Haçlı Seferleri Bölüm 1 (Tapınakçılarla Çok Alakası Var)

  • 0 Yanıt
  • 1504 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta


 (NOT:ilk yazıda belirttiğim gibi yine belirtiyorum bunları ben yazmadım sadece okudum...ve sizle paylaştım yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.)



Haçlı seferleri, XI.yy'ın sonlarından, XIII. yy'ın ortalarına kadar gerçekleşen ve amacı Hıristiyanlarca kutsal sayılan toprakların, Müslümanların elinden geri alınması için, Papa'nın teşvikiyle gerçekleştirilen seferlerdir. Asırlarca devam eden Haçlı seferleri sonucu, pek çok kan dökülmüş ve milyonlarca insan can vermiştir. Bu seferler, dini, siyasi, sosyal, kültürel, iktisadi birçok gelişmelere sebep olurken Müslümanlara karşı savaşa katılmaya teşvik için, Avrupa'da bir çok Hıristiyan tarikatları kurulmuştu. Başta dini olmak üzere siyasi,sosyal ve iktisadi sebeplere dayanan bu seferler, 1095 yılında Papa II. Urbanus'un Clermont Konsili'nde yaptığı konuşma ile başlamıştır. I

 

Dönemin müslüman tarihçilerinin ‘Franklar’ kelimesiyle ifade ettiği Haçlılar tabiri, Osmanlılar tarafından ‘Ehl-İ Salib’, Araplar tarafından da ‘salibiyyun’ şeklinde kullanılmıştır. Bu isim, katılanların giydiği giysilerin üzerinde haç işareti olması nedeniyle verilmiştir. 1096 yılında başlayan haçlı seferleri, 1291’de Latin Hıristiyanların Doğu’daki son merkezleri olan Akka’dan çıkarılmasına kadar devam eden yaklaşık iki yüzyıllık dönemi kapsar. Bu dönem içinde 9 büyük haçlı seferi yapılmış ve bu seferler arasında bazı küçük girişimlerde olmuştur. II

 

İki yüzyıl süren bu seferlerin nedenleri üç başlıkta incelenebilir:

 

Dini nedenlerin başında Hıristiyanlar için önem taşıyan Kudüs'ün Müslümanlar'ın elinde bulunması gelmektedir. Din adamlarının etkisi ile Hıristiyanlarda koyu bir fanatizm oluşmuştu. Katolik olan Papa, Ortodoks dünyasını ele geçirerek nüfuzunu artırmak niyetindeydi. Bunun dışında XI. yy'da Fransa'da ortaya çıkan Kluni Tarikatı Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtmaktaydı.

 

Siyasi nedenler içinde en başta Avrupalılar’ın Türkler’i Anadolu, Suriye, Filistin ve Akdeniz'den uzaklaştırmak istemeleri gelmekteydi. Bizans, güçlenen Türk akınlarına karşı Papa'dan yardım istiyordu. Senyor ve şövalyelerin macera ve ganimet arayışları da buna eklenmişti.

 

Tüm bu durumun içinde İslam Dünyası'nın zenginliği Avrupa'nın dikkatini çekmekteydi. Avrupalılar özellikle doğudan gelen İpek Yolu gibi büyük ticaret yollarına sahip olmak istiyorlardı. Avrupa'da toprak sahibi olamayan soylular, seferler ile ganimet elde edip, toprak kazanmak niyetindeydiler. I

 

Haçlı Seferlerinin nedenlerini yukarıdaki başlıkların altında bu şekilde toparladıktan sonra başka bir kaynaktan faydalanarak konuyu açacak olursak;

 

Haçlı hareketinin çıkış sebebi, batılılara göre dini unsurlardır, fakat aslında orta çağ batı toplumunu bu seferlere zorlayan siyasi, sosyal ve ekonomik sebeplerdir. İleri sürdükleri dini motif ise sadece itici bir güçtür. Haçlı düşüncesinin ortaya çıktığı dönemde Avrupada açlık, yoksulluk, toprak azlığı gibi sıkıntıların neden olduğu kargaşa yanında, ücretli askerlik anlayışı ve kolonizatör bir taşma hareketi de başlamıştı. Avrupa toplumunda çok büyük bir gücü bulunan kilise bu gücünü Doğu’ya da hakim kılmak niyetindeydi. Seferlere katılanlara günahlarının affı ve uhrevi mükafat vaat eden kilise, ‘kutsal toprakları kurtarma’ sloganı ile aslında gerçek niyetini kamufle ediyordu. Hz. Ömer tarafından 638 yılında fethedilmesinden beri Kudüs Müslümanların elindeydi ve Batı Hıristiyanları buna en küçük bir tepki göstermemiş, Bizans ise durumu kabullenmişti. Ancak XI.yüzyıl sonuna doğru Batı toplumundaki elverişli durum Avrupalılar’a Müslümanlar’ın gücünü kırabileceği ve Anadolu’ya yerleşmekte olan Türkler’i söküp atabileceği inancını vermişti. Gerçekten de 1096 yılında başlayan Haçlı seferleri daha Kudüs’e ulaşmadan ve bu belli bile değilken Avrupa’lıların önce Urfa sonra Antakya’da Haçlı devletlerini kurmaları onların bu inancını çok net  gösteriyor.

 

 XI.yüzyıl Avrupasında bu hedefi gerçekleştirecek bir fırsat oraya çıktı. 1074 yılında Hıristiyanlığın doğu sınırını korumakla görevli Bizans’ın hükümdarı VII. Mikhail imparatorluğunun düştüğü zaaftan kurtulmak için papalık aracılığı ile Avrupa’dan askeri yardım istiyordu. Papa VII.Gregorius bu isteği olumlu karşıladı ancak yardımı gerçekleştiremedi. Bundan on beş yıl sonra papa olan II. Urbanus ile Bizans imparatoru I. Aleksios arasında bu konu yeniden ele alındı. Bu sırada Anadolu’da Türk beylikleri arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden iktidar bölünmüştü. 1092 yılında Melikşah’ın vefatının ardından Büyük selçuklu devletinde otarite boşluğu baş göstermişti.

 

Papa II. Urbanus yapılacak seferlerde çok geniş kitleleri Doğu’ya göndermek istiyordu. Bunun için yoksulluk ve sefalet içindeki halka Doğu’daki zenginliklerden söz etmek, para ve toprak vaadiyle kandırmak bir ölçüde belki mümkündü ama tek başına yeterli olamazdı. Haçlı seferleri, kutsal değerler, İsa aşkı, fedakarlık ve din kardeşlerine sevgi temaları üzerine oturtulmalıydı.

 

Papa II.Urbanus, Clermont konsilinde din adamları ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etmiş, Doğuda ki kardeşlerinin zulüm altında ezildiğinden, Müslümanların hakimiyetinde yaşamanın ne kadar zor olduğundan, Kutsal sayılan yerlere saygısızlık yapıldığından bahsetmiş ve onlara 1095 yılı kasım ayında Haçlı seferleri için çağrıda bulunmuştur. Aslında söylediklerinde hiçbir gerçeklik payı yoktur. Doğu’da yaşayan Hıristiyanlara Müslümanlar tarafından büyük bir hoş görü ile davranıldığı, VII. yüzyılda Müslümanlar tarafından Kudüs’ün fethedilmesinden beri buraya yapılan hac ziyaretlerinde hiçbir sorun yaşanmadığı Batı dünyasında zaten biliniyordu. Bütün bu iddialar yapılacak olan Haçlı seferlerinin ancak bahanesi olabilirdi.

 

Haçlı seferleri çağrısının geniş kitleler üzerinde bu kadar etkili olmasının nedenini anlamak için bir yüzyıl geriye gidilmelidir. X. yüzyılda Karolenjiyen devletinin merkezi gücü parçalanmış, otarite her eyalette ileri gelenlerin eline geçmişti. Savaş için geliştirilmiş toplum anlamsız kalmış ve saldırganlık içe dönerek terör eylemleri başlamıştı. Şövalyelerin başlattığı bu şiddet XI. yüzyılda da artarak devam etmişti. Kilise bu şiddete karşı önce barışçı bir tepki göstermiş, ancak bu etkili olmamıştı. Aynı dönemde Cluny merkezinin başlattığı reform hareketi de gelişiyordu. Cluny fikirleri ile bağlantılı olan Papa II.urbanus bu fikirleri laik dünyaya da aşılamak istiyordu. Reform hareketinin toplumda başlattığı Kudüs sevgisi tutkuya dönüşmekteydi.

 

Ayrıca Haçlı seferlerinin ana fikri olan öc alma duygusu, şövalyelerin hayat felsefesi ve toplumun genel yapısı ile uyumluydu.

 

Batıda arka arkaya gelen felaketler, salgınlar, kuraklıklar sonucu perişan durumda olan insanlardan oluşan Haçlılar bu seferlere Doğuda yaşayan kardeşlerine yardım amacıyla çıkmadıklarını daha başında yaptıkları davranışları ile  hemen belli ettiler. Batılıların amacı aslında kendi mezheplerine dahil olmadıkları için nefret ettikleri Doğulu Hıristiyanları kurtarmaktan çok Doğuda kendi hakimiyetlerini kurmaktı. II
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 15:59:30 Gönderen: Ruknud-Dīn Khurshāh »
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan