Haçlı Seferleri Bölüm 3 (Tapınakçılarla Çok Alakası Var)

  • 0 Yanıt
  • 1879 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta


 (NOT:ilk yazıda belirttiğim gibi yine belirtiyorum bunları ben yazmadım sadece okudum...ve sizle paylaştım yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.)



Urfa’nın Türkler tarafından fethedildiği haberi Avrupa’da şok etkisi yaptı. Daha önceki seferlerde vaadedilenler tekrarlandı ve 31 Mart 1146’da ikinci haçlı seferi sevinç içinde kabul edildi. Fakat bu sefer büyük bir hayal kırıklığı ile sonuçlandı. II

 

Bu konu diğer bir kaynakta şu şekilde ele alınıyor;

Musul Atabeg'i İmadeddin Zengi’nin 1144'de Urfa'yı Haçlıların elinden almasından dolayı II. Haçlı Seferi düzenlendi. Urfa'dan sonra Halep ve Şam'ın kaybedilmesi üzerine Kudüs Krallığı, Papa'dan yardım talebinde bulundu. Papa ile Alman İmparatoru III. Konrad ve Fransa Kralı VII. Luis kurdukları düzenli ordu ile Anadolu üzerine yürüdüler. I. Mesut tarafından bozguna uğratılmaları üzerine Şam'a saldırılsa da başarılı olamadılar. 1147 yılında başlayan II. Haçlı Seferi 1149 yılında son buldu. I

 

İkinci haçlı seferinden sonra ;  1162 yılında kral III. Baudouin ölünce yerine kardeşi Amaury geçti. Amaury bütün dikkatini Mısır üzerinde topladı. Çünkü Nureddin Zengi Suriye’de Müslüman gücünü elinde toplamıştı ama Mısır’ı almadıkça Kudüs için tehdit olamazdı. Amaury zayıflayan Fatımilere bir baskın yaptı (1163). Bunu öğrenen Nureddin, Şirkuh el-mansur’un idaresinde Mısır’a birlik yolladı. Şirkuh’un yanında yeğeni Selahaddin Eyyubi’de vardı. 8 Ocak 1169’da Kahire’ye giren Şirkuh bütün Mısır’a hakim oldu ve birkaç hafta içinde öldü, yerine Selahaddin geçti. 1171’ de Selahaddin, Nureddin’in emriyle hutbede Fatımi hilafetinin son bulduğunu okudu böylece Müslümanlar Haçlılara karşı birleşmiş oldular.

 

Eski Antakya prinkepsi olup esir düşen ve sonra Filistin’e gelebilen Renaud de Chatillon Müslümanlar’dan nefret ediyordu ve sürekli olarak Müslümanları taciz eden girişimleri olmuştu. Son olarak yaptığı ve selahaddin’in kral Raimond ile yapmış olduğu anlaşma şartlarını yok sayan hareketi bardağı taşıran son damla oldu. Bu durumda savaş kaçınılmazdı. II

 

Selahaddin Eyyubî, Şiî-Fatımi Devleti'ni ortadan kaldırıp, Eyyubî Devleti'ni kurduktan sonra, Haçlılara karşı harekete geçti. 1097 senesinden beri Haçlıların elinde bulunan Kudüs'ü, 1187 senesinde, Hattin Zaferi'nden sonra ele geçirdi. Suriye'nin büyük bir bölümü Haçlı istilasından kurtarıldı. Ancak kazanılan bu zafer Avrupa'da endişeye sebep oldu. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar komutası altındaki yeni Haçlı orduları harekete geçtiler. Deniz yoluyla gelen Haçlı ordusunun Anadolu'ya da girmesi sebebiyle, II. Kılıçarslan Haçlıların üzerlerine yürüdü. III. Haçlı Seferi olarak adlandırılan bu seferde Fransa ve İngiltere krallarının ağır kayıplar vermesiyle 1192 yılında son buldu.

 

Papa III. Innocentius'un çağrısı üzerine Bonifacio'nun tertip ettiği ve 1204 yılında gerçekleştirilen IV. Haçlı Seferi'ne Almanya İmparatoru VI.Heinrich katıldı. Filistin'deki Yafa ve sahildeki bazı kaleler Eyyübilerin eline geçince Haçlılar deniz yoluyla İstanbul'a gelip Bizans'taki taht kavgalarından yaralanarak şehri yağmaladılar. İstanbul'da bir Latin İmparatorluğu kurmak isteyen Papa, Bizans soylularını şehirden kovdu. Soylular daha sonra Trabzon ve İznik Rum İmparatorlukları'nı kurdular. Bu sefer sonunda Venedik ve Ceneviz Devletleri, Yakındoğu’da büyük nüfuz ve toprak parçaları elde edip zenginleştiler. Dördüncü Haçlı Seferinden, Müslümanlardan ziyade, Ortodoks Hıristiyanlar zarar gördü.

 

V. Haçlı Seferi, 1217 yılında Papa III. Honorius'un çağrısı üzerine Macar Kralı II. Andreas'ın deniz yoluyla Akka'ya gelmesiyle başladı. Kahire'ye yönelmek isteseler de Müslümanların saldırılarına dayanamayarak 1221'de geri çekildiler.

 

1228 yılında VI. Haçlı Seferi Papa IX. Gregorius'un teşvikiyle Alman imparatoru III. Frederich tarafından düzenlendi. Kudüs'e kadar gelen imparator, Eyyübi Sultanı Melik Kamil'in zor bir dönemde olmasından faydalanarak anlaşma ile şehiri teslim aldı. Ancak daha sonra Türk Ordusu Şehri Haçlılardan geri alıp tekrar Eyyübilere teslim ettiler. 

 

1248 yılında Kudüs'ün Müslümanların elinde olması nedeniyle Fransa Kralı Lui tarafından VII. Haçlı Seferi düzenlendi. 1250'de Mansure Meydan Muharebesi'de Memlükler tarafından Fransa kralı mağlup edilip esir alındı.

 

VIII. Haçlı Seferi 1268 yılında Antakya'nın Müslümanlarca fethedilmesinden sonra gerçekleştirildi. Bu sefer hedef Kudüs değil Akdeniz kıyılarıydı. Memlüklerin elinden kurtulan Fransız Kralı bu seferde salgın hastalıktan dolayı yaşamını yitirdi. Sefer 1270 yılında başarısızlıkla sonuçlandı. I

 

Doğu’da Haçlı hakimiyetinin sonunu getiren olay ise el-Melikü’l Eşref’in 6 Mart 1291’de Kahire’den hareket ederek mancınık ve kuşatma aletleri ile donattığı ordusuna Dımaşk ve Hama birliklerin katılmasıyla Akka önüne ulaşması ile olmuştur. Müslümanlar 6 Nisan’da şehri kuşatmış ve aralarındaki anlaşmazlıkları kenara bırakan Akkalı baronlar, Templierler, Hospitaller, Alman tarikat şövalyeleri ve şehir halkı savunmaya katılmış, bir buçuk ay süren çatışmalardan sonra Akka fethedilmiştir. Bundan sonra da Templier şövalyelerine ait iki büyük kale Antartus ve Aslit zapt edilmiştir.

 

Haçlıların Filistin’deki hakimiyetlerinin son bulup Akka’nın fethedilmesi Batıda büyük üzüntüye neden olmuş fakat 1187’de Kudüs’ün kaybındaki gibi derinden etkilememişti. Doğu’ya yapılacak seferlere yönelik bir çok proje üretildi, fakat bunların hiç biri uygulanamadı. Bunlardan biri de Templier tarikatının bilinen son büyük üstadı De Molay’ın 1307’de papaya sunduğu raporda, önce Akdeniz’de hakimiyetin sağlanıp, ardından Batı krallarının Kıbrıs’ta toplanıp, Suriye’de yeniden karaya çıkmaları tavsiyesi idi. Kutsal toprakları korumak maksadıyla kurulan Şövalye tarikatları da Doğu’yu bir yana bırakmışlardı. Alman şövalye tarikatı Akka’nın fethinden sonra faaliyetlerine Baltık bölgesinde devam ediyordu. Hospitaller önce Kıbrıs’ta sonra da Rodos adasında karargah kurmuşlardı. Templier tarikatına gelince, bunlar önce Kral IV. Filip’in zulmüne uğramış, sonra da 1312’de papa V. Clementius’un  emriyle resmi anlamda son bulmuşlardır. II

 

Kaynaklar:

(I)  http://www.biyografi.info/bilgi/hacli-seferleri
(II) İslam Ansiklopedisi, Cilt 14, S.525-546, İstanbul 1996
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 15:59:49 Gönderen: Ruknud-Dīn Khurshāh »
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan