Assassin's Creed Valhalla - Karşılaşabileceğimiz Tarihi Figürler

  • 0 Yanıt
  • 2199 Gösterim
*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1182
  • Barut - İhanet - Entrika
    • Profili Görüntüle


Çok uzun bir aradan sonra yeniden sizlerleyim sevgili 1092 ailesi. Her oyun duyurusundan sonra yaptığım gibi Valhalla için de bir tarihi araştırma yaptım. Oyunun 873 yılında geçtiği haberinden yola çıkarak bu çıkarımlara ulaştım. Sizlere döneme dair Britanya'nın kralları kimlerdi, hangi kabileler hangi bölgelerde yaşamış tarzı bazı veriler sunacağım.



Áed Findliath


İrlanda Yüksek Kralı Áed, İskandinavlara karşı dikkate değer zaferler kazanmıştır. 866'da Lough Foyle'daki Vikingleri yenmiştir ve yerleşim yerlerini talan etmiştir. Aynı yıl anlaşma yaptığı Amlaíb ve Auslie İskandinav kuvvetlerinin büyük bir kısmı ile İrlanda'dan ayrılıp İskandinav-Kelt işbirliği ile İskoçya'daki Piktlere saldırmış ve direniş halinde olan İskandinav üslerinin kökünü kazımaya devam etmiştir. 868'de Áed tekrar İrlandalı rakipleri ve Norse-Gaels koalisyonu ile karşı karşıya kalmıştır. Cell Ua nDaigri Savaşında, çoğu lideri; Uí Neíll'i ve Laigin'i mağlup etmiştir. Aynı savaşta Brega kralı öldürülmüştür. 870 yılında Áed, yeni müttefiki Osraige Cerball'un desteğiyle Leinster'ı işgal etmiştir. (Oyun 873'te birbirleri ile savaş halinde olan parçalanmış krallıkların topraklarında geçiyor) Amlaíb İrlanda'yı 871'de terk etti ve Viking lideri Ímar 873'te öldürüldü. 879'da Áed Findliath, üvey oğlu Flann Sinna tarafından aldatılarak öldürülmüştür.

Flann Sinna


877'de Mide Krallığı'nın tahtına oturmuştur ve üvey babası Áed Findliath'ın ölümünden sonra İrlanda Yüksek Kralı seçilmiştir. Diğer irlanda Yüksek Kralları gibi Yüksek Haçlar adı verilen taştan haçlar diktirmiştir. (Origins'teki Ptolemy heykelleri gibi bu haçları yıkmamız mümkün) Flann, hakimiyeti boyunca İrlanda'nın diğer klanlarına ve Viking yerleşimcilere karşı saldırılar düzenlendi. Askeri yardımlar aldı; bu da müttefiklerinin bazılarının yöntemlerini sorgulamasına neden oldu. Ama onlarla çatışmaktan asla kaçmadı. 887'de Hacı Savaşı'nda Vikingler tarafından yenildi ama bir sürü de zafer kazandı. Flann'ın yanında savaşıp ölenler arasında Connacht Kralı Áed mac Conchobair, Kildare Piskoposu Lergus mac Cruinnén ve Flann'ın kuzeni Uí Néill klanı lideri Donnchad vardı. Aynı yıl, Norse kralı Ímar'ın oğlu Sigfrith bir akrabası tarafından haince öldürülmüştür. Annals of Ulster adı verilen rapor İngiltere'ye ulaştığında Wessex Kralı, Büyük Alfred Dublin'in İrlandalıların eline düştüğünü okur. Bunun ardından Ímar'ın oğlu Amlaíb 897'de öldürülmüştür. Flann'ın kız kardeşlerinden biri İskandinav-Gael liderlerinden biri ile evlendirilir ve düğün günü bir saldırıya uğrarlar. Gizlenmiş on beş sakallı genç adam düğündeki şeflere saldırır.( Áed Findliath'ın oğlu Domnall'ın Mide'ye baskın düzenlediği düşünülmektedir) Flann Sinna'nın daha sonra damadı ve oğlu Máel Ruanaid da öldürülmüştür. Flann sonra Osraige Cerball'a da saldırmıştır. 913 914 arası Flann ve oğlu Donnchad ile güney Brega'ya baskın düzenlemiş ve birçok kiliseyi yakmıştır. Niall Glúndub ve Flann'ın oğlu Óengus arasında savaş patlak vermiştir ve Óengus ağır yaralanmıştır. Flann, oğulları Donnchad ve Conchobar'ın isyan ettiklerine şahit olduktan sonra Niall Glúndub'u varisi olarak adlandırmıştır. 916 yılında da ölmüştür.

İmar


Bir Viking lideri. Lochlann kralı Gofraid'in oğlu. İrlanda ve İskoçya'da yerleşim yerleri kurmuştur. Auisle ve Amlaíb Conung kardeşleridir. Başka bir Viking lideri Halfdan Ragnarsson, bazı bilginler tarafından başka bir erkek kardeş olarak kabul edilir. Krallıklarının nüfuzunu genişletmek için birkaç İrlandalı liderle savaşmıştır. 864 ve 870 yılları arasında İrlanda'da kayıtı bulunmamaktadır. 870 yılında Strathclyde krallığındaki Dumbarton Kalesi, İmar ve kardeşleri tarafından ele geçirilmiştir. Bazı akademisyenler Ímar'ın, İzlanda sagasında efsanevi Viking Ragnar Lodbrok'un üçüncü karısı Aslaug'dan olan en büyük oğlu Büyük Heathen Ordusu'nun Viking komutanı olan Kemiksiz Ivar olduğunu düşünüyorlar. (Vikinglerin gruplarını ifade etmek için Dubgaill (karanlık yabancılar) ve Finngaill (adil yabancılar) terimleri kullanılır. İlki Danimarkalıları diğeri Norveçlileri temsil eder.) 870 yılından sonra Ivar'ın da kayıtlarda adı bulunamamaktadır. 865 yılında Doğu Anglia'yı işgal eden Büyük Heathen Ordusu da bu iki Ivar arasındaki bağlantıyı destekler niteliktedir. (Oyun bize nasıl bir şey sunacak bilemiyoruz ancak Eivor'un İvar çıkmamasını diliyorum) İmar, 873'te ölüyor ve Dublin , Isle of Man , Western Isles , Orkney dahil olmak üzere kuzey ve batı İskoç kıyılarının büyük bölümünde ayrıca Argyll , Caithness ve Sutherland'de "Tüm İrlanda ve Britanya'nın Viking Kralı" ünvanı ile anılıyor. (Fragmanda gördüğümüz ölen kişi İmar olabilir)

Halfdan Ragnarsson


Bir Viking lideri ve İngiltere'nin Anglo-Sakson krallıklarını işgal eden Büyük Heathen Ordusu'nun komutanıydı. Ragnar Lodbrok'un altı oğlundan biriydi. Diğerleri Björn İronside, Kemiksiz İvar, Yılan Gözlü Sigurd, Ubba ve Hvitserk'tü. Hvitserk'den bahseden herhangi bir kaynaktan bahsedilmediği için Halfdan'ın o olduğuna dair bazı söylentiler vardır. 866'nın sonlarında ordu Northumbria'nin zengin kenti York'u fethetti. Ertesi yıl Kral Aella ve Osberht şehri geri almak için askeri bir ittifak yaptı. Saldırıda yenildiler ve ikisi de öldü. Belirgin bir lider olmadan Northumbria yönetilemezdi. Danimarkalılar kendilerine bir kukla buldu. Kral Ecgberht.. Vergi topladı ve hükmetti. Daha sonra Ordu güneye taşındı ve kışı geçirdikleri Nottingham kasabasını ele geçirerek Mercia Krallığını işgal etti. Mercia kralı Burghred , Batı Sakson Kralı Æthelred ile ittifak kurarak vikinglere karşılık verdi ve eşit kuvvetlerle kasabayı kuşattılar. Şehri ele geçiremediler ve Danimarkalıların York'a çekileceği bir anlaşma yapıp burada bir yıl boyunca kaldılar ve daha fazla saldırı için güç topladılar. Danimarkalılar bu sefer fetih amacıyla 869'da Doğu Anglia'ya döndüler. Kış boyunca orada kalmak niyetiyle Thetford'u ele geçirdiler , ancak Doğu Anglien ordusu tarafından karşılandılar. Doğu Anglien ordusu yenildi ve komutanları ile birlikte Doğu Anglia Kralı Edmund öldürüldü. İrlanda'da Halfdan, Ordunun ana komutanı oldu ve 870'de Wessex'i istila etti. Bagsecg liderliğindeki Büyük Yaz Ordusu'nun bir parçası olarak İskandinavya'dan çok sayıda Viking savaşçısı geldi. 8 Ocak 871'deki Ashdown Savaşı da dahil olmak üzere Batı Saksonlarıyla dokuz kez savaştı. Batı Saksonlar yenilmedi ve Halfdan yeni taç giydiği Wessex kralı Alfred'in ateşkesini kabul etti. (İşler burada kızışıyor gibi görünüyor değil mi?) Ordu, kuşatılan Londra kasabasına geri çekildi ve 871/872 kışını orada geçirdi. Paralı asker lideri Halfdan, 872 sonbaharında ordu ile birlikte kukla Ecgberht'a karşı bir isyan bastırmak için Northumbria'ya döndü. Ancak ordu kuzeye hareket ettiğinde Mercia ile savaşa girmek zorunda kaldı. 874'te Mercia'yı fethetti, Mercia Kralı Burghred görevden alındı ​​ve yerine Danimarka-kuklası naip Ceolwulf getirildi. Wessex ile mücadeleye devam ettiler. Halfdan, Piktler ve İngilizlerle savaşmak için kuzeye Strathclyde Krallığına gitti. İrlanda'da kalmadı 876'da o ve kuvvetleri Northumbria'ya döndüler ve kuzeydeki Anglia yönetimi altında olan eski Deira Krallığı'nın bölgesine yerleştiler. 876'da "Jorvik'in Kralı"(York) ünvanını aldı. Halfdan, Dublin'deyken yönetim de kendisi de güvende değildi ve York'tayken görevden alındı. 877 yılında şehri yeniden ele geçirmek için İrlanda'ya döndü, ancak "Fair Heathens" ordusuyla karşılaştı. İrlanda'da en uzun süre Viking nüfusu olarak kabul edilirler. Halfdan'ın kuvvetleri, karanlık yabancılar ile birleşti ve Strangford Lough Savaşına katıldılar. Ancak Halfdan bu savaşta müttefiği Pikt Kralı Causantín mac Cináeda ile birlikte öldürüldü.

Björn İronside


İsveç kralı ve ünlü Viking savaşçısı Ragnar Lodbrok'un oğlu. 9. yüzyılda yaşamıştır, Munsö Hanedanının kurucusudur. Güçlü bir Viking komutanı ve denizci olan Björn, Fransa'nın içlerine doğru yapılan viking saldırıları geleneğini devam ettirdi. 860 yılında büyük bir donanmayla Akdeniz'e çıktığı bilinmektedir. İspanya kıyılarını yağmalayıp Cebelitarık'tan içeri girerek Fransa'nın güney sahillerine saldırmıştır. Kışı burada geçiren donanma İtalya'ya doğru yola devam etmiş, Pisa kentine saldırarak burayı ele geçirmiştir. Koruyucu babası Hastein ile birlikte iç kısımlara doğru ilerleyen Björn, Roma sandığı Luna kenti duvarlarına ulaşmış ancak surları aşamamıştır. Kenti ele geçirmek için çeşitli entrikalar çeviren Björn sonunda amacına ulaşır.(Hastein hasta numarası yaparak Piskoposun onları içeri almasını sağlar ve kapıları içeriden açtıktan sonra viking savaş partisi ile birlikte şehre saldırırlar) Ayrıca Luna'nın Sarazenler tarafından yağmalandığı da biliniyor. Daha sonra Sicilya ve Kuzey Afrika kıyılarını da yağmalar. Dönüş yolunda ise Cebelitarık'a gittiğinde yolunun müslüman donanması tarafından kesildiğini görür. Endülüs kuvvetleri tarafından düzenlenen sürpriz baskınla 40 gemisini kaybeden Björn özellikle Rum Ateşine çözüm bulamaz. Filonun kalıntıları geride bırakılır. Bu hesapta bazı tarihsel zorlamalar var. Hastein, Björn'den sonra çağdaş kaynaklarda ortaya çıkıyor ve koruyucu babası olmak için öldüğünde 80'li yaşlarında oluyor ancak çağdaşları, Normandiya Kralı Viking Rollo ve Norveç Kralı Harald Fairhair ile karşılaştırıldığında çok da imkansız olmadığı ortaya çıkıyor. (Ne dersiniz ömürlerinin uzamasını sağlayan mistik bir şeyler mi biliyorlar yoksa?) Donanmasının kalan kısmı İskandinavya'ya döner, Björn de hayatının geri kalan kısmını zengin bir kral olarak devam ettirir.

Büyük Rhodri


Galler Kralı. Rhodri, Cunedda'nın erkek soyunun yok olması üzerine Gwynedd'de hak iddia eden Merfyn Frych'un oğluydu. Ceredigion Kralı Gwgon'un kız kardeşi ile evlendi. 870 yılında Gwgon vikinglerle savaşırken Llychwr Nehrinde boğuldu. (Ya da Rhodri'nin bir parmağı olabilir) Rhodri vikinglere karşı iki zafer kazandı. İlki  872'de Bangolau'da  Anglesey Vikinglerini mağlup etti. İkincisi de 873'deki Pazar Savaşıdır. 877 yılında Rhodri ve kardeşi Saxson Gwriad öldürüldü. Rhodri, topraklarını kendi aralarında paylaşmak için en az dört oğul bırakarak öldü. Oğlu Anaraut Gwynedd kralı oldu.

Anaraut


Büyük Rhodri'nin en büyük oğlu Anaraut ve kardeşleri Cadell ve Merfyn, Gal Üçlüsü tarafından Britanya Adasının Üç Diademli Prensleri olarak biliniyordu. Kalan küçük Galler krallıklarının yöneticilerine karşı birlikte çalıştılar. Cadell daha sonra bölgesini güçlendirmek için kardeşi Merfyn ile anlaştı. Anaraut, Mercia saldırılarına karşı kendini korumak amacıyla York'ta Danimarka kralı ile ittifak yaptı. Bu ittifakın tatmin edici olmadığı kanıtladıktan sonra , Wessex'in Kralı Büyük Alfred'i ziyaret ederek anlaştı. Saksonlardan onurlu sözler ve hediyeler aldı. Anaraut 894 civarında eski Danimarkalı müttefikleri tarafından saldırıya uğradı ancak Anaraut'un yeni Sakson müttefikleri, 894 yılında Danimarkalıların baskınını püskürtmesine ve gelecek yıl Cadell'in Ceredigion ve Ystrad Tywi'deki topraklarını tahrip etmesine yardımcı oldu. Anaraut 916 yılında öldü.

Áed mac Cináeda


877'den sonra Pikt Circenn Kralı. Viking akıncıları Pikt topraklarına anarşi getirmiş ve Áed egemen olduktan sonra da yağmalamaya devam etmişlerdir. Giric mac Dúngail, viking istilalarından dolayı doğuya kaçmıştır ve bu sırada Áed mac Cináeda ile yolları kesişmiştir. İskoçya'da tahta geçince Giric tarafından öldürülmüştür.

Guthfrid


883'de Hardacnut'un oğlu Guthfrid, beklenmedik bir yolla Northumbria tahtına geldi. Doğuştan köle bir çocuk olarak Büyük Viking Ordusu'nda hizmete girdi ve Edington'dan sonra Northumbria'ya yerleşen vikinglerin arasındaydı. Carlisle Manastırı'ndan keşiş Aedred, Northumbria'daki kralsız savaşçılara yardım etti. Saint Cuthbert'in, Guthfrid'in kral olarak atanmasına karar vererek Guthfrid'i adıyla atadı. Kalan Vikingler bu aziz ünvanından etkilenmiş olmalı. Vaftiz edildi ve uygun şekilde taçlandırıldı. Tyne Nehri ve Wear Nehri arasındaki topraklar ona verildi. İskoçlara karşı büyük savaşlara girdi. 894 ya da 895'te 24 ağustos Aziz Bartholomew gününde öldü.

Ecgberht


803 yılından 839 yılındaki ölümüne kadar Wessex kralı. Babası Kentli Ealhmund'dur. Torunu Büyük Alfred. 780'li yıllarda Mercia kralı Offa ve Wessex kralı Beorthric tarafından sürgüne gönderilmiş, Beorhtric'in ölümü üzerine 802 yılında ülkesine dönüp tahta geçmiştir. Saltanatının ilk 20 yılına dair çok az şey bilinse de Mercia'ya karşı Wessex'in bağımsızlığını koruduğu bilinmektedir. 825 yılındaki Ellandun Muharebesinde Mercia kralı Beornwulf'u yenerek Mercia üstünlüğüne son vermiştir. (Karşımıza çıkacak Beowulf destanı ile bir ilişki kurulabilir) 829 yılında Mercia kralı Wiglaf'ı yenip ülkesinden uzaklaştırmış, kısa bir süre de olsa Mercia'ya hükmetmiştir. Northumbria kralına hakimiyetini kabul ettirmiştir. Bu dönem için Anglo-Sakson Kronolojisinde onun için bretwalda denilmektedir. Egbert'in ardından tahta geçen oğlu Æthelwulf döneminde güneydeki Wessex hakimiyeti pekiştirilir. Egbert 830 yılında daha önce Mercia'nın hakimiyet alanında bulunan Galler bölgesini kontrol altına almak için bölgeye sefer düzenler. Kronolojide 830 yılında Wiglaf'ın yeniden Mercia kralı olduğu yazılır, bunun anlamı Wessex hakimiyetine karşı bir ayaklanmanın başlatıldığı ve bu ayaklanmanın başarılı olduğudur. Egbert'in bölgedeki tek adamlığı Wiglaf'ın yeniden iktidara gelmesiyle son erer. Middlesex ve Berkshire'da iktidarını pekiştiren Wiglaf'a ait 836 tarihli beyanname günümüze ulaşmıştır. Wessex'in hızla yükselip bu egemen konumunu koruyamamasının sebepleri tarihçiler tarafından araştırılmıştır. Bu dönemde kıta Avrupasındaki Frankların desteğinin belirleyici olduğu bilinmektedir. Karolenj İmparatorluğu'nun Egbert tahta çıkarken verdiği desteği Northumbria kralı Eardwulf'a da verdiği düşünüldüğünde İngiliz iç siyasetinde Frank etkisi belirleyici olmuş olabilir. Özellikle 830'lu yıllarda Dindar Ludwig'in iç savaşla başa çıkarken İngiltere'yle ilgilenememiş olması muhtemeldir. Bu durumda Doğu anglia, Weesex ve Mercia dış yardım olmaksızın kendi güçlerine dayanarak bir denge konumuna gelmiş olabilir. Etkisi kaybolmuş olsa da Egbert'in Anglo-Sakson İngiltere siyasi arenasındaki değişim etkisi belirleyici olmuştur.Kent ve Sussex artık bağımsız krallıklar olmaktan çıkmıştır.

Bardr


873'te babasının vefatından sonra tahta geçti ve şiddetli bir gurur duygusuyla hükmetti. Askeri kaslarını birkaç kez esnetti ve Gael'de yaşayan barbarlara Lough Ree adalarına Shannon Nehri üzerinde, diğer hedeflerin yanı sıra baskınlar yaptı. Babası Imar'ın ölümünden sonra Dyflin'i kuzeni Oistin'in yakın danışmanıyla yönetti. 875'te Oistin, kişisel zafer arayışından birkaç yıl önce Büyük Viking Ordusunu bölen Ragnar'ın kendisiyle aynı yaşta oğlu olan Halfdan Ragnarsson tarafından öldürüldü. Bu Halfdan'ın Dyflin krallığını kendisi için güvence altına alma çabalarının bir parçasıydı ve şehri iki yıl sonra zorla alma çabasına girilecekti. Bardr, Áth Cliath'tan büyük bir filoyla batıya doğru denize açıldı ve yer altı mağarası olan Ciar halkı tarafından hazineleri saklanan Ciarraige Luachra'yı yağmaladı. Dublin'i geri almaya çalışırken "Adil Yabancılar" ın lideri olarak bilinen Bardr 873'teki ölümüne kadar "sonsuza dek topal kalacak şekilde" yaralanır.

Alfred


Wessex Kralı Alfred Æthelwulf'un en küçük oğlu. Alfred, 4-5 yaşlarındayken babası tarafından Roma’ya Papa IV. Leon’un yanına gönderildi. Papanın koruması altında yetişen Alfred, ilk kez kardeşi Edthelred’in krallığı döneminde onun yardımcısı olarak ortaya çıkmıştır. Danimarkalı Vikingler'e karşı yapılan savaşlarda kardeşinin yanında yer aldı. Tüm Krallıkları tek bir bayrak altında birleştirmek için "Büyük Alfred' adını almıştır. Alfred, Danimarkalı Vikingleri komşu Mercia Krallığı'ndan(Mierce) püskürtmek amacıyla ilk Wessex Kralı (Batı Seaxe) kardeşi Edthelred'i desteklediğinde 868'de ilk önemli askeri mücadelesini üstlendi. Bu görev başarısız oldu ve kardeşler görünüşte durdurulamaz Büyük Heathen Ordusuna karşı vatanlarını savunmak zorunda kaldılar. Zorlu ve kanlı bir savaştan sonra Wessex'i 871'de Ashdown Savaşı'nda zafere götüren, Vikingleri bir yamaç saldırısına yönlendiren belirleyici bir lider olarak ününün ilk temellerini attı. Ertesi yıl, daha sonra Danimarkalıların saldırılarında ölümcül yaralardan ölen kardeşi Edthelred'in yerine geçirilmek istendi. Anglo-Saksonlar, Alfred'in Ashdown'daki olası zaferine rağmen Wessex Kralı olmasını istemiyorlardı. 21 yaşında bir savaş gazisi olan Alfred, düşmanlarına karşı gerilla savaşına devam etti. Somerset Düzlüğü'ne çekilmekten başka seçeneği yoktu. Müstahkem bir üs inşa etmek, Danimarkalılara kafa tutabilecek orduları hazırlamak için destek bekledi. Arazi bilgisini ve savaş stratejisini de kullanarak Edington Savaşı'nda Danimarkalıları tekrar yendi. Alfred onları Chippenham'daki kalelerine kadar takip etti ve kalelerini kuşattı. On dört gün sonra Danimarkalılar açlıktan öldü ya da korkudan akıllarını kaybetti.(Abartınız İngilizler) Bu beklenmedik zafer alemi birleştirmek için kesinlikle çok önemli olacaktı. Alfred, ordusunu güney İngiltere'deki nüfuzlu krallıklarla birleştirdi ve Britanya'nın parçalanmış krallığını bölmeye devam eden aç ve hırslı akıncılara karşı sağlam durmaya hazırdı. Vikingler ile bir anlaşma yaptı ve İngiltere'nin kuzeyinde Danelaw olarak bilinen şeyi yarattı . Alfred ayrıca Viking lideri Guthfrid'in Hıristiyanlığa dönüşümünü de denetledi. Hayatı boyunca yanında çalışmalarını ve eylemlerini not eden Welsh alimi ve Sherborne Piskoposu Asser vardı. (Trailerda karşımıza çıkan Piskopos olabilir) 878, Anglo-Sakson krallıklarının tarihinin nadir bir parçasıydı. Diğer tüm krallıklar Vikinglere yenik düşmüştü lakin Wessex tek başına hala direniyordu. 881'de Alfred, açık denizlerde dört Danimarka gemisine karşı küçük bir deniz savaşı verdi. Gemilerin İkisi yıkıldı ve diğer ikisi Alfred'in güçlerine teslim oldu. 883'te Kral Alfred, desteği ve Roma'ya sadaka bağışlaması nedeniyle Papa Marinus'tan bir dizi hediye aldı. (Trailerdaki Papalık muhafızları olabilir) Marinus'un Kral Alfred ile olan dostluğu nedeniyle, papa Roma'da yaşayan tüm Anglo-Saksonlara vergi veya haraçtan muafiyet verdi. 886'da Alfred Londra şehrini yeniden işgal etti. Londra'nın restorasyonu ile 890'ların başında Danimarka'nın büyük çaplı saldırılarının yeniden başlaması arasında Alfred'in saltanatı oldukça olaysızdı. 880'lerin sonlarındaki göreceli barış, Alfred'in kız kardeşi Æthelswith ile 888'de Roma'ya giderken gölgelendi. Aynı yıl Canterbury Başpiskoposu da öldü. 892 veya 893 sonbaharında Danimarkalılar tekrar saldırdı. Anakara Avrupa'daki konumlarını güvencesiz bulduklarında, iki bölüm halinde 330 gemide İngiltere'ye geçtiler. Eşlerini ve çocuklarını da beraberlerinde getiren Danimarkalılar karaya yerleşmeye başladı. 893 veya 894'te Alfred, her iki gücü de gözlemleyebileceği bir pozisyon aldı. Hastein ile görüşürken Appledore'daki Danimarkalıların olayı patlak verdi ve kuzeybatıya çıktılar. Alfred'in büyük oğlu Edward'ı yakaladılar. Wessex'e karşı fidye olarak kullandılar. Alfred, Northumbria ve Doğu Anglia Danimarkalılarının Exeter'i ve Kuzey Devon kıyısında isimsiz bir kaleyi kuşattığını duyduğunda oğlunun Thorney'de salındığına inanmıştı. Alfred hemen batıya doğru yöneldi. Exeter Kuşatması'na son verdi ancak Kuzey Devon kalesine ne olduğu bilinmiyor. 894 veya 895'in başlarında yiyecek eksikliği Danimarkalıları Essex'e bir kez daha baskın düzenlemeye zorladı. (Oyunda erzak ya da kaynak bittiğinde bu krallıklara baskın düzenlemek zorunda kalacağız) Yıl sonuna kadar Danimarkalılar gemilerini çekti.  Danimarka hatlarına önden saldırı başarısız oldu ancak yıl içinde Alfred, Danimarka gemilerinin çıkışını önlemek için nehrin engellenmesinin bir yolunu buldu. Ertesi yıl 896 (veya 897), mücadeleden vazgeçtiler. Bazıları Northumbria'ya , bazıları Doğu Anglia'ya çekildi. İngiltere'de bağlantısı olmayanlar kıtaya döndü. Asser, Alfred'in yabancı güçlerle olan ilişkilerinden çok söz ediyor, ancak çok az kesin bilgi mevcut. Kudüs patriği III. Elias bunlardan biri. Prusya ile olan bağlantısından da söz ediliyor. Alfred 26 Ekim 899'da 50 ya da 51 yaşında öldü. Öldürüldüğü düşünülmese de hastalıktan olduğu biliniyor.



Devam edecek..
“Eğer dünyada ölümün kendi paylarına düşen kısmıyla ve müthiş trajedileriyle, her günkü kahramanlıklarıyla, emperyalizme bitmez tükenmez darbeler indirerek, dünya halklarının artan nefretiyle emperyalizmin güçlerini parçalamak için iki, üç daha fazla Vietnam gün ışığına çıksaydı, geleceğe daha güvenli bakabilirdik!”