Tapınak Şövalyeleri Tarihçe - Bölüm II

  • 0 Yanıt
  • 1436 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Tapınak Şövalyeleri Tarihçe - Bölüm II
« : 16 Şubat 2012, 15:43:33 »


 (NOT:ilk yazıda belirttiğim gibi yine belirtiyorum bunları ben yazmadım sadece okudum...ve sizle paylaştım yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.)



Selahaddin Eyyubi’nin 1187 yılında Haçlıları yenip Kudüs’ü alması sonucunda buradaki varlıkları son buldu. Kudüs’ten ayrılmak zorunda kalan Tapınakçılar kral Richard’ın sayesinde Kıbrıs adasına yerleşebildiler. Burası onlar için geçici bir üs oldu. IV



1291'de Akka’nın düşmesi ve Filistin’deki Hıristiyan varlığının tamamen bitmesiyle, Akka’dan ayrılan tapınak şövalyelerinin bir kısmı Kıbrıs adasına yerleşti. Kıbrıs Adası Tapınakçılar için bir merkez haline geldi. Ne var ki, Kıbrıs sadece geçici bir üstü. Tapınakçıların uzun süredir Töton şövalyelerinin Avrupa’nın yukarı kısımlarında sahip olduklarının benzeri bir prenslik istediklerini herkes biliyordu. Onların istediği bu yer ise tam Avrupa’nın ortasında, muhtemelen Fransa toprakları içindeydi.

 

Tapınakçıların geri kalan bölümü Fransa’daki üstadları’nın başkanlığında Avrupa’da faaliyet göstermeye devam ettiler. Sınırsız bir serbestliğe sahiptiler. Büyük Üstadları krala yakın haklara sahipti. Sınırlarının en geniş döneminde, kuzeyde Danimarka’dan, güneyde İtalya’ya kadar her bölgede toprakları vardı. Çok büyük ve savaşçı bir orduları vardı. Bu büyük askeri ve siyasi güç, kuşkusuz Avrupa’daki kralları rahatsız ediyor ve bu krallar gelecekleri açısından onları  bir tehlike olarak görmekteydiler. Dahası ekonomik olarak o kadar güçlüydüler ki; Avrupa’daki hanedanlıklar arasında Tapınakçılara borçlu olmayan yoktu. IV

 

Papa II.Innocent onlara kendi kiliselerini inşaa etme hakkını vermişti, bu büyük bir güç demekti. Çünkü o dönemde kilise hırıstiyan dünyasında en büyük güçlerden biriydi, zaten konumları gereği sadece papaya karşı sorumlu olan tapınakçılar böylece büyük bir özerklik elde etmişlerdi. Kendi kilisesini inşaa etmek demek kendi mahkemelerini kurmak, kendi vergisini toplamak, yani kendi dünya görüşünü yaşamak ve yaymak demekti. IV   Geometri ve mühendislikte ileri olan tapınakçılar, kendi kiliselerini inşaa etmek için GOTİK mimari denilen yeni bir mimari tarz geliştirdiler.

 

Batıya dönmek zorunda kalan tapınakçılar itibarlarından çok şey kaybettiler. Bu durum onların varlığından rahatsızlık duyan çevreler için bir fırsat haline geldi.Tapınakçılara düzenlenen komplonun arkasında Fransa kralı IV. Philippe (Yakışıklı Filip) ve papa V. Clement vardı. Başlangıçta papalık ve kral onlara haçlı politikalarının bir uzantısı olarak bakıyorlardı, ancak zamanla büyük maddi kaynakları kontrol etmeleri ve krallara borç verebilir duruma ulaşmaları ile devlet içinde devlet haline gelmişlerdi ve bu durum merkezi otariteyi rahatsız etmeye başlamıştı. Bu gibi nedenlerle Kudüs’ten yenilmiş olarak dönen tapınakçıların tasfiyesi zorunlu bir hale gelmişti. VI

 

Önce bunu barışçı yoldan halletmek istediler, çünkü yenilmiş de olsalar halkın gözünde hala kahramandılar. Onları belli tarikat ve grupların içinde eritip yok etmeyi düşündüler ama tapınakçılar bu oyuna gelmeyince daha sert bir şekilde tasfiye edilmeleri zorunlu  hale geldi. Bunu papadan destek almadan gerçekleştirmek mümkün değildi. Yakışıklı Filip’in  desteği ile seçilen papa V.Clement bu iş için çok uygundu ve çok geçmeden tasfiye hareketi başladı.

Kral bu iş için, ölüm cezasına çarptırılan, Bezier’li bir mahkumun affı karşılığında verdiği itiraflardan faydalandı. Ayrıca tapınakçıların yargılanması için, İsa’ya karşı oldukları, puta taptıkları ve eşcinsel oldukları yönündeki iddialarını kullandı. VII

 

Bu iddialar;

1-‘Baphomet’ 

2-Eşcinsellik; bu iddianın nedenleri olarak ;genç ve sağlıklı erkekler olan tapınakçıların cinsellikten uzak yaşamaları, haçlılar gibi tecavüzlere bulaşmamaları ve hatta at üstünde iki tapınakçı figürüyle ifade edilen, ikili gruplar halinde hareket etmeleri gibi hususlar gösterilmiştir.

3-Haç’ a küfretme ve tükürme

4-İsa’yı reddediyorlardı suçlaması. VIII

Olarak sıralanablir.

 

Haklarındaki eşcinsellik iddiasına karşılık olarak başka bir kaynak şu görüşü ileri sürmüştür; ‘Templiye gibi içmek’ deyimi orta çağ İngilteresin’de çok sık kullanılan bir benzetmeydi ve şövalyelerin namus üzerine ettikleri yeminlere rağmen, içtikleri coşkunlukta fahişelerlede yatıp kalktıkları görülmektedir. IX

 

Yazarın Notu

Bu iddialar farklı kaynaklarda benzer şekillerde ele alınmakla birlikte, bunların gerçek ya da iftira olması Tapınak şövalyelerinin tarihte bıraktığı izi değiştirmiyor. Belki Fransa kralı haklıydı ve tüm bu iddaa edilenleri yapmışlardı, belki de tüm bunlar tamamen bir komploydu. Benim fikrim Haçlı seferlerini başlatan ve bunun uzantısı olarak bu tarikatın kurulmasına ön ayak olan zihniyet, kendi çıkarları ile örtüşmeyen bir güç karşısında komplo üretmekten çekinmeyecektir. Fakat yine benim fikrime göre, Tapınakçılar Süleyman tapınağının kalıntılarında mutlaka bir gizemle karşılaştılar. Sonraki sayfada, Tapınak Şövalyeleri tarikatının tasfiye hareketini alıntılarla ele alacağız.
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 15:59:09 Gönderen: Ruknud-Dīn Khurshāh »
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan