Tapınak Şövalyeleri

  • 0 Yanıt
  • 1261 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Tapınak Şövalyeleri
« : 16 Şubat 2012, 15:39:51 »
Evet arkadaşlar ,normalde size direk site linki vericektim bu konu ile alakalı ama reklam olacağından veremiyorum.O yüzden kendim kopyalayıp paylaşıcam artık.

Öncelikle paylaşacağım yazıları yazan arkadaşlara teşekkür ediyorum.


  Tapınak şövalyeleri, tarihte en çok araştırma yapılmış, hakkında en çok yazı yazılan ve merak edilen oluşumların başında gelir. Bu oluşumun nasıl kurulduğu sorusunun yanıtı, papa II. Urban'ın birinci haçlı seferi öncesi Avrupa halklarına yaptığı çağrıda gizlidir. Birinci Haçlı seferi sonucunda Kudüs alınmış ve burada bir Latin krallığı kurulmuştu, Tapınakçılar'ın tarih sahnesine çıkmaları bundan aşağı yukarı yirmi yıl sonrasına rastlar. Kudüs’te tapınak tepesi olarak bilinen bölge onlara verildi ve oradaki Süleyman tapınağının kalıntılarında yaptıkları arkeolojik kazılarda, muhtemelen büyük bir sır buldular, çünkü kuruluş amaçlarına uygun hareket etmedikleri bilinmektedir. (bunlar sitemiz içindeki bölümlerde açıklanmaktadır). Bu sırrın ne olduğuna yönelik çeşitli görüşler bulunmaktadır. Bunlar arasında, sırrın ‘ahit sandığı’ ile alakalı olduğu, ‘kutsal kase’ veya büyük bir hazinenin sırrın konusunu oluşturduğu, ya da eski çağlardan kalma simya ve kara büyü ritüelleri ile ilgili bir sır olabileceği gibi görüşler bulunmaktadır. Aslında bu sır her ne olursa olsun onların görülmemiş bir şekilde güçlenmelerini ve zenginleşmelerini sağladı. Kudüs’te bulundukları dönemde ve sonrasında Selahaddin’in Kudüs’ü alması sonucu Avrupa’ya döndükleri dönemde ticari hayatın atardamarlarını ellerinde tuttular. Güçleri krallarla boy ölçüşebilecek noktaya geldi. İşte bütün bunlar onları tarihin gizemli aktörleri yapmaya yetmişti.

 

  Fransa kralının çabaları sonucunda, tamamen tasfiye edilmek istenseler de böyle olmadığı tahmin edilmektedir. Mesela bunun en büyük kanıtı, fransız devrimi sonrasında, kral idam edildikten sonra kalabalıktan birisinin çıkıp,  22 mart 1312 de son büyük üstadlarının idamını hatırlatırcasına, ‘Jack de Molay intikamın alındı’ diye haykırmasıdır. Hala bu gizemli örgütün mirasçısı olduğunu iddia eden tarikatlar ve tapınakçıların devamı olduğu düşünülen yapılanmalar vardır.

Tarihçe - Bölüm I
 

   Papa II.Urbanus , Clermont konsilinde din adamları ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etmiş, doğudaki kardeşlerinin zulüm altında ezildiğinden, Müslümanların hakimiyetinde yaşamanın ne kadar zor olduğundan, kutsal sayılan yerlere saygısızlık yapıldığından bahsetmiş ve onlara 1095 yılı kasım ayında Haçlı seferleri için çağrıda bulunmuştur. I

 
Bu olay sonucunda Kudüs’ün fethedilmesi ve orada askeri tarikatların kurulması gerçekleştiğine göre, yukarıda bahsedilen husus Tapınak Şövalyeleri tarikatının kurulmasının temeli sayılabilir.
 
Bir efsane olarak anılan tapınak şövalyeleri, kimileri için varlıkları bugüne kadar devam eden bir örgüt, kimileri için ise liderleri Molay’ın 14 Mart 1314 günü yakılmasıyla son bulan bir örgüttür. Bugün varlığını devam ettiren bazı örgütlerin, köklerini tapınakçılara dayandırması bizler için önemli bir husustur. II
 
Haçlı seferlerinin ilki 1096 yılında başlamış ve 1099 yılında Kudüs’ün alınmasıyla Latin krallığının kurulmasını sağlanmıştır. (Haçlı seferleri adlı bölümde ayrıntılı olarak anlatılmaktadır) Tapınakçıların  ilk ortaya çıkışı  bu olaydan yaklaşık 20 yıl sonra, 1118 yılına denk gelir. İlk büyük üstadları olan Hugunes de Payens ile birlikte 8 arkadaşı, yani 9 tapınak şövalyesi, o zamanın Kudüs kralı Baudouin’in izniyle tarikatı kurdular. III
 
Tapınak şövalyeleri, o zamanlar Kudüs’te kurulmuş askeri tarikatlardan biriydi. Görünen amacı,  ‘kutsal topraklarda’ kiliseye ait politikaların devamlılığını sağlamaktı. "Tapınakçılar" veya "Tapınak Şövalyeleri" (İngilizce'de Templars ya da Knights Templar) olarak bilinen bu tarikatın tam ismi "İsa'nın ve Süleyman Tapınağı'nın Yoksul Şövalyeleri" (Pauperes Commilitones Christi Templique Salomonis) idi. Kurucuları ise, aşağıda isimlerini okuyacağınız toplam 9 şövalyeden oluşuyordu.

1-    Hugues de Payens
2-    Godfrey de St. Omar
3-    Godfrey Rossal
4-    Gundemar
5-    Godfrey Bisol
6-    Payen de Montdidier
7-    Archibald des St. Aman
8-    Andrew de Montbard
9-    Provins Kontu

İleride ortaçağ Avrupa’sının en güçlü, en etkili ve hakkında en çok konuşulan örgütlerinden biri olacak bu tarikatın kuruluşu Kudüs'te sessiz sedasız gerçekleşti. (Bu tarikat hakkındaki bilgilerin önemli bölümü 12. yüzyılda yaşayan tarihçi Guillaume de Tyre kanalıyla günümüze ulaşmıştır. IV

Tapınakçılar kısa süre içinde hızla büyümeye başladı. Tarikatın gizemli havası ve mistik öğretisi pek çok Avrupalı "asil"in ilgisini çekmişti. Örgütün gelişimi, tarikatın 1128 yılındaki Troyes Konseyi'nde Papalık tarafından resmen tanınmasıyla daha da hız kazandı. IV


Yukarıda adı geçen kurucular, dönemin Kudüs Kralı II. Baldwin’in huzuruna çıktılar ve birinci haçlı seferi’nin ardından Kudüs’e akın eden Hıristiyan hacıların mallarını ve canlarını koruma işine talip olduklarını belirttiler. Kral, Tapınakçılar’ın ilk “Büyük Üstadı” olan Hugues de Payens’i yakından tanıyordu ve kendilerine büyük destek verdi. Aynı zamanda onlara  bir zamanlar Süleyman Tapınağı’nın yer aldığı (Mescid-i Aksa’yı da kapsayan) bölgeyi tahsis etti. Büyük İslam kumandanı Selahaddin Eyyubi’nin Hıttin Savaşı’nın ardından Kudüs’ü geri almasına kadar geçen 70 yıl süresince “Tapınak Tepesi”, Tapınakçılar’ın merkezi oldu. Kendilerine “Süleyman Tapınağı” ile bağlantılı bir isim verilmesinin nedeni de işte buydu. Burayı kendilerine üs olarak belirlemeleriyse rastgele bir seçim değil, bilinçli bir tercihti. Tapınak, Hz. Süleyman’ın gücünün bir simgesiydi, Tapınak’tan geriye kalanlar ise büyük gizler barındırıyordu. IV
 
Bu gizem onları araştırmaya  ve  arkeolojik kazılar yapmaya  itti. Yaptıkları çalışmalar sonucunda, onlara güç verecek büyük bir keşif yaptılar. Bu keşifte buldukları her ne idiyse, yıllar sonra bile onlar hakkında araştırmalar yapılması, internet siteleri açılması, kitaplar yazılmasını sağlayacak kadar güçlenmelerine neden oldu.
 
Templiyerler bir süre sonra bölgede öylesine etkin bir güç oluşturdular ki, onlara katılmak isteyen soylular, mal varlıklarını bağışlıyordı. Ve Tapınakçılar da bir tür bankacılık faaliyeti yürütüyorlardı. O dönemde para, altın, gümüş, mücevher ve diğer değerli eşyaları bir yerden başka bir yere taşımak ya da kıtadan kıtaya transfer etmek hayli riskliydi. Templiyerler bu boşluğuda doldurdular. İşte templiyerler sarsılmaz güç ve prestijlerini bu noktada devreye soktular. Belirli bir yüzde karşılığı bu tip eşyaların koruyuculuğunu üstlendiler. V   Bankacılık sistemi ile ilgili ilkleri gerçekleştirdiler. Bu gibi faaliyetleri onları ticari hayatın merkezine yerleştirdi.Yukarıdaki alıntıda bahsedilen husus, bugünkü anlamda tam olarak çek sistemine karşılık gelmektedir.
 
Seyahat etmek 12. yüzyılda oldukça tehlikeli bir eylemdi.  Yolculuklar sırasında haydutlarla karşılaşma olasılığı söz konusuydu. Ticaret için gerekli olan para ve değerli madenlerin transferi de bu yüzden tehdit altındaydı. Tapınakçılar işte bu konjoktürden faydalanarak büyük paralar kazandılar. Keşfettikleri sistem şöyle işliyordu: Londra'dan Paris'e gitmek isteyen bir tüccar, öncelikle bu örgütün Londra'daki merkezine başvuruyor, parasını yatırıyor, karşılığında da şifreli bir not alıyordu. Paris'e vardığında ise, Tapınakçılar'ın buradaki merkezine gidiyor ve belirli bir bedel ödedikten sonra parasını çekiyordu. Tüccarların yanı sıra bu sistemi en çok kullananlar Hıristiyan hacılardı. Filistin’e gitmek için yola çıkan zengin hacıların değerli eşyalarını Avrupa’da devralıp karşılığında çekler veriyorlardı. Filistin’e ulaşan yolcular orada bu çekleri paraya çevirebiliyorlardı. Çek hesabını, Floransalı bankerlerden önce onlar icad etmişlerdi. Bağışlarla, silahlı fetihlerle, parasal işlemlerden elde ettikleri yüzdelerle, adeta  çokuluslu bir şirket haline geldiler. IV
 
Tapınak şövalyeleri sadece para işlerindeki başarıları ile değil daha pek çok alandaki girişimleri ile de ele alınabilir. Tarihi kaynaklara göre Tapınakçılar iyi denizcilerdi. Kutsal topraklarda kaldıkları süre boyunca Yahudi ve Arap kaynaklarından geometri ve matematik gibi bilimleri öğrenmişler, haritalar elde etmişlerdi. Bu sayede Avrupa ve Afrika sahillerini dolaşmalarının yanı sıra uzak denizlere de seyahat etme imkanı buldular. IV

 

Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan