İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - kaskal

Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 123
21
Bildiğim kadarıyla DLC'ler için tr yama yapılmadı.

22
Assassin's Creed Odyssey / Ynt: Naval Hakkında
« : 18 Ağustos 2018, 19:13:23 »
Evet gemi savaşlarının açık dünya olacağı söylendi.

23
Tabi ki. Ama anladığım kadarıyla dizinin dili çok fark etmiyor. Ne de olsa olayları biliyoruz.

24


Odyssey'de bizi kültürel zenginlikler bekliyor. Heykeltraşlar, tiyatro, müzik, duvar resimleri ve AC: Brotherhood'un özlediğimiz atmosferi.. Juan Borgia'yı öldürürken içinde bulunduğumuz şarap tanrısı Dionysos için verilen şenlikler.. Masonların ilham aldıkları ayinler.. Ayrıca Roma mimarisi ve taşları dor, ion, korint stünlarından gelmektedir. Kuzeyden gelen Dor istilaları polis devletleri tarafından bastırılıp Yunan toplumunun köleliği oluşturmasına büyük etkisi olmuştur. Bu stünlar da zamanla dünyanın dört bir yanına yayılmış ve imparatorlukların mimarisi haline gelmiştir. Origins'te gördüğümüz Mısır mimari gene Yunanistan'dan gelmedir. Bizleri medeniyetin beşiğine götürecek olan Odyssey'in videoları gelmeye devam edecek. Perikles dönemine hızlı bir bakış...




25



Hoş geldiniz. Konumuz spoiler içeriyor baştan uyaralım.


Assassin's Creed'in bazı belli büyük taşları vardır. Desmond, William Miles, Animus, Abstergo, Ezio, Juno, Isu gibi ve bunların biri çıktığında oyunda bir evrilme, düşüş ya da gelişme görülür. Desmond'un yokluğu hepimizi üzmüştü zamanında. Bazı oyunlarda göndermelere de tebessüm etmiştik. Bu yazıda bu büyük taşlardan birine daha veda ediyoruz. Son yıllarda AC'nin çizgi roman serilerinde ilginç şeyler oldu. Biz bunların öncelerini oyunlardan gördük ama çoğumuz çizgi romanları edinemediğimiz için oyunları hep eksik bulduk. Aslında Lineage gibi önce bir film yapıp ardından oyun çıkardıkları gibi uzun bir süredir Ubisoft önce oyunu yapıp sonra çizgi romanları satıyordu ve çizgi romanlarda hep bir oyundaki karakterlerin önemli bir yeri vardı. Sanki oyunun sonu oyunda olmalıymış gibi hissettiriyor. Bir örnek vermek gerekirse Origins'te Cleopatra'nın ölümünü bekledik ama bu sonradan çıkan Assassin's Creed: Origins çizgi romanında gerçekleşti. Bunun gibi başka örnekler de var biraz araştırırsanız bulabilirsiniz. Şimdi de AC evreninde bazı gelişmeler oldu bunları paylaşmamızın gerekli olduğunu düşündüm. Kiminizi üzebilir, kiminizi mutlu edebilir, kiminizi de hiç ilgilendirmeyecek belki ama ben gene de paylaşmak istedim.

Assassin's Creed Syndicate'in sonu ile bağdaştırmak gerekiyor bu bölümü. Profesör Alvaro Gramatica, Isu DNA'sı kullanarak bir beden klonlamaya çalışıyordu.


Violet de Costa, Juno için çalışıyordu. Syndicate'in sonunda Violet, Juno için endişelendiğini söylemişti. 


Violet bir Instruments of the First Will üyesiydi; Order of Ancients ve Cult of Kosmos'un soyunu sürdürüyordu. Bir anlamda Juno'nun müritleri de sayılırlar. Başlarında da Abstergo tarafından ele geçirilen ve büyütülen Desmond'un oğlu Elijah vardı.



Suikastçı Kardeşliği de Hidden Ones'un gelecekteki adları idi ve başlarında William Miles vardı.

Assassin's Creed Uprising çizgi roman serisi Unity ile birlikte başlayan Phoenix Project'in sonunu (Anka Projesi) ve oyunun günümüz bölümlerini bize sundu.

Black Cross gibi tapınakçı büyük üstadlarından, Inner Sanctum of the Templar Order üyesi olan Laetitia England, Juhani Otso Berg, Simon Hathaway, Alfred Stearns, David Kilkerman, Mitsuko Nakamura ve Agneta Reider gibi tapınakçı liderlerinden bu sayede haberimiz oldu. Alan Rikkin ya da Warren Vidic'in hiçbir şey olmadıklarını bunlar sayesinde öğrendik.

Isu üyelerinin hikayelerine değinecek olursak da

Juno'nun babası Cronus(Saturn)'un insanlar tarafından öldürülmesinin ardından Juno'nun en büyük düşmanımız olması,


Consus(Prometheus)'un mitolojideki gibi tanrılardan ateşi çalıp insanlara hediye ederek İnsanların koruyucu titanı olması ve çizgi romanlarda ne zaman suikastçılarımızın yardıma ihtiyacı olsa Consus'un belirmesi gibi olaylardan da bu sayede haberimiz oldu.


Juno, 2015 yılına kadar bir İttifak oluşturma konusunda Tapınakçılar ile temasa geçti. Yeni bir Dünya Düzeni'nin ortak hedefleri nedeniyle, böyle bir ittifak onların ortaklaşa çıkarlarının en iyisi olarak ortaya çıktı. Da Costa ve Gramatica'nın Phoenix Projesini kullanarak, Gri'den kaçmak için bir Isu bedenini yaratması için Kefen'i getirmelerini istedi. Kefen'i bulma konusundaki soruşturması sırasında Juno, Jacob Frye ve ikiz kız kardeşi Evie'nin anılarını araştırırken bir yandan da onları şu anki soruşturmasından uzaklaştırıp zamanında başka bir yere göndermişti. Juno, sadece kendisi hakkında değil, aynı zamanda bir suikastçının Alman casusunu avlayıp öldüreceğini ve dünyayı kurtaracağını da söylemişti. Ve öyle de oldu. Alman casusu bir sage idi. Juno'nun planları ilerledikçe, Tapınakçılar, Koh-i-Noor'ı geri almak ve bir Sage olmaktan ötürü Birinci Uygarlık DNA'sını içeren Desmond'un oğlu Elijah'ı getirmeye koyuldu. Tapınakçılar onu rehin tutan Alvaro Gramatica laboratuvarını işgal etti ve devraldı. Alvaro, Elijah'ın kemik iliğinden İlk uygarlık DNA'sını çıkardı ve Isu fetüsünün olgunlaşma oranını hızlandırmak için Juno'yu yetişkin bir Isu'ya 24 saat içinde dönüştürmek için Kefen'in iplerini kullandı.

Consus Juno'nun karşısına çıktı ve ona asla kazanamayacağını söyledi. Juno, yeni bir vücudu olduğunu, Koh-i-Noor ve Charlotte'un kafasının içinde olduğunu tekrarlarken, Consus Charlotte'un iradesinin Juno'dan daha büyük olduğunu ve bu yüzden kaybedeceğini söyledi. Olgunlaşmaya başladıktan sonra Juno, Gramatica ile konuştu ve nihayetinde, Eliyaj'ın annesinin katillerinden intikamını alması, Richmond'u bir tornavidayla bıçaklayıp Charlotte'un Juno'yu öldürmesine yardım etmesiyle Violet'in korkuları haklı çıkmıştı.

Juno serinin en önemli kötü karakteriydi. Baş düşmanımızdı. Ancak Juno öldürüldü. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz. Sizce Juno'nun sadece bedeni mi öldü yoksa ruhu da kendiyle birlikte yok oldu mu?


26
Her şeyden önce ihtilal yıprattı Fransayı ve yakın çağdan sonra hiçbir zaman Kanada'da galibiyet kazanamadılar İngilizler'e de defalarca kez yenildiler.

27
Film değil mini dizi bu arada. Charles 2 gibi.

Oyuncuları efsane ama

Christian Clavier
Gerard Depardieu
John Malkovich..

Normalde bu isimlerin biri bile yeter. Benim de aklımda ulaşabilirsem seve seve paylaşırım.

28
Aslında Lanz gibi templar ajanlarını koymak istemiştim uygun boyut bulamadım ve beğenmenize sevindim.

29
Genel Sohbet / Ynt: Güneşin Varisleri
« : 07 Ağustos 2018, 02:35:21 »
E bu Dark Souls'un karakteri abi o zaman tarihi bir gerçekliği yok?

30




Herkese merhaba arkadaşlar. Oyunla ilgili son zamanlarda serinin gidişatının yanlış yöne gittiğini düşünenler ilk oyunların fanları belirmeye başladı ve oyunu gömüyorlar. Bunun da nedeni saf suikast hissinin kalmadığını iddia ediyor olmaları. Bu konumuzda Sydicate, Origins, Odyssey gibi oyunlarda eski oyunların hissiyatını nasıl alacağınızı anlatacağız. Eğer harfi harfine uygularsanız suikastçılık hissine varabilirsiniz.







Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ben sıkı bir AC fanıyım. Eski oyunları da sizler kadar çok seviyorum. Burada yeni oyunları överek sizin beğeninizi kazanmaya çalışmayacağım. Zor bir şeyi nasıl kolay hale getirebiliriz biraz bundan bahsedeceğim.







Bir kere stratejik düşünmek işimizi en çok kolaylaştıracak olan şey. Avantajımız Unity ile birlikte başladı aslında. Unique Kill denemeleri ile hedefe birden farklı yoldan ulaşma seçenekleri ile oyuncuların kafasında bu plan kurma havasını yarattılar oyunun ilk değişimini bu noktada işlevsel buldum. AC 2'deki geminin içindeki Savonorola'nın tüccarlarından birine düzenlenen suikast çok zordu ve bir o kadar da eğlenceliydi. Çünkü tespit edildiğimiz an Failed Synchronization to% bilmem kaç oluyordu. Yakın Çağ ile birlikte başlayan dönemlerde barut kullanıldığından eğer seviyemiz yetersizse anında görülüp tüfekle indirilme riskimiz artıyordu. Bu oyunu daha heyecanlı hale getirdi ama bir süre sonra zorluktan kaçma eğilimimiz olduğu için ya da tüketim hazzımız; tüfeklerden koşarak kaçmaya önümüze gelen enemy e saldırmaya başladık. Silahsız yakın dövüş özelliği de buna neden oluyordu.



İlk oyunlarda düşmanı tek hamlede öldürebilmek bize bir kolaylık sağlıyordu ve odağı daha bir suikast üstüne çekiyordu. Kartal Görüşü ile hedefin yerini belirlemek, Senkronizasyon noktalarını açıp target ile ilgili bilgi toplamak için küçük yan görevlere girmek oyundan konsol oyunu zevki aldırıyordu. Peki neydi bu yan görevler? Bayrak yarışı, bıçakla guard öldürme, belirli sürede bir yerden bir yere gitme, mesaj taşıma gibi gibi. Ve bunlara hiçbir şey söylemeden zevkle oynadık. Suikastçı yarışır mı demedik. Oyunun kendi içinde kendini tekrar etme durumu bizi dönemlere ve oynanışa adapte ediyordu. Hatırlarsanız AC 1 ve 2'de atla şehirlere giremiyorduk. AC Brotherhood'da at ile şehre girme sağlandı. Sonra at yok oldu. Sonra AC 3'le at yeniden devreye girdi. Black Flag, Rogue, Syndicate ve Unity'de yeniden yok oldu. Origins ve Odyssey'de atın geri gelmiş olması bizleri sevdiğimiz oyunları hatırlattı ve o tadı biraz da olsun yaşattı. Suyun altına giremiyorduk Black Flag ile ve Rogue ile belirli yerlerde dalabilmeye başladık. Artık istediğimiz alanda suyun altına serbest dalış gerçekleştirebiliyoruz.




Oyunun iyi yanlarını görmek istediğimiz zaman aslında bundan çok var ama herkesin muzdarip olduğu konu level sistemi ve RPG özellikleri...


Rehberimiz burada devreye giriyor.

AC 3 ve Black Flag ile başlayan Craft sistemi zor bir sistem değil sadece uğraş gerektiriyor ki eğer bunları zamanında yapıyorsanız yeni oyunlarda da zorlanmadan istediğiniz kararı vererek gerçekleştirebilirsiniz. Gene aynı engelle karşılaşıyoruz yüksek levela sahip enemy ler öldürülmeden üzerlerinden materyal toplanmıyor.

Oyunun hikayesindeki yan görevleri sıkıcı buluyorsunuz, ayak işi yapmak istemiyorsunuz ki seri boyunca yapmayı kabullendiğiniz bir durum. Enemy'ler ile ilgili bilgi toplayıp bu şekilde düşmana ulaşmak istiyorsunuz. Paldır küldür dalıp kılıç, mızrak kalkan kullanmak istemiyorsunuz. Stealthe önem veriyorsunuz ancak görüldüğünüz an alarm vermeden düşmanı öldürmek zorundasınız.

Önceki oyunlarda çan kesme gibi bir özellik vardı ve sınırsız düşman gelmesini önleyebiliyordunuz. Aslında Origins ve Odyssey'de de buna yakın durumlar söz konusu.


YAPMANIZ GEREKENLER SIRASIYLA ŞUNLAR:

1   - Oyun başladığında hikayeye bağlı olarak gittiğiniz her yerdeki senkronizasyon noktalarını açın, mekanları, bölgeleri keşfedin. Levelınız artacaktır.

