Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları

  • 6 Yanıt
  • 3800 Gösterim
*

Çevrimdışı Assassin Mahoni

  • *
  • 488
  • cCc WİNNİNG cCc
    • MSN Messenger - mahmut_toklu@hotmail.com
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« : 07 Haziran 2012, 21:50:07 »
Forumu araştırdım böyle bir konu yoktu ve bende böyle bir konu açmak istedim.

Mustafa Kemal Atatürk hakkında hepimiz bir çok şey biliriz. 1. sınıftan beri onu hakkında öğretilenleri ezberlemişiz ve anlamaya çaılışmışızdır.Peki bunları biliyormuydunuz?

Spoiler: Göster


Spoiler: Atatürk ve 19 sayısı • Göster
Atatürk, 1881 yılında dünyaya gelmiştir. (19x99=1881)
Spoiler: Göster


Atatürk, 19 Temmuz 1921'de mareşal olmuştur.
Spoiler: Göster


1. 1881'de 19. yüzyılın bitimine 19 yıl kala doğmuştur.

2. Sağlığında, İngiliz İmparatorluğu Hükümeti Atatürk' ün doğum gününü tebrik için Türk Hükümeti 'nden sormuş, ATATÜRK 19 Mayıs 1881 diye yanıtlamış ve kayıtlara böyle geçmiştir.

3. 1900'de 19 yaşında Harbiye' ye girmiştir.

4. 19 Aralık 1904' de bağımsız düşüncelerinden ötürü yıldız sarayına çağrıldı.

5. Harp akademisinden aldığı sicil 317-8 dir. Bu rakamların tek tek toplamı 19 eder.

6. Çanakkale Savaşının zaferle sonuçlanmasında 19' uncu fırka'yı (tümen) kurmuş ve ona komuta etmiştir.

7. 19 mayıs 1915' de albay oldu.

8. Mahiyetindeki komutanlara: "Ben size, taarruz edin demiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar yerimize başka kuvvetler gelebilir" demiş elindeki çok az kuvvetle 19 Mayıs 1915' e kadar oyalama muharebesi ile düşmanı tutmuştur. Düşmanın yine Çanakkale' deki başarısızlıkları sonucunda 10 Aralık 1915'te Gelibolu Yarımadası boşaltılmıştır.

9. Zor bir duruma düşen 7. Ordu'ya komutan tayin edilen M. Kemal, bir düşman saldırısını seziyor ve hazırlanıyor. Nitekim 19 Eylül sabahı düşman harekete geçiyor, hem de kat kat üstün kuvvetlerle. Sağındaki ve solundaki kuvvetler epeyce kayıp verdikleri halde M. Kemal zamanında aldığı tedbirlerle kayıp vermekten kurtuluyor.

10. 19 Mayıs' ta Samsun' a çıkacak olan Atatürk' ün bindiği vapurda 19 yolcu vardı. 19 Mayıs 1963 tarihli Cumhuriyet gazetesinde Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya'nın 19 Mayıs ve ötesi adlı makalesinden.

11. 19 Mayıs 1919' da Samsun'a çıkıyor. Bu tarihte 3 tane 19 rakamı vardır ki Atatürk' ün ömrü de zaten 3x19 dur. 19 Mayıs 1919' da 2x19=38 yaşındaydı.

12. 19 yıl Türk Milleti'nin hakimiyetine bilfiil hakim olmuş, Türk Milletine Baş Komutan ve Devlet başkanı olarak hizmet etmiştir. (1919-1938)

13. Milli Mücadele' ye fiili olarak başlaması için komutanlara yaptığı konuşma ve Meclis'te Milli davanın gerçekleşmesi yolunda güdülecek siyasetin karara bağlanma tarihi de 19 Kasım 1919 'dur.

14. Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazandıktan sonra, başarısına karşılık TBMM kendisine olan minnet ve şükranını belirtmek için 19 Eylül 1921' de kabul ettiği özel bir kanunla Mareşallik ve Gazilik unvanı vermiştir.

15. Millete yayınladığı bir beyanname ile Osmanlı Devleti'nin hayat ve egemenliğinin sona erdiğini belirterek Türk Milleti'ni hayat ve bağımsızlığa kavuşturmak için, Ankara ' da olağanüstü bir Meclis toplantısı ve Türk Milleti'nin iradesini bu Meclise devretmeyi 19 Mart 1920 'de kararlaştırmıştır.

16. Hitabet sanatının bir şaheseri olan Büyük Nutuk' un sonundaki Türk Gençliği'ne Hitabesi de başlangıç cümlesiyle beraber 19 cümledir.

17. Büyük devlet adamı ve eşsiz kahramanın adı ve soyadı "MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" 19 harftir.

18. "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE ". Bu şaheser cümle 19 harftir.

19. "İSTİKLAL GÖKLERDEDİR" Ne rastlantıdır ki, Atatürk' ün bu sözleri de 19 harftir.

20. 10 Kasım 1938 (19x2x19) (10 Kasım günü saat 9 da 10+9=19) 3x19 =57 yaşında ölümlü yaşama gözlerini kapamıştır.

21. Cenazesi büyük bir merasimle 19 Kasım 1938 günü Yavuz zırhlısı ile İzmit' e götürülmüştür.

22. En Büyük Kahraman'ın ebediyete intikali üzerine arkadaşı ve halefi İsmet İnönü' nün Türk Milletine beyannamesi 19 cümledir.

23. Doğum ve ölüm yılları (1881 ve 1938), 19 sayısının katlarıdır.

24. 1919 rakamında 101 tane 19 vardır.

25. İlk 19 yılda hazırlandı, ikinci 19 yılda siyaset ve askerlik alanında savaştı, üçüncü 19' uncu yılda devlet başkanı sıfatı ile hizmet etti.

26.Atatürk'ün tarihe geçmiş 2 önemli sözü "Ne mutlu Türküm diyene" ve "İstikbal Göklerdedir" cümleleri de 19'ar harften oluşmaktadır.
Spoiler: Göster


Atatürk için ilk 19 yıl eğitim, ikinci 19 yıl savaşım ve üçüncü 19 yıl yönetimle geçmiştir.

Atatürk, Türkiye'yi, 1919'dan 1938'e kadar 19 yıl yönetti.

Atatürk'ün ebediyete göçtüğü yıl olan 1938'de, 102 kere 19 vardır.

Atatürk'ün cenazesi 19 Kasım 1938'de Yavuz gemisiyle İzmit'e götürüldü.

Spoiler: Atatürk'e Hediye edilen halı • Göster
Bilindiği gibi Hint halkı, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda, Atatürk’ü ve Türk halkını yalnız bırakmamış ve maddi manevi olarak, Türk halkının yanında yer almışlardı. Kurtuluş Savaşı’ndan yıllar sonra, 1929 yılında, Bir Hintli Mihrace, Atatürk’ü Pera Palas’taki 101 no’lu odasında ziyaret etmeye gelmişti…

Mihrace’nin Atatürk’ü hangi amaçla ziyarete geldiği bilinmiyor… Bilinmeyen bir başka nokta da, Mihrace’nin kim olduğudur. Bu güne kadar Mihrace’nin kimliği ile ziyaret sebebi anlaşılamamıştır. Mihrace’nin ziyaretinde anlaşılamayan ve işin içinden çıkılamayan, çok daha ilginç bir başka nokta daha vardır…

Mihrace’nin, Atatürk’e sunduğu hediyenin kendisinde de bir sır gizliydi… Bu hediye, altın sırmalı Hint işi bir ipek seccadeydi. Seccadenin üzerindeki desende, bir şamdanın asılı olduğu bir düz kemeri; her iki yanında birer güvercinin bulunan, beş kubbeli bir diğer kemerin çevrelediği görülüyordu. Bordur motifi, fillerden oluşuyordu.

Desenin en ilginç unsuru ise, her iki kemerin arasındaki, dal kıvrımı ve gül motifleriyle süslü boşlukta yer alan, romen rakamlı bir saat kadranıydı: Bu saat, 09.08′i gösteriyordu…

Esrarengiz Mihrece’nin ziyaretinden 9 yıl sonra, Atatürk, hepimizin bildiği gibi, seccadede işlenmiş olan motifte gösterilmiş olan çok yakın bir saatte: 09.05′de vefat etmişti… Seccade halen Perapalas’da bulunmaktadır…
Spoiler: İşte O seccade (veya Halı • Göster


Spoiler: M.Kemal Atatürk'ün Rüyasında Gördüğü Zafer • Göster
Bu inanılmaz olay, yıllar önce Mustafa Kemal’in görmüş olduğu kehanet özelliği taşıyan bir “haberci rüya”nın ayniyle gerçekleşmesidir. Atatürk görmüş olduğu bu rüyayı Dr. Reşit Galip beye anlatır: “Rüyamda bana ‘Paşam, İnönü’den ne haber?’ diye sordunuz. Ben de: ‘Vaziyet kritiktir’ cevabını verdim. Kritik nedir? Anlamadım ki dediniz. Bunun cevabını 15 dakikaya kadar size veririm diyerek odama çekildim.”

Mustafa Kemal bu rüyasını Dr. Reşit Galip Bey’e anlattığı zaman düşman henüz saldırılarına başlamadığı gibi, İnönü Mevkii de önem kazanmamıştı. Aradan çok uzun zaman geçti. Düşman ile yapılan ilk savaş olan Birinci İnönü Savaşı kazanılmıştı. Bunu İkinci İnönü Savaşı izledi…

Henüz bu ikinci savaşın neticesinin alınmadığı tehlikeli günlerden biriydi… Mustafa Kemal’in arabası Millet Meclisi’nin önünde durduğunda; O’nun yanına telaş ve endişe içinde koşan Dr. Reşit Galip bey sorar:

“Paşam, İnönü’den ne haber?”

“Vaziyet kritiktir.”

“Kritik nedir? Anlamadım ki”

Mustafa Kemal: “Sana bunun cevabım 15 dakikaya kadar veririm” dedikten sonra, gülümser… “Hani Ankara’ya geldikten sonra ben bir rüya görmüştüm. Hatırladınız mı?”

Dr. Reşit Galip bey biraz düşündükten sonra rüyayı anlatır. Bunun üzerine Mustafa Kemal tekrar gülümseyerek: “İşte, rüya aynen gerçekleşmektedir… Ben İsmet’i tanırım. Göreceksin 15 dakikaya kadar varmadan muzafferiyet haberini alacağız!…”

Mustafa Kemal Millet Meclisi’ndeki odasına çekilir. Gerçekten de 15 dakika geçmeden. Garp Cephesi Komutanı İsmet imzalı bir telgraf gelmiş ve İkinci İnönü Savaşı’nın zaferle sonuçlandığı öğrenilmiştir…


Spoiler: Bir Bedevinin Kehaneti • Göster
İtalyanlar uzun süredir elde etmek istedikleri Trablusgarp’a (Bugünkü Libya) 1911 yılında saldırmışlardı. Osmanlı Ordusu Anavatanı’ndan uzakta çarpışıyordu. Bu sıralarda bir grup subay da savaşa katılmak için Bingazi şehrine gidiyordu. Bunların arasında Mustafa Kemal de bulunuyordu.

Yolda bir bedeviye rastladılar. Bu adam el falından çok iyi anladığını söyleyerek genç subayların fallarına bakmayı teklif etti. Hepsi avuçlarını gösterdiler. Talihlerini öğrenmek istediler. Sıra Mustafa Kemal’e gelmişti. Önce elini uzatmak istemedi. Arkadaşlarının ısrarı üzerine O da elini bedeviye uzattı.

Sarışın subayın elini sert avuçlarına alan bedevi, bu elin çizgilerine bakar bakmaz, yerinden ayağa fırladı ve büyük bir heyecanla haykırmaya başladı:

“Sen padişah olacaksın… Padişah olacak ve 15 yıl hüküm süreceksin…”

Gülüştüler ve yollarına devam ettiler…

Yıl: 1911'di…

Aradan yıllar geçti. 12 yıl sonra Atatürk, genç Türkiye Devleti’nin Cumhurbaşkanı oldu. Cumhuriyetin 14. yılının sonlarına yaklaşıldığında hastalığı iyice ilerlemişti. Karaciğerinin şiştiğini görenler: “İçme paşam” dedikleri zaman, O, Bingazi yollarındaki el falına bakan bedeviyi hatırlatarak güldü: “Arap vaktiyle söylemişti… Bizim padişahlık nasıl olsa

15 yıl sürecektir. Hesapça bu son senemizdir.”

Yıl: 1938'di…

Daha sonra yanında bulunan Fuat Bulca’ya eğilip fısıldar: “Bingazi’deki falcıyı hatırladın mı. Bana 15 yıl hükümdarlık yapacaksın demişti… İşte 15 yıl Fuat… Vadem doldu…”

Atatürk’ün sağlık durumunun endişe verici boyutlarda olduğunu bilen Fuat Bulca yutkunup, endişeyle O’nun yüzüne bakar: “Siz hani falcılara inanmazdınız Paşam?”der. Atatürk bunun üzerine Fuat Bulca’nın koluna dokunup, aynı odada bulunan Hasan Rıza ve Cevad Abbas’ı göstererek; yavaş bir ses tonuyla şunları söyler: “Bu sırrı sakın onlarla paylaşma… Aramızda kalsın…”


Spoiler: Atatürk'ün çizdiği Harita • Göster
1907 yılında Mustafa Kemal arkadaşlarıyla birlikte, ülke sorunlarını konuştuğu bir toplantıda kendisinin çizmiş olduğu ilginç bir harita çıkartır. Orada bulunanların anlattıklarına göre haritanın, Osmanlı İmparatorluğu’nun o zamanki sınırları ile hiç bir ilgisi yoktu. O zaman hiç bir anlam verilemeyen bu harita, şimdiki Türkiye Cumhuriyeti’nin Haritası idi.

Haritada bugünkü sınırlarımıza uymayan sadece küçük bir fark vardı: Atatürk’ün bizden ayrılmasını istemediği ve bir türlü razı olmadığı Kerkük’ü de Türkiye topraklarına katmıştı. Daha sonraları Kurtuluş Savaşı kazanılınca, İsviçre’de yapılan Lozan Antlaşması ile Türkiye Kerkük’ten çıkan petrol hakkını satmak zorunda kalmıştır.

Mustafa Kemal geleceği bilme gücüne sahip olmasaydı bu haritayı çizebilmesi mümkün değildi. Haritanın çiziliş tarihi olan 1907 yılında henüz daha II. Abdülhamit Osmanlı İmparatorluğu’nun padişahıydı. Gittikçe güçsüzleşen Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarında gözü olan ülkeler, saldırıya geçmek için uygun zamanı beklemekteydiler.

1911 yılında İtalyanlar Trablusgarp’a saldırırlar. Osmanlı devleti onunla ilgilenirken, bir yandan da İtalyanlar oniki adayı işgal ederler. Arkasından Balkan Savaşı kopar. Osmanlılar’ın eski komşuları Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan birleşerek saldırıya geçerler. İki cephede savaşmak zorunda kalan Osmanlı Devleti İtalyanlar ile antlaşma yapar. Ve Trablusgarp’ı bırakmak zorunda kalır. Bu sırada Balkan Devletler’i Edirne’yi alır. Daha sonraları birbirlerine düşen Balkan Devletleri’nin bu durumundan faydalanın Osmanlı Devleti Edirne’yi geri alır. 1913 yılında imzalanan “Bükreş Antlaşması” ile Osmanlı Devleti Trakya ya kadar geri çekilir…

Atatürk’ün çizmiş olduğu haritanın bir bölümü böylelikle gerçekleşmiş olur… Daha sonraları çıkan Birinci Dünya Savaşı sonunda birçok topraklar kaybedilmiştir. Arkasından da Anadolu da işgal edilince, düşman esareti altında yaşamamak için başlatılan Kurtuluş Savaşı sırasında ilk önce Türkiye’nin bu günkü Doğu sınırı çizilir. Bunu, Güneydoğu illerimizin bu günkü sınırının çizilişi izler. En sonunda düşmanın İzmir’den denize dökülmesiyle birlikte; Türkiye Cumhuriyeti’nin, 1907'de Mustafa Kemal tarafından çizilen harita ortaya çıkar.

Bütün bu gelişmelerden sonra şunu kesin olarak görüyoruz ki, Mustafa Kemal çıkacak savaşları sonuçlarıyla birlikte bilmekteydi. Yıllar öncesinden çizmiş olduğu harita bunun en büyük kanıtıdır.
Spoiler: Temsili Fotoğraf-1 • Göster

Spoiler: Temsili Fotoğraf-2 • Göster
[img]http://habercininyeri.files.wordpress.com/2008/10/harit.jpgimg]


Spoiler: Mustafa Kemal Atatük Casusu Gözünden Tanır • Göster
16 Mart 1920′de İstanbul’un işgal edilmesi üzerine, Kemalettin Sami Paşa Anadolu’ya geçerken gemide bir Hintli ile tanışır. Bu adam Mustafa Sagir’dir.

Milli harekete yardım için Hint Müslümanları’nın kendisini gönderdiklerini söyler. Böylelikle paşayı etkilemiştir. Ankara’ya telgraf çeken Sami Paşa, Mustafa Sagir’e ilgi gösterilmesini ister. Bir süre sonra Sami Paşa Atatürk’te Hintliyi anlatır ve görüşmesini rica eder. Ertesi gün Atatürk, Mustafa Sagir’i kabul eder.

Bu görüşme uzun sürer. Hintli gönderilir. İki paşa yalnız kalınca Atatürk: “Bana bak Kemal bu adam casus!…” der. Kemalettin Sami Paşa: “Aman paşam siz de çok şüphecisiniz “diyerek Atatürk’e inanmaz.

Atatürk konuşmayı keserek yaveri Hayati Bey’i çağırır ve şu emri verir: “Bu Hintli İngiliz casusu olacak. Kendisini takip etsinler. Mektuplarını da sansürde çok dikkatli okusunlar!…”

Bundan sonra Hintli’nin mektupları o zamanlar kimya hocası olan Avni Refik Bey’e verilir. Bir iki tecrübeden sonra gizli yazılar bulunur. Mustafa Sagir yakalanarak suçu itiraf ettirilir ve idam edilir.


Spoiler: Mustafa Kemal Atatürk Suikastçiyi de Gözünden Tanır • Göster
İttihat ve Terakki’nin adamları, Mustafa Kemal’i artık can sıkıcılıktan çok, tehlikeli bir kimse olarak görmeye başlamışlardı. Sonunda kendisini öldürtmeye karar verdiler. Ve bu iş için de genç bir subayı görevlendirdiler.

Suikastı üstlenen genç subay bir bahaneyle Mustafa Kemal’in odasına gelerek kendisiyle konuşmaya başladı. Mustafa Kemal kendisiyle konuşan subayın gözlerine bakar bakmaz o eşsiz ön sezişiyle karşısındakinin niyetini anlayıverdi…

Çekmecesinin gözünden tabancasını çıkartarak sert bir şekilde masanın üzerine koydu. Karşısındaki subayla konuşmasını sürdürdü. Ve kendisini bu düşüncesinden konuşarak vazgeçirdi. Sonunda genç subay gerçeği itiraf etti.

Daha sonra da kendisine suikast düzenlenen Mustafa Kemal; yıllar sonra 1926 yılında bu konuyla ilgili İzmir’de kendisine sorulan bir soruya karşılık, şöyle diyordu: “Ben kendi kendimin koruyucusuyum…”


Spoiler: Atatürk'ün 6. hisleri • Göster
Sakarya Savaşı’ndan sonra idi. Bir subay cepheden alınan bilgileri Başkomutan Mareşal Gazi Mustafa Kemal’e okuyordu. Kağıttaki notta cephe komutanlarından biri, Seyit Gazi’nin kuzeydoğu tarafında bir düşman fırkasının göründüğünden bahsediyordu…

Bunun üzerine Mustafa Kemal kaşlarını çatarak: “Hayır!… Orada düşman yoktur… İyi baksınlar…” Subay öğle yemeğinde geri geldi. Biraz da sıkılarak: “Haber aldım komutanım. Bahsedilen yerde düşman yoktur.”


Spoiler: Bu Olay Gizemli Değildir.Atatürk'ün Azmini Gösterir. • Göster
Erzurum Kongresi yapıldığı dönemlerde geçen bir konuşma:

“Mazhar not defterin yanında mı?”

“Hayır paşam.”

“Zahmet olacak ama bir merdiveni inip çıkacaksın. Al gel.”

Mazhar Müfit Kansu’nun aşağıya gidip elinde not defteriyle geldiğini görünce, sigarasından bir iki nefes çektikten sonra: “Ama bu defterin, bu yaprağını kimseye göstermeyeceksin. Sonuna kadar gizli kalacak. Bir ben, bir sen, bir de Süreyya (Kalem Mahsus Müdürü) bileceksiniz, şartım bu…”

Paşa’nın şartı kabul edildi. Bundan sonrasını olayın şahidi Mazhar Müfit Kansu’nun ağzından dinliyoruz: “Öyleyse tarih koy” dedi. Koydum: 78 Temmuz, 1919 Sabaha karşı.

“Pekala yaz” diyerek devam etti. “Zaferden sonra Hükümet biçimi Cumhuriyet olacaktır… Bu bir. İki Padişah ve Haneden hakkında zamanı gelince gereken işlem yapılacaktır. Üç örtünme kalkacaktır. Dört Fes kalkacak, uygar milletler gibi şapka giyilecektir.”

Bu anda kalem elimden düşüverdi. Yüzüne baktım. O da benim yüzüme bakıyordu. Bu, gözlerin bir takılışta birbirlerine çok şey anlatan konuşuşuydu. Paşa ile zaman zaman senli benli konuşurdum. “Neden duraksadın?” dedi. “Darılma ama paşam, sizin hayal peşinde koşan taraflarınız var” dedim.

Güldü…

“Bunu zaman gösterir, sen yaz” dedi. “Beş Latin harflerini kabul etmek.” “Paşam yeter, yeter…” dedim. Biraz da hayal ile uğraşmaktan bıkmış bir insanın davranışı ile: “Cumhuriyet ilanını başarmış olalım da üst tarafı yeter” dedim.

Defterimi kapattım. “Paşam sabah oldu. Siz oturmaya devam edeceksiniz, hoşçakalın” dedim. Yanından ayrıldım. Gerçekten gün ağarmıştı. O anda olayların beni nasıl aldattığını ve Mustafa Kemal’i doğruladığını ve Mustafa Kemal’in beni nasıl bir cümle ile yıllar sonra susturduğunu tarih önünde açıklamalıyım…

Aradan yıllar geçmişti…

Çankaya’da akşam yemeklerinde birkaç defa: “Bu Mazhar Müfit yok mu, kendisine Erzurum’da örtünme kalkacak, şapka giyilecek, Latin harfleri kabul edilecek dediğim ve bunları not etmesini söylediğim zaman, defterini koltuğunun altına almış ve bana hayal peşinde koştuğumu söylemişti” demekle kalmadı, bir gün önemli bir ders daha verdi.

Şapka devrimini açıklamış olarak Kastamonu’ndan dönüyordu. Ankara’ya geldiği zaman da otomobille eski meclis binası önünden geçiyordu. Ben de kapı önünde bulunuyordum. Manzarayı görünce gözlerime inanamadım!…

Kendisinin yanında oturan Diyanet İşleri Başkanı’nın başında da bir şapka vardı. Kendisi ne ise? Fakat kendisim karşılamaya gelenler arasında bulunan Diyanet İşleri Başkanına da şapkayı giydirmişti. Ben hayretle bu manzarayı seyrederken otomobili durdurdu. Beni yanına çağırdı ve şöyle dedi: “Azizim Mazhar bey, kaçıncı maddedeyiz? Notlarına bakıyor musun?”




Not=Daha önceden açılmışsa özür dilerim.

*

Çevrimdışı alkar1

  • *
  • 161
  • Ölümünle yüzleş
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #1 : 08 Haziran 2012, 23:29:32 »
6.his ve ileri görüşlülük
Atatürkün sadece 2 özelliği
İmza kurallarını okuyunuz.

*

Çevrimdışı LoneAssassin

  • *
  • 2153
  • ليس هناك ما هو صحيح ، فكل شيء مباح.
    • MSN Messenger - assassinlone12@hotmail.com
    • Yahoo Instant Messenger  - assassinlone@ymail.com
    • Profili Görüntüle
    • Assassin's Creed 1092 Türkiye
    • E-Posta
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #2 : 09 Haziran 2012, 08:36:09 »
 İlk ikisini (19 şifresi ve halı olayı) biliyordum ama diğerleri de baya garip :o Bize bi zaman makinesi şart :D

6.his ve ileri görüşlülük
Atatürkün sadece 2 özelliği

 Evet, bunun burdakilerin dışında da biçok örneği var.


bilinmez gibi
x gibi
bizim gibi...

*

Çevrimdışı Balian

  • *
  • 598
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #3 : 18 Haziran 2012, 12:12:35 »
6.his ve ileri görüşlülük
Atatürkün sadece 2 özelliği

6.his değil sen de 3999 adet kitap oku, filozofları yakından takip et insan doğasını çözebilirsin. İnsan davranışları hep aynıdır. Boş yere demiyorum her insan birbirinin kopyasıdır diye.. ;)

*

Çevrimdışı alkar1

  • *
  • 161
  • Ölümünle yüzleş
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #4 : 26 Haziran 2012, 16:09:30 »
6.his ve ileri görüşlülük
Atatürkün sadece 2 özelliği

6.his değil sen de 3999 adet kitap oku, filozofları yakından takip et insan doğasını çözebilirsin. İnsan davranışları hep aynıdır. Boş yere demiyorum her insan birbirinin kopyasıdır diye.. ;)

Zaten bir insan beyninin onda birini kullanır sadece. Eğer onda onunu kullansaydı neler olurdu kim bilir.
İmza kurallarını okuyunuz.

*

Çevrimdışı Swift

  • *
  • 47
    • Profili Görüntüle
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #5 : 25 Temmuz 2012, 20:21:00 »
Atatürkün hayatında hemen hemen her gün bir çok olaylar olmuştur, istediğiniz kadar böyle bulup birşeyler koyabilirsiniz adına, ama bunların rastlantı olduğu apaçık belli.
HUZUR İÇİNDE GEBER  - Firenzeli Ezio

*

Çevrimdışı Rorschach

  • *
  • 258
  • Non omnia possumus omnes, nosce te ipsum
    • Profili Görüntüle
    • E-Posta
Ynt: Mustafa Kemal Atatürk ve Gizemli Olayları
« Yanıtla #6 : 26 Temmuz 2012, 15:15:18 »
19 ile ilgili olan kısımlar, aşırı saçma ve tesadüf geldi. Nereden çekersen oraya gider sonuçta...
Ama diğer hikayeler güzel  ;)