotone halkı Pisagor için bir tehdit teşkil etmior. Ama ona yaklaşan herkesi dikkatle gözlüyorum. Bir insan asla yeterince dikkatli olamaz.

- Bir adam ustama ulaşmak için kadının tekini savuruyor. Adamı kolundan tutuyorum ve neredeyse kıracak gibi çeviriyorum. Bu aklını başına getirmiş olmalı.

- Atletik, esmer ve yarı yaşlarımda görünen bir kadın bana gülümsüyor. Arkadaşları onu kıkırdayarak uzaklaştırıyor. Burayı seveceğim gibi.

ETÜT


Crotone halkı ustamın öğretilerini kolaylıkla takip ediyorlar. Onun varlığı kısa sürede komşu şehirlere yayılıyor ve yabancılar bilgeliğinden yararlanmak için ziyarete geliyorlar.

- Akademi sayısız öğrencinin dikkatini çekiyor; ustamın yolundan gitmek isteyen yüzlerce kız ve erkek öğrenci. Ne kadar şanslı olduklarının henüz farkında değiller.

- Alcmaeon isimli bir genç akademiye katıldı. Zeki, ancak kaba ve disiplinsiz biri. Bazı sebeplerden ötürü Pisagor onu kanatları altına aldı.

- Milo isimli bir atletle tanıştım. Bu genç dev adam beni Nemea'da koşarken görmüş. Bu sebeple şampiyon olma yolunda ona yardım etmemi istiyor.

- Milo Olimpiyatlar'da erkekler güreş şampiyonasını kazanmış. Harika bir potansiyeli var bildiğim her şeyi ona aktardığım için mutluyum.

- Durmadan Pisagor'u sorgulayan Alcmaeon'un aksine Milo ustamın derslerini kucaklıyor. Hiç şüphe yok ki neslinin en iyi atleti olacak.

- Pisagor'un filozofisi gittikçe genişliyor. Onun yolundan giden insan sayısı katlanıyor. Hoşnutum ancak şaşırmış değilim. Nihayetinde o gerçekten harika bir insan.

İLERLEME


Milo Crotone'ye ve ustama onur katıyor. Dört turnuvayı da kazandı! Bir çırağımın gerisinde kalmak hakkında karışık duygulara sahibim.

- Milo'nun zaferini ustamın ailesiyle kutluyoruz. Bu gizli bir ilişki ancak ayin ustası Pisagor bunu büyük bir fırsata çevirdi.

- Milo'yu övüyorum ve bir sonraki yılın oyunlarına katılmayacağımı belirtiyorum. Ustamın kızı Damo kadehini kaldırıyor. "Eski şampiyon ve en hakiki dostumuza!"

- Theano'nun hazırladığı yemek adeta krallara layık. Ancak ustamın öğrettiği üzere herkes tutumlu bir şekilde yiyor. Sadece Alcmaeon gereğinden bir kadeh fazla şarap içti.

- Milo'nun yüzü Myia'nın onu insan azmanı bir şampiyon olarak belirtip korkutmasıyla kırmızıya döndü. Onu iyi anlıyorum. Zaten Myia'da Pisagor'un en küçük kızı.

- Alcmaeon Milo'nun keyifsizliğini eleştiriyor. Bu ne patavatsızlık! Dudağımı ısırıyorum, Myia gülüyor, Milo'yu yanağından öpüp mutfakta kayboluyor.

- Alcmaeon kalkıyor ve ardındaki kapıyı vurarak gidiyor. Pisagor uzunca bir süre kapıya bakakalıyor. Ardından bize dönüyor, "Kendini kontrol edemeyen kimse özgür değidir."

MAİYET


Akademiye doğru yola çıktık. Pisagor birden durdu, "Dinleyin!" Hepimiz sabahın köründe sustuk, kısık havlamaları duyabilmek için çıt çıkarmadık.

- Pisagor gerektiğinde şaşırtıcı derecede hızlı oluyor. Sese doğru onu takip ediyoruz. Ardından küçük bir köpeğin sahibi tarafından dövüldüğünü keşfediyoruz.

- Pisagor adamın sopasını kapıyor ve köpekle sahibi arasına giriyor. Ustama yakın kalıp saldırgandan gözümü ayırmıyorum. İnsanlar etrafımızda toplanıyor.

- Köpeğin sahibi Pisagor'un üzerine yürümeye başladı. Ancak beni farkedince durdu. Kafasını sallayıp ağzını açtı, ancak sessiz kaldı.

- "Bu köpeğe zarar verme!" dedi Pisagor. Çevremizdeki kalabalık çoğalıyor. "Bu hayvan eski bir dostun ruhunu taşıyor! Çığlıklarında onun sesini duyuyorum."

- Bu ustamın ruhun ölümsüzlüğü hakkında bir kanıtı ortaya ilk atışı değil. Ancak olağandışı öngörüsü beni her zaman hayrete düşürmeyi başarıyor.

- "Akıl sahibi oluşumlardan" biri konuşmaya başlıyor, "biri ulvidir, biri insandır, diğeri de Pisagor'dur!" insanlar sevinçle bağırmaya başlıyor.

BÜYÜK FİNAL

Crotone'nin nüfuzlu pek çok vatandaşı artık Pisagor'un münzevi yaşam şekline adanmış durumdalar, ancak bazı ihtiyarlar onun bilgeliğini sorgulamaya devam ediyorlar.

TRİYO


Ustamın en sevdiği öğrencisi Alcmaeon, tekrardan ustamın öğretilerini tekrardan sorguluyor. Seni kaba herif! Pisagor neden onun bizden biri olmadığını fark edemiyor?

- Sabah yemeğini Damo ve Alcmaeon ile paylaşıyorum. Görevim artık Pisagor'un kızını korumak. Alcmaeon'un kızın kafasını karıştırmasına izin vermeyeceğim!

- Bir hayvanın ulumasını duyduğumda spor salonuna gidiyordum. Feryadı dayanılmazdı! Kısa süre sonra Alcmaeon'un bir sokak arasında gördüm. Bir köpeğin üzerine eğilmişti. Hayvanın gözlerinden birini koparmış!

- Hayvanın feryadı son buldu. Ancak Alcmaeon hayvanın karnına bir bıçak soktu. Bu nasıl bir şey! Ruhun kaderi hakkında hiçbir şey öğrenmedi mi bu adam?

- Boğuk bir çığlık dikkatimi çekti. Sokağın köşesine baktım ve Damo ile yüz yüze geldim. Alcmaeon'u takip ediyormuş! Artık geri duramam.

- Açığa çıkıp Alcmaeon'a saldırıyorum. Kemikleri kırılıyor. Bağırmak için ağzını açıyor ancak tekrardan ona vuruyorum. Damo çığlık atıp kolumu tutuyor ve durmamı istiyor.

- Alcmaeon'a verdiğim zarar için ustamın önünde yargılanmalıyım. Ancak onun ahlak dışı davranışlarından dolayı sorumlu tutulacağını bilmek beni mutlu ediyor.

UYUM


Helios'un geçişinin son belirtileri Alcmaeon şehirden ayrıldığı sırada cennete ilerliyordu. Onun ayrıldığını gördüğüm için mutluyum. Ancak diğerlerinin aklını çoktan zehirlediğinden endişeleniyorum.

- "Alcmaeon," Pisagor konuşuyor, "artık bizim kardeşimiz değil." ustam etrafında toplanan yüzlerce takipçi sessiz kalıyor.

- "Alcmaeon," Pisagor devam ediyor, "bizim için ölmüştür." sanki kasıtlıymış gibi kadınlar ağlamaya başlıyor, rezil çığlıkları mezarlık boyunca yankılanıyor.

- Pisagor ölü için kutsal bir dua ediyor. Erkekler başlarını eğerken kadınlar gözyaşlarını elbiselerine siliyorlar.

- "Alcmaeon," Pisagor konuşuyor, "öldü." Diğerlerinin yardımıyla Alcmaeon'u temsil eden odun figürü kaldırıyorum ve tapınağın içine götürüyorum.

- Figürü tabutun içine dikkatle, sanki değerli bir kardeşimizmiş gibi yerleştiriyorum. Ustam tabutun önünde diz çöküp kutsuyor.

- Cenaze alayı yavaşça mezarlığın dışına ilerliyor. İmansızlar bize bakıyor. Gözlerindeki aşağılamayı görüyorum; aşağılama ve büyük miktarda korku.

DÜET


Vatandaşlar Konseyi Pisagor'un şerefine bir ziyafet düzenliyor. Crotone şehrinin en zengin nüfuzlu insanları ziyafet konağını dolduruyor.

- Ziyafete katılan herkes ustamın öğretilerini ateşli şekilde savunan kişiler. Karşı olanlar ise katılmayarak güzel bir şey yapmışlar.

- Myia dansa kalkıyor. Kocası Milo şaşırtıcı şekilde onu izliyor. Pisagor'un ince gülümsemesine bir anlığına şahit oluyorum. Yıllardır onu bu kadar huzurlu görmemiştim.

- Sağır edici bir ses birden konakta yankılanıyor. Kolonlardan biri yıkılıyor. Zeminde paramparça oluyor. Tavan çöküyor!

- Koca bir taş bloğu düşüp zavallı bir köleyi eziyor. Çığlıklar içinde olan kalabalık tek çıkışa doğru kaçıyor! Ustam kapana kısılmış!

- İnanılmaz! Milo tavanın altında durup onu tutuyor! Hemen onun yanına koşuyorum. Ağırlık dayanılacak gibi değil ancak başarıyoruz! Daha fazla ölümün önüne geçiyoruz.

- Milo'nun ustamın hayatını kurtarmasına yardım etmek hiç şüphesiz başardığım en büyük şey. Ancak kolonların sabote edildiğini düşünüyorum. Düşmanca faaliyetler baş gösteriyor!

KUARTET


Crotne'nin tenha sokak aralarında Pisagor iler yürüdüğümüz sıralarda alaca karanlık hakimdi. Her zamankinden daha saldırgan oldukları için kalabalıklardan kaçınıyordum.

- Sağımda bir gölge belirdi. Hançerimi çektim ve elimi kaldırarak bize eşlik eden dört korumayı alarma geçirdim. Karanlığa göz attım ancak hiçbir şey göremedim.

- Korumalardan biri çığlık attı! Küçük bir hançer kalçasına saplandığı için dizleri üzerine çöktü. Saldırganlar karanlığın içinden belirdi.

- Boğazı kesilen bir koruma daha yere düştü. Palamı çekip elimdeki hançeri saldıranlardan birine sapladım. Ardından zırhlı eldivenimle elmacık kemiğini kırdım.

- Birinin kolunu kırıp akciğerine bıçağımı sapladım ve parmaklarını kırdım. Ardından Pisagor'a doğru ilerledim. Bir kılıç darbesini savuşturdum saldırganın kürek kemiği arasına hançerimi sapladım. Üçüncü bir koruma daha öldü.

- Sadece üç kişi kaldılar! Pisagor'un son koruması yanımda duruyordu. İnce hançerinden kan süzülüyordu, ancak düşmanlarımızın hiç şansı yoktu. Ortada tam bir katliam vardı.

- "Akıl ebedi," Pisagor mırıldanmaya başladı, "diğer her şey ise fani." ustamın duasının hepsini dinleyemedim. Bu adamlar sıradan zorbalar değillerdi, kiralık katillerdi! Savaş şimdi başlıyor!

SOLO


Münzevi yaşam tarzımızı kabul etmeyenler - annelerini, eşlerini ve kız kardeşlerini onurlandırmak istemeyenler - bizi aşağılıyor. Bunu her gün yüzlerinde görüyorum. Pisagor'a eşlik ettiğim şu an bile görüyorum.

- İnsanlar etrafımızda toplanıyor. Sinirli insanlar! Daha iyi atlet, müzisyen ve matematikçi olduğumuz için bizden nefret ediyorlar. Ancak esas suçlu olanlar kendileri! Disiplinsiz ruhlar!

- Yüzler sert ve sözler aşağılayıcı. Kalabalık bir ayak takımına dönüşüyor! Yüzlerce kişi bizi izliyor, aşağılayan şeyelr bağırıp taşlar fırlatıyorlar!

- Milo'nun evine giriyoruz, ancak ayak takımı aman vermiyor! Alevler konağı sarıyor! Crotone Şampiyonu dışarı çıkıyor ve sadık heyeti tarafından takip ediliyor.

- Milo'yu izlemek için hançerimi çekiyorum. Ancak Pisagor kolumu tutup başını iki yana sallıyor. Myia bir masayı çekiyor, yeraltındaki bir yola açılan gizli bir geçidi açığa çıkarıyor.

- Bir fener yakıp dar geçit boyunca Pisagor'u izliyorum. "Zeus yolunuzda size rehberlik etsin," Myia fısıldayarak ardımızdaki kapıyı kapatıyor.

- Pisagor bu günün geleceğini öngörmüştü. Crotone'den ayrılmak için hazırlamıştı. Ustam artık güvebdeydi, ancak arkada bıraktıklarımız için endişeleniyordum.

AĞIT

Crotone kıyılarından ayrılmamızın üzerinden uzun yıllar geçti. Ustama büyük hasar vermelerinin üzerinden. Ancak ustam tüm bunları gururla karşılıyor ve son derece kararlı görünüyor.

EFENDİMİZ


Dünyanın orta kesimlerinin en yükse dağlarını ve tüm sahillerini keşfettik. Babil ve Mısır antik şehirleri de buna dahil. Yine de ustamın bilgelik arayışı devam ediyor.

- Şimdi kendimizi dünyanın kıyısında bulduk. Çöl engin ve affetmez, ancak Pisagor son derece dik başlı. Burayı keşfetmeli!

- Helios en az ustam kadar acımasız. Bu katlanılmaz sıcakta daha ne kadar hayatta kalabiliriz merak ediyorum. Yakın zamanda su eksiğimiz olacak.

- Günlerdir bir damla su içmedim. Derimin üzerindeki kabarcıkları neredeyse hissedebiliyorum. Ustam amaçsızca aylaklık mı ediyor, yoksa ilahi bir ilhamın peşinden mi gidiyor?

- Büyük bir kumul tepesinin üzerinde bir adam gördüm. Birbirine dolanmış yılanların bulunduğu kanatlı bir asa tutuyor. Ancak hareketsiz, tıpkı bir heykel gibi kalmaya devam ediyor. Gerçek mi o? Yoksa hayal mi görüyorum?

- Yabancı bir çoban giysisi giyiyor, ancak duruşu bir kralı andırıyor. Attığım her adım aynı zamanda son olabilir. Ancak Pisagor genç bir atlet hızıyla ilerleyişini sürdürüyor.

- Kumulun üzerine zar zor ulaşıyorum. Dizlerimin üzerindeyim, ateş ciğerlerimi yakıyor ve ardından yabancı bizi selamlıyor. "Ben Hermes Trismegistus. Sizi buldum."

TANRININ KUZUSU


Dizlerimin ve ellerimin üzerinde duruyorum. Parmaklarım kumla yanıyor. Kafam sallanıyor. Yığılmamak için direniyorum ancak ustam, benden yaşça büyük olan ustam, tam yanımda ayakta duruyor.

- Pisagor birden nasıl bu kadar yaşam doldu? Az önce zar zor adım atıyordu. Helios'un gazabını hissetmiyor mu?

- Kafamı kaldırıp Hermes Trismegistus'a baktım - bir köylü kılığında kral - Kanatlı asayı başının üzerine kaldırdı.

- Ani bir hareketle Hermes asasını yere vurdu. Asa Pisagor'un önünde fazlasıyla derine daldı. İnanılmaz! Asa üzerindeki yılanlar hareket ediyor!

- Yılanlar kafalarını ustama çevirip tıslamaya başladılar. Bu olamaz! Bir yılan konuşamaz! "Sen değerli bir varissin."

- Asadan yayılan bir şey var - görünmez, tanımlanamaz bir güç. Etrafımdaki çöl kumları hareket etmeye başlıyor.

- "Hayatın gizemlerinin anahtarını elimizde bulunduruyoruz," uyumsuz seslerden bunlar duyuluyor.

KUTSANMIŞ


Kavrulmuş ve halsiz bir şekilde uyanıyorum. Altımdaki sıcak kumu hissediyorum ve palmiyelerin geniş ve yeşil yapraklarını görebilmek için gözlerimi açıyorum.

- Ustamın ağzımın üzerinde tuttuğu bir parça kumaştan su damlıyor. Her damlayı bir avuç dolusu toz gibi hissetsem de yutuyorum.

- Yavaş yavaş hislerimi geri kazanıyorum. Hermes artık yanımızda değil. Ancak Pisagor gururla yılanların dolandığı asayı tutuyor - YAŞAYAN yılanlar!

- Ustamın kalçalarından biri artık altın! Bir kas kadar esnek, ancak bir metal kadar da katı. Bu nasıl olabilir? Yeni bir atmosfer ustamı çevreliyor. Yeni bir güç.

