Tapınak Şövalyeleri Örgüt Yapısı

  • 0 Yanıt
  • 1349 Gösterim
*

Çevrimdışı Ruknud-Dīn Khurshāh

  • *
  • 30
  • Gaz Maskesiyle Gül Koklamam!
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Tapınak Şövalyeleri Örgüt Yapısı
« : 16 Şubat 2012, 15:53:57 »


 (NOT:ilk yazıda belirttiğim gibi yine belirtiyorum bunları ben yazmadım sadece okudum...ve sizle paylaştım yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.)



Tapınak Şövalyeleri, bilindiği üzere, görünen misyonu dışında saklı yüzü olan bir tarikattı. Bu nedenle gizliliğe son derece önem vermişlerdir.  Bu husus şöyle anlatılmaktadır; Tapınakçılar’ın en dikkat çekici özelliği, gizliliğe son derece önem vermeleriydi. Kuruluşu ile dağıtılması arasında geçen iki yüzyıl boyunca, bu ilkelerinden asla taviz vermediler. Bu ise akla, mantığa ve sağduyuya ters bir durumdu. Çünkü böyle bir gizlilik için hiç bir neden yoktu. Eğer söyledikleri gibi Katolik Kilisesi’ne bağlılarsa zaten o dönemlerde Avrupa tamamen Katolik Kilisesi’nin egemenliği altındaydı. Eğer Hıristiyanlığın gereklerini yerine getiriyorlarsa, saklanacak, gizlenecek hiçbir şey yoktu; Yalnızca bu bile Kilise’nin uygulama ve öğretilerine aykırı işler yaptıklarını gösteriyordu. Öyle ya, gizliliği temel ilke edinen hayırsever ve yardımsever bir örgüt düşünülebilir miydi? I

 

Gizlilikleri dışında hiyerarşik yapı itibariyle de son derece kendilerine özgüydüler; Tapınak Şövalyeleri’nin kendi içlerinde uyulması gereken ve başka hiçbir yerde olmayan sıkı disiplin kuralları vardı. Her şeyden önce çok katı bir emir komuta zincirine tabidiler. “Üstadlar”a ve “Büyük Üstad”a itaat en önemli şartlardandı. Bu, Tampliye Tüzüğü’nde, “Üstad ya da onun yetkilendirdiği kişi emrederse, sanki Tanrı’dan gelen bir emirmiş gibi hemen yerine getirilmelidir” şeklinde ifade ediliyordu. I

 

Prof.Dr. Ahmet Yüksel Özemre’nin sitesindeki bir makalesinde, Tapınak Şövalyelerinden Mabed Şövalyeleri ismiyle şu şekilde bahsediliyor; Mâbed Şövalyeleri zamanlarının aydın asilzâdeleri oldukları için yalnız Kudüs ve civârında değil, aynı zamanda güney Fransa ve Paris'de de kısa sürede örgütleştiler. Bu örgütü kurmak için gerekli olan parayı ise Avrupa ile Ortadoğu arasındaki ticârete aracı olmakla elde ettiler.

 
Başarılarını Ortadoğu'daki Arap tüccarlarına telkîn ettikleri dürüstlükleriyle ve verdikleri sözlere sadâkatleriyle sağlamaktaydılar. Bu nitelikler önce karşılıklı bir ticârî itimâdın ve daha sonra da düpedüz itimâdın yerleşmesini sağladığı gibi Mâbed Şövalyeleri'ne Arap Dünyâsı'nın kapılarını da açtı. Mâbed Şövalyeleri Hasan Sabbah'ın "Haşhâşîler Örgütü" ile de temas kurdular. Böylece, gizli kalmak ve bu yolla kudretini arttırmak isteyen bir örgütün yapısı hakkında da örgüt üyelerinin birbirlerini tanımak için işâretleşme kodu kullanmaları hakkında da fikir sâhibi oldular. Mâbed Şövalyeleri, Haşhâşîler'den edindikleri bilgileri ufak değişikliklerle kendi örgütlerine de uyguladılar. Meselâ el sıkışırken işâret parmağının karşısındakinin bileğine teması Mâbed Şövalyeleri'nden olduğunun parolasıydı. Eli sıkılan da eğer bir Mâbed Şövalyesi ise, bunu hisseder hissetmez, aynı işâretle bunu karşısındakine belli ediyordu. Ama karşısındaki eğer Mâbed Şövalyesi değilse zâten bununla ne demek istediğini anlamıyordu. II
 

Yukarıda bahsedildiği üzere tapınak şövalyeleri, Doğuda bazı gruplarla bilhassa Haşhaşi fedaileri ile yakın ilişkiler içinde oldular. Farklı kaynaklarda Tapınakçıların sayıları ve etkinlikleri hakkında farklı yorumlar bulunmakta, ancak kesin olan aktarmaya çalıştığım gibi gizliliğe önem vermeleri, çok katı disiplin kuralları uygulamaları ve güvenilirlik kazanarak bunu ticarette başarının anahtarı haline getirmeleridir. Güvenilirlik kazanmaları haklı sebeplere dayanıyordu ya da dayanmıyordu ancak her ne olursa olsun bu özelliği çok iyi kullanmasını bildiler.

 

Kaynaklar:

(I) harunyahya.org
(II) http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&task=view&id=54&Itemid=57
« Son Düzenleme: 16 Şubat 2012, 16:00:36 Gönderen: Ruknud-Dīn Khurshāh »
Ya Rabbi! Seni kendime vekil yapıyor; azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda savaşıyorum. Ya Rabbi! Niyetim halistir; bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret!

Sultan Alparslan