Haçlı Seferleri Bölüm 2 (Tapınakçılarla Çok Alakası Var)

  • 0 Yanıt
  • 1449 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta


 (NOT:ilk yazıda belirttiğim gibi yine belirtiyorum bunları ben yazmadım sadece okudum...ve sizle paylaştım yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.)



Papa II.Urbanus’un 27 kasım 1095’te yaptığı çağrı ile Haçlı seferleri fiili olarak başlamış oldu. Sefere katılacak olanların Haçlı yemini etmeleri ve üzerlerinde haç işareti taşımaları öngörüldü. Avrupa’dan küçük destek grupları bekleyen Bizans, Şövalyeler ile birlikte, her milletten o güne kadar eşine rastlanmamış büyüklükte bir ordunun geleceği  haberi ile endişeye kapıldı. Sadece yardım amaçlı gelseler bile, bu kadar kalabalık bir ordunun Bizans topraklarından geçmesi sorunlara neden olacaktı. II

 

1096 yılında ilk haçlı seferi düzenlendi. Papa II. Urban ve Piyer Lermit, Avrupa'da büyük bir ordu hazırlamıştı. I. Kılıçarslan döneminde gönderilen gruplar düzensiz olduğundan yok edilmişlerdi. I

 


Piyer Lermit’in bu girişimi aşağıda daha ayrıntılı olarak ele alınıyor.

 

Haçlı seferini duyurmak için harekete geçen vaizlerden biri olan keşiş Pierre l’Ermite’in ateşli konuşmaları halk üzerinde büyük tesir uyandırdı. Etrafında çoğunluğu Fransızlardan oluşan büyük bir güç topladı. 1096 mayıs ayında yürüyüşe geçen bu ilk ordu Ağustos 1096’da İstanbul’a ulaştı. Pierre’in yeterli vasıflara sahip olmadığını anlayan Bizans imparatoru düzenli ordu gelinceye kadar onları İstanbul civarında tutmaya karar verdi. Ancak bu çapulcu takımını kontrol altında tutmak mümkün olmadığı için onları Yalova yakınındaki Kibatos’a yerleştirdi. Burada durmayan çapulcular etrafı yakıp yıkmaya girişti. Fakat Haçlıların bu ilk girişimleri Türkler tarafından engellenerek başarısızlıkla sonuçlandı. II

 

 

 Birinci Haçlı seferi ;

 

Pierre’in girişiminden sonra asillerin kumandasında yola çıkan büyük ordular, 1096 sonbaharından itibaren birbiri ardına İstanbul’a gelmeye başladı. Haçlı reislerinin gelmesi ile gerçek amaçlarının Doğu’da devletler kurmak olduğunu anlayan Bizans imparatoru onlardan “vassallik yemini” etmelerini istedi. Bu yemin ile imparatorluk sınırları dışında kuracakları Haçlı devletlerinde imparatoru gerçek otorite olarak tanıyacaklardı. II

 

Haçlı ordusu ilk olarak Anadolu Selçuklu Devleti'nin merkezi İznik'i kuşattı. Ardından Antakya'yı ele geçiren Haçlı ordusu I. Kılıçarslan'ı mağlup etti. I

 

Daha önce Pierre I’Ermite’in ordusuna karşı başarı kazanmış olan I.Kılıcarslan, Haçlılar’ın gücü hakkında yanılmıştı. İznik’i kurtarmak için süratle buraya geldiyse de başarılı olamadı. Yardım alma ümidi kalmayan İznik garnizonu da şehri 19 Haziran 1097’de Bizans İmparatoruna teslim etti. Şehri ele geçirip yağmalayan Haçlılar, bir hafta sonra Eskişehir yakınındaki Dorylaion yönünde ilerlemeye başladılar. I.Kılıcarslan Dorylaion yönünde onları kıstırdıysa da onları mağlup edemeyeceğini ,hatta yürüyüşlerine bile engel olamayacağını anlayarak, yolları üzerindeki bölgeleri boşaltıp, tarlaları yakarak onları zor durumda bırakmaya çalıştı. Haçlılar, Dorylaion‘dan Akşehir, Konya, Ereğli yolunu takip ederek Antakya önlerine vardılar. Ayrıca Haçlı ordusundan ayrılan bir grup Urfa’da ilk Haçlı devletini kurdu. Antakya sağlam surlarla çevriliydi. Takviye edilmiş olan Haçlı orduları aylar süren kuşatmadan sonuç alamadılar. Büyük Selçuklu hükümdarı Berkyaruk, Musul valisi Kürboğa idaresinde mahalli kuvvetleri Antakya’ya yardıma gönderdi. Kürboğa’nın gelişi Haçlı ordusunda bir paniğe neden olduysa da sonuç Antakya’nın ele geçirilmesi ve Haçlılar için nihai bir başarı oldu. II

 

1099 yılında Kudüs'ü Fatimiler'den almayı başardılar. I

 

Kudüs’ün Haçlılar tarafından alınması, ilgilendiğimiz konu açısından Haçlı seferlerinin en önemli sonucu olarak görülebilir. Bunun nedeni, Tapınakçılar tarikatının ortaya çıkmasını sağlamasıdır.

 

7 Haziran 1099’da Kudüs önlerine gelen Haçlılar şehri kuşattı. Büyük Selçuklular’ın düşmanı olan Fatımiler Kudüs’e hakimdi bu yüzden son büyük saldırı Mısır Fatımilerine karşı oldu. 8 temmuz günü oruç tutma emri verildi, bütün ordu başlarında din adamları ile şehrin etrafında dolaşıp Sion dağına çıktılar. 13-14  Temmuzda taarruz edildi ve 15 Temmuz günü şehre girildi. Kudüs’e giren Haçlılar, eşi görülmemiş bir vahşet sergiledi. Müslümanlar kılıçtan geçirildi, Mescid-i Aksa’ya sığınanlar öldürüldü. Museviler, Müslümanlara yardım etikleri gerekçesiyle sığındıkları yerlerde yakıldı. Haçlı ordusunda bulunan tarihçiler bile yaşadıkları dehşeti ifade etmişlerdir. Mesela tarihçi Raimundus Aguilers, zaptın ertesi sabahı Harem-i Şerife giderken her tarafı kaplayan cesetlerin arasından ve dizlerine kadar olan kan birikintilerinin arasından geçmek zorunda kaldığını söyler.

 

Kudüs’ün ele geçirilmesinden sonra Haçlılar’ın gerçek isteğini ortaya koyacak şekilde feodal bir krallık kuruldu. Godefroi de Bouillon ‘’kutsal mezar savunucusu’’ ünvanıyla idarenin başına geçti. II

 

Bu ilk sefer sonunda İznik ve Batı Anadolu, Bizans'ın; Antakya, Urfa, Trablus, Şam, Sur, Yafa, Nablus gibi kentler ve Kudüs haçlıların eline geçmiş oldu. Anadolu Selçuklu Devleti İznik'i kaybedince başkenti Konya'ya taşımak zorunda kaldılar. I

 

Doğuda kurulan Haçlı devletlerinden özellikle konumuzla alakalı olan Kudüs Krallığı hakkında ayrıntıya girecek olursak;

 

I.Baudouin Venedik ve Cenova filoları sayesinde Filistin kıyı şehirlerini zapt ederek Kudüs  Krallığı’nın sınırlarını genişletti. Yine I.Baudouin, güneye yaptığı sefer sonunda Eyle’ye (Akabe) kadar ilerledi. Ölümünden sonra tahta geçen II.Baudouin zamanında (1118-1131) Sur da (Tyros) zapt edildi. Bu dönemde Templier şövalye tarikatı kuruldu. Hospitaller de bir şövalye tarikatına dönüştürüldü. Bu dini-askeri kurumlar ülkenin stratejik noktalarında krallık ordularına hizmet etmeye başladılar. Yapılan bu ilk Haçlı seferinden sonra, ara bir girişim olarak, 1101 yılı haçlı seferleri yapıldı. Fakat bunun sonunda İstanbul’dan Suriye’ye inen yol, gerek Bizans için, gerekse Haçlı orduları için artık kapanmıştı. Haçlılar bundan sonra deniz yolunu kullanmak zorunda kalacaklardı. II
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 16:00:11 Gönderen: Ruknud-Dīn Khurshāh »
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan