İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - kaskal

Sayfa: [1] 2 3 ... 23
1




Oyunla ilgili gene uzun soluklu bir röportaj gerçekleştirildi. Resmi Playstation Dergisi İngiltere kolundan haberler var. Ayrıca yakın zamanda başlamış olduğum ve iki sezonunu bitirdiğim Last Kingdom dizisi de tahminimce oyunun pek çok yeri için ilham kaynağı olmuş. Yer yer değineceğim ama zaten dizinin aktörlerinden Magnus Bruun ile erkek Eivor'u seslendirmesi için anlaşıldığını biliyoruz.

- Oyunun ilk sekanslarında ana karakter Eivor, Kadimler Düzeni(Origins ile seriye giren tapınakçıların ilk oluşumu) ile ilgili bilgi edinecek.

- Oyunun dünyasında oyuncuların keşfetmesi için yer alan çok sayıda bilgi var. Evrensel olarak ilk kez ekilmiş bir tohum diyebiliriz.

- Oyun, önceki oyunlardan bilindiği gibi Gizli Olanlar(Hidden Ones) / Kadimlerin Düzeni yani Suikastçılar / Tapınakçılar arasında bir çatışma barındıracak.

- Oyunun tarihinden önce ve sonra geçen diğer Assassin's Creed oyunları ile bağlantıları olacak.

- Saksonlar, Antik Roma kalıntılarını kendi amaçları için kullandılar, bu yüzden oyunda Roma kalıntıları arasında yer alan Sakson kulübeleri (harçla bir araya getirilmiş tek katlı binalar) yer alacak.

- Oyunda parkour için Londra, Winchester ve Jorvìk(York) Sakson şehirleri ve kaleleri bulunacak. Diğer şehirlerde parkour pek mümkün olmayacak.

- Yapımcı takım, hikaye anlatımına vurgu yapmak için daha az karakter kasma ve seviye atlama(Level sistemi kastedilmiyor) hedefliyor.

- Eivor ve klanları İngiltere'ye çıktıktan sonra iki keşif yaklaşımı olacak: Bulunduğumuz konumdan müttefikler bulacağız veya müttefik bulmak için uzağa gideceğiz. (Yani dizide de olduğu gibi ya pagan vikinglerle yağma yapmaya yaşamaya devam edeceğiz ya da Hristiyan veya Pagan İngilizlerle temas kurup onların kültürünü, inancını keşfedeceğiz)

- Baskın yaptıkça ele geçirilen bölgelerde kaynaklar ortaya çıkacak. Bu kaynakları ana yerleşkeye taşıyacak/götürecek, binalar dikecek, tarım yapmaya başlayacağız ve sonucunda yerleşim yeri için ayrı özellikleri olan karakterler ortaya çıkacak. (Demirci, avcı, balıkçı vb)

- İttifak kurmak yabancı bir bölgede savunmasız kalmamıza neden olabilecek ya da bir kuşatma esnasında asker sayımızla birlikte başarı oranımızı arttırabilecek. (Dizide de farklı krallıklar, birbiri ile anlaşan anlaşamayan mevcut. Ve evet aynı şeylere neden oluyor.)

- McDevitt, oyunun anlatı yapısını "taç yaprağı"na benzetiyor. Erkek ve dişi organları korumakla görevli çiçeğin bir kısmı. Rengi, kokusu ve biçimi ile böceklerin dikkatini çekiyor ve tozlaşmaya yani üremeyi sağlıyor. (Bu şu demek; yerleşkemizdeki halkımızı koruyoruz. Eylemlerimiz ve seçimlerimizle düşmanın ilgisini çekiyoruz. İster öldürüyor ister dost oluyoruz ve üremeye devam ederek neslimizi sürdürüyoruz) (Reddit'teki bir girdide E3 2019 videosu için Ubisoft yapımcılarına gösterilen videoda kaçabilmek, savaşabilmek, teslim olabilmek ile ilgili bir bölüm izlediklerini iddia etmişlerdi. Böcekleri kendine çeken taç yaprağı benzetmesi gene burada aynı kapıya çıkıyor.

-  Oyuncu, yerleşim yerinden ayrılıp oyunun dünyasında birkaç saat geçirdikten sonra geri dönmeli, şehrini geliştirmenin yanı sıra halkının sorunları, istekleri, görevleri ile ilgilenmeli. (Dizinin ana karakteri Uthred bunu yapıyor)

- Bazı yan hikayeler, Shakespeare'in beş perde yapısını andırıyor. Karakterle özdeşleşerek bir yan hikayeyi birbiri ile bağlantılı daha fazla yan hikayeye  dönüştürerek oyuncuların tanıştıkları karakterlerin daha fazla yatırım yapmalarına yardımcı olacağız. Onları dinlemek, ilgilenmek, ruhlarını huzura kavuşturmak, yaraları ile ilgilenmek ya da kan davalarına yardımcı olmak gibi..

- Birçok görev veren karakter, görev tamamlandıktan sonra bölgede kalacak bazıları da yerleşimin sakinleri olabilecek.

- Söz konusu görevlerin sonunda karakter kaybolursa, ölürse ya da anlaşmazlık çıkarsa geri dönüşü mümkün olmayacak. (Bu da oyuna onlarca kez baştan başlamamız için bir sebep. Bu sefer farklı kişilerle müttefik olabilir, verilen görevi yerine getirmediysek layıkıyla yerine getirebilir ya da tam tersini seçebileceğimiz çeşitli durumlar yaratmamıza olanak tanıyabilir)

- Yeni sistemli kol üstündeki hidden blade i kullanarak şakalaşmak mümkün olacakmış. (Yani sokaklarda yürüyüp muck muck az daha sokuyordum böğrüne diyebileceğimiz anlamına mı geliyor? :D)

- Oyuncular haritayı, yağma veya ticaret yapılacak yerleri aramak için kullanabilecek.

- Eivor'un gemisindeki tüm mürettebat üyelerinin isimleri ve kişilikleri olacak.(Bu bölüm çok hoşuma gitti) Bu kişilikler, karakterler Assassin's Creed Odyssey'den farklı olarak gemiye yerleştirildikten sonra bile devam edecek. (Acımasız bir viking kumandanıysa her zaman acımasız, vicdanlıysa vicdanlı, kabaysa kaba, nazikse nazik vb)

- Origins ve Odyssey'de yer alan loot sistemi ile toplanan kaynaklar birleşince yeni ve benzersiz silahlar, teçhizatlar kazanılabilir. (Sandıktan çıkan demir ile kaynaktan toplanan bir odun, madeni materyal altın, bakır, gümüş craftlanması gibi)

- Stonehenge ziyaret edilebilir ve oyunda tırmanılabilir yerlerden sadece biri. Oyuncular antik anıtların inşa edilme sırlarını ortaya çıkarabilecek. (Örneğin, Stonehenge'nin taşları çok büyüktür ve insanların kaldırması imkansızdır. Yüksek ihtimal İSU ile bağlantısı var)

- McDevitt diğer dinlerle alay eden vikinglerin hala daha İngiltere'nin putperest tanrılarına ibadet eden kabilelerle tanışabileceğine dikkat çekiyor. Ancak onları bulmak için keşfetmek zorunda kalacaklar. (Dizide buna dair bazı sahneler var. Pagan Briton kabileleri gizliden yaşantılarını sürdürüyor. Oyunun screenshotlarından birinde vücudunda beyaz boyalar olan karakter dizideki Britonlara bire bir benzemekte)

- Mitoloji, oyunda Origins'teki gibi ele alınacaktır. Odyssey'deki; tanrılar insanların inançları ile vardır düşüncesine yer verilmeyecektir.

- Cinematic Trailerda gösterilen Kral Büyük Alfred, hikaye boyunca kendi kişisel yolculuğuna çıkacak. Bir antagonist (ana rakip karakter) olacak ama kötü adam olmayacaktır. (Dizide de aynen bu şekilde anlatılmış. Oyunun Cinematic Trailerında gördüğümüz Alfred birebir dizideki Alfred. Aynı şekilde modellenmiş. Eivor'u Uthred'in bir benzeri olarak görmek mümkün. Kral için görevlere çıkan ve onun değişimini izlerken tapınakçıların tarafına çekildiğine seyirci kalmak ve elden bir şey gelmemesi durumu görülebilir. Ya da Kral için çalışan bir suikastçı olmak ya da olmamak bize bırakılabilir)

Reddit girdilerinden birinde AC:3'teki gibi suikastçı kardeşlerimizin kırmızı urba giyip bizi esir alıyormuş gibi yaptıkları aldatmacalı oyunlara yer verileceğine dair bir yazı okumuştum. Dizide de aynı şekilde Dan yani Viking zırhı giyen Saksonların yağma yaptığını görüyoruz. Tam tersi de oyunda mümkün olabilir. Vikinglerin ata bindiği çok sahne mevcut sanırım at kullanmadıkları bir şehir efsanesi.. Neden Vikings dizisini değil de Last Kingdom'u konsept almışlar derseniz bunun cevabı basit. Popülerliği ile yarışamayacak olmaları ve esas nedeni; döneminin oyunun geçeceği yıldan eski olması. Ancak Last Kingdom 866 yılı ile açılıyor ve 871 yılı ile olaylar tam olarak başlıyor yani oyunun başlayacağı yıldan sadece iki sene önce. Oyun çıkmadan döneme hakim olmak ve kültürler öğrenmek istiyorsanız diziyi izlemenizi öneririm. Uthred, Ezio'ya benziyor ve onun gibi tam bir protagonist..

-kaskal


2


Çok uzun bir aradan sonra yeniden sizlerleyim sevgili 1092 ailesi. Her oyun duyurusundan sonra yaptığım gibi Valhalla için de bir tarihi araştırma yaptım. Oyunun 873 yılında geçtiği haberinden yola çıkarak bu çıkarımlara ulaştım. Sizlere döneme dair Britanya'nın kralları kimlerdi, hangi kabileler hangi bölgelerde yaşamış tarzı bazı veriler sunacağım.



Áed Findliath


İrlanda Yüksek Kralı Áed, İskandinavlara karşı dikkate değer zaferler kazanmıştır. 866'da Lough Foyle'daki Vikingleri yenmiştir ve yerleşim yerlerini talan etmiştir. Aynı yıl anlaşma yaptığı Amlaíb ve Auslie İskandinav kuvvetlerinin büyük bir kısmı ile İrlanda'dan ayrılıp İskandinav-Kelt işbirliği ile İskoçya'daki Piktlere saldırmış ve direniş halinde olan İskandinav üslerinin kökünü kazımaya devam etmiştir. 868'de Áed tekrar İrlandalı rakipleri ve Norse-Gaels koalisyonu ile karşı karşıya kalmıştır. Cell Ua nDaigri Savaşında, çoğu lideri; Uí Neíll'i ve Laigin'i mağlup etmiştir. Aynı savaşta Brega kralı öldürülmüştür. 870 yılında Áed, yeni müttefiki Osraige Cerball'un desteğiyle Leinster'ı işgal etmiştir. (Oyun 873'te birbirleri ile savaş halinde olan parçalanmış krallıkların topraklarında geçiyor) Amlaíb İrlanda'yı 871'de terk etti ve Viking lideri Ímar 873'te öldürüldü. 879'da Áed Findliath, üvey oğlu Flann Sinna tarafından aldatılarak öldürülmüştür.

Flann Sinna


877'de Mide Krallığı'nın tahtına oturmuştur ve üvey babası Áed Findliath'ın ölümünden sonra İrlanda Yüksek Kralı seçilmiştir. Diğer irlanda Yüksek Kralları gibi Yüksek Haçlar adı verilen taştan haçlar diktirmiştir. (Origins'teki Ptolemy heykelleri gibi bu haçları yıkmamız mümkün) Flann, hakimiyeti boyunca İrlanda'nın diğer klanlarına ve Viking yerleşimcilere karşı saldırılar düzenlendi. Askeri yardımlar aldı; bu da müttefiklerinin bazılarının yöntemlerini sorgulamasına neden oldu. Ama onlarla çatışmaktan asla kaçmadı. 887'de Hacı Savaşı'nda Vikingler tarafından yenildi ama bir sürü de zafer kazandı. Flann'ın yanında savaşıp ölenler arasında Connacht Kralı Áed mac Conchobair, Kildare Piskoposu Lergus mac Cruinnén ve Flann'ın kuzeni Uí Néill klanı lideri Donnchad vardı. Aynı yıl, Norse kralı Ímar'ın oğlu Sigfrith bir akrabası tarafından haince öldürülmüştür. Annals of Ulster adı verilen rapor İngiltere'ye ulaştığında Wessex Kralı, Büyük Alfred Dublin'in İrlandalıların eline düştüğünü okur. Bunun ardından Ímar'ın oğlu Amlaíb 897'de öldürülmüştür. Flann'ın kız kardeşlerinden biri İskandinav-Gael liderlerinden biri ile evlendirilir ve düğün günü bir saldırıya uğrarlar. Gizlenmiş on beş sakallı genç adam düğündeki şeflere saldırır.( Áed Findliath'ın oğlu Domnall'ın Mide'ye baskın düzenlediği düşünülmektedir) Flann Sinna'nın daha sonra damadı ve oğlu Máel Ruanaid da öldürülmüştür. Flann sonra Osraige Cerball'a da saldırmıştır. 913 914 arası Flann ve oğlu Donnchad ile güney Brega'ya baskın düzenlemiş ve birçok kiliseyi yakmıştır. Niall Glúndub ve Flann'ın oğlu Óengus arasında savaş patlak vermiştir ve Óengus ağır yaralanmıştır. Flann, oğulları Donnchad ve Conchobar'ın isyan ettiklerine şahit olduktan sonra Niall Glúndub'u varisi olarak adlandırmıştır. 916 yılında da ölmüştür.

İmar


Bir Viking lideri. Lochlann kralı Gofraid'in oğlu. İrlanda ve İskoçya'da yerleşim yerleri kurmuştur. Auisle ve Amlaíb Conung kardeşleridir. Başka bir Viking lideri Halfdan Ragnarsson, bazı bilginler tarafından başka bir erkek kardeş olarak kabul edilir. Krallıklarının nüfuzunu genişletmek için birkaç İrlandalı liderle savaşmıştır. 864 ve 870 yılları arasında İrlanda'da kayıtı bulunmamaktadır. 870 yılında Strathclyde krallığındaki Dumbarton Kalesi, İmar ve kardeşleri tarafından ele geçirilmiştir. Bazı akademisyenler Ímar'ın, İzlanda sagasında efsanevi Viking Ragnar Lodbrok'un üçüncü karısı Aslaug'dan olan en büyük oğlu Büyük Heathen Ordusu'nun Viking komutanı olan Kemiksiz Ivar olduğunu düşünüyorlar. (Vikinglerin gruplarını ifade etmek için Dubgaill (karanlık yabancılar) ve Finngaill (adil yabancılar) terimleri kullanılır. İlki Danimarkalıları diğeri Norveçlileri temsil eder.) 870 yılından sonra Ivar'ın da kayıtlarda adı bulunamamaktadır. 865 yılında Doğu Anglia'yı işgal eden Büyük Heathen Ordusu da bu iki Ivar arasındaki bağlantıyı destekler niteliktedir. (Oyun bize nasıl bir şey sunacak bilemiyoruz ancak Eivor'un İvar çıkmamasını diliyorum) İmar, 873'te ölüyor ve Dublin , Isle of Man , Western Isles , Orkney dahil olmak üzere kuzey ve batı İskoç kıyılarının büyük bölümünde ayrıca Argyll , Caithness ve Sutherland'de "Tüm İrlanda ve Britanya'nın Viking Kralı" ünvanı ile anılıyor. (Fragmanda gördüğümüz ölen kişi İmar olabilir)

Halfdan Ragnarsson


Bir Viking lideri ve İngiltere'nin Anglo-Sakson krallıklarını işgal eden Büyük Heathen Ordusu'nun komutanıydı. Ragnar Lodbrok'un altı oğlundan biriydi. Diğerleri Björn İronside, Kemiksiz İvar, Yılan Gözlü Sigurd, Ubba ve Hvitserk'tü. Hvitserk'den bahseden herhangi bir kaynaktan bahsedilmediği için Halfdan'ın o olduğuna dair bazı söylentiler vardır. 866'nın sonlarında ordu Northumbria'nin zengin kenti York'u fethetti. Ertesi yıl Kral Aella ve Osberht şehri geri almak için askeri bir ittifak yaptı. Saldırıda yenildiler ve ikisi de öldü. Belirgin bir lider olmadan Northumbria yönetilemezdi. Danimarkalılar kendilerine bir kukla buldu. Kral Ecgberht.. Vergi topladı ve hükmetti. Daha sonra Ordu güneye taşındı ve kışı geçirdikleri Nottingham kasabasını ele geçirerek Mercia Krallığını işgal etti. Mercia kralı Burghred , Batı Sakson Kralı Æthelred ile ittifak kurarak vikinglere karşılık verdi ve eşit kuvvetlerle kasabayı kuşattılar. Şehri ele geçiremediler ve Danimarkalıların York'a çekileceği bir anlaşma yapıp burada bir yıl boyunca kaldılar ve daha fazla saldırı için güç topladılar. Danimarkalılar bu sefer fetih amacıyla 869'da Doğu Anglia'ya döndüler. Kış boyunca orada kalmak niyetiyle Thetford'u ele geçirdiler , ancak Doğu Anglien ordusu tarafından karşılandılar. Doğu Anglien ordusu yenildi ve komutanları ile birlikte Doğu Anglia Kralı Edmund öldürüldü. İrlanda'da Halfdan, Ordunun ana komutanı oldu ve 870'de Wessex'i istila etti. Bagsecg liderliğindeki Büyük Yaz Ordusu'nun bir parçası olarak İskandinavya'dan çok sayıda Viking savaşçısı geldi. 8 Ocak 871'deki Ashdown Savaşı da dahil olmak üzere Batı Saksonlarıyla dokuz kez savaştı. Batı Saksonlar yenilmedi ve Halfdan yeni taç giydiği Wessex kralı Alfred'in ateşkesini kabul etti. (İşler burada kızışıyor gibi görünüyor değil mi?) Ordu, kuşatılan Londra kasabasına geri çekildi ve 871/872 kışını orada geçirdi. Paralı asker lideri Halfdan, 872 sonbaharında ordu ile birlikte kukla Ecgberht'a karşı bir isyan bastırmak için Northumbria'ya döndü. Ancak ordu kuzeye hareket ettiğinde Mercia ile savaşa girmek zorunda kaldı. 874'te Mercia'yı fethetti, Mercia Kralı Burghred görevden alındı ​​ve yerine Danimarka-kuklası naip Ceolwulf getirildi. Wessex ile mücadeleye devam ettiler. Halfdan, Piktler ve İngilizlerle savaşmak için kuzeye Strathclyde Krallığına gitti. İrlanda'da kalmadı 876'da o ve kuvvetleri Northumbria'ya döndüler ve kuzeydeki Anglia yönetimi altında olan eski Deira Krallığı'nın bölgesine yerleştiler. 876'da "Jorvik'in Kralı"(York) ünvanını aldı. Halfdan, Dublin'deyken yönetim de kendisi de güvende değildi ve York'tayken görevden alındı. 877 yılında şehri yeniden ele geçirmek için İrlanda'ya döndü, ancak "Fair Heathens" ordusuyla karşılaştı. İrlanda'da en uzun süre Viking nüfusu olarak kabul edilirler. Halfdan'ın kuvvetleri, karanlık yabancılar ile birleşti ve Strangford Lough Savaşına katıldılar. Ancak Halfdan bu savaşta müttefiği Pikt Kralı Causantín mac Cináeda ile birlikte öldürüldü.

Björn İronside


İsveç kralı ve ünlü Viking savaşçısı Ragnar Lodbrok'un oğlu. 9. yüzyılda yaşamıştır, Munsö Hanedanının kurucusudur. Güçlü bir Viking komutanı ve denizci olan Björn, Fransa'nın içlerine doğru yapılan viking saldırıları geleneğini devam ettirdi. 860 yılında büyük bir donanmayla Akdeniz'e çıktığı bilinmektedir. İspanya kıyılarını yağmalayıp Cebelitarık'tan içeri girerek Fransa'nın güney sahillerine saldırmıştır. Kışı burada geçiren donanma İtalya'ya doğru yola devam etmiş, Pisa kentine saldırarak burayı ele geçirmiştir. Koruyucu babası Hastein ile birlikte iç kısımlara doğru ilerleyen Björn, Roma sandığı Luna kenti duvarlarına ulaşmış ancak surları aşamamıştır. Kenti ele geçirmek için çeşitli entrikalar çeviren Björn sonunda amacına ulaşır.(Hastein hasta numarası yaparak Piskoposun onları içeri almasını sağlar ve kapıları içeriden açtıktan sonra viking savaş partisi ile birlikte şehre saldırırlar) Ayrıca Luna'nın Sarazenler tarafından yağmalandığı da biliniyor. Daha sonra Sicilya ve Kuzey Afrika kıyılarını da yağmalar. Dönüş yolunda ise Cebelitarık'a gittiğinde yolunun müslüman donanması tarafından kesildiğini görür. Endülüs kuvvetleri tarafından düzenlenen sürpriz baskınla 40 gemisini kaybeden Björn özellikle Rum Ateşine çözüm bulamaz. Filonun kalıntıları geride bırakılır. Bu hesapta bazı tarihsel zorlamalar var. Hastein, Björn'den sonra çağdaş kaynaklarda ortaya çıkıyor ve koruyucu babası olmak için öldüğünde 80'li yaşlarında oluyor ancak çağdaşları, Normandiya Kralı Viking Rollo ve Norveç Kralı Harald Fairhair ile karşılaştırıldığında çok da imkansız olmadığı ortaya çıkıyor. (Ne dersiniz ömürlerinin uzamasını sağlayan mistik bir şeyler mi biliyorlar yoksa?) Donanmasının kalan kısmı İskandinavya'ya döner, Björn de hayatının geri kalan kısmını zengin bir kral olarak devam ettirir.

Büyük Rhodri


Galler Kralı. Rhodri, Cunedda'nın erkek soyunun yok olması üzerine Gwynedd'de hak iddia eden Merfyn Frych'un oğluydu. Ceredigion Kralı Gwgon'un kız kardeşi ile evlendi. 870 yılında Gwgon vikinglerle savaşırken Llychwr Nehrinde boğuldu. (Ya da Rhodri'nin bir parmağı olabilir) Rhodri vikinglere karşı iki zafer kazandı. İlki  872'de Bangolau'da  Anglesey Vikinglerini mağlup etti. İkincisi de 873'deki Pazar Savaşıdır. 877 yılında Rhodri ve kardeşi Saxson Gwriad öldürüldü. Rhodri, topraklarını kendi aralarında paylaşmak için en az dört oğul bırakarak öldü. Oğlu Anaraut Gwynedd kralı oldu.

Anaraut


Büyük Rhodri'nin en büyük oğlu Anaraut ve kardeşleri Cadell ve Merfyn, Gal Üçlüsü tarafından Britanya Adasının Üç Diademli Prensleri olarak biliniyordu. Kalan küçük Galler krallıklarının yöneticilerine karşı birlikte çalıştılar. Cadell daha sonra bölgesini güçlendirmek için kardeşi Merfyn ile anlaştı. Anaraut, Mercia saldırılarına karşı kendini korumak amacıyla York'ta Danimarka kralı ile ittifak yaptı. Bu ittifakın tatmin edici olmadığı kanıtladıktan sonra , Wessex'in Kralı Büyük Alfred'i ziyaret ederek anlaştı. Saksonlardan onurlu sözler ve hediyeler aldı. Anaraut 894 civarında eski Danimarkalı müttefikleri tarafından saldırıya uğradı ancak Anaraut'un yeni Sakson müttefikleri, 894 yılında Danimarkalıların baskınını püskürtmesine ve gelecek yıl Cadell'in Ceredigion ve Ystrad Tywi'deki topraklarını tahrip etmesine yardımcı oldu. Anaraut 916 yılında öldü.

Áed mac Cináeda


877'den sonra Pikt Circenn Kralı. Viking akıncıları Pikt topraklarına anarşi getirmiş ve Áed egemen olduktan sonra da yağmalamaya devam etmişlerdir. Giric mac Dúngail, viking istilalarından dolayı doğuya kaçmıştır ve bu sırada Áed mac Cináeda ile yolları kesişmiştir. İskoçya'da tahta geçince Giric tarafından öldürülmüştür.

Guthfrid


883'de Hardacnut'un oğlu Guthfrid, beklenmedik bir yolla Northumbria tahtına geldi. Doğuştan köle bir çocuk olarak Büyük Viking Ordusu'nda hizmete girdi ve Edington'dan sonra Northumbria'ya yerleşen vikinglerin arasındaydı. Carlisle Manastırı'ndan keşiş Aedred, Northumbria'daki kralsız savaşçılara yardım etti. Saint Cuthbert'in, Guthfrid'in kral olarak atanmasına karar vererek Guthfrid'i adıyla atadı. Kalan Vikingler bu aziz ünvanından etkilenmiş olmalı. Vaftiz edildi ve uygun şekilde taçlandırıldı. Tyne Nehri ve Wear Nehri arasındaki topraklar ona verildi. İskoçlara karşı büyük savaşlara girdi. 894 ya da 895'te 24 ağustos Aziz Bartholomew gününde öldü.

Ecgberht


803 yılından 839 yılındaki ölümüne kadar Wessex kralı. Babası Kentli Ealhmund'dur. Torunu Büyük Alfred. 780'li yıllarda Mercia kralı Offa ve Wessex kralı Beorthric tarafından sürgüne gönderilmiş, Beorhtric'in ölümü üzerine 802 yılında ülkesine dönüp tahta geçmiştir. Saltanatının ilk 20 yılına dair çok az şey bilinse de Mercia'ya karşı Wessex'in bağımsızlığını koruduğu bilinmektedir. 825 yılındaki Ellandun Muharebesinde Mercia kralı Beornwulf'u yenerek Mercia üstünlüğüne son vermiştir. (Karşımıza çıkacak Beowulf destanı ile bir ilişki kurulabilir) 829 yılında Mercia kralı Wiglaf'ı yenip ülkesinden uzaklaştırmış, kısa bir süre de olsa Mercia'ya hükmetmiştir. Northumbria kralına hakimiyetini kabul ettirmiştir. Bu dönem için Anglo-Sakson Kronolojisinde onun için bretwalda denilmektedir. Egbert'in ardından tahta geçen oğlu Æthelwulf döneminde güneydeki Wessex hakimiyeti pekiştirilir. Egbert 830 yılında daha önce Mercia'nın hakimiyet alanında bulunan Galler bölgesini kontrol altına almak için bölgeye sefer düzenler. Kronolojide 830 yılında Wiglaf'ın yeniden Mercia kralı olduğu yazılır, bunun anlamı Wessex hakimiyetine karşı bir ayaklanmanın başlatıldığı ve bu ayaklanmanın başarılı olduğudur. Egbert'in bölgedeki tek adamlığı Wiglaf'ın yeniden iktidara gelmesiyle son erer. Middlesex ve Berkshire'da iktidarını pekiştiren Wiglaf'a ait 836 tarihli beyanname günümüze ulaşmıştır. Wessex'in hızla yükselip bu egemen konumunu koruyamamasının sebepleri tarihçiler tarafından araştırılmıştır. Bu dönemde kıta Avrupasındaki Frankların desteğinin belirleyici olduğu bilinmektedir. Karolenj İmparatorluğu'nun Egbert tahta çıkarken verdiği desteği Northumbria kralı Eardwulf'a da verdiği düşünüldüğünde İngiliz iç siyasetinde Frank etkisi belirleyici olmuş olabilir. Özellikle 830'lu yıllarda Dindar Ludwig'in iç savaşla başa çıkarken İngiltere'yle ilgilenememiş olması muhtemeldir. Bu durumda Doğu anglia, Weesex ve Mercia dış yardım olmaksızın kendi güçlerine dayanarak bir denge konumuna gelmiş olabilir. Etkisi kaybolmuş olsa da Egbert'in Anglo-Sakson İngiltere siyasi arenasındaki değişim etkisi belirleyici olmuştur.Kent ve Sussex artık bağımsız krallıklar olmaktan çıkmıştır.

Bardr


873'te babasının vefatından sonra tahta geçti ve şiddetli bir gurur duygusuyla hükmetti. Askeri kaslarını birkaç kez esnetti ve Gael'de yaşayan barbarlara Lough Ree adalarına Shannon Nehri üzerinde, diğer hedeflerin yanı sıra baskınlar yaptı. Babası Imar'ın ölümünden sonra Dyflin'i kuzeni Oistin'in yakın danışmanıyla yönetti. 875'te Oistin, kişisel zafer arayışından birkaç yıl önce Büyük Viking Ordusunu bölen Ragnar'ın kendisiyle aynı yaşta oğlu olan Halfdan Ragnarsson tarafından öldürüldü. Bu Halfdan'ın Dyflin krallığını kendisi için güvence altına alma çabalarının bir parçasıydı ve şehri iki yıl sonra zorla alma çabasına girilecekti. Bardr, Áth Cliath'tan büyük bir filoyla batıya doğru denize açıldı ve yer altı mağarası olan Ciar halkı tarafından hazineleri saklanan Ciarraige Luachra'yı yağmaladı. Dublin'i geri almaya çalışırken "Adil Yabancılar" ın lideri olarak bilinen Bardr 873'teki ölümüne kadar "sonsuza dek topal kalacak şekilde" yaralanır.

Alfred


Wessex Kralı Alfred Æthelwulf'un en küçük oğlu. Alfred, 4-5 yaşlarındayken babası tarafından Roma’ya Papa IV. Leon’un yanına gönderildi. Papanın koruması altında yetişen Alfred, ilk kez kardeşi Edthelred’in krallığı döneminde onun yardımcısı olarak ortaya çıkmıştır. Danimarkalı Vikingler'e karşı yapılan savaşlarda kardeşinin yanında yer aldı. Tüm Krallıkları tek bir bayrak altında birleştirmek için "Büyük Alfred' adını almıştır. Alfred, Danimarkalı Vikingleri komşu Mercia Krallığı'ndan(Mierce) püskürtmek amacıyla ilk Wessex Kralı (Batı Seaxe) kardeşi Edthelred'i desteklediğinde 868'de ilk önemli askeri mücadelesini üstlendi. Bu görev başarısız oldu ve kardeşler görünüşte durdurulamaz Büyük Heathen Ordusuna karşı vatanlarını savunmak zorunda kaldılar. Zorlu ve kanlı bir savaştan sonra Wessex'i 871'de Ashdown Savaşı'nda zafere götüren, Vikingleri bir yamaç saldırısına yönlendiren belirleyici bir lider olarak ününün ilk temellerini attı. Ertesi yıl, daha sonra Danimarkalıların saldırılarında ölümcül yaralardan ölen kardeşi Edthelred'in yerine geçirilmek istendi. Anglo-Saksonlar, Alfred'in Ashdown'daki olası zaferine rağmen Wessex Kralı olmasını istemiyorlardı. 21 yaşında bir savaş gazisi olan Alfred, düşmanlarına karşı gerilla savaşına devam etti. Somerset Düzlüğü'ne çekilmekten başka seçeneği yoktu. Müstahkem bir üs inşa etmek, Danimarkalılara kafa tutabilecek orduları hazırlamak için destek bekledi. Arazi bilgisini ve savaş stratejisini de kullanarak Edington Savaşı'nda Danimarkalıları tekrar yendi. Alfred onları Chippenham'daki kalelerine kadar takip etti ve kalelerini kuşattı. On dört gün sonra Danimarkalılar açlıktan öldü ya da korkudan akıllarını kaybetti.(Abartınız İngilizler) Bu beklenmedik zafer alemi birleştirmek için kesinlikle çok önemli olacaktı. Alfred, ordusunu güney İngiltere'deki nüfuzlu krallıklarla birleştirdi ve Britanya'nın parçalanmış krallığını bölmeye devam eden aç ve hırslı akıncılara karşı sağlam durmaya hazırdı. Vikingler ile bir anlaşma yaptı ve İngiltere'nin kuzeyinde Danelaw olarak bilinen şeyi yarattı . Alfred ayrıca Viking lideri Guthfrid'in Hıristiyanlığa dönüşümünü de denetledi. Hayatı boyunca yanında çalışmalarını ve eylemlerini not eden Welsh alimi ve Sherborne Piskoposu Asser vardı. (Trailerda karşımıza çıkan Piskopos olabilir) 878, Anglo-Sakson krallıklarının tarihinin nadir bir parçasıydı. Diğer tüm krallıklar Vikinglere yenik düşmüştü lakin Wessex tek başına hala direniyordu. 881'de Alfred, açık denizlerde dört Danimarka gemisine karşı küçük bir deniz savaşı verdi. Gemilerin İkisi yıkıldı ve diğer ikisi Alfred'in güçlerine teslim oldu. 883'te Kral Alfred, desteği ve Roma'ya sadaka bağışlaması nedeniyle Papa Marinus'tan bir dizi hediye aldı. (Trailerdaki Papalık muhafızları olabilir) Marinus'un Kral Alfred ile olan dostluğu nedeniyle, papa Roma'da yaşayan tüm Anglo-Saksonlara vergi veya haraçtan muafiyet verdi. 886'da Alfred Londra şehrini yeniden işgal etti. Londra'nın restorasyonu ile 890'ların başında Danimarka'nın büyük çaplı saldırılarının yeniden başlaması arasında Alfred'in saltanatı oldukça olaysızdı. 880'lerin sonlarındaki göreceli barış, Alfred'in kız kardeşi Æthelswith ile 888'de Roma'ya giderken gölgelendi. Aynı yıl Canterbury Başpiskoposu da öldü. 892 veya 893 sonbaharında Danimarkalılar tekrar saldırdı. Anakara Avrupa'daki konumlarını güvencesiz bulduklarında, iki bölüm halinde 330 gemide İngiltere'ye geçtiler. Eşlerini ve çocuklarını da beraberlerinde getiren Danimarkalılar karaya yerleşmeye başladı. 893 veya 894'te Alfred, her iki gücü de gözlemleyebileceği bir pozisyon aldı. Hastein ile görüşürken Appledore'daki Danimarkalıların olayı patlak verdi ve kuzeybatıya çıktılar. Alfred'in büyük oğlu Edward'ı yakaladılar. Wessex'e karşı fidye olarak kullandılar. Alfred, Northumbria ve Doğu Anglia Danimarkalılarının Exeter'i ve Kuzey Devon kıyısında isimsiz bir kaleyi kuşattığını duyduğunda oğlunun Thorney'de salındığına inanmıştı. Alfred hemen batıya doğru yöneldi. Exeter Kuşatması'na son verdi ancak Kuzey Devon kalesine ne olduğu bilinmiyor. 894 veya 895'in başlarında yiyecek eksikliği Danimarkalıları Essex'e bir kez daha baskın düzenlemeye zorladı. (Oyunda erzak ya da kaynak bittiğinde bu krallıklara baskın düzenlemek zorunda kalacağız) Yıl sonuna kadar Danimarkalılar gemilerini çekti.  Danimarka hatlarına önden saldırı başarısız oldu ancak yıl içinde Alfred, Danimarka gemilerinin çıkışını önlemek için nehrin engellenmesinin bir yolunu buldu. Ertesi yıl 896 (veya 897), mücadeleden vazgeçtiler. Bazıları Northumbria'ya , bazıları Doğu Anglia'ya çekildi. İngiltere'de bağlantısı olmayanlar kıtaya döndü. Asser, Alfred'in yabancı güçlerle olan ilişkilerinden çok söz ediyor, ancak çok az kesin bilgi mevcut. Kudüs patriği III. Elias bunlardan biri. Prusya ile olan bağlantısından da söz ediliyor. Alfred 26 Ekim 899'da 50 ya da 51 yaşında öldü. Öldürüldüğü düşünülmese de hastalıktan olduğu biliniyor.



Devam edecek..

3


Toplanın! AC: Valhalla'dan yeni haberler

Geçtiğimiz günlerde oyunla ilgili "serinin en büyük oyunu olmayacak" denmişti. Çoğu arkadaşımız da bunu harita kapsamında değerlendirmişti. Biz ise hikaye odaklı düşünmüştük. Ancak oyunun yapımcılarından Julien Laferrière ile yapılan son röportajda oyunun haritasının Odyssey'in haritasından büyük olacağı belli oldu. Laferrière, Britanya'yı bütünüyle tasarlamakla kalmadıklarını bir de Norveç'in büyük bir bölümünü oyuna koyduklarını belirtti. Hikaye ile ilgili net bir açıklama yapılmamış olsa da gelen yeni haberler oyunun uzunluğu ile ilgili bize aşağı yukarı bir şeyler anlatıyor.

- Oyunda çok derin bir hikaye anlatımı olacak. Ülkenin farklı bölgelerinde farklı yaptırımlar uygulanacak. Farklı inançlar, farklı yaşam biçimleri olduğu için oyun kültürel çeşitliliğe sahip olacak. Bu, bazen isteğe bağlı içerik olarak oyuna yansıtılacak.

- Oyunda zincirleme görevler, özelleştirme seçenekleri, baskın partileri ve beceri ağacı bulunacak.

- Eivor üç ayrı beceriye göre geliştirilecek ancak diğer oyunlardaki gibi Assassin, Warrior ve Hunter olacağına dair bir açıklama yapılmadı.

- Eivor'un diğer oyunların ana karakterlerine göre daha farklı bir kişiselleştirme menüsü olacak. Karakterin acımasızlığı, nezaketi ya da adalet anlayışı oyuncuya bağlı olacak.

- Oyunda erkenden Norveç'ten ayrılacağız.

- İnşa ettiğimiz yerleşkemizde balık tutabilecek, avlanabilecek, uyuyacak ve savaş lordları ile konuşabileceğiz.

- Ardında etkileyici, tarihi, efsanevi ya da destansı hikayeler barındıran zorlayıcı bulmacalar olacak.

- Yan görevler tamamlanmadan da oyunun ana hikayesi bitirilebilecek.

- Yirmi beş benzersiz düşman çeşidi vaat ediliyor. Oyuncular minyon ve seçkin düşman çeşitleriyle karşılaşacaklar.

- Hidden Blade'in zamanlama sistemi olacak. Çok zor bir düşmana doğru zamanlama ile tek atılabilecek.

- Hem binek hayvanımız hem de gemimiz olacak. (İkisini de istediğimiz zaman çağırabileceğiz.) Oyuncular gemiye sinyal vermek için nehirlere yakın olmak zorunda kalacaklar. Gemi geldiğinde mürettebat atlayıp bizimle birlikte savaşacak. Drakkar özelleştirilebilir olacak.

- Kabileden sekiz kişi Drakkarda(Gemide) oyuncuyu takip edecek. Bunlar NPC, yan görev tamamladıktan sonra yanımıza aldığımız karakterler ya da oyuncunun kendi yarattığı Viking paralı askerleri mürettebatımız olacak.

- Gemi ile kıyı boyunca hareket edip haydut kamplarına, klanlara baskınlar düzenleyebileceğiz.

- Oyun karanlık çağlarda geçtiği için Neolitikler, Saxonlar ve Romalılar tarafından inşa edilmiş bir dünya sunacak ve bununla birlikte Britanya ve Norveçte hizipler, klanlar ve ordular yer alacak.

- Konsol için; oyunun kontrolleri Odyssey ve Origins kontrol şemasına benzer olacak.

- Önceki oyunlara göre çok daha farklı geliştirilebilir yaylarımız olacak. Oyun Eivor'un yayını geliştirmek için oyuncuyu kaynak bulmaya zorlayacak.

- Sosyal gizlilik geri geliyor.

- Kadın veya Erkek Eivor olarak oynamak oyun deneyimini değiştirmeyecek

- (En güzel haberi sona sakladık) Laferrière yarattıkları devasa dünya dışında gizli dünyaların da oyunda yer alacağını söyledi. Tabi burada Valhalla'yı mı kastediyor yoksa topraklarında farklı Cennet Parçaları barındıran ülkelerin belli yerleri mi kastediliyor bunun cevabını oyunculara bırakıyor.

Biz biliyoruz ki Vikingler zamanında İspanya, Afrika, Rusya, Istanbul gibi yerlere seyahat ettiler hatta tarihte ilk kez Amerika'ya ayak basan kaşifler oldular. Helix görevi ya da günümüz senaryosunun bir bölümü olarak karşımıza çıkmaması için hiçbir sebep yok.

4


Gamespot ile yakın zamanda yapılan bir röportajda #AssassinsCreed hikaye yönetmeni, Darby McDevitt, oyunun hayranlarının uzun zamandır beklediği ve takdir edebileceği birkaç bilgiden bahsetti:

Bir düzine oyun çıkaran AC serisinin Valhalla oyununda geçmiş oyunlarda neden antik üçleme yoluna gidildi, ne hedefleniyordu gibi sorulara cevap bulacağız. Oyuncu duygusal anlar yaşayacağı anlarla karşı karşıya kalacak. Tüm AC oyunlarının hikayeleri tek bir hikaye altında birleşecek.

Tüm oyunların bağlantısını ucuz bir şekilde veya bir easter egg ile göstermeyeceklerini belirten McDevitt oyun ekibinin tüm evreni birbirine bağlamaya çalıştığını ve bu konuda çok hassas olduklarını belirtti. Böylece, Valhalla sadece Odyssey hikayesinin devamı değil, aynı zamanda şimdiye kadar gelinen nokta için "gerçekten iyi bir cevap" olacak. Ancak son Assassin's Creed oyunu olmayabilir.

McDevitt ayrıca, Yaratıcı Yönetmen Ashraf İsmail ile birlikte, RPG yönleri, seçimler ve sonuçlar gibi yapılan en son eklemelerin, kurulan atmosfere gerçekte nasıl uyabileceğini çok düşündüğünü de söyledi. Hayranları sadece memnun etmeyeceklerini, aynı zamanda oyunda göreceklerinden de etkileneceklerini belirtti.