2   - Levelınız arttığında haritayı açıp kendi levelınızdan 2 level daha düşük bir bölgeye gidin(Haritada fareyi gezdirdiğinizde bölgedeki askerlerin level ortalaması görünür) ve oranın görevlerini yapın ki bunu oyunun hikayesine bağlı olarak tarikat üyesinin yönettiği bölgeler ve ilk hedefiniz için gerçekleştirmelisiniz yoksa çok ufak levelda kalır ve daha yüksek leveldaki enemylere tek atamaz yakın dövüşe girmek zorunda kalırsınız.



3   - Hedefiniz her zaman sizden daha yüksek levelda olacağı için onun yönettiği bölgedeki tüm yan görevleri o kişiyi araştırmak olarak düşünerek RPG özelliklerini kullanın. Başka bir bölgenin görevini yaparsanız başka bir tarikat üyesi devreye gireceğinden levelınızın yetmediği ölümsüz targetlar(hayvan,insan) karşınıza çıkacaktır.

4   - Targetları kartalınızla bulmak zorunda değilsiniz senkronizasyon noktalarından ya da o bölgede gezerek kendi emeğinizle bulabilir ve daha çok zevk alabilirsiniz.



5   - Levelınızın yettiği maden ya da materyal taşıyan konvoylara saldırın, tek mızraklı ve çift mızraklı düşman kalelerini araştırın ve gizli her sandığı bulun ve mutlaka craft yapın ve damage güçlendirin. Eğer stealth oynama konusunda iddialıysanız shield kasmak zorunda değilsiniz dayanıklılığınız olmasa da olur. Dayanıklılık yakın mesafe dövüş için geçerlidir.


6   - Yetenek puanlarınızı istediğiniz oyun doğrultusunda harcayın. Yakın mesafe dövüş için Warrior'a stealth için Hunter'a ve sabotaj ya da özel silahlar için Seer'a yetenek puanlarınızı verin.


7   - Eski oyunlardaki tadı özlüyorsanız yakalandığınızda bölümü kaldığınız yerden tekrar başlatın. Gizli oynamaya özen gösterin, gerçek bir suikastçı olduğunuzu unutmayın.

8   - Kıyafetler canınızı sıkıyorsa uygun kıyafet alın, değiştiremiyorsanız oyun içinde kendi kendinize kurgu yaratın. Kılık değiştirdiğinizi düşünün, araştırma yaptığınızı düşünün.



9   - Eski oyunlardaki alarm sistemini çan keserek durdurduğumuz gibi bu kez de alarm kulelerindeki yanan bölüme düşman yanaştırmamaya odaklanın ya da set trap diyerek tuzak kurun ve görüldüğünüzde gözcünün tuzağa gidip yakalanmasını seyredin / seyretmeyin.


10   - Öldürdüğünüz adamları mutlaka saklayın, alarm ya da aranma olasılığınız düşer.


11 - Gemi savaşlarında çatışmaya girmek zorundasınız ama bordalama yaparak düşman gemisine çıkıp yüksekten suikastçılığa devam etme şansınız mümkün. Birkaç kez denize atlayıp güverteye pruva ya da kıçtan çıkmanız gerekse bile bunu yapın, iplere tırmanın ve yelken direklerinden suikastlar gerçekleştirin.

12 - Sizi arayan paralı askerlerle dövüşmek zorundasınız bunları Abstergo'nun peşinize taktığı Brotherhood'daki ajanlar ya da Daniel Cross gibi düşünebilirsiniz.



13 - Unutmayın suikastçı olsanız da düşmanlarınız var ve sizi tanıdıkları yerde saldıracaklardır. Savaşırsanız kendinizi asker gibi hissedebilirsiniz. Kaçıp, saklanıp, atlatıp sonra gizlice saldırmanızı öneririz.


14 - Özel görevlerde bazen dövüşmek zorundasınız o zaman da masumları koruyan biri olduğunuzu unutmayın. Kılıcımızı daima masumlardan uzak tutmak suikastçılar için bir ilkedir. Kendinizi bir kahraman gibi hissederek köleler, ezilenler, çocuklar; gariban herkes için etten duvar olmak zorundasınız.


15 - Son olarak oyunun hikayesine bağlı kalın. Hidden Blade'siz assassin olmaz diye düşünmeyin. Antik uygarlıklardaki yokluğu hesap edin. Araştırmalar yapın daha çok zevk almanızı sağlar ve oyunları birbirleri ile ilişkilendirmeyi unutmayın. Odyssey ilk Hidden Blade'in kullanılışına da değinecekse Hidden Blade'i oyunun bir yerinde mutlaka elde edeceğizdir. Darius AC evreninde ilk Hidden Blade kullanan Pers suikastçı bize bu konuda rehberlik edecektir. Origins'te nasıl kardeşlik sembolü bulunuyorsa Odyssey de bize bunun kadar değerli şeyler verecektir. 







Sayfa: 1 2 [3] 4 5 ... 123