- Yılların kaygısı Pisagor'un yüzünden silindi! Neredeyse tekrardan genç bir adam gibi görünüyor. Hayır, genç bir tanrı gibi!

- "Bu eski eser," Pisagor konuşuyor, "zamanın şafağından beri nesilden nesile aktarıldı." yüzümü ekşitiyorum, asanın üzerindeki yılanları zorlukla görebiliyorum.

- Pisagor güven verici elini üzerime koyuyor. "Yolculuğumuz bir son buluyor. Bana iyi hizmet ettin eski dostum. Şimdi yaşamlarımızda yeni bir bölüm başlıyor.

YENİDEN

Arkadya Prensesi, vahşi bir güzellik, kendisini geçemeyen erkekle evlenmeyi reddediyor ve mağlup ettiği erkekleri de öldürüyor. Pek çok talip şansını denedi ve başarısız oldu.

TAPINAK


Nasıl bir kadın bu kadar erkeği geçebilir? Artık en iyi dönemimde değilim ve aptal da değilim. Ancak bu kadınla tanışıp yarışmak zorundayım! Zorundayım!

- Eski ustamın bilgeliğine ihtiyacım var. Pisagor, Afrodit'in anısına yapılan terk edilmiş bir tapınakta bu kadını yenebilmek için gerekli olanı bulabileceğime inanıyor.

- Büyük bir kar fırtınası başladığında dağın yarısına bile gelememiştim. Donmuş ve yorgunum. Ancak arayışım daha yeni başlıyor.

- Aç ve donar vaziyette zirvenin tepesine ulaşıyorum. Afrodit'in unutulmuş tapınağının kalıntıları burada.  Artık görebiliyorum! Birkaç adım daha...

- Tökezleyim ileriye doğru düşüyorum. Hareket etmeye çalışıyorum ancak içimde hiç güç kalmadı! Tapınaktan dışarı yayılan bir güç var. Uzun süredir hissetmediğim bir güç.

- Kafamı kaldırıyorum. Ayağa kalkınca kar taneleri yüzümü kaplıyor - Hayır! Olağanüstü güzellikle çıplak bir kadın yağan karın içerisinde görünüyor! Gerçek dışı ve ruhani bir varlık gibi görünüyor.

- Beni gözardı eden kadın tapınağa doğru soğuktan etkilenmiyormuş gibi ilerliyor. İmkansız! Tapınağın duvarının içinden geçti!

İLAHİ


Helios'un ışıklarını üzerimde hissediyorum. Hareketsiz kalıp bir süre sıcaklığı içime dolduruyorum. Sona gözlerimi açıyorum ve kendimi bir bahçenin ortasında buluyorum.

- Ayak sesleri duyup bir ağacın arkasına gizleniyorum. Uzun, dalgalı saçları olan genç bir kadın bahçede ilerliyor. Afrodit'in tapınağına girerken gördüğümle aynı kadın!

- Kadın bir Tanrıça gibi kusursuz. Şu an dokunulabilir gibi duruyor, amaç hissiyle hareket ediyor. Attığı her adım bir öncekinden daha zarif oluyor.

- Kendimi ortaya atıp onu selamlıyorum. Ancak beni önemsemiyor. Bunun yerine yakınlardaki bir daldan kocaman bir elmayı koparıyor. Tekrarda bunu yapıyor ve ardından üçüncü elmayı dikkatle seçiyor.

- Onu takip ediyorum. Birkaç adımın sonrasında bahçeden çıkıyoruz. Işıkla, altından bir ışıkla kaplanan muhteşem bir yapının önünde duruyoruz: Afrodit Tapınağı!

- Kadın içeri adım atıyor. Onu takip ediyorum. Üç elmayı ana adak taşının arkasındaki Afrodit heykelinin altına gizliyor. Beni neden göremiyor?

- Karla kaplı bir şekilde uyanıyorum. Artık dudaklarımı hissedemiyorum, ancak bir şekilde tapınaktan geri kalanların içine doğru emekliyorum. Orada, kadının iç olgun meyveyi yerleştirdiği yerde, bir altın elma buluyorum!

SERENAT


Kral Arkadyalı İasos beni avlusuna buyur ediyor. Kızının eski bir şampiyonla evlenme olasılığı onu memnun ediyor.

- Kral İasos beni kimsenin kızını geçemeyeceği, yarışı kaybetmenin de can vermek anlamına geldiği hakkında uyarıyor. Onunla tanışmam için bir ayarlama yapıyor - fikrimi değiştirmek için son bir şans.

- Atalanta'yı bahçede beklerken kalbim hızla atıyor. Ayılar tarafından yetiştirilen, ardından öfkeli bir avcı, Kalidon kahramanı ve sentor katili olan bir bakire prenses!

- Zeytin ağaçlarının dalları arasında genç kızlardan oluşan bir grup görüyorum. Yaklaşmalarına rağmen kızlar gözümde solmaya başlıyor, çünkü benim gözlerim içlerinden sadece birini görüyor: Atalanta!

- Büyüleyici! Hiç şüphesiz Atalanta'nın güzelliği Afrodit'e meydan okur! Gülümseyip beni hoş ve sıcak bir sesle selamladığında yüzüm kızarıyor.

- Atalanta elini elimin üzerine koyuyor. Damarlarımda akan kanı hissediyorum. Sonsuz bir an için gözlerimin içine bakıyor. Sanki ruhumun derinliklerini keşfediyormuşçasına.

- Atalanta onunla yarışmamı istemiyor! Ölürsem yaşayamaz, ancak ben de onsuz yaşayamayacağımı biliyorum. Onu kazanmak zorundayım! Veya denerken öleceğim.

FÜG


Yarış başlamak üzere. Atalanta bakışlarımı savuşturuyor. Ölebileceğimi biliyor ancak bana aman vermeyecek. Bu onurlu bir şey olmayacak.

- Normal şekilde nefes almaya çalışıyorum, dünyanın en iyi koşucularına karşı sayısız yarış kazandığımı hatırlatıyorum. Ancak hiçbir yarış bu kadar mühim olmamıştı.

- Yarış başladı! Yarış yeni başlamasına rağmen koşabildiğim kadar hızlı koşuyorum. Atalanta çoktan birkaç adım öne geçti. Her gözeneğimden terler akıyor, ancak onu göremiyorum!

- Altın elmaya bir elimi yaslıyorum ve Afrodit'e sessizce bir dua ediyorum. Neredeyse Atalanta'ya çarpıyordum! Koşmayı bırakmış! İleriye, kafası karışmış şekilde bakıyor.

- Ona yardım etmek istiyorum ancak Atalanta tekrardan kendine geliyor ve - İnanılmaz! Beni geçiyor! Tekrardan elmaya dokunuyorum. Atalanta tekrardan duraksıyor. Onu geçiyorum.

- Ciğerlerim yanıyor, bacaklarım acıyor, ancak Atalanta tekrardan önüme geçiyor! Tekrardan parmaklarım elmayı okşuyor. Atalanta çığlık atıp yere kapaklanıyor ancak hemen toparlanıyor.

- Yarışı kazandım! Nefesim normale dönünce Atalanta yanıma yaklaşıp gülümsüyor. İnsanlar beni yakında Hippomenes, Atalanta'yı mağlup eden adam olarak çağıracaklar.

Çeviri için Gökhan Uçar'a teşekkürler.

*

Çevrimdışı kerem1249

  • CoMa Representative
  • *
  • 15
  • Efsaneler unutulmadı, unutulmaz.
    • Profili Görüntüle
    • WizardFan
Çevirmen arkadaşa teşekkürler oldukça uzun bir anı :)
Community Manager - Paradoxfan
Community Manager Representative - AC1092
Community Manager Representative - TWT

*

Çevrimdışı -Ezio Auditore-

  • Insieme per la vittoria!
  • *
  • 1674
  • Vittoria agli Assassini!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Çevirmen arkadaşa teşekkürler oldukça uzun bir anı :)
Esas biz teşekkür ederiz güzel yorumunuz için. kaskal dostumla birlikte fırsat buldukça hem bu serinin devamını, hem de yeni içerikleri forumumuza kazandırmaya devam edeceğiz :)

I have lived my life as best I could, not knowing its purpose, but drawn forward like a moth to a distant moon; and here at last, I discover a strange truth. That I am only a conduit, for a message that eludes my understanding.

*

Çevrimdışı kratos

  • Son Of Krypton
  • *
  • 1593
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Yürü be Ezio seni kim tutar! Gerçi bu bizim ezio mu tanıyamadım. Yeni üyeysen helal olsun. :)