Artiz Kahvesi(RP Yazacak Arkadaşlar! Önce Buraya!)

  • 61 Yanıt
  • 16741 Gösterim
*

Çevrimdışı couteaulumiere

  • *
  • 9
  • @couteaulumiere on wattpad
    • Profili Görüntüle
Ynt: Artiz Kahvesi(RP Yazacak Arkadaşlar! Önce Buraya!)
« Yanıtla #60 : 16 Ekim 2017, 20:47:16 »
Adı: S. Couteau de la Lumiere
Dış görünüş: Kısa boylu, ince, zayıf ancak çevik bir vücut yapısına sahip, toz pembe saç buklelerini kalın beresi ve suikastçı kapüşonları ile gizler, turkuaz-su yeşili karışımı bir göz rengine ve soluk beyaz bir ten rengine sahip.
Ruh hali: Hırslı ve azimli, acımasız, son derece soğukkanlı, inatçı, çabuk sinirlenen, pervasız, hazırcevap, ukala, rekabetçi ve kurnaz,
Geçmişi: Asil bir Vikont ailesinde, oldukça iyi şartlarda dünyaya gelen Couteau, doğduğu andan itibaren sanat, edebiyat, müzik gibi konularda eğitim görmüştür.
Ancak Couteau on iki yaşında iken, kan donduran bir şubat akşamı ailesi ile birlikte yaşadığı malikane bir grup Tapınakçı tarafından basılmış ve Cou anne ve babasından ayrı düşerek kaçmak mecburiyetinde kalmıştır.
Olaydan beş yıl sonra Couteau Suikastçılara katılmıştır, ancak Suikastçıların inanç ya da ideallerini paylaştığı için değil, ailesinin akıbetini öğrenip onlara bunu yapanlara bedelini ödetmek için.
Kısa Hikaye:
Genç kız, bej renkli elbisesinin eteklerini tutarak olabildiğince sessiz bir şekilde merdivenlerden çıkmaya başladı.
Taş basamakların üzerine serilmiş parlak kırmızı renkli halılar adımlarını daha sessiz kılsa da Cou, son derece ihtiyatlı davranarak, duyduğu her tıkırtıda en yakın duvarın arkasına siper alıyordu.
Bunu günlerdir planlıyordu, yapının kuzey kısmındaki tüm Tapınakçı Muhafızların çizelgelerini çıkarmış, mola ve nöbet değişimlerini işaretlemişti.
Şimdi ise eyleme geçirme vaktiydi. Onu tanıyan muhafızlar hisardaki her yere girme izni olduğunu biliyor ve muhtemelen onu, şuan ulaşmaya çalıştığı odadan alıkoyacak değillerdi. Ancak genç kızın biraz aksiyon ve heyecana ihtiyacı vardı.
Dolayısıyla Cou, Suikastçı Kampındayken yaptıkları suikast planlarından tasarlamıştı.
Ve tüm plan aklındaydı.
Babasının odasına girdiğinde, o daha küçükken birlikte geçirdikleri yılları anımsatan şeylerle karşılaşmayı umuyordu.
Cou'nun küçüklüğüne dair komik anılar, annesinin bir portresi gibi.
Bunları düşününce genç kızın yüzüne bir gülümseme yayıldı.
***
Kıkırdamamak için kendimi zor tutarak koridor boyunca ilerledim.
Babamın odasında ailemize ilişkin ne tür anılar vardı kim bilir? Hepsini görmek için sabırsızlanıyordum!
Babam kalan pek bir şey olmadığını söylemişti ancak içimden bir his bir şeyler sakladığını söylüyordu.
Belki de sekiz yaşındayken babacığımın kendi elleriyle benim için oyduğu o küçük tahta tavşan? Ah, o tavşanı alıp başucuma koymak istiyordum! Heyecan ve coşkuyla adımlarımı hızlandırdım.
Sonunda babamın odasına ulaştığımda kusursuzca yapılmış saç topuzuma sıkıştırdığım küçük maymuncuğu çıkardım.
Dizlerimin üzerine çökerek maymuncuğu kilide soktum.
"Hadi... Birazcık sağa... Hayır. Sola..."
Gözlerimi kısarak odaklandım. Kamptan ayrıldığımdan beri kapı açma becerilerim körleşmişti.
Kilidi imal eden ustaya sövmemek için kendimi zor tutarken ensemde hissettiğim sıcak esinti ile hızla arkamı döndüm.

Biraz fazla detaylı oldu sanırım  :-X, Burada yeniyim dolayısıyla hatalarım için affınıza sığınıyorum, hadi bakalım  :D
« Son Düzenleme: 17 Ekim 2017, 16:49:49 Gönderen: couteaulumiere »

*

Çevrimdışı kaskal

  • *
  • 1080
  • Özgür yarınlara...
    • Profili Görüntüle
Ynt: Artiz Kahvesi(RP Yazacak Arkadaşlar! Önce Buraya!)
« Yanıtla #61 : 17 Ekim 2017, 20:50:02 »
Arkadaşlar aramıza hoş geldiniz. İkinizin de RP hikayesini okudum. Ben de izin verirseniz devam ettirmek istiyorum. Belki bu şekilde kolektif bir oyun başlatabiliriz.

Adı: Bernard Fludd, İngiliz ve bundan dolayı Amerika'lı suikastçılarla pek iyi geçinemiyor. Atası 1. Elizabeth'in simyacısı Robert Fludd'a ve çağlar boyunca bütün ailesine atılan iftiraları temize çıkarmak için savaşıyor. Ekip içinde ona Lekelenmiş Suikastçı diyorlar.
Dış görünüş: Zayıf, yapılı ve dayanıklı. Kumral saçlara ve kızıl sakallara sahip. Atalarının ruhunu yaşatmak için Anthony van Dyck'ın yarattığı sakal modasını kullanıyor. Sakin ve sağduyulu biri ancak ataları ve ailesi konusunda çok hassas. Tapınakçılar arasında şeytanın ta kendisi olarak bilinir ve çoğu tapınakçı ajanının kökünü kazımıştır.
Geçmişi: Bernard, İngiltere'nin kuzeyinde Warwickshire'da doğmuştur. Küçük burjuva bir ailenin tek erkek çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Annesi Janet bir hippiydi ve Bernard'ı babası ile baş başa bırakıp Amerika'ya gitti; 1967'de Detroit'te çıkan ayaklanmalar sırasında siyahi arkadaşlarını korurken öldürüldüğü biliniyor. Bernard sekiz yaşlarındayken tutucu ve düşünce yapısı olarak tapınakçılara yakın; Güneş'in Çocukları adı ile anılan bir assassin topluluğu, babasını suikastçıların arasından ayrılmakla tehdit etmiştir ancak babası Edmund, Bernard'ı da alıp Stratford'a kaçmıştır. Güneş'in Çocukları Edmund'ı bulup öldürmek için çok fazla sayıda adam göndermiştir. Bernard babası tarafından yıllar boyunca eğitilmiştir ama suikastçıların arasında hiçbir zaman bulunmamıştır. Ailesine yapılanlardan sonra insanlara olan güvenini yitirmiştir. Ve insan ırkının aç gözlü olduğuna kanaat getirmiştir. 1988 yılına gelindiğinde Bernard artık yetişkin biridir. Güneş'in Çocukları artık ikisinin de peşlerindedir ancak babasını öldürmek için gönderilen hiçbir tarikat üyesinden haber alamamışlardır.

Hikaye: Sabah saatleri.. Rutubetli pis bir deponun bodrum katı. Edmund sağ tarafta çekyatta uzanmaktadır. Elinde parmakları açık eldivenleri ile titremektedir.
Bernard: Baba?
Edmund: Sorun yok her zamanki kanama etkilerinden biri sadece.
Bernard: Baba neredeyse yirmi senedir hiç kimseyi öldürmedin. Bunlardan uzaklaştığını sanıyordum.
Edmund: Eskiden baş belası bir adamdım. Girmediğim delik yaptırmadığım angarya yoktu.
Bernard: Ben beş altı yaşlarındayken annem hep birlikte verdiğiniz mücadeleyi anlatırdı.
Edmund: Evet sonra gitti Kara Panter Partisi'nin bir hayranı oldu ve kendini öldürttü..
Bernard: Özür dilerim bu konunun seni ne kadar etkilediğini biliyordum. Ama bak işe yaradı. Şuan kanama etkisi yaşamıyorsun.
Edmund: Haklısın... şey... teşekkür ederim Bernard.
Bernard: İhtiyar unuttun mu bana burada Bernie diyecektin.
Edmund: Yaşlılıktaaaan.. (Gülüşürler Bernard birden babasının başının ağrıdığını fark eder.)
Bernard: Ben çıkıp sana ilaç bulacağım. Tek kelime etme.
Edmund: ...

Öğle 12:46

Çok şiddetli bir rüzgar esmektedir. Bernard kapüşonunu sımsıkı tutarak karşıdan karşıya geçer ve eczanenin camına bakar. Bu sırada arkasındaki virajdan bir araba ona doğru yaklaşmaktadır. Aniden rüzgar kapüşonunun açılmasına neden olur ve arabadakiler onu tanır. Artık deşifre olmuştur ve kimliği açığa çıkmıştır. Arabadaki uzun paltolu biri arabadan iner ve onunla konuşur.

Baron Vincenzo: Hey evlat bir saniye bakar mısın?
Bernard: Siz kimsiniz?
Baron Vincenzo: Sana bir iş teklifim var. Paraya ihtiyacın olduğunu biliyorum. O camı kırmamak için kendini paralayışını seyrettim. Neden?
Bernard: İlaca ihtiyacım var.
Baron Vincenzo: Bağımlı mısın?
Bernard: Hayır. Bir iyilik yapmak istiyorum da.
Baron Vincenzo: Nedenini sormadım. Yani neden buna muhtaç kalasın? Sana vereceğim işle kolaylıkla para kazanabilirsin.
Bernard: Ne yapmamı istiyorsunuz?
Baron Vincenzo: Birini öldürmeni.
Bernard: Benim birini öldürebileceğimi nereden çıkardınız?
Baron Vincenzo: Yapma Bernie. O kadar uzun süredir Bronx'ta yaşıyorsun ki artık seni tanımayan kalmadı.
Bernard: Demek beni Bernie olarak tanıyorsunuz? (Rahatlamıştır.)
Baron Vincenzo: Ve öldürdüğün kişileri de tanıyorum. Uzun Parmak Jimmy, Sessiz Louie, Lekeli Toni.
Bernard: Lekeli mi?
Baron Vincenzo: Kayın biraderinin kız kardeşinin düğününde üzerine kaynar su dökülmüş. Biz İtalyanların arasında bu tarz şeyler olur; büyütmemek lazım.
Bernard: Bakın, bunu son kez yapacağım. Ve lütfen arkadaşlarınıza da söyleyin bir daha beni rahatsız etmesinler.
Baron Vincenzo: Sakin ol evlat senin karşında Lucky Luciano ya da Vito Genovese yok.
Bernard: Onlar da kim?
Baron Vincenzo: Mafyalığa heves etmiş bir iki küçük çocuk..
Bernard: Neyse. Hedefim kim?
Baron Vincenzo: Yusef isimli bir zenci. Onu öyle bir öldür ki Brooklyn yakınlarında bir daha hiçbir zenci dolaşamasın.
Bernard: Anladım, tamam.
Baron Vincenzo: Tekrar görüşeceğiz. (Bir paket verir ve arabasına binip oradan uzaklaşır.)
Bernard: Umarım görüşmeyiz. (Paketi açar ve içinden çıkan paralarla gidip babasına ilaç alır.)

16:03

Aynı Deponun bodrum katı.

Bernard: Heey ihtiyar! Neredesin? (Etrafta olmamasına çok şaşırır. Babası seneler sonra ilk kez ayağa kalkmıştır. Yan odaya yürüdüğünde babasını buzdolabının önünde yerde yatarken bulur.)
Bernard: Baba iyi misin?! İhtiyar ayağa kalk!! Baba?!
Edmund öksürerek
Edmund: Başım döndü damarlarımdan birinin patladığını hissettim sanki.
Bernard: Hiç cama çıktın mı? Zehirli bir ok mu yedin? Yoksa konservene bir şey mi karıştırdılar?
Edmund: Hayır sadece sen gittikten sonra etki yeniden başladı. Tuhaf sanki bu kez biri beni yanına çağırıyor gibiydi. Büyük babam Winston Fludd bir siyahiydi ve Albay Nelson Miles'ın cephane odasından sorumluydu. Onun yanındaydım. En yakın arkadaşı Custer suikasta uğradığında ona yardım edemediği için kendini vurmaya kalktı. Büyük babam elinden silahı almaya çalışırken büyük babam vuruldu. Albay onu kurtarabilirdi ama bunun yerine süvarileri ile birlikte onu Kara Tepeler'de bir yere gömdü. Gömdüğü yeri tam olarak göremedim.
Bernard: İlginç. Öğrettiklerini doğru hatırlıyorsam ki hatırlıyorum; kanama etkisi sadece senin atanın yaşadığı süre boyunca kendini canlı kılar.
Edmund: Ben de öyle sanıyordum.
Bernard: Neyse geçtiğine sevindim. Daha iyi olacaksın sana ilaç getirdim.
Edmund: Teşekkür ederim Bernie... İnsanın öz oğluna kendi adıyla hitap edememesi ne acı..
Bernard: Kimseye güvenmiyorum ihtiyar. Her şeye hazırlıklı olmalıyız. Sana bir çorba yapayım iyi gelir.
Edmund: Ben gitmek zorundayım.
Bernard: Bundan korkuyordum... Baba çıldırdın mı?! Neredeyse yirmi yıldır hareket etmedin tek başına bir yere gidemezsin. Üstelik Kara Tepeler(Black Hills)'den söz ediyoruz. Bu halinle bir dağa tırmanamazsın. Seninle gelebilirdim ne yazık ki bu gece Brooklyn'de olmak zorundayım.
Edmund: Söz vermiştin. Bir daha İtalyan mahallesinden kimseyle görüşmeyecek, angaryalarını üstlenmeyecektin.
Bernard: Bunu yapmak zorundayım.
Edmund: Sana son bir ders vermem lazım Bernard..
Bernard: İhtiyar..
Edmund: Burada ikimizden başkası yok.. "Kendini iyi tanı. Hedefini de iyi tanı ki kendi kendinin hedefi olma."
Bernard: Sanırım Goethe'nin ya da Machiavelli'nin bir sözü, değil mi? Merak ettim kime ait bu?
Edmund: Annene. Bana hep böyle derdi.
Bernard: Tanıyabildin mi bari?
Edmund: Zevzekliği bırak. İşini hallet yoksa sensiz giderim.

23:45

Bernard siyahi gençlerin takıldığı bir pub'ın girişinde arabaya yaklaşmış bir şekilde beklemektedir. Aslında kendine bırakılmış olsaydı işi çok basitti. İçerden çıktıkları an Yusef'in kürek kemiğine hidden blade'ini saplar ve her şey biterdi. Ancak Baron Vincenzo ondan bir vahşet bekliyordu.
Bernard temkinliydi. Yanında iki molotof, bir thompson ve bir altı patlar vardı. Babasının dediklerini düşünüyordu. Hedefini iyi tanı. Bu ne anlama gelebilirdi?
Saniyeler içinde Pub yanmaya başladı ve siyahi Yusef arkadaşları ile birlikte koşarak kapıdan çıktılar. Bernard hedefinin 15 16 yaşlarında bir çocuk olduğunu gördü ve bunu yapmaktan vazgeçti. Ama Vincenzo'nun adamları onu izlemekteydi.

24:00

Aynı Depo

Bernard babasına bir iki kez seslendi ancak Edmund odada değildi. Yan odaya buzdolabının önüne baktı ve babasını bulamadı. İşi yapmadığı için Baron Vincenzo'nun adamları onu kaçırmış olabilirdi ya da Bernard'ı beklemeden tek başına yola çıkmış olabilirdi. Ama en kötü ihtimal Bernard evde yokken Güneş'in Çocuklarının depoya girip onu öldürmüş olmalarıydı..

Bernard deponun üst katına çıktı yerde kan izleri buldu. izler çatıya doğru gitmekteydi. Onları takip etti ve çatıya ulaştığında aşağıdaki mahalle dedikodularına kulak misafiri oldu. İki kişi Yusef Hawkins'in beyaz bir mafya tarafından öldürüldüğünü konuşuyorlardı. Bernard anlamıştı. Baron Vincenzo gerçekten de durumu öğrenmiş ve çocuğu öldürme işini başka bir katile vermişti. Bernard artık daha da fazla şüpheleniyordu ve Bronx'a gidip Baron ile adamlarına bir sürpriz yapmak niyetindeydi.

Son..
(Hikayede geçen isimlerin %90'ı gerçek olaylardan ve tarihi karakterlerden alınmıştır. Küçük bir öneri isterseniz hikayelerimizi birleştirebilir ve bunu yapmaktan daha da zevk alabiliriz.)



« Son Düzenleme: 18 Ekim 2017, 17:28:15 Gönderen: kaskal »