Gelen ana bilgiler ise şu şekilde:

- Eivor'un "gümüş dili" istediği şeyi elde etmek için şiddet kadar etkili olacak

- Eivor'un uzun gemisi bir Drakkar (https://en.wikipedia.org/wiki/Longship#Drakkar)

- Eivor bir lider olacak, espri anlayışına sahip olacak ve serinin diğer oyunlarının başlangıcındaki ana karakterlere göre biraz daha yaşlı olacak.

- Eivor oyunda "Tabula Rasa" karakteri olmayacak. Oyundaki seçimler her zaman karakterin kişiliği tarafından verilen "olası kararları etkileyecek"

- Oyundaki İskandinav mitolojisinin yönünü tartışan McDevitt, "Topraklı bir yaklaşım benimsemek istedik, ancak bu kültürü meşru olarak bu şeylere inanan insanlar olarak tasvir etmek istedik" dedi.

- Oyun ayrıca, Eivor'un Suikastçıların ve Tapınakçıların bin yıllık savaşlarında evrilerek nasıl "önemli bir rol" oynadığını da anlatacak.

- Oyun, İngiltere'de 400 ile 500 yıl önce Romalılar tarafından yapılan Roma kalıntılarını ve harabelerini içerecek.

Bu ifadeler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yapılan açıklamalar sizde ne gibi hisler uyandırdı? Tüm oyunların tek bir noktada bağlanacak olması heyecan yarattı mı? Bizimle paylaşırsanız seviniriz.

5



İlk Hidden Blade'in hikayesine tanık olacağımız Legacy of the First Blade traileri yayınlandı. DLC'nin kendi RPG tabanlı senaryosu dışında açık dünyaya da büyük etki ettiğini belirtelim. Perslerin işgal ettiği denizler, garnizonlar, polisler ile dolu bir Yunanistan hayal edin. Hikaye üç episode şeklinde sunulacak. İlk episode 4 Aralık'ta.




6
Assassin's Creed Odyssey / MARKOS
« : 23 Eylül 2018, 21:06:40 »


Ailemiz tarafından reddedildikten sonra, yaşam mücadelesi veremediğimizde, yorgun bir şekilde açlıktan bitap düşmüşken bizi bulup yetiştiren kurnaz, akıllı ve biraz da yalancı olan kişidir.

7



Evet AC1092 okurları bu konumuzda AC evrenindeki karakterleri Türk oyunculara benzeteceğiz. Sizin de benzettiğiniz oyuncu varsa bizimle paylaşırsanız seviniriz.


Federico Auditore - Emre Altuğ


 

Francesco de Pazzi - Cahit Gök



Leonardo da Vinci - Fethi Kantarcı


Giovanni Mocenigo - Emre Kınay


Carlo Grimaldi - Zafer Algöz


Juan Borgia - Osman Gidişoğlu


Antonio de Magianis - Mehmetcan Mincinozlu


Silvio Barbarigo - Reha Özcan


Dante Moro - Yavuz Bingöl


Nicolaus Copernicus - Kaan Urgancıoğlu


Bartolomeo d'Alviano - Erkan Can


Emilio Barbarigo - Metin Çekmez


Uberto Alberti - Saim Alpago


Checco Orsi, Ludovico Orsi - Sarp Apak - Kerim Ilgaz



Mario Auditore - Bülent Emin Yarar


Stefano da Bagnone - Tuncel Kurtiz


Vieri de Pazzi - Küçük Emrah


Giovanni Auditore - Erdal Beşikçioğlu


Francesco Salviati - İlker İnanoğlu


Jacopo de Pazzi - Kamer Sadık


Marco Barbarigo - Haluk Bilginer


Lorenzo Medici - Memduh Ün


Giuliano Medici - Burak Serdar Şanal


La Volpe - Musa Uzunlar


Antonio Maffei - Sarp Akkaya


Niccolo Machiavelli - İbrahim Çelikkol


Rodrigo Borgia - Ahmet Mümtaz Taylan


Cesare Borgia - Engin Hepileri


Octavian de Valois - Celal Kadri Kınoğlu


Micheletto Corella - Caner Özyurtlu


Ezio Auditore da Firenze - Taner Ölmez



Nostalji, Tebessüm, Hüzün ve Komedi hepsi iç içe..

8




Gamescom fuarında Assassin's Creed Odyssey gösterilmeden önce Ubisoft açıklama yaptı. 2019 yılında yeni bir AC oyunu görmeyeceğimiz bunun yerine ek içeriklerle iki yıl boyunca oyunun besleneceği söylendi ama bir şey vardı ki Origins çıkmadan önce Empire kod adı ile bir üçleme geleceği duyurulmuştu. Yani ufaktan da olsa üçüncü oyun için çalışmalara başlandığını düşünüyoruz. Ortalıkta bir dedikodu dönüyordu; üçlemenin son oyununun Roma'da geçeceği üzerine. Ancak Assassin's Creed 2'deki Desmond'un gördüğü sembollerde Roma'ya dair bir ipucu söz konusu değil. Peru, Çin, İnka toprakları, Japonya'nın sıradaki oyun olma ihtimali de var. Assassin's Creed III'ün introsunda da üç sembolün sonuncusu olan Torii sembolü bize Japonya'nın Ulu Kapılarını aktarıyordu. Semboller de sırası ile Mısır ve Yunanistan olarak doğrulanmıştı ki öyle de oldu. Yakında açacağımız sembol konusu ile daha net öğrenmiş olacaksınız. Şimdilik beklemede kalın.

9



Oyundaki mitolojik karakterler gerçekliği bozuyor mu sorusunun yanıtını bu oynanış videosunda bulacaksınız.





10



Trailer hepimizi tarihi bir yolculuğa çıkaracak. Pisagor'un üçgeninden, Desmond'un bilmecelerine. Bilmecelerden piramit şekline oradan da Origins'e..

Bir iki değişik sahne dışında trailer'lar aynıdır. Karakterinizi seçip izleyin.


Kassandra




Alexios


Sayfa: [1] 2 3 ... 23