İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - powerfulassassin

Sayfa: [1] 2 3 ... 44
1
Katılmak istiyorum

Kişisel Özelliğim: Eagle Vision, Ok atma ustası
Kişisel Aletim: Türk Assassin Zırhı
Kişisel Silahım: Crossbow

Tamam seni aldım. Bu arada Rahman ölmek zorunda, ve kratos sende onunla ölmek zorundasın çünkü seni de kötü adamlara ekledim. Rahman tek kalırsa olmayacak böyle. :D Manevi karakterler eskiden, yani 1,5 yıl önce sadece 2 kişiydi. Şimdi ise neredeyse herkes... Ne yapabilirsin ki, bırakıp gittiler. Hikaye bitince ben de gidicem, bunu kendime görev olarak görüyorum nedense. :)

2
Hikayeyi tek bir iletide toplayarak okunmayı ve takip etmeyi kolaylaştırmak istedim. Ek olarak 3 yeni isim hikayeye katılıyor. Pontiac,LoneAssassin ve kratos. Manevi karakterlerimiz, Süpürge ve Florinle birlikte hikayede toplam 23 karakter var. Bunlardan 2'si öldü. (HaşhaşiMuhammed ve Altair İbn La Emir. Şimdilik hatırlatılacak şeyler bu kadar. Bu da hikayenin tek bir spoilerda toplanmış hali arkadaşlar.
Spoiler aniden açılınca çok yazı çıkacağından kasabilir kusura bakmayın, hepsini tek biryerde toplamak istedim...
Spoiler: Göster

ACİNİTİATES

Bugün yine herzamanki gibi uyanmıştım.Elimi yüzümü yıkayıp yemeği pc'nin önüne taşıdım.(hehe)Daha sonra ilk yaptığım şeyleri yaptım.İlk msn, sonra forum ve en son olarak da acinitiates'e girdim.Acinitiates'e girdiğimde karşıma çok tuhaf bir sayfa çıkmıştı.Tuhaftı çünkü soru yoktu!O kafa karıştırıcı sayılar, harfler yoktu.Sadece hesabıma girmemi istiyordu.Hesabıma giriş yaptığımda ise activation key istediğini fark ettim.Hemen request'e tıkladım ve key'in gelmesini beklerken forumda biraz takıldım.
Key sonunda gelmişti.Hemen girdim ve karşıma çıkan formu hızlıca doldurdum.Ne doldurduğumu unutmuştum 2 saniye sonra.Daha sonra karşıma çıkan haritayı kurcaladım.Birçok yer ve bilgi vardı.Videolar, tarih hakkında bilgiler resimler vs.Birsürü şey vardı.
Tabi zamanla sıkıldım.Heryere bakmıştım bile.Daha sonra çıktım ve forumda takılıp AC oynamaya devam ettim.
Derken, bir sonraki gün eve bir paket geldi.Paketin üzerinde çok tanıdık bir işaret vardı.Evet bu Ubisoft’un logosuydu.Daha sonra paketi açtım.İçinden çıkanları görünce ağzım bir karış açık kaldı.İçersinde bir sürü suikasçı malzemeleri vardı.Üstelik gerçek bıçak, yani oyuncak değildi bunlar.Tabii o anın heyecanıyla hemen onları denedim.Kendimi zaten bu konularda geliştirmiştim.Fırlatma bıçaklarıyla harikalar yaratıyordum.Ve tuhaf bir durum olsa da yani olağanüstü olsa  da eagle vision yeteneğine sahiptim.Nasıl olduğunu bende bilmiyordum ama ben doğuştan böyleydim.Neyse burayı geçelim de Altair’in kılıcına ne demeli?Sanki havayı bile kesip geçiyordum.Bütün silahları denedim, hepsini iyi kullanıyordum.Sadece merak ettiğim bir şey vardı. Bunu birinin üzerinde denersem ne olurdu?
Ben bu fikirlerle kafamı yorarken, arkadaşlarım da yavaş yavaş dağılmaya başladılar.Yeterince kıskanmışlardı sanırım( :D).Ben de eve girdim.
Gözlerimi açtığımda sabah olmuştu bile.Sanırım televizyon izlerken uyuyakalmışım.Daha sonra tekrar giydim suikastçı kıyafetimi.Tekrar dışarı çıktım.Ama bu sefer arkadaşlarıma göstermeyecektim bunları.
Daha sonra 1’er 2’şer katlı binaların bulunduğu bir sokağa gittim.Ve başladım tırmanmaya…AC’den haberi olmayanlar tuhaf tuhaf bakarken, haberi olanlar ise “Aa, bu Altair’in kılıcını taşıyor?” gibisinden tepkiler veriyordu.Ben yine devam ettim koşmaya, tırmanmaya.Derken karanlık bastı.Dar bir sokaktaydım.Şimdi ise buradan çıkıp eve gitmem gerekiyordu.Eee, ne de olsa hafta sonu tatili bitmişti.Yarın pazartesiydi.Okula gitmem gerekiyordu.Okul demeyelim şuna.Lise. (:D, arkadaşlar ben şuanki zamandan 3-4 yıl sonraya ayarladım hikaye yazma saatimi :D)
Aniden sokağın orasından burasından siyah kıyafetli adamlar fırlamaya başladılar.Amaçları neydi bilmiyordum.Ama hepsinin belinde birer kılıç olduğunu fark edince “ Sadece sizde yok ulan” ded,m ve kılıcımı çıkardım…
Oldukça kısa sürdü beni yakalamaları.Ama merakımı giderebilmiştim.Birini yaralamıştım.Ahhahah! Çok zevkliydi bu.Birilerini doğruyorsun. :D

UBİSOFT’A GELİŞ
Uyandığımda, çevremde birkaç kişinin daha olduğunu fark ettim.Ama birkaç değil.Epeydiler.Hepsini kapşonumun altından göz ucuyla süzdüm.Saydığımda toplam 11 kişi olduğumuzu fark ettim.Daha sonra bizi kilitleyen lazer gibi şeylerin arkasındaki duvarda buluna logoya baktım.Bu Ubisoft’un logosuydu.Ancak arkasında da tapınakçıların logosu vardı.
İşte size o logo:



Neyse, ben bu logoyu incelerken, ayrıca neden biz 11 kişinin buraya getirildiğini de düşünüyordum. Ben bunu düşünürken, buradakilerin hiçbirini tanımadığımı da fark ettim.Ama bir ortak noktamız olmalıydı…Olmak zorundaydı.Yoksa, neden biz?
Diğerlerine baktım.Hepsinin üzerinde diyemezdim, ama birkaçının üzerinde de suikastçı kıyafetlerinin bulunduğunu fark ettim.Tek ortak yanımız 11’imizinde kapşonlu bir şeyler giymesiydi.Daha sonra aklıma nereden esti bilmiyorum, ama kendimi “Ben powerfulassassin.” diye tanıttım.Bunu duyduklarında herkes bana doğru baktı.Sanki “Olamaz” diyorlardı gözleriyle.Bir diğeri kendini tanıttı “Ben Ophelianna”.Ve daha sonra herkes kendini forumdaki adlarıyla tanıttı.Herkesin ortak yani buydu.Bu forumdaki aktif üyelerdik biz.Ama bu aktifliğe bakmıyordu bence.Daha da ortak yanlarımız olmalıydı.Daha sonra kendini GrandAssassin diye tanıtan biri konuştu:
GrandAssassin-En son ne yaptık da bizi burada topladılar?
Espanol Auditore –Ben yemek yedikten sonra dışarı çıktım ve gözümü burada açtım.
GrandAssassin-Öyle bir şey değil, yani AC’ye dayalı bir şey.
Ophelianna-Hmm…Bir form doldurmuştum.Sanırım ev adresim gibi bilgilerde vardı.
Rorschach-Bizi buraya topladılar.Çünkü ACİNİTİATES ile ilgilenenler bizleriz.
Dagger-Neden burada AC için çıldıran o yabancı çocuklar yok?Onlar da gayet ilgiliydi.
Rorschach-Belki de ülkemizden dolayıdır. Biz Türk’üz.
Black Assassins –Peki şimdi ne olacak?
The Doctor –Bekleyip göreceğiz.
Ophelianna –Asla! Ben burada sonumu bekleyecek biri değilim.Siz ne yapıyorsanız yapın.
Dedi Ophelianna.Daha sonra lazerlere dokunmaya çalıştı.Daha doğrusu yumruklamaya çalıştı.Ama lazerler onu geriye itti.Daha sonra yere oturdu ve bizi dinlemeye devam etti.
Melikşahsagun-Hmm… İyi bir plana ihtiyacımız olacak dostlar.
ATA(Assassin The Ahmet’in isteği üzerine hikayede ona ATA diyeceğiz)-Buralarda bir kamera olmalı değil mi? Yoksa bizi izleyemezler.Ben olsam buraya bir kamera takardım.
Rorschach-Zaten var.Böyle yerlerle ilgili biraz bilgim var.Ama kamera derken, o kadar büyük ve göze batan bir şeyden bahsetmiyoruz dostlar.En fazla işaret parmağınız kadar büyüktür.Ve o da duvara montedir.Yani duvarın içinden küçük bir delikle bizi gözetliyorlar.
Ben-Hmm… Bulmak o kadar da zor değil.Eagle Vision’u kullanabilirim.Ama önemli olan bulduktan sonra ne yapacağımız.Böyle bekleyecek değiliz.Değil mi?
The Doctor-Birimiz görevlilerin geçiş süresini hesaplayabilir mi?
Black Assassins-Sadece bu da değil.Görevliler yemeğe gidiyorlar. Bu bize yaklaşık 2 saat kazandırır.İyi kullanmamız gerekecek.
Dagger-2 saat yeterli olabilir mi?
Sessiz Haşhaşi söze katıldı:
Haşhaşi Muhammed- 2 saat yeter. Ancak burayı tanımıyoruz.Bölgeyi araştırmalıyız.Ama nasıl?
Espanol Auditore –Buranın bir broşürü felan var mıdır?Şurdaki görevliyi çağıralım isterseniz.
Rorschach-Şaka yapmanın hiç sırası değil Espanol.Bura-
Rorschach devam ederken bir görevli geldi ve sözünü kesti:
-Hey!You, yes you big man.Be quiet!
Birkaç kişi içinden, birkaçı da dışından adama Türkçe küfürler yağdırdık.Adam öküzün trene baktığı gibi baktı ve gitti.
Ben-Neyse, bir şey fark ettim. Görevli beni buraya getiren ubisoft ajanlarına hiç benzemiyor.Daha da deneyimsiz gibi.Üstelik çok hantal. Onu geçmek kolay olur.Ama gerisinde ne olacağını bilemem.

Biz yaklaşık 1-2 saat bu konuyu tartıştık.Derken bir görevli geldi.Bağırıyordu ve dedi ki:
-Dinner time bad mouses!
Hepimiz bunun yemek zamanı olduğunu anlamıştık.Doğrusu saatin kaç olduğunu dahi bilmiyorduk. Hepimizi tek tek çıkardılar.Çıkarırlarken kolumuzdaki bilekliklerin o mavi ışığının aynısının muhafız’ın elindeki bir alette olduğunu fark ettik.Hepimiz muhafızların yemeklerini yedikleri yemekhaneye getirildik.Burada uzun bir masaya oturduk. Konuşmaya devam ettik:
ATA-Muhafızın elindekini fark ettiniz mi?
Rorschach-Şok cihazı.Saçma bir şey denersek bizi kızartırlar.
Ophelianna-Kaçmak gibi saçma bir şeyden bahsediyorsan artık hiç şansımız yok.
Rorschach-Bu önemli değil, onları bozabilirim, ama bana ucu sivri bir şey gerekir.
Daha sonra elini saçına götürdü Ophelianna.Tel tokası o kadar da sivri uçlu değildi.Ama ben hiç telaşlı değildim. Elimi saçıma götürdüm bende.Başımdaki bir tel tokayı çıkardım.Herkes bana bakıyordu.
GrandAssassin-Bunun da ucu sivri değil powerful.
Daha sonra gülümseyerek tokanın üzerindeki gizli kapağı açtım.İçinde iğneden çok daha sivri uçlu bir şey çıktı.
Ben-Bu yeterince sivri mi?
Rorschach-Güzel, ancak onu sakla, öyle herkesin içinde gösterme, zira muhafızlar yakında.
ATA-Sizce temel planımız ne olacak?Yani buradan kaçmak için tek yolumuz onları oyalamak.
Black Assassins-ATA haklı.Ne yapacağız?
Haşhaşi Muhammed-Peki planları uygularken ayrılacak mıyız?
The Doctor-Hayır.Ya diğerleri yakalanırsa?Yada biz yakalanırsak, bir düşün.Kesinlikle birlikte kalmalıyız.
Rorschach-Doctor haklı.Kafanızı çalıştırın, böyle bir yeri nasıl sabote edersiniz?
Melikşahsagun-Elektriğini keseriz. :D
Espanol Auditore-Ne?Ne dedin?
Melikşahsagun-Elektriği keseriz dedim.
Rorschach-İşte bu!Burası elektrik olmadan cansız bir beden gibi kalır.Karanlıkta sessizce hareket ederiz.
Dagger-Tamam o zaman güç kaynağını sabote edeceğiz.Ve kaçacağız.
Ophelianna-Dostlar bir düşünün böyle bir yerin hiç jeneratörü olmaz mı? Tek bir şansımız olacak.Ve bir hatada biteriz.Bunu unutmayın.
GrandAsssassin-Ophelianna haklı.O zaman plan yavaş yavaş şekil alıyor ha?
Ben-Peki plana nerde ve ne zaman başlayacağız?Yani, o hücreden çıkmak zor olmaz mı?
Rorschach-O hücreye dönmeden önce herkes etrafını güzelce tarasın.O lazerleri kaldıran bir kontrol kolu olmalı.
Black Assassins-Pekala, kamera odası nerede acaba…
ATA-Ben çıkarken fark ettim.Bizi götürürken sağa döndük  ve hemen karşımızdaydı.
Rorschach-Bu kötü oldu.Biz planı uygulamaya başladığımız an bizi yakalarlar.
Espanol Auditore-Peki, ne yapacağız?
Ophelianna-Hadi ama, tüm görevliler aynı anda yemeğe gitmiyor ya.Onlar daha geç gidiyor olmalılar.Zaten hücrenin önünde dolaşan görevliyi alt etmek çok kolay olur.Yani kamera odasındaki görevliler yemeğe gidince plana başlarız.
Melikşahsagun-Onlar ne zaman gidiyor?
Dedi Melikşah. O tamda devam edecekken, kamera odasındaki görevliler yemekhaneye girdi.
Black Assassin-Bazen sadece sorman yeterlidir. :D
Biz bunları konuşurken görevli artık geri dönmemiz gerektiğini söyledi.Hiç sorun çıkarmadan geri dönmek için kalktık.Yolda giderken görevliye saati sorduk.Saatin gece 12 olduğunu söyledi.Evet, bize uyumadan önce yemek yedirdiler, sanırım şişmanlamamızı istiyorlardı :D :D
İşin şakasını geçelim.Saati de öğrenmiştik.Şimdi de hücrede yapacaklarımızı konuşmaya başladık.Herşey karışmıştı. Ama Rorschach sonunda olayı topladı:
Rorschach-Tamam yapacağımız şu, yarını bekleyeceğiz.Yarın yine aynı şekilde sorunsuzca yemeğe gideceğiz.Geri döndüğümüzde kameradan sorumlu görevliler yerlerinde olmayacaklar.Daha sonra powerfuldaki tokayı kullanarak elimizdeki bileklikleri çıkaracağız.Daha sonrada hemen duvarın arkasında bulunan kontrol kolunu bozacağım.Bu işler yaklaşık 15 dakikamızı alacak.Daha sonra muhafızın işini bitireceğiz ve kamera odasına gideceğiz.Oradan buranın bir krokisini bulmamız gerek. Daha sonra da biz elektirkleri kesene kadar kameralara bağlanmasınlar ve yerimizi bulamasınlar diye bilgisayarları çökerteceğiz.Anlayanınız vardır değil mi?
ATA-Bu işi bana bırakın…
Rorschach-Güzel, daha sonra ilk önce jeneratörlerden başlayarak burayı sabote edeceğiz.En sonunda da güç kaynağını.
Ben-Peki bunları yaparken hangi yolları kullanacağız? Her yerde muhafızlar var.
Rorschach-A… bende bilmiyorum.
Ophelianna-Benim bir fikrim var.Powerful ve ben yeterince zayıfız.Daha önce gördüğüm havalandırma kanallarından geçebiliriz. Ama nasıl bozacağımızı bilmemiz gerek.Bunun için de bir kamera buluruz.Küçük olanlarından.Ve kulaklıklarla haberleşiriz.Rorschach sen bize nasıl sabote edeceğimizi söylersin. Olmaz mı? Bunların hepsini kamera odasında bulabiliriz.
The Doctor-Ayrılmayacağımızı söylemiştik.
Rorschach-Söylemiştik, ancak bundan daha iyi bir planımız yok şuan. Ve en garanti plan bu.
Dagger-Herkes planı biliyor.Şimdi, yarına hazır olmalıyız.Siz isterseniz uyumazsınız ve tartışırsınız. Ama ben uyumayı tercih ediyorum.
Ben-Dagger çok haklı. Dinlenmeliyiz.



SABOTAJ
Gözlerimi açtığımda yine aynı hücredeydik.Sanırım en uzun süre uyuyan bendim.Uykucuydum işte :D :D  Neyse, daha sonra etrafa bakındım.Bizimkileri gördüm.Onlar çoktan uyanmıştı.Planın son aşamalarını konuşuyorlardı.
Ophelianna-Sizce Ubisoft bütün binanın planını bilgisayarda korumasız mı bırakmıştır?
ATA-Elbette kilitli dosyalar vardır.Ama o kilidi kırmak o kadar zor değil.Size bana bırakın demiştim.
Melikşahsagun-Tamam, harita konusu ATA’nın.Peki, havalandırmalardan gidecek olanlar da Ophelianna ve powerful. Kapıları da Rorschach açacak, muhafızları bayıltma işlerini de biz hallederiz artık.
Haşhaşi Muhammed-Sabotaj… Sanırım fazla film izliyoruz .. :D
GrandAssassin-Evet işler filme döndü.Ama merak ettiğim bir şey var.ACİNİTİATES’in sorularını sadece biz çözmüyorduk değil mi?Aleyna ve diğerleri de vardı.Acaba nerdeler…
GrandAssassin tam da bunu söylerken görevliler geldi.Yanlarında birkaç kişi daha vardı.Saydığımızda 4 kişi olduklarını fark ettik.Sanki onları da tanıyorduk.İçeri girdiklerinde:
Black Assassins-Uzatmayalım, ben Black Assassins.Tahmin edeyim beni de diğerlerini de tanıyorsunuz.
Daha sonra Black, herkesi tanıttı.Diğerleri de kendilerini tanıttı.Bunlar Aleyna, FearKnight, Altair Ibn La Emir ve Black Phantom’du.Onları da tanıyorduk. Daha sonra planı onlara da güzelce anlattık açıkladık.Aleyna da ben ve Ophelianna’yla birlikte havalandırmalardan gelmeyi istedi.Ancak fazla kalabalık olmamalıydık.Zira sorun çıkabilirdi.Yeni gelen üyelerde bodoslama dalma klübüne üye oldular.Yani onlarda muhafızların işini bitirecekti diğerleri gibi.
Biz bunları konuşurken yemek zamanı geldi.Yemek yedik.Geri döndük.Ve bu sefer de akşam yemeği zamanı geldi…Artık planı uygulayacaktık…
Yemekten hemen sonra hücrelere döndük.Herkes yemeğini çabuk bitirmişti.İçeri girdiğimizde hemen tokayı çıkardım ve Rorschach’a verdim.O da herkesin elindeki şok bilekliklerini çıkardı.Daha sonra duvarın hemen arkasındaki kontrol kolunu bozmak için duvarı yontmaya başladı.
5 dakika sonra kontrol kolunun içini görebiliyorduk.Rorschach hemen orada bulunan kablolardan birkaç tanesini kesti.Ve önümüzdeki bizi buraya kapatan lazerlerin kayboluşunu izledik.
Hemen dışarı çıkmadık.Görevli kapının açık olduğunu görünce hemen hücremize yöneldi ve içeri girdi.Bu onun yaptığı son hata olmuştu.Melikşah yerden bir tekme attı.Adam doğruca yere kapaklanmıştı.Üzerindeki kılıcı Espanol aldı.Fırlatma bıçaklarını da Doctor almıştı.
Hemen hücreden çıktık.Kamera odasına doğru yöneldik.İçeri girdiğimizde oda bomboştu.Hemen açık bilgisayarlardan birine oturdu ATA. Ve bilgisayardan birkaç belge buldu.Bunlar buranın krokisiydi.Ama kilitliydi dosyalar.Kilidini kırmak o kadar da zor olmamıştı.Ama 2 dakikamız buna gitmişti.Bu arada ben ve diğerleri de etrafta Opheliannanın bahsettiği kamera ve kulaklıkları arıyorduk.Aradığımızı bulmuştuk, bu büyük bir şanstı.Biz bunları bulduğumuz sırada ATA krokiyi çözmüş ve yazıcıdan bir çıktısını almıştı.
İlk önce kapıyı aralayarak dışarıyı kolaçan ettik.Kamera görevlilerinin geri geldiğini gördük.Hiç kimse telaşlanmadı, hatta herkes ellerini yumruk yapıp seviniyordu.Görevliler kapıyı açtılar, açmaz olaydılar… Dagger birinin boynuna atıldı, Grand’da diğerinin… Daha sonra Black Phantom’da olaya karıştı…Herkes görevlilere çullandı.Yani altta kalanın canı çıksın oynuyorlardı.Ve görevliler kaybetti sonunda.Görevlilerin silahı olmadığı için soyamadık adamları :D
Daha sonra dışarı çıktık.Ubisoft’un koridorlarında dolaşmaya başladık.ATA haritaya baktı.(Haritadan fazla bilgi vermeyeceğim ama şöyle bir haritamız var dostlar)



ATA haritaya baktı(2. Yazdım len).İlk önce bize en yakın jeneratöre gidecektik.Daha önce yemekhaneye bu yoldan gidiyorduk.Yaklaşık 10 görevli vardı yolda, ve jeneratör odasına girmek zor olabilirdi.
İLK JENERATÖR
Biz ortalıkta sessizce dolaşıyorduk.Derken tamda diğer koridora dönecekken karşımıza bir görevli çıktı.Tam önümüzde duruyordu! En önde yürüyen ATA haritayı bir elinde tutuyordu, boş eliyle görevliye tokadı çaktı. :D Görevli şaşkınlıkla bize bakıyordu.Hemen FearKnight,önünde duran Espanol’un belindeki kılıcı çekti ve görevlinin karnına sapladı.Daha sonra görevliyi kenara çektik.Üzerindeki silahları aldık(kimler aldı demicem herkesten çıkabilür :D :D ). Derken diğer görevli de bizi gördü.Hemen onun üzerine atıldı Altair Ibn La Emir.Az önceki görevliden aldığı hançerle adamı deşmişti bile! :D Daha sonra da diğer görevlilere yaptığımızın aynını yapıp üzerindeki silahları aldık.(artık silah alma kısmını yazmıcam, anlarsınız siz :D)
Görevlileri hallederek gelmiştik ilk jeneratöre. Daha sonra jeneratör odasına giden bir havalandırma aradık.Hemen yan koridorda tepede varmış.Ophelianna ve ben şimdi devreye giriyorduk.Rorschach birinden aldığı bir fırlatma bıçağının ucunu kullanarak havalanırmayı kapatan kapağın vidalarını söktü.Daha sonra da tekrardan tembihledi:
-Eğer bir şey olursa söyleyin.İçeri geliriz.Ama içeride kaç kişi var bilmiyoruz.Yani dikkatli olun.
Biz de ‘okey’ işareti yaptık elimizle.Hemen havalandırmaya girdik.Jeneratörü havalandırma kapaklarından birini açtıktan sonra gördük. Ophelianna etrafı kolaçan etti.Yaklaşık 20 görevli içerideydi.Jeneratör ise bir köşede duruyordu.Jeneratöre daha yakın bir kapak aradık ve bulduk.Onu açtık, görevlilerin bize bakmadığı bir sırada aşağı atladık.Biraz sert bir düşüş olmuştu ama bir şeyimiz yoktu.Görevliler tekrar bakmadan önce jeneratörün arkasına saklandık.Sonra kamerayı çıkardık. Jeneratör’ün kapağını açtık, ve Rorschach’ a ne yapacağımızı sorduk.O da diğer kameradan bizi görüyordu:
Rorschach-Orada sarı bir kablo var görüyor musun?
Ophelianna-Evet.
Rorschach-Sakın ona dokunma.
Ophelianna sarı kabloya giden elini geri çekti.
Rorschach-Yeşil kabloyu görüyor musun?
Ophelianna-Evet.
Rorschach-Ona da dokunma.
Bende artık sabırsızlanıyordum.Her an görevliler gelebilirdi:
Ben-Rorschach!Sadece  ne yapacağımızı söyle!
Rorschach-Biraz daha bağırırsan duyarlar. Tamam, orada kırmızı ve mavi iki kablo var.Onların yerlerini değiştirin.Yani kırmızı maviye, mavi kırmızıya olsun.
Hemen Rorschach’ın dediğini yaptık.Görevliler gelebilirdi her an.İşimizi bitirdik ve kapağı kapattık.Daha sonra da hemen yanda bulunan havalandırma kapağını açtık ve dışarı çıktık.
Çıktığımıza diğerlerinin yaklaşık 10 görevlinin yanında durduğunu fark ettik.Yani 10 görevlinin cesedinin :D. Diğer jeneratöre gitmek için yola koyulduk.
2. JENERATÖR
Yolda diğerleriyle konuşuyorduk:
Ophelianna-Ben powerful’la diğer jeneratöre gideyim.Siz bizi Güç Kaynağının orada bekleyin.  Biz orayı sabote ettikten sonra havalandırmalardan güç kaynağına ulaşırız.Sonra orayı da sabote ederiz.Güçler kesilince kapı açılmayacak, yani biz çatıdan kaçmak zorunda kalacağız.
Melikşah-O zamanda üst kata çıkacağız.
Grand-Cephanelikten silahları alacağız.
Dagger-Plan tamam o zaman, tek sorun şu, geri dönebilecek misiniz?
Ben-Dönemezsek bizsiz gidersiniz.Ciddiyim.
Black Phantom-Kimse arkada kalmayacak.Onlar dönecekler.
Espanol-Zaman kaybediyoruz. Hadi, gidelim.
Biz kısa yoldan diğer jeneratöre gittik.Diğerleri de yollarına çıkanı hallederek, güç kaynağına ulaştılar ve güç odasının yanındaki bir odaya girdiler.Oradaki görevlileri halledip orada saklandılar.
Ophelianna-Havalandırmalardan nefret ettiğimi söylemişmiydim?
Ben-Hayır. Diğer jeneratöre ne kadar kaldı sence?
Ophelianna-Hmm… İlerlemeye devam edelim.İlla-
Tam da Ophelianna konuşurken sustu ve “Sanırım jeneratörü gördüm” dedi.Evet, tam önümüzdeki havalandırma kapağının arasında görünüyordu jeneratör. Jeneratöre daha yakın bir kapağa gittik ve açtık. Sonra da diğer jeneratöre yaptığımızın aynını yaptık ve çıktık.
Oradan çıktıktan sonra diğerlerine yolu sorduk.Onlar yakınımızda bir havalandırma girişi olduğunu söyledi.Hemen havalandırma girişine gittik.Aynı şekilde ilerleyerek Güç Kaynağına ulaştık.Burası çok büyük bir oda olmakla birlikte içerisinde büyük bir konsola bağlanmış bir sürü kablo vardı.Yanı sıra bir sürü görevli de bulunuyordu.
İçeri girmenin bir yolunu bulduk ve girdik.Bu jeneratöre hiç benzemediğinden hemen Rorschach’tan yardım istedik.Ayrıca güç kaynağının odanın ortasında olması da çok riskliydi.
Rorschach-Konsolun üzerindeki kapatma düğmesi işimizi görmez.Bozmamız gerekecek sanırım. Konsolun altında bir kapak olmalı, var mı?
Ophelianna-Evet var.
Rorschach-Kapağı aç.İçinde hangi kablo varsa, ne varsa kes.Ancak böyle bozarız.
Ophelianna dikkati bırakıp direk kabloları kesti.Hatta parçaladı! :D  Çok zevkliydi sanırım.O bunu yaptığı anda ışıklar kapandı.Her yer karanlık oldu.Bundan faydalanarak en yakın çıkıştan tüydük ve bizimkilerin yanına gittik.
Hep birlikte üst kata çıkmıştık.Artık gizlilik kalmamıştı.Çünkü bizi göremiyorlardı.Üst kattaki cephaneliğe ulaştık.İçeride bekleyen bir görevliyi hemen hallettik. Sonra da cephanelikten silahlarımızı seçtik.Ama tüfek felan yoktu.M4a1 yada başka bir şey de. Sadece kılıçlar ve bıçaklar vardı.Hatta Connor’un yayı ve Tomahawk’ını da gördüm.
Biz silahlarımızı kuşanıp çatıya çıktık, şimdi de diğer binaların üzerinden giderek kurtulacaktık.Bu bizim planımızdı.Ancak planı bozan bir şeyler vardı…Helikopterleri tamamen unutmuştuk.Daha sonra tepemizde 4 tane helikopter belirdi ve…



HELİKOPTERLER=SORUN
Evet, 4 helikopter tepemizde bir süre hiçbirşey yapmadan bekledi.Biz de bir tepeye bir de kendimize bakıyorduk.Derken ateş etmeye başladılar.Hepimiz, can havliyle saklanabilecek yerler aradık, bir nevi çakma siperler bulduk.(J) Toplam 4 grup oluşmuştu, kenarlara kaçıştığımızda.Gruplar şunlardı:
(bize ne dicem la, zaten azız, ekip adına gerek yok J)Rorschach-Ben(sanırım en şanssız olan biziz) J
(bu ekibe underground ekibi dicem)Ophelianna-Espanol-dagger-melikşah-grand-ATA
(bu ekibe black ekibi dicem J)Haşhaşi-doctor-blackassassins-aleyna
(bu ekibe phantom ekibi dicem alınmayın J) Fearknight-(black phantom anlarsınız siz)-altair ıbn la emir
Tamam, ekipleri de tanıttık, şimdi hikayeye gelelim…
(her ekibi sırasıyla anlatacağım)
Phantom ekibi kendilerine saklanmak için siper bulmuşlardı.Ama bu sadece helikopteri oyalayacktı.Fear, buradan çıkmayı önerdi.Diğerleri de başka seçenek olmadığını görüp kabul ettiler.Daha sonra Fear diğer gruplara seslendi:
-3 dediğimde, hep birlikte çıkacağız!Aynı anda çıkarsak kafaları karışır.
Ve 1,2,3… 3’te herkes saklandığı yerden fırlamıştı bile.Phantomlar karşıdaki binaya atlamışlardı.Daha sonra kendilerini toparladılar ve devam ettiler, giderken bir helikopter onları takip ediyordu.Black phantom aniden yere yığıldı…
Dizini burkmuştu.Ancak yere düştüğü için ilk defa bu kadar mutluydu.Çünkü arkasındaki keskin nişancının mermisi kafasının yanından sıyırıp gitmişti.Düşmeseydi, ölebilirdi.Phantom’un diğer üyeleri, Black’a yardım etti.Hemen toparlandılar, binadan binaya derken epey kısa bir binaya kadar ulaştılar. Buradan aşağı indiler ve etraflarına bakındılar.Gece olduğu için, alarmda olsalar bile ubisoft görevlileri onları göremiyordu.Bundan faydalanıp kapıya doğru gittiler, helikopter ekibi de onları kaybettiğini sanarak, başka kaçakları aramaya başladı.
Phantom ekibi kapının yanına ulaşmıştı.Derken kapı aniden açıldı ve bir araç içeri girdi.Bu bizi getiren araca çok benziyordu.Tanıdık 4 silüet belirdi aracın açık kapısında…
Bunlar onlardı! Evet, metor, bladekılıç… Ve tahmin ettiğiniz iki dostumuz, süpürge ve florin de buradaydı!
Phantom ekibi onları gördüklerine mi sevinsinler, yoksa onların yakalanmalarına mı üzülsünler bilemediler.Daha sonra bir şey akıllarına geldi.Artık silahları vardı.Onları kurtarabilirlerdi.
Altair IbnLa Emir hemen fırlatma bıçaklarına davrandı.Kapıdan kafasını çıkaran ilk görevli artık yerde cansız bir şekilde yatıyordu.
Diğer görevliler bunu görünce hemen alanda toplandılar, silahlarını çıkardılar ve ateşe başladılar.Fear öne atıldı, kılıcıyla bütün mermileri savuşturuyordu.Tam kafasına doğru gelen mermiyi kılcını dik tutarak ikiye ayırdı.
Şaşkın görevliler birbirlerine bakıyorlardı.Black, onların bu hatalarını kendi avantajı olarak düşündü.Daha sonra da hiddenbladelerini havalı bir biçimde çıkardı.Çok çevik haraketlerle hızlıca koştu ve bir görevlinin üzerine atıldı.Diğer görevli ona silahını doğrulttu, ama fear kılıcını görevliye fırlatmıştı.Altair Ibn La Emir’de eline (altair’in hançeri varya o J)hançerini aldı ve diğer görevlilerin üstüne koştu.Birinin silahının süngüsündeki darbesinden kurtulmak için yerden kaydı ve görevliyi geçtikten sonra ayağa kalktı.Elindeki hançeri sırtı dönük bir biçimde arkasındaki görevliye sapladı.Daha sonra hançerini çıkardı, kendisine bodoslama dalmaya çalışan diğer görevlinin üzerinden hoplayarak, arkadaki görevliye atıldı.Onu da hallettikten sonra diğerlerine seslendi:
-Metor ve diğerlini çözün!Hemen!
Fear kılıcını görevlinin cansız bedeninden çekip çıkardı, daha sonra arabaya girdi, ve diğerlerini çözmeye başladı.
Black hiddenbladeleriyle terör estiriyordu resmen! Üzerine doğru koşan görevlilerin her tarafını delik deşik ediyordu.Bir görevli arkasından boynuna atıldı, Altair Ibn La Emir de görevliyi dostunun sırtında alıp yere attı ve hançeriyle işini bitirdi.Bu sırada Black’da yeni gelen görevlilerle ilgileniyordu.Bir görevli sağdan, diğeri soldan kılıçlarını Black’a savurdu, Black ise hafifçe eğilerek yerden destek aldı ve hiddenbladeleriyle savunmaya geçti.Altair Ibn La Emir’de Black’ı zor duruma sokan görevlilerden birinin boynuna atıldı. Birini halletmişti bile.Diğerine atılacakken Black’in çoktan Fear tarafından kurtarıldığını gördü.Fear diğerlerini çözmüştü.Phantom ekibi yeni üyelerini de içine alarak Ubisof’tan çıkmanın yollarını aramaya başladı.
Phantomlar, yakındaki kontrol kulesini gördüler, tam da oraya baktıklarında tüyler ürpertici bir ses duyuldu ve Altair Ibn La Emir yere yığıldı…
Bu bir keskin nişancıydı.Ve nişan aldığı da Altair IbnLa Emir’di, ne yazıkki bu sefer hedefi tutturmuştu.Derken bir ses daha duyuldu, bu da Metor’un yanından geçen bir merminin sesiydi.
Burada daha fazla kalamazdı Phantom ekibi.Black ve diğerleri gözleri dola dola arkadaşlarına baktı kısa bir süre.Daha sonra Süpürge konuştu:
-Burada birini kaybetmiş olabiliriz dostlar, ama bir daha olmaması için buradan gitmemiz gerek.
Herkes kafasını evet anlamında salladı, Black’ın kafasının yanından yine bir mermi geçti.Bu sefer kafasını sallaması onu kurtarmıştı.
Phantom ekibi korkuyla en yakındaki binanın arkasına saklandı.Saklana saklana kontrol kulesinin en yakınındaki binaya ulaştılar.Daha sonra nişancıya baktılar, nişancı hala onları arıyordu.Bunu fırsat bilip kontol kulesinin yanına koşa koşa geldiler.Metor merdivenlerden tırmandı, nişancı tam önünde safça duruyordu.Daha sonra nişancının belindeki hançeri çekip aldı, nişancı bunu fark edip arkasına döndüğünde, hançeri nişancının kalbine sapladı.
Daha sonra kontrol kulesinden etrafı taramaya başladı.Bu sırada Phantom ekibinin diğer üyeleri de kuleye çıkmışlardı.Metor eliyle bir yeri işaret etti ve konuştu:
-İşte, kapıyı oluşturan duvarlar, orada bir kule daha var.Eminim kapı oradan açılıyordur.
Süpürge-Ne bekliyoruz o zaman?Gitmeliyiz, ama diğerlerinden bahsetmiştin, onları bırakamayız.
Fear-Onları dışarıda bekleriz, ancak yerimizi nereden bilebilirler ki?
Daha sonra gülümseyen Black’a baktı.Black:
-Unuttunuz mu, herkes cephanelikten telsiz almıştı.Onlara nerede olacağımızı söyleyelim.
Metor-Ama dışarı çıktıktan sonra, burada yakalanabiliriz.Ubisoft’un alanındayız, unutmayın.
Hepsi kuleden indiler, hızlıca çıkış kapısının üzerinde bulunan kuleye gelmişlerdi.Yerde az önce öldürdükleri adamların cesetleri vardı.Bu sefer keskin nişancı yoktu.Burada ölen dostları, Altair Ibn La Emir’in cansız bedenini kaldırdı Black.Daha sonra bir köşeye geçti ve beklemeye başladı.Diğerleri de kuleye çıktı ve kapıyı açmak için işe koyuldular.
Fear-Bak, o düğme değil şu!
Metor-Hayır o değil!
Fear-Asıl o değil!
Florin-Fear, sen nerden biliyorsun, seni çok emin gördüm.
Fear-Rorschach bizi çıkarırken kapıyı açıyordu.Onu izliyordum. Oradan biliyorum.
Süpürge-O zaman, üzgünüm Metor, bu sefer işi Fear’a bırakmalıyız sanırım.
Fear hemen dediği düğmeye bastı.Daha sonra aşağı baktı.Kapı açılmamıştı.Düğmelerin bulunduğu konsolun arka kapağını söktü.Düğmeye giden bağlantı kablosunun kesildiğini gördü.Kopmuş kablonun iki ucunu da biraz soydu, şimdi birleştirmesi daha kolaydı.Birleştirdikten sonra düğmeye tekrar bastı.İşte şimdi kapı açılmıştı.
Hepbirlikte aşağı indiler.Onları bekleyen Black de ayağa kalktı.Dışarı çıktılar.
Saklanacak iyi biryer bulup beklemeye başladılar.Daha sonra Fear telsizi aldı, ve Black ekibinden Haşhaşi’ye ulaşmayı denedi.
Haşhaşi-Daha hızlı, daha hızlı!Mermiler sizi beklemeyecek!
Haşhaşi öndeki binada bir yere saklanmış doctor, blackassassins ve aleyna’ya sesleniyordu.Diğerleri de yanına geldiğinde hepberaber koşmaya devam ettiler.
Koştukça daha da yoruluyorlardı.Bir yere saklandılar ve konuşmaya başladılar:
Haşhaşi-Peşimizdeki  helikopterden kurtulmak için bir yol önerebilen var mı?
Doctor-Kaçarak biryere gidemeyiz.Bence onu indirelim.
Aleyna-Nasıl?Elimizde işe yaramaz suikastçı silahlarından başka bir şey yok!Bir bombamız bile yok!
Blackassassins-Öncelikle, silahlarımız işe yaramaz değildir.Aslında bir sis bombamız var.Haşhaşi, sende neler var?
Haşhaşi-Fırlatma bıçakları, kılıç ve bir hançer.
Doctor-Hançer  ve kılıç.
Aleyna-Bir kılıç.
Blackassassins-Hmm, iyi görünüyor.Şu kenardaki halatı görüyormusunuz? Onu kim almaya gönüllü?
Bu sırada helikopter mermi yağdırmaya devam ediyordu.
Haşhaşi-Ben alırım.
Haşhaşi aniden saklandığı yerden fırladı.Karşı binadaki halatın yanına kadar koştu.Çok hızlıydı, hemen halatı kavradı ve koşmaya devam etti.Saklandıkları yere geri dönerken bir mermi sol omzunun yanından geçti ve onu yaraladı.
Haşhaşi dostlarının yanına gelirken merminin etkisiyle yere kapaklandı.Blackasssassins onu çekmeseydi, helikopterden çıkan diğer mermilere kurban gidiyordu.
Doctor,(adına çok uyumlu bir iş yapıyorJ) hemen elbisesinden bir parçayı koparıp Haşhaşi’nin kolunu sardı. Blackassassins’te Haşhaşi’nin getirdiği halatı aldı ve hançerine bağladı.Daha sonra Haşhaşi’den iki fırlatma bıçağını aldı,bunları da hançerin uçlarına dik şekilde bağladı.Yani bir kanca yapmıştı. Daha sonra diğerlerine planı anlatmaya başladı:
-Sis bombasını atacağız, daha sonra sisin arasına gireceğiz ve bu kancayı helikoptere fırlatacağım. Helikoptere tırmanacağız, adamları indireceğiz ve bu iş bitecek.Anlaştık mı? Haşhaşi, sen burada kalmalısın.
Haşhaşi-Dalga mı geçiyorsun, siz nereye ben oraya, ekip budur.Son sözüm olsun.Anlaştık mı?
Diğerleri ona uzun uzun baktılar ve tamam dediler.Ve plan başladı…
Doctor elindeki sis bombasını attı ve hep beraber bombanın yanına doğru koştular.Bomba patlayınca helikopter bir an şaşırdı, ancak Black’in attığı kanca onları daha da şaşırtmıştı.Önden tırmanan Haşhaşi’ydi.Daha sonra tepede silahla duran adamı fark etti.İçeride 2 kişi olmalıydı, hemen kıvrak bir manevrayla ipi salladı ve gelen mermilerden kurtuldu.Bir yandan ipi sallarken bir yandan da tırmanmaya devam etti.Daha sonra helikopterin ayaklarından birine tutundu.Diğer taraftan tırmandı ve orada bekleyen askeri aşağı itti, o bunu yapınca diğer asker belindeki hançeri çıkardı ve onun üzerine atıldı.Haşhaşi hemen eğildi ve bu darbeden kurtuldu, derken yardımcı pilot da geldi ve kılıcını çekti.Haşhaşi askerin hançerini durdurmak için iki eliylede askere direniyordu, yardımcı pilot bunu fırsat bildi ve haince kılıcını Haşhaşi’ye sapladı…Haşhaşi yere yığıldı, tam da bu sırada black ekibinin diğer üyeleri geldi.İlk önce şaşkınlıkla yere baktılar.Blackassassins sinirlenmişti, anca bir yandan da pişmandı.Daha sonra oradaki askere ve yardımcı pilot’a baktı.Yerdeki Haşhaşi’nin hançerini aldı ve askerin üzerine atıldı.Askerin işini bitirmişti.Pilot da şanssız olduğunu anlamıştı. Geri geri giderken ayağı kaydı ve helikopterden düştü.Diğer pilot ise helikopteri kullanmaya devam ediyordu.Birden helikopteri sağa doğru çevirdi, black ekibi üyeleri yere düşecek gibi oldu, ancak son anda kenarlara tutunarak dengelerini kazandılar.Daha sonra Doctor hemen pilotu yakasından tuttu ve havaya kaldırdı, onu dışarı attı.Ama hiç kimse helikopter kullanmayı bilmiyordu.
Blackassassins alçalmakta olan helikopterin yaklaştığı binaya atladı.Diğerleri de aynını yaptı.Doctor, Haşhaşi’nin cesedini de alarak yere çarpmak üzere olan helikopterden son anda atladı ve binaya ulaşabildi.
Blackassassins Haşhaşi’nin telsizinden sesler geldiğini fark etti.Hemen telsizi aldı.Bunlar onlardı!Evet, Phantom ekibi yaşıyordu,konuşan ise Fear’dı:
Fear-Haşhaşi, haşhaşi!Cevap ver seni huysuz suikastçı!
Blackassassins-Ben black, Haşhaşi’yi kaybettik, siz nerdesiniz?
Fear-Ne!?Bu olamaz..
Blackassassins-İnanması güç ancak elimizden bir şey gelmez, şimdi neredesiz?
Fear-Çıktık ve sizi bekliyoruz, kapı açık, çıkışa doğru yönelin.Çıktığınızda sizi karşılarız.
Blackassassins-Anlaşıldı.
Black ekibi kendisini topladı ve yola koyuldu.Çıkışa epey vardı, ancak hızlı ve sessiz hareket etmeleriyle hiçbir olay yaşanmadan çıkışa vardılar.
Çıktıklarında onları Fear ve diğerleri karşıladı.Hepberaber diğerlerini beklemeye başladılar.Şimdi de underground ekibiyle bağlantı kurmayı deniyorlardı.
Ophelianna-Espanol, doğru yolda olduğumuza emin misin?
Espanol-Bana karşıma, bu tüneller bizi çıkışa götürecek eminim.
Dagger-Bence 2 saattir aynı yerde dönüp dolaşıyoruz.
Melikşah-Dagger’e katılıyorum.Bence yolu bilmiyorsun Espanol.
Espanol-Tamam! Doğru yoldayız sadece sabırlı olun.
Grand-Ubisoft’ta böyle tünellerin olması tuhaf, değil mi?
ATA-Hayır, haritalarda da vardı.Sanırım kaçmak için tasarlanmış, işimize yarıyor ya önemi yok.
Underground ekibi yer altından ilerlemeye devam ediyordu.Birden geniş bir alana geldiler, tam ortasına kadar ilerlediler, ancak hiçbir çıkış yoktu.
Ophelianna-Çıkmaz sokak, iyi fikirmiş Espanol, kesinlikle doğru yol bu.
Espanol-Sakin ol.Çıkış buralarda olmalı.Olmak zorunda.
Espanol tamda bunu derken önlerindeki duvar açılıverdi.Espanol “size söylemiştim” bakışı atmaya başladığında da askerler çıkageldi o kapıdan.
Underground takımı kılıçlarını çekmişti bile, askerler de silahlarını çıkarmıştı.Ve savaş başladı.Askerler ateş açmışlardı, takım ise bir oraya bir buraya koşturarak mermilerden kaçıyordu.
Ophelianna siftahı açmış, ilk askeri indirmişti bile.Espanol kılıcıyla üstüne koşan askeri öldürmüştü.Dagger, iki askerin arasıda kalmıştı, kılıcıyla kendini savunuyor, mermileri savuşturuyordu.Bunu gören Melikşah Dagger’e yardım etmek için oraya koştu.O koşarken ATA fırlatma bıçaklarını çıkarmış iki askeri indirmişti bile.Grand’da Ophelianna’ya yardım etmek için hızlıca koştu, ilk önce yerde yatan askerin cesedine bastı ve zıpladı, daha sonra da Dagger’in kılıcından eğilerek kurtulan askerin üzerine zıpladı ve Ophelianna’ya arkadan saldırmayı deneyen askerin üzerine çulladı.Ophelianna arkasını döndüğünde kendisini kurtaran Grand’ın arkasındaki askeri gördü ve kılıcını sapladı.Espanol’un etrafı çevrilmişti.
Espanol-Küçük bir yardım işe yarayabilirdi!
Dagger boşta olduğu için hemen Espanol’a yardıma gitti.Ophelianna, ATA ve diğerleri ise hala gelen askerleri başlarından savmaya çalışıyordu.Melikşah üzerine atılan askere kılıcını sapladı ve Espanol’a yardıma gitti.Diğerleri de işini bitirmiş, Espanol’a yardıma koşuyorlardı.
Artık tüm ekip bir çemberin ortasındaydı ve etrafları birsürü düşmanla çevrilmişti. ATA Grand ve Melikşah savunmada kaldı.Gelen mermileri kılıçlarıyla parçalıyor yada yönlerini değiştiriyorlardı. Ophelianna, Espanol ve Dagger’de askerleri indiriyordu.Dagger kendisini savunan ATA’nın yanından fırladı ve öndeki askeri indirdi, daha sonra yanında duran askere elindeki hançeri sapladı ve üzerine gelen askerin yanından geçerken askerin karnında boydan boya bir yara bıraktı.Bu sırada Espanol Melikşah’ın uzun süre askerleri durduramayacağını fark etti. Hemen koşarak iki askerin arasında geçti ve ikisini de ellendeki iki uzun katanayla yere devirdi, karşındaki askere tekma attı ve katanasıyla kafasını bedeninden ayırdı.Arkasından gelen askerin darbesinden eğilerek kurtuldu ve çevik bir hareketle arkasında döndü, askeri katanasıyla gebertiverdi.Daha sonra katanalarını sırtındaki kınlarına geri koydu ve önündeki askerinden yanında yerde yuvarlanarak geçerken askerin belindeki tabancayı aldı.Tabancayla Ophelianna’nın arkasından gelen askerleri vuruyorken arkasından, soğuk ve sert bir el onu boğazdan yakaladı ve havaya kaldırdı…
Ophelianna bir fırsat bulup Grand’ın yanından ayrıldı ve önündeki askerin boğazını kesiverdi kılıcı Anaklusmos  ile. Daha sonra yanına yaklaşıp onu boynundan kavrayan askerin müsait olmayan bir bölgesine tekmeyi geçirdi.Asker onu bıraktığında arkasına döndü ve askerin kafasını kesti.Onu vurmaya çalışan askerin attığı mermiden son anda sıyrılarak başka bir askeri Anaklusmos  ile tanıştırdı.(;D) En son olarak da kendisini vurmaya çalışan askerin elindeki silahı Anaklusmos  ile parçaladı ve korkudan tir tir titreyen askere “Seni sersem!” dedi. Asker korkuyla arkasına bile bakmadan koşarak kaçtı.
Derken Ophelianna Espanol’u gördü.Rahman onu yakalamıştı ve öldürmeye niyetli gibi görünüyordu.Ophelianna diğerlerine seslendi.
-Ekip, sanırım bir sorunumuz var.
Rahman-Evet, büyük bir sorun, bu sorunun adı da Rahman, tanıdık geldi değil mi?
Dagger-Seni hain!
Melikşah-Neden?Neden bunları yapıyorsun, iyi bir sebebin olmalı değil mi?
Rahman-Bazı şeylerin, hmm… nasıl desem, sebebi olmaz, sebepten daha da ötesi bu.
ATA-Hainliğinin cezasını çekeceksin o zaman Rahman, üzgünüm.
ATA bunu dedikten sonra Rahman Espanol’u bir kukla gibi kenara fırlattı.Daha sonra ATA’nın üzerine doğru koştu ve arkasından yaklaşık bir düzine eğitimli komando geldi.Ophelianna, yeni ayağa kalmış Espanol ve Dagger, komandoları aldılar.Melikşah, Grand ve ATA da Rahman’ı aldı.
Rahman yenilmez gibiydi, sanki master assassindi ve diğerleri yanında acemi kalıyordu.İlk önce üzerine koşan ATA’ya tekme attı, bu tekme ATA’nın karnına saplanmış bir bıçak gibiydi, daha sonra da Melikşah’ın üzerine atıldı,Melikşah ise kendini kılıcıyla korudu.Grand’da fırsatı kullanıp Rahman’ın yanından eğilerek kaydı ve hançeriyle ayağını yaraladı.
Bunlar olurken, Ophelianna ve diğerleri de komandoları alt etmeye çalışıyordu.Ama komandolar fazla eğitimliydi, onlar için bile.
(olay dizisinin bozulmaması için bu kısmı bölüyorum dostlar J)
Arkamıza bakmadan kaçıyorduk.Tek yolumuz buydu, ama ne kadar kaçsakta helikopterler bizi kovalamaya devam ediyordu.3 helikopter de peşimizdeydi, ancak biri daha sonradan katılmıştı taikp ekibine, sanırım bu Phantom ekibini kaybeden helikopterdi.
Hala kaçıyorduk, hiç durmadan, yapabileceğimiz tek şeyi yapıyorduk.En sonunda açık bir binaya girdik, tek katlı bir otoparktı sanki, ama çatısı sağlam değildi.Herhangi bir mermi kolayca buradan girebilirdi.
Sırtımızı duvara yasladık, ne olur ne olmaz diye silahlarımızı da çıkardık ve dinlendik.
Ben-Ne yapacağız, ömrümüzün sonuna kadar kaçamayız, bunu biliyorsun.
Rorschach-Belki helikopterleri indirebiliriz diye düşünüyorum.
Ben-Çıldırdın mı?3’ünü de mi?Tamam diyelim ki ben birini aldım sen birini aldın.3.’yü indiremeden o bizi vurur.
Rorschach-Bende bunu düşünüyorum, ama onları indirmek zorundayız.Peki elimizde neler var?
Ben-Bir bomba var, iki kancamız var, belki tırmanabiliriz, hmm, başka… hançerimiz var, ve fırlatma bıçakları.Bir de senin kılıcın var.
Rorschach-Sis bombası hiç yok mu?Lazım olunca olmuyor.
Ben-Belki büyük çaplı bir sarsıntı dikkatlerini dağıtabilir.Şu önümüzdeki yüksek binayı hatırlıyor musun?
Rorschach-Düşündüğüm şeyi düşünüyorsun.
Ben-Evet.Sanırım, galiba, herneyse… Helikopterler hazır alçalmışken bombayı kullanarak binayı helikopterlerin üzerine devirebiliriz.
Rorschach-Bunun için c4’ler gerekir.
Ben-Bomba derken neyi kastettiğimi zannediyordun?Yoksa şu el bombalarını mı? :D Onlar sadece oyuncak.
Rorschach-Pekala başlayalım, birlikte çıkacağız, 3 dediğimde, 1,2,…3!
Aynı anda bir ok gibi fırlamıştık, karşı binaya helikopterlerin ağır ateşleri altında ulaştık.C4’leri binanın kolonlarına dizdik.Ve uzaktan kumandayı alıp tekrar eski yerimize döndük.
Yeterince yakındı helikopterler, şimdi kendimizi o büyük “BOOOMMMM!!!” sesine hazırlıyorduk. Derken Rorschach düğmeye bastı ve birkaç dakikalığına sağır olduk.Daha sonra ise yıkılan binadan helikopterlerin kafalarına düşen enkazları izlemeye koyulduk.
Bir süre manzaranın tadını çıkardık ama duman yavaş yavaş dağılınca bir helikopterin hala ayakta olduğunu gördük.Hemen B planını başlattık ve kancaları çıkarıp helikoptere tırmanmak için fırlattık.Helikoptere yukarıdaki iki askerin ateşleri altında tırmanmayı başarmıştık.Daha sonra da hemen askerleri indirmeyi denedik.Ben birinin üzerine atıldım hiddenbladelerimle, daha sonra da boğazını kesiverdim, önüme baktığımda Rorschach çoktan diğer askerin işini bitirmişti, kılıcıyla öndeki pilot’un boğazına sarılmış, helikopteri indirmesi için tehdit ediyordu.Aniden korkunç iki sesle irkildik ve geri çekildik, bunlar iki keskin nişancının tüfeğinden gelen seslerdi.
Biz ölelim diye kendi pilotlarını vurmuşlardı, tuhaf ama etkili bir yoldu.Çoktan dengemizi kaybetmiştik ve helikopterin kenarlarında kurumaya bırakılmış bir elbise gibi asılı kalmıştık.
Kendimizi yukarı çekme çabalarımız başarısızlıkla sonuçlanıyordu, biz yukarı çıksak bile helikopter yere çakılacaktı.Birden Rorschach eliyle bir binayı işaret etti, ne demek istediğini anlamıştım.Zamanı geldiği anda, hemen binaya atladık.Helikopterde yere çarpıp patlamıştı, kurtulsak bile yumuşak bir iniş yaptığımızı söyleyemezdik.
Derken keskin nişancıların silahlarından çıkan mermilerin vızıltısıyla kendimize geldik, ayağa kalktık ve hemen bir yere saklandık.Ama iki keskin nişancı arasındaydık, bizi illahaki biri görüyordu.Ben diğer nişancının yerini bulmak için kafamı yavaşça duvarın kenarından çıkardım, bu sırada Rorschach beni geri çekti ve tamda ona bunu yaptığı için bağıracakken yanımdan geçen 2 mermiyi sessizce izledim.


Ophelianna, Espanol ve Dagger, komandolarla iyi baş ediyorlardı, çoktan 3’ünü indirmişlerdi. Ancak Melikşah, Grand ve ATA için bunlar söylenemezdi.Rahman onlarla dalga geçiyor gibiydi.Üzerine atılan ATA’yı boğazından kavradı ve arkasından sözde gizlice gelen Grand’ın üstüne fırlattı, bunu gören Melikşah’ta Rahman’ın üzerine doğru koştu, ancak Rahman hiç yerinden kıpırdamıyor ve bir kütük gibi onu bekliyordu. Melikşah kılıcını kaldırdı ve Rahman’ın üzerine indirdi.Ancak Rahman çoktan kılıcını çıkarmış ve Melikşah’ın saldırısını engellemişti bile, daha sonra da eğildi ve Melikşaha çelme taktı. Grand ve ATA toparlanmıştılar, Rahman’a arkadan saldırdılar, ancak Rahman üzerine atılan Grand’ın karnına sert bir tekme indirdi. Yine de ATA Rahman’ın üzerine atılabilmişti, boğazına sarılmış, bırakmıyordu, o Rahman’ın dikkatini dağıtırken Grand ve Melikşah da Rahmanın karnına yumruklar ve tekmeler atıyordu. Ancak Rahman hiçbirşey olmamış gibi yerinde duruyordu. Sanki terminatör’ün kayıp erkek kardeşi gibiydi.
Ophelianna,Espanol ve Dagger iyi gidiyordu, hızlarını almışlardı ve sadece 6 komando kalmıştı.Ancak biri Dagger’i feci sıkıştırmıştı ve hiç durmadan saldırıyordu.Ophelianna’nın durumu da pek iç açıcı değildi.Bunu gören Espanol, her ne kadar KUKLA gibi fırlatılmış olsada (zuhahahahha) önündeki komandoya kılıcını savurdu ve eğilip kurtulduğu anda üstüne çıktı, oradan Ophelianna’nın arkasındaki komandonun üzerine çullandı.Onu indirdikten sonra gelen komandoya elindeki kılıcı fırlattı ve işini bitirdi. Daha sonra yerdeki hançeri aldı ve Dagger’i sıkıştıran komandonun üzerine atıldı.Bu da Dagger’e komandoyu indirmesi için iyi bir fırsat verdi.Geriye kalan üç komando ise artık sayıları eşit olduğu için, korkudan koşturarak kaçtılar.
Rahman ise 6’ya tek kalmıştı.Grand’ın ilk başta ayağında açtığı küçük yarayla ve kalan 3 komandosuyla tehditler savurarak oradan uzaklaştı.
-----------------------------------------------       
Ben-Ne yapacağız? İki nişancı arasında kaldık!
Rorschach-Bilmiyorum, ama bir şeyler bulsak iyi olur. Yakında buraya bir birlik yollarlar.Etrafına bir bakın.Kullanabileceğimiz bir şey var mı?
Ben-Hiçbirşey yapamayız!Burada kapana kısıldık, sanırım her şey bitecek. Bir nişancının beni öldürmesini hiç hayal etmemiştim.
Rorschach-Fazla umutsuzsun.Hala yaşıyoruz değil mi? O zaman bir umut var.
Etrafı süzerken aniden bir şey fark ettim. İleride bu binanın içine girmemizi sağlayacak bir havalandırma vardı.
Ben-Hey, belki de bir umut vardır.İlerideki havalandırmayı görüyor musun?Belki binaya girip buradan kurtulabiliriz.
Rorschach-Şansımızı deneyelim derdim de, geçen sefer havalandırmalara Ophelianna ve sen sığabilmiştiniz.
Ben-Bir şey yapamayız, sığmayı deneyeceksin koca adam. .)
Rorschach-Zorluk olmadan olmaz tabi, değil mi…
Ben-10 dediğimde çıkacağız.1, 2, 3, 10!!!
İkimizde ok gibi fırlamıştık yine. Hemen açık havalandırmadan içeri atladık.Mermiler ise hemen tepemizden sıyırdı.
Havalandırmanın dik olduğunu bilmiyordum, uzun bir süre boyunca kaydıraktan kayar gibi kaydık.Daha sonra kendimizi bir elbise sepetinin içinde bulduk.
Çıktığımızda tek dua ettiğimiz şey sepetin kirli elbiseler yerine temiz elbiselerle dolu olmasıydı.Görünürlerde kimse yoktu.Kapıyı araladık ve etrafı kolaçan ettik.Burada 2 görevli vardı. Koridorda nöbet tutuyorlardı. Hemen koşarak onların üzerine atıldık ve etkisizleştirdik.Silahlarını aldık.Binanın içinde dolaşmaya devam ettik.Bir kapının başında durduk.Kapı siyahtı ve demir kapıydı.Kilidi içeridendi.Ancak açık gibi görünüyordu.
Rorschach-Burası arka kapı olmalı, hadi gidelim.
Ben-Belki de değildir.Birazcık daha tedbirli davranmalıyız.Çok dikkatsiziz.
Rorschach-Ne zaman yaptığım planlar başımızı belaya soktu?
Ben-Aaaama…Of.Peki, hadi gidelim.
Kapıyı hafifçe açtım.Arka tarafı süzmek için iyice kıstığım gözlerim aniden kocaman oldu.İçeride 10 kadar komando -sanırım- poker oynuyordu.Kafamı hiçbirşeyden haberim yokmuş gibi sağa sola çevirerek etrafı süzdüm.Komandolara gülümseyerek “Hey,şu önde oturan adamın elinde bir blank var!” dedim, yine gülümseyerek solumda, kapının kenarında asılı duran binanın planını aldım ve “Teşekkürler, iyi oyunlar, bet’i bende artırıyorum, eklemeyi unutmayın!” dedim.Daha sonra kapıyı komandoların üstüne çarptım ve Rorschach’a “Sadece koş!” dedim.
Can havliyle koşuyorduk.Komandolar oradan çıkmış, bizi kovalıyorlardı.Binanın alt katlarına indik.Orada boş bir odaya girdik ve kapıyı kapatıp, yere oturduk ve bir süre dinlendik.Derken bir ses duydum, yandaki örtünün altından geliyordu.Rorschach’a belli etmedim, kalktım ve yavaşça örtüye yaklaştım.Örtüyü kaldığımda altındaki kişi aniden fırladı, beni yakaladı ve elindeki hançeri boğazıma dayayıp rehin gibi tutarak Rorschach’a baktı…
------------------------   
Bizim Underground ekibi ise, çoktan askerlerin geldiği çıkıştan çıkmış ve bu yer altı hapishanesinden kurtulmuştu.Hepsi yaşadığı için sevinirken Espanol’un telsizinden gelen, Phantom ekibi üyesi, Blade’in sesi duyuldu:
-Espanol!Ophelianna, cevap verin artık!Orada mısınız!
Espanol-Biz buradayız, ama sesin tanıdık gelmedi, Fear’a tada Black’a benzemiyor yada Altair Ibn La Emir’e.
Blade-Ben Blade Kılıç, Fear ve diğerleriyle çıkışta tesadüfen karşılaştık.Buraya yeni getirilmiştik.Herneyse!Siz iyi misiniz?
Espanol-Biz iyiyiz.Underground ekibinden kayıp yok, ancak herkes sizin yanınızda mı?
Blade-Hayır, sizin ekibinizi saymazsak, powerful ve Rorschach yok.
Espanol-Onları bulmadan gelemeyiz.Olmazsa bizsiz gidin.
Blade-Espanol hayır, Espanol, sakın yüzüme kapatm-Seni koca kafalı inatçı keçi!
Ancak Espanol çoktan telsizi kapatmıştı ve diğerlerine olayı anlatmıştı.
Ophelianna-Peki, onları nasıl bulacağız?
Grand-Rahman bizi yenemedi, onların peşine düşmüştür.Rahmanı bulmalıyız. Şu önümüzdeki binaya girelim.Oradan kameraları tarayıp bulabiliriz.
ATA-Bana uyar. Hadi ekip, onlar olmadan dönmüyoruz.
-----------------------------------   
Rorschach görevliden aldığı tabancayı çıkarmış, beni yakalayan maskeli adama bakıyordu.Pek adam olduğu da söylenemezdi tabi.Sanki Polat Alemdar’ın maskeli haline benziyordu, evet evet aynısıydı.Daha çok maske takmış bir çocuk gibiydi.Rorschach silahıyla nişan almıştı ve onun etrafında dönerek ilerliyordu.Aynı şekilde beni rehin alan artık adam mı desek neyse, o da dönüyordu.
Rorschach’ın gözlerine bakıyordum.Planını anlamıştım.Beni tutan, aniden dönerken duvara değdi, arkasına bakacakken hemen fırsattan istifade ondan kurtulup hançeri aldım ve yer değiştirdik. Şimdi ben onu esir almış gibiydim. Onu Rorschach’a teslim ettim ve aynı Scooby Doo’nun sahnelerindeki gibi suçlunun maskesini açtı Rorschach.Ama burada tek bir sorun vardı.Onu tanımıyorduk.Bu yüzden Scooby Doo’nun sahnelerindeki gibi “Albay Ronald” veya başka başka kuduruk isimler söyleyemedik. Derken yüzünü açtığımız ve artık 13-14 yaşlarında olduğunu fark ettiğimiz çocuk konuşmaya başladı:
-Siz de kimsiniz?Ubisoft ajanlarına hiç benzemiyorsunuz.
Ben-Seni saf akıllı! Zaten onlardan kaçarken buraya geldik.
-Ajanlar beni yakalayıp bu binanın alt katlarındaki bir hücreye tıktılar.Aniden elektirkler gitti ve kapı açıldı.Bende hemen yanımda duran görevliyi halledip hançerini aldım ve burada saklandım, diğerleri beni bulmasın diye.
Rorschach-Peki, sen kimsin?Ben AC1092’den(sanki başka bi gezegenmiş gibi ) Rorschach, bu da Powerfulassassin.
-Siz!Ben Apple Of Eden.Tanıdınız mı?
Ben-Kankamı unutur muyum beaa !
Dedim.Daha sonra ona yaklaştım ve ayağına sert bi tekme indirdim.
Ben-Bu da beni rehin almaya çalıştığın için.

Apple-Bilmeden oldu!
Tam bi kez daha vuracakken Rorschach beni çekti ve “Şuan kavga etme zamanı değil, buradan çıkmalıyız” dedi.
Artık ekibimizdeki sayı artmıştı.Şimdi ise çıkmak için planlara göz atıyorduk.

3
Hala takip eden birilerini görmek ne kadar mutluluk verici anlayamazsınız... Ama hikayede ufak değişimler gerekicek sanırsam. Eski senaryoda bir şeyler eksikti ve ben yokkenki uzun zaman zarfında katılmak isteyenler olmuş. Bir şeyler yapıp hikayeyi düzenlemeliyim. Teşekkürler Rahman :D "Sonunu düşünen kahraman olamaz." .s

4
İlginiz için teşekkürler, dediğim gibi 1 aya kalmaz hikayeyi bitirmeyi düşünüyorum. Hatta bu bayram müthiş oldu. Bu arada herkesin bayramı mübarek olsun... :)

5
Orta Dünya / Ynt: L.O.T.R Caps (GÜLME GARANTİLİ :D)
« : 04 Eylül 2014, 13:37:45 »
Bendede bir tane var. Ama kendim yaptığım için o kadar güzel değil. :D
Spoiler: Göster

Bu Çocuk Benim Mi :D


6
Powerful ban yemiş galiba diye bir yorum dikkatimi çekti, evet ban yemiştim, ama neden bilmiyorum bu hikayenin yarım kalması sinirlerimi bozuyor. Eskisi gibi seri partlar gönderemem, ki eskiden de gönderemiyordum, onun yerine hikayenin tamamını bir kerede yazıp bitirmeyi düşünüyorum. Kim bilir belki 1 ay sonra yayınlamış olurum (Bu arada Türkçe'nin kullanımına özen gösterme konusu, başlığı Türkçe'ye çeviriyorum.) tabi hala takip eden kaldıysa hikayeyi, yarıda bıraktığım için üzgünüm...

-->Bu arada konuyu sabitlediğiniz için teşekkürler (:

7
Hikayeler / Ynt: Hikaye Bölümü Kuralları
« : 12 Mart 2013, 19:21:41 »
İyide sonuçta biz böyle şeylere programlanmadık yani yazarlar için söylüyorum.

   30 günmüş, 15 bölüm fazlaymış, azmış, bunlar daha çok bir kural olması için extra şeyler. Yani çok baskıcı kuralllar anlatabildim mi ?
Katılıyorum, sert kurallar var. Üstelik bir önerim var.Bu iletilerde 50000 karakter sınırını kaldırsak, bu şekilde part sorunu ortadan kalkar, yani, ben artık yorumlara yazıyorum, yetmiyor 50000 karakter.
Ayrıca şu düzenleme süresi.Bence çok yanlış, kaldırılmalı, ya adam zaten eski bi konu açmış, kimse bakmıyo, neyine düzenlicek Allah Allah, saçma bence, gayyettt saçma...

8
Ben demeden kimse kimseyi öldürmüyor lennn , bu ne, 5. partta herkesi gebertiyim isterseniz, cinnet geçireyim, çok iyi olur. ;D

9
Konu eski ama yazacağım,(yoo sadece 6 gün olmuş son ileti yazılalı ;D )
Suikastçı olsaydım...Vallaha kendime yaşardım.Hayatımı yine aynı yaşardım. Diyelim ki sokakta dolaşıyorum ve birşey gördüm.Hırsızlık, gasp vs. vs. neyse gördüysem, hemen müdahale ederim yani, gidipte 2 kişilkli süper kahramanlar gibi olmaycağız ya dostlar. Her ilin her ilçesinde bir suikastçı olaydı benim gibi, suç muç kalmazdı.Hee... birde devletin bize adam doğramamız için belge vermesi gerekir. Yada kapşonu tak, ve pat! Suçlu ölüdür.
Ama yine de anladığım kadarıyla devlet buna izin vermeyecek. Bu yüzden gayet hareketli bir hayatım olurdu.Yani, hayatını devletten kaçarak geçireceksin. Ve durum vahim, yakında Türkiye batar. Batırmaya çalışanlar bizi içerden bölemezlerse -ki inşallah bu bölünme daha da ileri gitmez- büyük liderlere suikastlar başlar. Canlı bombalar vs. vs... Bu suikastları önlemek için yaşardım. Düşünsenize, adamlar her gece bir lidere suikast düzenliyecek. Sen de her gece gidip liderleri kurtaracaksın, ama o mal liderler gidecek seni yakalatmaya çalışacak. Ama yine de yapardım be.Devletim değil mi, vatanım değil mi? Ölene dek korurdum.

Yani yukarıdan anlattıklarımdan çıkaracağımız sonuç, hmm.... kısaca şöyle özetliyim. :D
1)Gündüzleri normal bir vatandaş gibi işimi yapar, eğer sokakta dolaşıyorsam ve hırsızlık vs. gibi olaylar görüyorsam müdahale ederim.
2)Devlet bölünmezse liderlere suikastlar başlar.Bu suikastleri önleyip, liderleri koruyan sessiz bir kahraman olurdum.
3)Tabi... izin yok dimi heryerde adam kesmeye... Devlet bizi yakalatır, bu yüzden kahraman olduğum zamanlarda hayatım hep devletten kaçarak geçer.
Anlayacağınız gibi gizlilikten daha öte bir görünmezliğe ihtiyacım olur. Hatta, ileride bu olursa şehirlerarası suikastçı bağları bile oluşturabiliriz. Düşünsenize, her şehirde benden bir tane...
Bir de en büyük hayalim, şu şeref özürlü bazı yabancı liderlere suikast düzenlemek.Belki bu da gerçek olur.

LAAANNN ÇOK UZUN OLDUUU! ;D ;D ;D ;D ;D ;D

10
Espanol, Ophelianna'yı kurtardın zaten. :D
Rahman, katliyam olcak, ve sende içinde olacaksın, kurbanlarsa.... neyse demicem: :D :D :D :D merak edin, tahmin etmeyi deneyin, görüşlerinize cevap yoktur. Ö.M.'den de sormayın ben ölcem mi diye. :D
Rahman, yardımcı gerekmiyo sana, o ayakbağı olur senin için sadece.
Lan, daha kime ne yazıyım :D
:D

Sayfa: [1] 2 3 ... 44