İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - wodka

Sayfa: [1]
1
Merhaba arkadaşlar aslında 1092'yi uzun zamandan beri biliyorum fakat üye olmamıştım nihayet oldum ve buraya üye oluşumun 2 amacı vardı biri AC haberlerini takip etmek diğeri ise hikaye yazmak ilk hikayem sevilirse devamı gelir...
Spoiler: Part 1 • Göster
Hava soğuktu rüzgâr iliklerime işliyorken faytonun tekerleklerinden çıkan ses beni sarsıyordu. Hala ne olduğunu anlamamıştım. Yavaş yavaş gözlerim kapanıyor ve açmak için çabalıyordum. Bir süre sonra fayton durdu. Sesler azaldı. Kapı cızıltıyla açıldı ve 2 el beni tutup faytondan indirdi. Ormanın ortasında bir yerdeydik. Hareket etmeye çalıştım ama faydası olmadı bağlıydım ve yorgun...
Sürükleyen adam durdu, etrafa baktım. 7-8 adam vardı ve kılıçlıydılar aralarından birisi cellattı. Belli ki infaz edilecektim. Başımı kütüğe koydular cellat baltayı aldı ve kaldırdı. Baltanın havayı yarma sesini duydum ama ben değildim ölen karşımdaki adamdı. Cellat maskeyi çıkardı o benim arkadaşım Arif'ti. Adamları öldürmeye başladı fakat aniden ormanın içinden 5-6 kişi daha çıktı. Ama onlar bizimkilerdi kurtulmuştum beni yalnız bırakmamışlardı. Zafer bizimdi adamları öldürdüler ve zırh para vb. gibi eşyaları alıp cesetleri gömdüler. İz kalmamıştı kan ve topraktaki kılıç yarıkları haricinde…
Arif benim iplerimi kesti ve ayağa kaldırdı şöyle bir baktı ve :
-Hiç değişmemişsin eski dostum, dedi
-Arif seninde pek değiştiğin söylenemez 1 yıldır görüşmemiştik seni özledim. Görevimi başarmam uzun sürdü haçlı ordusuna yardım eden alçak lordu öldürmekti ilk kaleye sızıp onu gözledim sonra ise yavaş yavaş zamanı saydım sonraysa bummm! Onu öldürdüm. Ama bunca zaman hep eve dönmeyi planladım.

Spoiler: Part 2 • Göster
Burayı özledim Arif, görevim sırasında ilk bir köye girdim. Saatler geçmiyordu. Kardeşlerimizin bulunduğu evi kolaylıkla buldum. Fakat içeriye girdiğimde durum kötüydü Arif. Yaralı çoktu ve durmadan yenileri ekleniyordu. Eğitimleri iyi değildi ve moralleri neredeyse sıfırdı. Korku yoktu ama acıları tazeydi birçok kardeşimiz ölmüştü ve bir çoğu da ölmek üzereydi. Şöyle bir onlara baktım ve “ Ayakta durmalıyız kardeşlerim” dedim. Pek bir faydası olmamıştı. Açıkçası ben de pek tatmin olmamıştım. Onlara bir kez daha baktım. Sessiz fakat vurgulayan bir tonla dedim ki ‘”Kardeşlerim sizler bir suikastçısınız elbet bir gün aramızdan birileri gidecek ve gelecek. Ama hep birileri bu işi yapacak. Yapmak zorunda olacak. Bizde sıradaki kişileriz bunu yapmak zorundayız. Hadi artık yas zamanı değil intikam ve savaş zamanı kılıçlarınızı çekin biz SUİKASTÇILARIZ!”dedim. herkes hazırlandı. Kılıçlar zırhlar ve kapüşonlar kuşanıldı ve planlar yapılmaya başladı…


Sayfa: [1]